POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Altı Medeniyetin Dünyası Bölüm 241: De

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 249
Tarih : 29 Aralık 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Genç, yaşlı, çoluk çocuk demeden, Druid Köyünde kim varsa sıraya dizilmiş, büyük kazanlardan kepçe ile alınan yiyeceğin ellerindeki kaplara konulmasını bekliyorlardı.

“Bu ne be! Yemek var diye kalktım ama önüme konana bak!”

Bir bu eksikti dedi Nafız içinden, daha önce kendisinin devirdiği çama, bu keser Alyon balta ile girmişti.

“Ne oldu, hayırdır!”

Dişi ork sıraya ilk baktığında Alyon’ un orada olmadığına emindi, şu anda arkadaşı hem kaynakçılık yapmış, hem de tatsızlık çıkarıyordu.

“Sümük gibi bir şey döktü kaba, vıcık vıcık!”

Aldığı cevaptan sonra gülmesine hâkim olamayacaktı Nafız, bir çeşit tahıl lapası olduğunu tahmin ettiği yemeğin arkadaşını soktuğu durum gerçekten komikti.

“Ya oğlum druid yemeği işte, akşamda zeytinyağlı bamya varmış!”

Gülmesinin arasına sıkıştırdığı kelimeler Alyon tarafından anlamlandırılamaz iken, bu durum onu daha da kahkaha atmaya sürüklüyordu.

“Sen gülmeye devam et, ben cüce üstadın evine yemek yemeye gidiyorum!”

İri yarı orkun sağlıklı yaşam temalı kahvaltıyı yemeye niyeti yoktu, dün gece onları buraya getiren yolun başına doğru yürümeye başlamıştı.

Tam küçük taşlarla döşenmiş patikaya adımını atıyordu ki önüne bir anda onlarca druid fırladı, kimisi şaşkın, kimisi kızgın ifadelerle ona bakmaktaydı.

“İzin almadan buradan çıkamazsınız!”

“Delirdin mi sen, kim sana diğerlerinin yanına gidebileceğini söyledi!”

Acı bir gülümseme gelip Nafız’ın dudaklarına konacaktı, tahmin ettiği şeyin bir gerçek olduğunun ispatı tam karşısında duruyordu.

“Çekilin ulan kenara, alırım hepinizi ayağımın altına!”

Açken sen sen değilsin sloganı eşliğinde elini hışımla sallayan kır saçlı orkun yarattığı rüzgâr nedeniyle, önünü kapatanların yarısı çevreye savrulmuştu. Buna rağmen yerlerini hemen yenileri dolduracaktı, temelde korkak olmaları gereken druidler Ana Yerleşkelerini savunmadıkları kadar cesaretle savunuyordu patika yolu.

“Alyon yeter!”

Konuşan kişi, ortamda iri yarı orku durdurma yeteneğine sahip olan tek kişiydi, yanında heyecanla soluyan Ainle ile beraber Alyon’ un daha da ileri gitmesini engellemek için araya girmişti Nafız.

Birkaç dakika sonra kendileri için tahsis edilmiş kulübenin içindeydi üçlü, üç beş çapsızın kendisini engellemeyi başarmasına sinirlenen Alyon trip atarak bir kenarda oturuyordu.

“İstediğin her şey masada var, yemeyecek misin?”

Nafız, alanlar arası halkasından çıkardığı nevaleyi önüne serse de yerinden kıpırdamıyordu kır saçlı ork, anlamlandıramadığı olayı kendisine karşı yapılmış bir hakaret olarak almıştı.

“Efendim, druidlerin bir suçu yok!”

Böyle gergin bir ortamda lafa giren Ainle, boynunu mengene gibi kavrayan elin verdiği hissiyattan sonra konuşmasına devam edemiyordu.

“Alyon!”

Dişi ork bir kez daha araya girmişti, sesinin tonundan bu sefer kızdığı açıkça belli oluyordu.

“Efendim, çok sıkı kurallar var burada. Eğer izin almadan bu köyün dışına çıkan biri olursa, hepsi şehirden atılırlar!”

Kendi kendine sinir harbi yaşayan kır saçlı orkun harareti, duyduklarından sonra bir anda düşecekti, Leonardo’nun onlara gösterdiği ihtimamdan sonra böyle bir şeyin olabileceği aklına dahi gelmezdi.

“Nasıl yani, burada tutsak mıyız biz!”

Çıkardığı ilk sonuç buydu Alyon’ un duyduklarından, istediğin gibi rahatça dolaşamadığın bir yerde tutulmanın karşılığı buydu ona göre.

“Bir bakıma öyle de diyebilirsin, burada Makine İmparatorluğu’nun insanları ile beraber yaşamaları için ödemeleri gereken bir bedel.”

“Davette poz kesiyordu o cüce, yok onlar misafirimiz, yok benden önce şöyleydi böyleydi anlatıyordu ibiş!”

Az önce kafalarını koparmak istediği druidlerin hakkını savunmaya başlamıştı Alyon, ilk bakışta tuhaf gelse de onun geçmişini bilenleri hiç şaşırtmayacaktı bu değişim.

Özgürlük uğruna koca bir kıtayı hallaç pamuğu gibi atanların başını çeken bir kişi, nasıl olurda bu durum karşısında taraf olmazdı.

“Keşke işler senin söylediğin kadar kolay olsaydı be Alyon, sanıyorum ki Leonardo burayı yönetse de otoriteyi elinde tutan asıl kişi o değil!”

“Ainle, git ve bu köydeki en yetkili kişiyi buraya getir!”

Leonardo iyi adamdı, hoştu ama kimse bir sıkıntısı olmaksızın onlarla iletişim kurmaya hevesli olmazdı, özellikle bu kişi Üstat gibi sanat ve bilim insanı ise.

Kısa süre zarfında beyazlar içindeki iki druid Nafız’ın huzurundaydı, suratlarında memnuniyetsiz bir ifade olan ikilinin, nerede olduklarını bilmedikleri her hallerinden belli oluyordu.

“Hoş geldiniz, size birkaç sorum olacak!”

Dişi ork her şeye rağmen güler yüzünü kaybetmemişti, karşısındakiler ile duygudaşlık kurmaya çalışmaktaydı lâkin ne yazık ki bazen işler bu kadar kolay olmuyordu.

“Sen kimsin ki bizi sorguya çekiyorsun?”

Ainle’nin getirdiği kişiler bir kadın ve bir erkekti; bunların içinden, çekik gözlerindeki alaycı bakış dudağının kıvrımındaki ki gizli kibirle aşk yaşayan adam küstahça konuşmuştu.

“Senin ben!”

“Efendim, lütfen!”

Kenarda bekleyen Alyon linç, cılız druid ise soydaşlarının canını kurtarmak için öne atılıyordu ki, önlerinden kırmızı bir ışığın geçtiğini gördüler. Bir nefes sonra kulübenin içi tokat sesiyle inleyince, aynı ışık bir kere daha görülmüştü.

Bu sırada şuursuzca konuşan druid de yerinde değildi, hazan rüzgârlarında süzülen yaprak gibi önce yan duvara, daha sonra tavana çarparak az önce konuştuğu yere geri dönüyordu.

Nafız’dan başka kimse farkına varamasa da, yaşananlar birbiri ile müthiş bir koordinasyon içinde gerçekleşmişti, dişi ork tokadı vurup yerine döndüğü an top gibi duvarlarda seken druid de darbeyi yediği pozisyondaydı.

“Başka sorusu olan var mı?”

Bu, Nafız’ın druidleri ikinci hitap edişiydi, ses tonundan anlaşılıyordu ki aynı terbiyesizlik tekrar edilirse de son olacaktı.

“Yok, efendim!”

Tokatlanan druid yanında baygın halde yatarken diğeri için cevap vermek hiç kolay değildi, elinin ayağının titremesi ona sürekli engel oluyordu.

“Adım Nafız, ben ne sizi besleyeceğim diye abuk sabuk tavizler veren Leonardo, ne de yönetimi ele geçirmek için varlığınızı kullanmaya çalışan diğer mühendislerim!”

“Şimdi, ne biliyorsanız anlatacaksınız bana!”

Ainle’nin içlerinden iki kişiyi beraberinde götürmesi sonrası yavaşça kulübenin etrafında toplanmaya başlayan druidlerin sayısı, tokat sesinin ardından bir anda artmıştı.

Sürekli bir arada yaşadıkları için pasif bir tutuculuk psikolojisi içine giren bu kişilerin amacı, varlıklarından hoşnutsuzluk duydukları orklara karşı harekete geçmekti.

Ne var ki, son sözü ile beraber aurasını tüm köy boyunca serbest bırakan Nafız, onlara bu dünyadaki en önemli gerçeği en hoyrat biçimde gösterecekti.

Elleri ayakları boşalıp dizleri üstüne düşen druidler ipi kesilmiş kuklalar gibiydiler, ne kadar çabaladıklarının önemi olmadan bulundukları yerden bir milim kıpırdayamıyorlardı.

“Ainle efendi iyi bak, işte çok övündüğün druid ırkının birkaç on sene izole edildikten sonraki hali bu. Kendilerini bu el içi kadar yere hapseden insanların birer kopyası olup çıkmışlar, altın kafeste rahatça yaşamak için bizi harcamayı bile göze alıyorlar!”

Nafız’ın yakıcı sözleri olmasa dahi Ainle acı gerçekle çoktan yüzleşmişti, şartların ve yaşanılan yerin kişileri bu denli değiştirebileceğini, yavaş da olsa kabullenmek zorunda hissediyordu kendisini.

“Lütfen bizimle iş birliği yapın, sizin iyiliğiniz dışında bir amacımız yok. Bu iki ork savaşçısı, kendi halklarını esaretten kurtardıktan sonra aynısını eski dostları olan druidler içinde gerçekleştirmek istiyorlar!”

“Annemin de üyesi olduğu Druid Konseyi kahraman orklar ile tam bir işbirliği içindedir, bunun dışında şahsi tecrübelerime dayanarak söylemek isterim ki, eğer yaşamak istiyorsanız size denileni yapmaya başlasanız iyi olur!”

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İnsanlara ya iyi davranınız ya da onları ayaklarınızın altında eziniz. Çünkü az incindiklerinde intikam peşine düşebilirler, daha fazlasındaysa bunu akıllarına bile getiremezler.

Niccolò Machiavelli

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)