POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Altı Medeniyetin Dünyası Bölüm 270: Bulutlar Toplanıyor

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 34
Tarih : 14 Mart 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

“Demek atalarımız için böyle şeyler yapmak işten bile değildi!”

Onlu yaşlarının ortalarına henüz bu sene ulaşmış iki druid, içinde elementleri temsil eden hayvanların yüzdüğü koyu yeşil kalkandan gözlerini alamıyorlardı.

“Ainle’nin söylediğini göre, yeterince istersek bizde rahatlıkla başarabilirmişiz!”

Öğlenin yakıcı ışıkları yüzlerinde kırmızı izler bıraksa da, boyunları artık lütfen önünüze dönün dese de, genç druidler kafalarını bir saniye bile olsun eğmemişlerdi. İzledikleri atalarının onları korumak için bıraktığı kutsal bir kalkan değildi, uzun süredir tanıdıkları ve çok da yetenekli olmayan bir druidin kendi başına yaptığı bir şeydi.

“Bir gün bende bu kadar güçlü olacağım, o zaman kim gelirse gelsin sevdiklerimi incitemeyecek!”

Ana Druid Yerleşkesi halkının kalbinden geçen sözleri dile getiren küçük druidin gözleri alev alev yanarken, Kutsal Ağacın içinde daha küçük bir grup toplantı halindeydi.

Beş kök dramatik gelişmelerin tedirginliğini üzerlerinden atamamıştı, diken üstünde halleri kendileri için orada bulunan koltuklara oturmamalarından belli oluyordu.

“Diyorsun ki bize bu yeri sunan atamızla iletişime geçtin ve sana tüm bu gücü o bağışladı!”

Ainle yaşadıklarını küçük düzenlemeler yaparak konseye anlatmıştı, şiddet içeren kısımları genel olarak kesse de, elinde tuttuğu gücün mahiyetini kavramaları için bazılarını da dile getirmişti.

“Ulusumuz için yepyeni bir çağ başlayacak ancak geçmemiz gereken son bir sınavımız daha var!”

Genç druid konuşurken istisnasız tüm beş kökün yüzünde inanamamazlık dolu ifadeler beliriyordu, doğduğu andan itibaren tanıdıkları haşarı, hayalperest ve aklı bir karış havada çocuk muydu karşılarındaki.

“Düşmanlarımız ne ile karşı karşıya olduklarını anladılar, çok daha güçlü bir şekilde geri gelmeleri an meselesidir!”

Sıradan bir karşılaşma esnasında söylenmiş klasik sözlermişçesine ağzından çıkan cümleler, karşı tarafta yani Konsey de bomba etkisi yaratacaktı.

Onları koruyan kalkan yok olmuştu ve şimdi kurtarıcıları olduğunu düşündükleri kişi çok daha büyük bir bela ile yüzleşmek zorunda kalacaklarını müjdeliyordu.

“Neler konuşuyorsun Ainle, bizi savunmasız bıraktıktan sonra mı aklına geldi bunları anlatmak!”

Birinci Kök, kendisini ne kadar tutmaya çalışsa da nihayetinde dayanamayarak çıkışmıştı genç druide.

“Ben üstüme düşeni, bizi bu güne kadar koruyan atamızın vasiyetini yerine getiriyorum. Amacı soyumuzun devam etmesiydi ve istediği de oldu, ne yazık ki o dahi durumun böyle gelişeceğini düşünemedi!”

Bir zamanlar deli gibi korktuğu insanlardan birinin sesini yükseltmesi karşısında istifini bozmadı Ainle, Birinci Kök’e zarar verme niyeti yoktu fakat karşı karşıya geldiklerinde üstün taraf olduğunu bilmek yeterliydi onun için.

“Atalarımız kimseye zorbalık yapmadı, yapana engel oldukları da söylenemez. Bize bu yeri sunmak için kendilerini feda edenler düşündü ki, bir süre sonra insanların kini diner, hayatta kalan druidler de barış içerisinde yaşamlarını sürdürürler!”

“Ezilenlerin hırsının bu denli büyük olacağını, nesiller süren bir intikam zincirine döneceğini kestiremediler, zalimin yanında durmamızı engellemek isterken dünya üzerinden silinip gideceğimiz günlerin geleceğini göremediler!”

Beş Kök geçmişte onları koruyan kutsal kalkanın son zamanlarda zayıfladığının farkındaydı, tam olarak tarih veremeseler de yakın zamanda onun da kendilerini terk edeceğini biliyorlardı.

“Olan oldu, bu saatten sonra hayıflanmanın faydası yok. Söyle bize, şimdi ne yapacağız oğlum!”

Ainle’nin annesi olan Dördüncü Kök, evladına güvenini belirtircesine her kelimeyi üstüne basa basa söylemişti, genç druidin arkasında bir köşede oturan Nafız’ın gülümsemesini sağlayan bu olay sonrası tüm plan gözler önüne serilecekti.

“Durduğumuz yer bizim son savunma hattımız olacak, üzerimize gelen düşmanı tam burada karşılayacağız!”

Genç druid sustuğunda onun ağzından detaylı bir açıklama, belki de fantastik fikirler bekleyen Konsey üyeleri aptala dönmüştü, bu çocuk kurtarıcıları mı yoksa felaketleri mi olacaktı?

“Ork savaşçıları, sizler medeniyetinizden destek isteyebilir misiniz?”

Panik halindeki Birinci Kök, toplantının başından itibaren sessizliklerini koruyan ikiliye dönerek son bir umut ışığı aradı.

“Orkların Yüce Han’ı, kurtardığımız druidler ve bize katılan insanların geri dönüp savaşmasına izin verecektir, daha fazlası için sadece kendimize güvenebiliriz!”

Böyle bir cevabı hiç beklemiyordu yaşlı druid, yanı başlarında yurtlarını kurmayı başarmış olan orkların, kendilerine daha fazla destek vermesi gerektiğini düşünüyordu içten içe.

“Yaşlılar, kaderimizi şekillendirmek için başkalarının eline bakmayı bırakmazsak eğer, kısa süre sonra yeryüzünde druid adında bir ırk kalmayacak. Atalarımızı ve onların kudretini kendi gözlerimle gördüm, dönün içinize bakın eminim sizde benim gördüklerimi orada bulabileceksiniz!”

Ainle son sözünü söylemişti, ne derse desin bu yaşlı insanların kemiklerine kazınmış önyargı ve korkuları nedeniyle onunla bir noktada buluşamayacağını anlamıştı.

Dev ağacın dışına çıktığında onu karşılayan çocuklar ve gençlerle birlikte olmak şu an için en önemli konuydu, biliyordu ki soyunun devamını sağlayacak bu tohumları ne kadar iyi beslerlerse, ileride açacak olan çiçekler bir o kadar güzel olacaktı.

Zaman dediğin delicesine akan nehrin suları misali göz açıp kapayana kadar geçerken, dünyanın kalanı çoktandır gömdükleri bir kâbusun tekrar hortlaması sonucu tedirgindi.

Vahşi Bataklık kıtasında büyü kullanabilen druidlerin olduğu dedikodusu yedi düvelde duyulurken, panikle kuvvetlerini bu topraklardan çeken güçler bir kez daha durum değerlendirmesi yapmak adına toplanmıştı.

Hararetli tartışmaların yaşanması kaçınılmazdı, ortak bir düşmana karşı bir araya gelmek zorunda kalınmıştı ancak birbirinin kuyusunu kazmak için fırsat kollayan insanların tatsız samimiyeti vardı herkesin üzerinde.

Bir hafta sonra nihayet kararı açıkladıklarında ise ne kadar korktukları belli oluyordu, her medeniyet elindeki 2. Sınıf güçlerden birini Vahşi Bataklık Kıtası üzerindeki tehdidi ortadan kaldırmak adına bölgeye gönderecekti.

Sadece üçüncü sınıf kuvvetlerle yürüttükleri operasyon bir üst kademeye taşınmıştı, aslında birinci sınıf güçleri göndermek isterlerdi fakat herhangi bir aksilik durumunda çekirdeklerini oluşturan birimlerini kaybetmekten korkan medeniyetler, böylesine cüretkâr hareketlerde bulunmaktan korkmuşlardı.

“Evinize hoş geldiniz Druid Kardeşlerim!”

Dünyanın kalanının yılanın başını küçükken ezmek adına ordularını yola çıkardığı anlarda, Druid Yerleşkesi kavuşmanın tatlı hissi ile dolup taşıyordu.

Kıta üzerinde uzun yıllardır eziyet çeken ve iki orkun peşinde maceraya çıkan tüm druidler ait oldukları yere, vatan dedikleri küçük toprak parçasına geri dönmüştü.

Yerleşkeden ayrılarak bilinmeze doğru yola çıkan druidler tek eksik olmadan geri dönünce, onları merak eden sevdikleri sevinçten deliye dönecekti. Onlar bu haldeyken, belki de onlarca yıldır göremediği yakınlarını bir anda karşılarında gören diğerleri neler hissediyordu acaba.

Oğlunun öldüğünü zorlukla da olsa kabul etmiş anneler, ebeveynlerini kaybetmenin acısını yoldaş yaparak büyüyen çocuklar, geceleri rüyalarında görmek için dua ettikleri kişileri karşılarında bulmuşlardı.

Burnunun sızladığını hissetti Nafız, iki hayatında da sevdiklerinin kaybı ile sınanan birine has duyguların tenini yaktığı anları yaşıyordu.

“İyi misin?”

Alyon, doğduğu andan beri beraber olduğu arkadaşının kederini nasıl olurda hissetmezdi? Cılız dişi orkun kudretini, vahşiliğini ilk elden tecrübe etse de, derinlerde, kimsenin ulaşmasını istemediği yerde gizlediği, kırılgan bir yanı olduğunu da çok iyi biliyordu kır saçlı ork.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sağlam çocuklar yetiştirmek, bozulmuş yetişkinleri düzeltmekten daha kolaydır.

 Dostoyevski

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

.....


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)