POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Altı Medeniyetin Dünyası Bölüm 240: Druid Köyü

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 236
Tarih : 26 Aralık 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Ziyafetin verildiği büyük salona döndüklerinde ortamın çok sessiz olduğunu gözlemledi Nafız, sadece birinin ağzını şapırdatarak yemek yemesinin sesi çınlıyordu sanat eserleriyle süslü duvarlarda.

“Bataklıkta mı yürüyorsun be adam?

Durgun bir gerginliğin hissedilmesinin nedenini gören dişi ork, arkadaşına doğru bağırdı ancak masanın başına çöken orkun ona cevap vermeye niyeti yok gibiydi.

“Alyon ne yapıyorsun?”

Nafız gelip kafasına hafiften vurunca, kır saçlı ork savaşçısı girdiği hipnoz durumundan çıkacaktı

“Of ne güzel yemekler yapmışlar!”

Sos içinde kalan ağzını deri zırhının koluyla silen Alyon, bir gözü henüz yiyemediği yemeklere bakarken hızlıca konuşuyordu.

“O gösterdiğin beyaz şeyler çok ufaktı, madem hepsinden sınırsız bir şekilde yiyebiliyoruz neden tüm masayı tabağım yapmayayım diye düşündüm ben de!”

İşte olanların kısa özeti buydu, hoş nağmelerin yankılandığı elit bir ortamda barbar ork savaşçısının yüksek tondan çalan yemek yeme sesleri tüm ahengin içine etmişti.

“Sofranın yarısı bitmiş, kalk başından da diğer insanlarda gelip bir şeyler alabilsinler! Bu arada, bizim druid nerelerde göremedim onu?”

“Tamam be, bir ağız tadıyla yemek yedirmediniz adama!”

“O cılız velet kendisine benzeyen başka druidlerle beraber ayrıldı!”

Alyon yarı gönülsüz olarak, uzun süredir çöreklendiği sofranın başında kalkarken hala söyleniyordu, kır saçlı ork dünyaları yemesine rağmen gözü arkada kalan yiyeceklerdeydi.

“Üstat!”

Leonardo dişi orkun tonlamasından aslında ne demek istediğini anlamıştı, eliyle bir heykeli işaret ederek konuşmasına devam edecekti.

“Ben buraya gelmeden önce, ne yazık ki pek çok druid yakalanıp bilimsel araştırmalar için deney olarak kullanılmış. Şu anda ise onlar bizim tutsağımız değil misafirimiz, bu gördüğün eserde ölen soydaşlarını anmak için druidlerin yaptığı bir heykel!”

Dağınık saçlı adam sözlerinde samimiydi, işgal ettikleri bölgenin önceki yöneticileri bilimsel ilerleme adına hiçbir şeyi gözü görmeyen insanlardı. Makineler İmparatorluğu okullarında ne öğrenmişlerse yargılamadan uygulayan bu kişilere göre, yaptıkları vicdansızlık değil sadece ilerlemek adına ödenmesi gereken bir bedeldi.

“Madem öyle ben de bir gidip bu druidlerle görüşmek isterim, mümkün müdür acaba?”

Nafız bu akşamlık göreceğini görmüştü, ortamın Alyon’u kaldırmadığını da sezdiğinden bir an önce buradan ayrılmak istiyordu.

“Tabii ki, sizin için ayarladığımız konut da çok yakın bir yerde zaten!”

Leonardo önderliğinde konuta girdikleri yolun ters istikametinde başka bir patikadan ilerlemeye başladı iki ork, yol iki kişinin yürüyebileceği kadar dar olmasına rağmen kenarlarına dikilmiş kaidelerin üstü büstlerle süslüydü.

“Üstat, Makineler İmparatorluğu üst kademeleri buradaki eylemleriniz hakkında ne düşünüyor?”

İyi hoş her şey güzeldi fakat Leonardo’nun anlattığı mantaliteye sahip insanların işgal ettikleri topraklarda böyle zararlı bitkilerin büyümesine izin vermeleri mantığa uygun gelmiyordu.

“Bunu ne zaman soracağınızı merak ediyordum bende!”

Genel havası neşeli olan dağınık saçlı adamın yüzü yere bakmaya başlayacaktı bu dakikalarda, her zaman üzerinde taşıdığı pozitiflik buhar olup uçmuştu.

“Her güzel şeyin bir bedeli olmak zorunda maalesef; ben onlara satmaları için yeni silahlar tasarlıyorum, onlar da benim hayalimi yaşamama izin veriyorlar!”

Üstat Leonardo’nun şehrinin dışı ne kadar parlaksa, içi de bir o kadar karanlıktı, küçük bir cennet için büyük bir bedel ödüyordu.

O kendi prensiplerinden ödün vermek zorundaydı ancak Makineler İmparatorluğu egemenleri gözlerini biraz yumarak hatırı sayılır kazançlar elde ediyordu.

Yolun sonunda yok etmek zorunda kalacakları eşsiz dâhiyi, tamamen kendi kontrolleri altındaki bir cam fanusta yalancı özgürlük ile kandırmışlardı.

“Anlıyorum, bizim burada olmamızın asıl sebebi de bu değil mi?

Kitapkurdu kendisine bu bölgenin iş birliği çağrısını sunduğunda çok şaşıran Nafız için her şey an itibari ile berraklaşmıştı, kafesinden kaçamayan Üstat dışarıdan bir yardım arıyordu.

“Sizi karşı dürüst olacağım, gizli öğrencim Abgesandte sizlerden bahsedince içimde bir düşünce yavaşça filizlenmeye başladı. Bu akşam kendi gözlerimle görünce daha iyi anladım ki, bizim tek umudumuz sizlersiniz!”

Makine İmparatorluğu egemenleri onu bu ıssız topraklara sürdüklerinde rahat durmayacağını gayet iyi biliyorlardı, Ork Stepleri üzerindeki Karsak Ticaret Şehrinin kontrolünü alarak adeta muhafız kulesi vazifesi görmesini istemişlerdi.

Buna karşılık Leonardo’da boş durmamış, gizliden gizliye öğrencisi olarak kabul ettiği ufak çocuğu düşmanlarının arasına casus olarak sokmuştu.

Sonrasında kader ağlarını hızlıca örmeye başlayacaktı, uzun ve çetrefilli yolların sonunda iki tarafında çıkarları birbiriyle uyuşmuş, bir noktada buluşma gereği duymuşlardı.

“Yarın oturur şartları konuşuruz Üstat, yaşananlar bu gecelik yeter bence!”

Ütopya şehre ulaşmak Nafız için bir şey değildi fakat Leonardo’nun gizli odasında gördükleri onu hiç beklemediği bir yerden vurmuştu yine.

“Nasıl arzu ederseniz, istediğiniz yere geldik zaten!”

Patika yolun sonuna gelindiğinde, etrafı ağaçlarla çevrili şehirden izole bir yaşam alanına ulaşmıştı grup, hala gece olmasına rağmen zarif sokak lambaları ile aydınlatılmıştı ortalık.

Daire şeklinde dizilmiş evlerin ortasındaki boşlukta toplanmış druidler, yeni gelenleri görünce hemen onları karşılamak için yanlarına koştular, gösterilen hürmete bakılırsa Üstat Leonardo bu yerleşimde epey popülerdi.

“Beni dinleyin soydaşlarım, işte size bahsettiğim iki ork savaşçısı!”

Grubun önünde Ainle vardı, bir süredir sohbet ettiği druidlere hayranlıkla anlattığı iki kişiyi karşısında görünce heyecanına yenik düşmüştü.

“Üstat hoş geldiniz!”

“Leonardo amca, bize oyuncak mı getirdin!”

Genç druidin hikâyeleri ne kadar görkemli olsa da sonuçta sadece hikâyeydi, izole köyün halkı hayatlarını borçlu oldukları adam dururken kimseye ondan fazla ilgi gösteremezlerdi.

“Gel buraya cılız şey, bize kalacağımız yerleri göster!”

Kısa boylu, dağınık saçlı adamın etrafı bir anda sarılacaktı, Üstat yanında gelen misafirlerini tanıtmak istese de bunun mümkün olmadığı gün gibi meydandaydı.

Leonardo çırpınırken üçlü çoktan ikametlerine ulaşmıştı, kapıyı kapatıp kendilerini bir tarafa attıklarında, Ainle’nin suratındaki tatmin olmuşluğun sembolü olabilecek kadar parlak olan gülüş odayı aydınlatıyordu.

“Hayırdır, ne sırıtıyorsun pişmiş kelle gibi!”

İki ork ve bir druidden oluşan ekibin içindeki en mutsuz kişi Alyon’du, henüz tam doymadan sofradan kaldırıldığı için çatacak yer arıyordu.

“Çok mutluyum, kavgasız gürültüsüz bir şekilde iç içe yaşayan druid ve insanların varlığını bilmek çok güzel değil mi?”

Ainle’nin keyfine diyecek yoktu, Nafız’ da bunun farkında olarak onu bozmayacaktı ancak zihninden geçenleri de engellemesi mümkün değildi.

“Gerçek olamayacak kadar güzel!”

Bu düşüncesini kendisine saklayan dişi ork, yarın ki görüşmeler öncesi biraz dinlenmek istediğini söylediğinde diğerleri de aynı fikirde oldukları belirttiler, druidlerin üstat için yaptıkları gürültü kulaklarına erişirken onlar uyumak için yataklarına çekiliyorlardı.

Uzun ve karanlık gecenin sabahı, sessiz geçen saatlere inat yaparcasına gürültülüydü. Havada süzülen bağırışlara eşlik eden yemek kokuları, sabah kahvaltısı vaktinin geldiğinin habercisi gibiydiler.

Nafız uyanıp kendini dışarı attığında, büyük bir masanın başında uzun kuyruklar oluşturmuş druidleri gördü. Bu manzara ona, Parthenia yolunda rast geldikleri ork topluluğunu ve onların kurtarıcısı olan Asiyürek’i hatırlatacaktı.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsan ne kadar az şeyle idare ederse, o kadar mutlu olur; istekler, ihtiyaçlar çoğaldıkça, özgürlük azalır.

Maksim Gorki

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)