POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Altı Medeniyetin Dünyası Bölüm 225: Lord Galeno

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 58
Tarih : 21 Kasım 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

O gece bir daha ağızlarını açmadı iki arkadaş, çok eskiden, Ayıboğan’ın kabilesini ele geçirdikleri zamanki gibi bir köşeye kıvrılıp uyudular aynı mekânın içinde.

Yarayı kaplayan iltihabı temizledikten sonra, ona iyileşmesi için biraz zaman verilmesi gerekiyordu ve içinde oldukları durumda güncel konulara odaklanmaları hayati önem taşımaktaydı.

Sabahın ilk ışıkları Vahşi Bataklık kıtasının üzerine vurduğu sıralarda, orkların yeni üssünün uzağında bir kadın, etrafı büyük güvenlik önlemleri ile donatılmış askeri üsse yaklaşıyordu.

Tüm geceyi yürüyerek geçiren bu kişi bitap düşmüş bir haldeydi, etrafını çeviren muhafızların sorularına sadece elindeki mührü göstererek yanıt verebilmişti.

Başka çaresi de yoktu aslında, konuşmak için gerekli olan organı ondan zorla sökülüp alınmıştı. Burnu bir karış havada çıktığı üsse, en kötü kâbusunda bile rastlayamayacağı hakaretle uğramış bir halde dönmüştü.

“Gregoria güzel yeğenim, sağ salim döndün bana en sonunda!”

Lord Galeno, yüzünde gülücüklerden bir güneş açmışçasına şen bir ifade takınıyordu, koşarak uzun süredir esir olan yeğeninin yanına geldi, ilk düşündüğü şey gönderilen kuvvetlerin verdiği görevi başarmış olduğuydu.

Bundan sonra bir ışınlanma mücevheri aracılığıyla Gregoria’yı yanına, onun güvenli kollarına yollamış olmaları gerekiyordu, akla gelebilecek en makul açıklama buydu ona göre.

Çok da haksız sayılmazdı yaşlı adam, yeğeni bir ışınlanma mücevheri kullanmıştı lâkin bunu kendi askerleri değil bizzat en büyük düşmanı olan Nafız vermişti Gregoria’ ya.

Genç kızın halini görünce bir an duraksayacaktı Lord Galeno, yeğeninin yere eğilmiş başı ve ölüm kokan aurası ters giden bir şeylerin habercisiydi.

“Herkes dışarı çıksın, çabuk!”

Kumandanın hışımla bağırdığı yer, kendisine tahsis edilen büyük villanın girişinde bulunan geniş bahçe kısmıydı, afallayan hizmetli ve askerler önce ne yapacaklarını şaşırsalar da, yaşlı adamdan yükselen öfke dalgalarını hissettikleri an da kendilerine en yakın yerden kaçmaya başladılar.

“Gregoria bir tanem, kardeşimin emaneti ne oldu sana?”

Cevap vermedi genç kadın, bedenini saran bir titremenin haricinde put gibi duruyordu olduğu yerde. Galeno bunun üstüne iki elini uzatarak yeğenini omuzlarından kavradı, amacı onun iyi hissetmesini sağlamaktı fakat Gregoria’nın boğazından gelen bir inleme sesinden sonra eli ayağı boşalacaktı.

Enerjisini aktarmasına gerek yoktu, boyun bölgesindeki çürükler ve duyduğu ses sonrası her şeyi çözecekti ordu komutanı. Ayağı ile bastığı yer çatlamaya başlamıştı, blöf olarak gördüğünün gerçek olmasının üzerine bir de yeğenine işkence yapıldığını anlaması sonrası, kendini sınırlamadan öfkesini dışa vuruyordu Galeno.

“Tüm sınır ve destek birimlerine haber verin, ellerindeki savaşçıların üçte ikisini yarın sabaha kadar hazır etsinler. Gün bir daha doğduğunda, o sefil orkları kendi ellerim ile ezmeye gideceğim!”

Tüm süreç boyunca sakinliğini ve ihtiyatlı tutumunu kaybetmeyen Lord Galeno, gözünü bir delilik için karartmıştı, emrindeki güçlerin büyük bir kısmını alarak yeğenlerinin hayatını bitiren orkların kökünü kurutmaya gidiyordu.

Cehennem Diyarı adına bölgeyi işgal eden Kara Zambaklar kaotik zamanlar yaşarken, Alyon ve Nafız çoktan uyanmış altlarındaki iki komutan ile atacakları adımları konuşuyorlardı.

“Jurij, bugün akşam olmadan burayı terk ediyoruz!”

Alyon’da dâhil olmak üzere odanın içindeki üç kişi, hayatlarındaki en tuhaf şeyi duymuş gibi dişi orka bakıyorlardı zira onca zaman ölümüne savundukları noktayı büyük zaferlerinin ertesi günü terk edeceklerini öğrenmişlerdi.

“Bakmayın suratıma öyle sizi alıklar, bugüne kadar yaptıklarımız çok iyiydi ama inanın bana asıl eğlence şimdi başlıyor!”

Limitlerine kadar zorladıkları tecrübeli komutanın bardağını taşıracak son damlayı dün gece yollamıştı Nafız, bunun geri dönüşünün daha önceki saldırılardan tamamen farklı olduğunu çok iyi biliyordu.

“Efendim, hareket planımız nedir?”

Tilki Jurij, adına yaraşır bir şekilde duruma ilk uyum sağlayan kişi olacaktı, neden ve nasıl demeden önce alacağı emrin içeriğini sormuştu.

“Hedefimiz, Kara Zambakların kuşattığı bölgedeki sınır karakolları ile destek karargâhları olacak, yanılmıyorsam Galeno büyük bir kuvveti de peşine takarak en geç yarın buraya gelecektir!”

“Şu anda sinirden deliye dönmüş olmalı, olabilecek en kısa yoldan getirecek birliklerini, biz ise etraflarından dolanarak savaşçı sayısı azalmış noktaları bir bir yakıp yıkacağız!”

“Gece olunca, önce Ork Stepleri sınırına doğru ilerleyip bir yay çizeceğiz, düşman kendi topraklarını terk ettiği an ise iki kola ayrılarak hızla hedeflere saldırmamız gerekiyor!”

“Jurij, sen ve Alyon sınır karakolları ile ilgileneceksiniz; bu sırada destek karargâhlarını indirme işini de, Dimitar ile beraber ben üstleneceğim!”

Nafız’ın bir solukta anlattığı planı sindirmeleri için biraz zaman gerekliydi masanın başındaki diğerlerinin, öyle ki onlara düşen görevlerin korkusundan nakış gibi işlenmiş arka planı düşünemiyorlardı bile.

Ne kadar müttefik olarak görünseler de, komşu iki işgal bölgesinin sahipleri özünde birbirlerinden hiç haz etmiyorlardı. Nafız, Boz Sırtlanların tüm kuşatma gücünü silse dahi, Galeno sadece sembolik bir destek gösterisinde bulunacaktı.

Bu olduğunda, iki orkun önderliğindeki Druid Kurtuluş Ordusunun kalan üç bölge için tehlike olarak görülmeye başlanması kesindi, dikkatleri üzerlerine çektikleri için hareket alanları epey daralacaktı.

İki uyumsuz oluşuma aynı anda saldıran Nafız’ın amacı, yutabileceğinden büyük bir lokma ısırmak değildi, küçük küçük kopararak çiğneyecekti hedefindeki düşmanlarını.

“Size teslim ettiğim toz iksirleri, söylediğim gibi tüm bölgeye yaymaya devam ediyorsunuz değil mi?”

Daha önce Boz Sırtlanlar adına savaşan iki komutanın çözemediği bir gizemde, dişi orkun bittikçe alanlar arası halkasından çıkardığı kan kırmızı renge sahip tozlardı. Gece gündüz demeden, birliklerindeki askerlere bu tuhaf iksirleri toprağa serpmelerini emretmişlerdi, ölümüne merak etseler de sormaya cesaret edemedikleri bu olayın nedenini, hayatın doğal akışı olarak kabul etmekten başka çareleri yoktu.

“Hadi yeter bu kadar çene çalındı, herkes işinin başına, marş marş!”

Vakit dar, yapılacak iş ise bir hayli çoktu. Kalkmak için izin aldıklarında, iki komutan kıçlarına nişadır sürülmüş gibi tam gaz çıkış kapısına doğru hızlanacaklardı.

“Alyon, planın başarıya ulaşması için sana düşen kısmı halledeceğine eminim. Kıtanın kuzey ucunda buluştuğumuzda, bana olabilecek en iyi Alyon’u göster tamam mı?

Arkadaşının amacını anlayan iri yarı ork, sadece parlak bir gülümseme ile cevap verdi, oyuncak gibi elinde taşıdığı yeni silahını da yanına alarak, biraz sert bir şekilde dertleştiği Nafız’ın yanından ayrılacaktı.

Birbirlerine, kemiğe kadar işlemiş bir nefretle düşman olmuş iki cephede hazırlıklar tüm günü boyu sürecekti, aynı topraklarda bulunan fakat yaşanan olaylardan tamamen kendini izole etmiş bambaşka bir yerde ise ilginç şeyler oluyordu.

“Komutanım! Kara Zambakların Kuşatma Kumandanı Lord Galeno’ nun, güçlerinin büyük bölümünü toplayarak bölgemizde bulunan Druid Kurtuluş Ordusu’nun üzerine yürüyeceğini öğrendik!”

Altın varaklarla süslenmiş yüksek ahşap kapının tek kanadını açan asker, tedirgin bir şekilde konuşmuştu, çeşitli tablolar ve ağır kadife perdelerle süslü duvarların kasveti onu boğuyor gibiydi.

İçine girdiği odanın ortasında, yan yana en az on kişinin beraberce yatabileceği kadar büyük bir yatak göze çarpıyordu, onu çevreleyen kırmızı tül hafifçe aralandığında ise haber getiren ulak neredeyse düşüp bayılacaktı.

“S..ktirme bana Lordunu da gücünü de, yesinler birbirlerinin başını köpekler!”

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Zafer esnasında uyguladığım taktikleri herkes görebilir, ancak kimsenin göremediği, zafer yolunu açan stratejilerimdir.

Sun Tzu

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)