POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Altı Medeniyetin Dünyası Bölüm 216: Geçmişe Dönüş

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 54
Tarih : 01 Kasım 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bu ilk adım ile beraber bedenini bir boşluğun içine düşmüş gibi hisseden Nafız kendinden geçecekti, uyuşmuş bir halde gözünü açtığında ise çok değişik bir yerdeydi.

''Birazdan şefin çadırına gireceksiniz. Çadırdan dışarı canlı çıkmak istiyorsanız, içeride ne olursa olsun sesinizi çıkartmayacaksınız. Herhangi bir emir verilirse, sorgusuz sualsiz uyacaksınız''

Meymenetsiz suratlı bir dişi ork, onunda içinde olduğu bir grup orka doğru bağırıyordu, arkasında yükselen büyük çadırın kime ait olduğunu ise hemen hatırlamıştı Nafız.

“Burada benim ne işim var şimdi, tiplere gene bak şu etrafımdaki.”

Kafasını çevirdiği gibi tanıdık bir yüzü görecekti dişi ork, can arkadaşı Alyon’ un henüz yetişkin olmamış hali karşısındaydı.

''Kapıdan teker teker geçerek içeri girin'' 

Çadırdan çıkan bir muhafız içinde olduğu grubu aşağılar tavırlarla bağırınca Nafız’ın tepesi atacaktı, kafasından ne yapacağını kurmaya başlamıştı bile.

“Artiste bak sen, şunun yanından geçerken bir tane patlatayım da ağzı burnu yer değiştirsin gavatın!”

Kendini neşelendiren dişi ork sırasının gelmesini fazla beklemedi, adım adım muhafızın yanına ilerlerken yumruğunu sıkmak için harekete geçiyordu.

“Ne oluyor lan, sıksana şu yumruğunu!”

Nafız hayretler içindeydi, yumruğunu sıkmak istiyordu ama bunu başaramaması sonucu aptala dönmüştü. Muhafıza bir adım kala başını kaldırıp en azından yüzüne bakmak için hamle yaptı ama ne mümkün, bunu da başaramayacaktı.

“Sakın bana bu bedenin içinde sıkıştığımı ve sadece olanları izlemek zorunda olduğumu söyleme!”

Neler döndüğünün farkına varan Nafız lanet edercesine söyleniyordu, ork olarak doğduğunun ilk günlerinde başına gelenleri izlemeye zorlanıyordu şu sıralarda.

“Şu alıma şu çalıma bak, elimin tersi ile canını alabileceğim adamların önünde neden titriyorum ki?”

İçerideki izleyici sinirli olsa da bedenin asıl sahibi olan yeni doğmuş Nafız korkudan titremesini durduramayacak kadar güçsüzdü, onun bakış açısına göre, en ufak bir terslikte canını kaybedeceği bir durumun içindeydi çünkü.

 ''Kabile şefimizin torunu gücünüzü test edecek, şefimizin oğlu görevinizi belirleyecek ve şefimiz ölene kadar taşıyacağınız isminizi bahşedecek.''

İsim verme töreninin başladığını ilan eden duyurudan sonra ilk ork şefin ezik torunun önüne doğru yürümüştü, çadırı inleten bir tokat zavallının suratına inince dayanamayıp yere düşecekti.

“Ne yapalım durum buysa sadece bekleyeceğim, sıram gelince Levazım bölüm şefi tarafından kurtarılacağım ne de olsa, nasıl bir illüzyona düştüysek artık.”

Nafız nerede olduğunun gayet farkındaydı, bu kadar özensiz bir illüzyonun onu aldatması zaten mümkün değildi.

Onu tek rahatsız eden, içinde sıkıştığı bedenin sahibinin hissettiği tüm duyguları sanki kendi yaşıyormuşçasına hissetmesiydi. Aklı ona her şeyin sahte olduğunu söylüyordu lakin ruhu, yeni doğan Nafız’ın hislerini adeta kamçı gibi vuruyordu kalbinin üstüne.

“İyice daral geldi, şu iş bir an önce bitse çok iyi olacak!”

Bekleyişin verdiği gerginlikle birleşen, kendisine ait olmayan bir korkunun siyahı üzerine çökmüştü, yavaş yavaş bu hissin damarlarında süzerek tüm bedenini dolaştığını hissedebiliyordu Nafız.

Şefin torunu Kalındiş yemek yemek için ara verdiğinde sıranın kendisine geldiğini anladı dişi ork, yavaşça sadist ritüelin gerçekleştirildiği yere doğru yürümeye başlayacaktı.

''Bu zavallı varlığı buraya getirme cüretini nasıl gösterirsiniz''

 ''Önce bunu bir tokatla öldürücem, daha sonra bu kabahat kiminse onunla ilgilenicem.

“Oh be nihayet bitti, şimdi bizim Domuzkuyruk öne çıkıp beni kurtardıktan sonra Sangre …”

Tüm düşünceleri donmuştu Nafız’ın, geçmişte levazım bölümü şefi onu kurtardıktan sonra yerde korku içinde beklerken, onu gelip alan orkun kim olduğunu istem dışı olarak hatırlamıştı çünkü.

Kafası allak bullaktı, geçmişin tüm anıları kapağı yıkılmış bir barajın suları gibi zihnine hücum ediyordu.

“Şakkk!”

Büyük bir gürültü ile beraber kalbinin acısına bedeninden gelen yardım çığlıkları karıştı, ne yazık ki bu sefer Kalındiş’ in eylemlerine karışan kimse yoktu.

Canı çıkmak üzereydi Nafız’ın, Mora’nın mirasını devralmadan önceki cılız bedeni ile yetişkin bir ork olan şefin torununun öfke dolu darbesini almıştı.

''Levazım, bokçu''

Şu anda can çekişiyordu ama bu kimsenin umurunda değildi, Kaplanyürek ağzının kenarıyla söylemişti onun görevini.

Zar zor duydu bunu Nafız, bedeni ölümün eşiğine gelmişti, nefes alırken çektiği acıyı şu güne kadar hiçbir şekilde tecrübe etmemişti.

 ''Titrek''

Şef Ayıboğan geçmişte olduğu gibi ona ismini veriyordu, ömrü boyunca kimsenin ona bir kere daha hitap etmeye cesaret edemediği bu ismi, ikinci defa duymak zorunda kalmıştı dişi ork.

Son nefesini verecekmişçesine yerde kıvranan bedenin aksine, Nafız’ın gözleri öfke içinde kızarıyordu şu anda, içinde derinlere ama çok derinlere gömdüğü bir olayı yeniden yaşamak zorunda kalmıştı.

“Bu orospu çocuğu ne dedi bana, bir daha kimsenin bana o isimle hitap etmeyeceğini söylemedim ben!”

“Nasıl bir cesarettir bu? Bana, Nafız’a böyle aşağılık bir sıfatı layık görebileceğini mi düşünüyor bu soysuz ork?”

Öfke, saf bir öfke yangını başlamıştı ruhunda dişi orkun, kendi farkında olmasa da az önce yerde kıvranarak yatan bedende şimdi iki ayağının üstündeydi.

“Sizi sefil orklar, kendi kabilesini bile koruyamayacak kadar aşağılık ailenizin eğlencesi olarak benimle oynayabileceğinizi mi sanıyorsunuz?”

Cılız dişi orkun bağırması çadırın içinde yankılanıyordu, Nafız içinde olduğu bedenin dışına taşmaya başlamıştı artık.

“Muhafızlar, öldürün!”

Kaplanyürek, duyduklarından sonra bir an dahi tereddüt etmeden emrini verecekti.

“Durun!”

“Baba, bunun cezasını ben vermek istiyorum. Ailemize ettiği lafların cezasını tam olarak çekmeli, emin olun ona yapacaklarımdan sonra herkes bir ders alacaktır. Bundan sonra değil aynı lafları etmek, aklından bile geçirmeye cesaret edemeyecek kimse!”

Şefin torunu kahramanca bir konuşma yapmıştı, göğsünü gererek, adaletin yılmaz savunucusu tarzı pozlar veriyordu.

“Sen mi yapacaksın bu dediklerini veya bu çadırın içindekiler mi? Güldürme beni piç kurusu, değil siz, tüm Ork Stepleri gelse dahi bugün benim önümde kimse duramayacak!”

“Kulaklarınızı iyice açın ve öğrenin, benim adım Nafız, Kan Tanrısı Nafız!”

Konuşması bitir bitmez yerinden yıldırım gibi fırlayarak Kalındiş’ in boynuna saldırdı dişi ork, kimse ondan böyle bir hamle beklemediği için bir nefes sonra amacına ulaşacaktı.

“Ruhun Kirleri Zindanı Tamamlandı!”

Hırs içindeki Nafız, pençeye dönüşmüş elleri ile Kalındiş’ in boynunu kraker gibi kırmadan önce kulağında en son duymak istediği sesi duyacaktı.

“Ulannnnnnnn, zamanı mıydı şimdi bunun? İki dakika daha bekleyemedin mi? Zindan kere ben senin!”

Girdiği koridorun için gözlerini açan dişi ork atamadığı öfkesini etrafa saçmaya başlayacaktı, bilekliklerinden çıkardığı iki kamçıyı delicesine sallayarak duvarları inletiyordu.

Bir on dakika bu şekilde geçilirken Nafız’ın harareti ancak normale dönmüştü, yapacak bir şey olmadığından söylene söylene zindana ilk girdikleri yere gelecekti.

“Hoş geldin!”

Yaşadıkları yetmezmiş gibi geldiği yerde onu tanıştıklarından beri ısınamadığı druid bekliyordu, yüzünde koca bir gülümseme ile ona seslenmesi bile zorla yatıştırdığı duyguları yeniden kabartmıştı.

“Sen ne zaman çıktın illüzyondan?”

Ters bakışlarını sert sorusu ile tamamlayan dişi ork, kendisinden önce denemeyi tamamlamış Ainle’ ye zorbalık yapmanın peşindeydi.

“Tam bilemesem de, sanırım yarım gün geçmiş olmalı!”

Cevap karşısında şaşıran Nafız, bunu belli etmemek için hemen yeni bir tane soru yöneltti genç druide

“Ne ile karşılaştın?

Karşısındakinin amacını bilse de gayet kendinden emin bir şekilde duruyordu Ainle, önce derin bir nefes çekip ardından yavaşça konuşmaya başladı

“Sizinle ilk tanıştığımız günü yeniden yaşadım, bizi dövdünüz ve büyükler gelip canımızı kurtardı. Aslında denemede söyleyip ruhumun kirlerinden bir nebze arınsam da, burada aynı sözleri yüzüne söylemek zorunda da hissediyorum kendimi.”

“O gün yaptıklarım için çok özür dilerim!”

Genç druid özüne ters hareketinin yarattığı kiri çözüp atmıştı ruhundan, artık karşısındaki orkların o günlerde hayalinde canlandırdıkları gibi kişiler olmadığını biliyordu.

 Bunu gören Nafız da zamanını druidin üstüne giderek harcamamasının sadece israf olacağını anlamıştı, daha fazla onunla uğraşmadan kendi deneyimini sindirebilmek için bir kenara çekip oturacaktı.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Garip değil mi? Hatıralar mutluluk vericidir ama bazen hatırlamak intihar sebebin bile olabilir

SIGMUND FREUD

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)