Altı Medeniyetin Dünyası - Bölüm 152: Kaybedilen Oğul

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Beğeni : 0
Okunma : 186
Tarih : 8 May 2018 19:08:37

Lordlarının sesini duyan savaşçılar adeta otomatik olarak emre uyacaklardı, bilinçleri aksini söylese de ölüm tehlikesinin içine balıklama atlıyorlardı.

‘’Şefleri de saldırıya geçti, uzaktan atış yapamazlar. Korkmayın düşmanı karşılayın!’’

Alyon’u tanıyan düşman komutanları askerlerine moral vermek için bağırıyorlardı, ağır toplar cepheye indiyse iş bilek gücüne dönmüş demekti.

Tüm çabalarını sarf etseler de geç kalmaktan kurtulamadılar, kuşatma orduları yıkılmış barajdan taşan sular gibi yüksek duvarların içine giriyordu.

Rakibi dar alanda sıkıştırma fırsatını kaçıran Ana Ork Kabilesi, göğüs göğüse savaş durumuna geçmiş, yaka yıka üstlerine gelen orduya karşı kalkanlarını önlerine çekmişti.

‘’Vurun, ezin geçin, gün bu gündür savaşçılarım!’’

Karşılarında beliren kalkan duvarını gören Alyon, duyulduğu zaman insanın içinde dehşet uyandıracak bir ses tonuyla kükredi. Sadece moralleri yükseltmekle kalmayacaktı, saldırının önderliğini alarak ilk ölüm kalım savaşının ganimeti dev savaş çekiciyle nafile çabaları çaresiz bırakacaktı.

‘’Bammm!’’

Çıkan gürültü yeni silahların başında duran Nafız’ın kulağına kadar gelmişti, bir düzineden fazla orkun havaya saçılması da çabasıydı.

‘’Saklanmayı bırak hırsız, öne çık ve adam gibi dövüş!’’

Azgın bir boğa gibi tepinen Alyon, her vuruşundan sonra Ork Lordu Siyahayı’ ya küstahça sesleniyordu. Bir, üç, beş derken Lordlarının önünde bir savaşçı denizi gibi duran orkların içinde, derin bir yarık oluşmuştu.

Peşinden gelen cengâverleri ile beraber hedefine kitlenmiş iri yarı orku durdurmak mümkün müydü? Hemen arkasındaki aile fertleri ile beraber gözlerini, sırtında siyah bir ayı postu olan adamın kellesine dikmişlerdi.

‘’Kapa çeneni çapulcu, senin ellerin benim soylu babama ulaşamaz!’’

Siyahayı’nın oğlu sinirlerine hâkim olamayıp cepheye doğru fırladı, önündeki askerleri hemen kendisine yol açarak karşı yönden gelen düşman komutanına ulaşmasını sağlıyorlardı.

Alyon ile aralarında otuz adımlık mesafe kaldığında genç lordun özgüveni tavan yapmış haldeydi, ömrü boyunca gölgesinde kaldığı babasına kendisini gösterme şansını yakalamışken durmaya niyeti yoktu.

Kuşatma ordusunun komutanı savaşarak geliyordu, o ise önünde ikiye ayrılan savaşçı denizinden tam gaz yüklenmekteydi, çarpışma anında avantajlı olan taraf kendisi olacaktı.

‘’Oğlum dur, hemen geri çekil!’’

Kulağına aniden çalınan seslerin sahibi olan babasının bıraktığı yerde olduğunu düşünen genç lord, duyduklarına şaşırsa da kararından dönmeye niyeti yoktu.

Aslında, hırsla fırladığından iki nefes sonra babası peşine düşmüştü, birkaç kere yakarmasına rağmen sesini evladını ulaştıramıyordu.

Hızını biraz daha arttırarak onu yoldan çevirmek tek şansıydı fakat ne yazık ki geçen seneler orkların da bazı şeyleri kaybetmesini sağlamaktaydı.

Yeterli besini aldıkları müddetçe ölmeyeceklerdi belki ama o gençlik yıllarının dinçliği de uçup gidiyordu yavaş yavaş, işte biraz sonra acılar içinde kavrulacak olan babanın başarısız olmasının tek nedeni buydu.

Oğlu düşmanı ile yüz yüze geldiğinde, iri yarı orkun arkasından en az onun kadar heybetli bir gölge fırladı, normalin çok üstündeki bir büyükte baltası ile beraber vuruşunu yapmaya hazırlanan kişi Yarmagül’ den başkası değildi.

Alyon’ un arkasından gelirken olayları gözlemlemiş, hızla yaklaşan düşmana karşılık verebilmek için babası ile mesafeyi biraz açarak momentumunu korumuştu.

‘’Pofff!’’

Ödül zindanından gelen silah metal zırha vurduğunda, sert bir çarpışma sesi ve etrafa saçılan kıvılcımlar olması gerekiyordu lakin bu sefer beklenen olmayacaktı.

Son sürat çarpışan ikiliden üstün el olan Yarmagül, gelişmiş fiziği ile Kargılı mızrağını düşmanın belinden yukarıya vurduğu zaman, lordun oğlu hava kaçıran balon gibi havalanmıştı.

Etin içeri göçme sesinin verdiği huzursuz edici efekt ile birlikte kanlar saçarak uçan biri vardı sadece, görüntü ürkütücü olsa da Yarmagül’ ün suratında memnun olmadığını bağıran bir ifade göze çarpıyordu.

Hızını, gücünü, tekniğini koyduğu darbenin yarısının boşa gitmesine bozulmuştu iri yarı dişi ork, ilk temas bile düşmanını öldürmeye yetmişken nasıl mutlu olabilirdi Yarmagül.

Olayın gerçekleştiği yere geldiği an oğlunun hayatına son veren vuruşu net bir şekilde görecekti Siyahayı, kafasını çevirerek takip ettiği bedenin yere düşmesi ile çıkan sesin yarattığı kaygı yüzünden okunuyordu.

Ani bir hareketle o yöne hızlandı Ork Lordu, önünün açılmasını beklemeden kalabalığı yara yara ilerledi hayatından endişe duyduğu oğlunun yanına.

Bir on nefes sonra üstüne titrediği, dünyadaki en kıymetlisinin yanındaydı siyah postlu adam, elini korkarak başına koydu, her zaman sevecen bir şekilde okşadığının aksine.

Aklında zuhur eden düşünceleri kovmaya uğraşırken, ufak bir kan akışı, belki acı ile bile olsa derinden verilmiş nefesin sıcaklığını aradı. Hiçbiri yoktu artık, isyan etmek kendisini parçalamak istese de hayat gücü evladının bedenini bir daha dönmemecesine terk etmişti.

Her aklına düştüğünde elinden gelen her şeyle kovduğu düşüncesi, şu anda önünde gerçekleşmiş halde duruyordu. Hep olmasından korktuğu şey olmuştu, dünyada onunla aynı kana sahip son kişide ölmüştü.

Etrafında bulunan savaşçıların bilinçlerini kaybederek yere düşmesi tam da bu farkındalığa eriştiğinde gerçekleşti, Siyahayı’nın yaşlılıktan eski görünümünü kaybetmiş yüzündeki derileri sinirle gerilip, gözlerine kan oturmuştu.

Geldiğinin iki katı hızla düşmanın üstüne yüklendi, hiçlikten elinde beliren gösterişli baltasıyla, ölümün atlarını savunmasız canlıların üstüne süren Azrail gibiydi.

Soy gücünü harekete geçiren Ork Lordu için savaş, topraklar, hâkim olmanın verdiği haz adeta buhar olup uçmuş, yerine içindeki boşluğu dalga dalga dolduran hiddet gelmişti.

İntikam istiyordu, sevdiğini kaybetmenin acısını onun katilinin bedenini parçalayarak çıkarmaktı amacı. Kurbanı ile arasındaki mesafe gitgide azalıyordu, en fazla beş nefes sonra taze kanın, ait olduğu yerden zorla koparılmış etin çıkaracağı sesin verdiği rahatlama onu beklemekteydi.

‘’Gümmmmm!’’

İki silah birbirine çarptığında, darbenin etkisi ile geriye savrulan iki ork ve ortaya çıkan gürültünün görkemine, esen rüzgârla dans eden kıvılcımlar eşlik etti.

Bu sefer beklenen oldu, amaçları farklı iki babanın darbe değiş tokuşu tam anlamıyla saf gücün, ölüm ve yaşam arasındaki ince çizginin resme dökülmüş halini gözler önüne serdi.

Savaşçının Hiddeti’ ne sahip iki savaşçı karşı karşıya idi, merkezini oluşturdukları on adım çapındaki çemberin içinde ayakta kalan iki kişi vardı. Yarmagül ve Han, birbirlerini baskılamaya çalışan bu iki güç karşısında hala bilinçli kalsalar da, en ufak bir harekette bulunmak için bile büyük bir güç harcamak zorundalardı.

Alyon ve Siyahayı, sonucunda birisinin tarih sahnesinden silineceği düellolarına dalmıştı, etraflarında neler oluyor farkına varmaları mümkün değildi.

Şu anda dursalar kaçırdıkları pek bir şey olmadığını görebilirlerdi aslında, iki ordunun askerleri donup kalmıştı, güvenli bir mesafeye çekilmiş bir daha ömürleri boyunca şahit olamayacakları dövüşü izliyorlardı.

Büyülenmiş bu halleri epey sürecekti, ta ki altlarındaki toprak şiddetle sarsılmaya başlayana, hızla bulundukları yere yaklaşmakta olan savaş araçlarının sesi kulaklarını tırmalayana dek.

Çevrelerindeki yüksek duvarlar nedeniyle göremiyor olsalar da iki tarafın dışında başka bir gücün savaş alanına girdiğini kestirmişlerdi, çokta uzakta değildi bu kişiler, hemen surların dışından ilerliyorlardı belli ki.

Tahminleri doğruydu, her çeşit savaş makinası ve taşıma araçları Vahşi Bataklık yönünden surlarda açılan deliğe doğru ilerliyordu.

Birinci ordunun hücuma katılmayan güçleri ile beraber Buz ve Ateş toplarını koruyan Nafız da bu gelişmenin farkındaydı lakin onun gözleri bambaşka bir yere, ikinci ordunun üstüne doğru uçan dev kuşa kitlenmişti.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.

Eflatun

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.