POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Altı Medeniyetin Dünyası Bölüm 298: Yükselmek

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 211
Tarih : 17 Mayıs 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

“Demek kendi rızanla benim köleme dönüşmek istiyorsun?”

“Evet efendim, medeniyetler düşer ancak hayat bakidir. Bir kere köle mührünü ruhumuza bastığınızda Işığın Toprakları üzerinde iki önemli kozunuz olacaktır.

Orta yaşlı adam kendi faydalarını hevesli şekilde anlatıyordu, ölümle yüz yüze geldiğinde tüm davranışları değişmişti.

Adım adım yaklaştı Nafız, silahlarını indirmiş günlük haline dönmüştü. Tam önünde durdu baba kızın, yüzünde istediğini almış birinin takınacağı hoş ifade adeta parlıyordu.

“Diz çökün!”

Maria de León çaresizce yanına döndü, orta yaşlı adamın eğilmeye başladığını gördüğündeyse mecburen onu takip edecekti. Ömrü boyunca onu hiç bu şekilde görmemişti, kendi cemiyetlerinin liderine karşı bile sadece hafifçe eğiliyordu kudretli babası.

Savaş alanındaki tüm gözlere üçlüye çevrilmişti, Işığın Toprakları’nın kudretli müritleri bir ork savaşçısının önünde diz çökmüştü.

Sonra aniden bilekliklerinden iki hançer fırladı Nafız’ın, biri yaşlı adamın göğsüne diğeri Maria de León’ un gövdesine saplanmıştı. Acıyla haykırdı orta yaşlı adam, kızının kısa soluklarının yüzüne değmesiyle beraber gözlerini kan bürümüştü.

“Tek sözümle ölümü göze alan milyonlarca soydaşım varken, sizin gibi iki sıçana ihtiyacım olduğunu kim söyledi?”

Cevap beklemedi Kan Tanrısı, kollarını sertçe havaya kaldırdı, baba kızın son yükselişiydi bu.

“Ork Stepleri’nin cesur ve vefakâr çocukları, gün sizin gününüzdür. Düşmanın eti yemeğiniz, kanı şarabınız olsun. Öldürün!”

Ağızlarından sızan kanlar kesildiğinde baba kız son nefeslerini verdiler, sıra Vahşi Bataklığı işgal etmeye gelen ordunun sağ kalan üyelerindeydi.

Geri durmadı Nafız, soydaşlarıyla omuz omuza savaştı. Bu andan itibaren kıdem, unvan önemini yitirdi, yeşil renkli varlıklar tek beden olmuşçasına kan döküyordu.

Hırsları büyüktü, bir milyondan fazla soydaşlarını savaş alanında bıraktılar. İntikamları için, ölümlerini onurlandırmak için, dünyanın kalanına orklara yapılanların karşılıksız kalmayacağını göstermek için vurdular.

Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan savaş son insan ölünce sona erdi, ay gökyüzünden kan denizini izliyordu.

“Tüm kuvvetler geri çekilin, güç hayvanlarınızı besleyin!”

Ork ve druid savaşçıları, yerde yatan cesetlere aldırmadan adım adım Ana Druid Yerleşkesine geri döndü, şimdi meydan binlerce tuhaf varlığa kalmıştı.

Yaralar sarılırken, içinde Alis ve Pehlivan’ında bulunduğu güç hayvanları ne varsa süpürmeye başladılar. Bir gece boyunca böyle sürüp gitti, ertesi sabah kemiklerde dâhil olmak üzere hiçbir şey kalmamıştı.

Soydaşlarını ayırmadı orklar, güç hayvanlarına karışarak onlarda yaşamaya devam edeceklerdi. Yaşamın doğal dengesinde adeta ölümsüz olmuşlardı.

Coşkulu bir boru sesi duyuldu, toplanma çağrısıydı. Milyonlarca ork Ana Druid Yerleşkesi üzerinde kurulmuş dev çadırın etrafındaki yerlerini almışlardı.

İçerideyse iki ırkın temsilcileri ve yüksek kademelerinde duran savaşçılar karşılıklı oturmuş, kazanılan zaferin ardından yapacakları eylemleri tartışıyorlardı.

“Piramide geri dönmem gerekiyor, sonrasında Orkların Ulu Han’ı ile buluşacağım!”

Gök mavisi salaş kıyafetler giyen bir druid hafifçe konuştu, sesinin tonunun aksine sözleri epey ağırdı. Orklar tüm dikkatlerini ona çevirecekti, sorgular bakışları genç druidin bedeninin her santimetresini tarıyordu.

Savaş alanında görmüşlerdi bu kişiyi, birden fazla kez onların hayatını kurtaran kişiydi. Gizemli kişiliğinden dolayı mesafeli duruyordu orklar.

“Yanına birkaç savaşçı vermemi ister misin?”

Alyon soydaşlarının aksine rahattı, her hangi bir aksiliğe karşı önlem almak istedi.

“Gerek yok, siz hazırlıklarınızı tamamlayana kadar gidip gelmiş olurum!”

Sakince arkasına yaslandı Ainle, planının hazır olduğu çok belliydi. Onun ardından Druid ve Ork yöneticileri birbirlerini tanımaya başladı, çadırın içinden bir uğultu yükseliyordu. Birbirlerini ilk defa gören iki ırkın temsilcileri bir anda tüm konuları konuşmak istermişçesine acele ediyorlardı.

“Sessizlik!”

Bir yarım saat bu şekilde geçti, Nafız konuşana değin her kafadan bir ses çıkıyordu.

“Soylarımız ezeli ve ebedi müttefikler olarak ortak kaderi paylaştılar, tüm dünyaya hükmettikleri durumdan köleliğe kadar sürüklendiler.

Sert giriş yaptı Kan Tanrısı, gelecek adına konuşmadan evvel tarihlerini öğrenip silkinmesi gerekiyordu çadırın içindekilerin.

“Orklar botlarının altında insanları eziyor, druidler aşılmaz kalkanlarıyla onları koruyorlardı. Beraber kabileler kurdular, topraklara hükmedip özgürce yaşadılar.

İnsanlara eziyette ettiler, bugün bize yapılanların aynısını yapanlar oldu. Azınlıktılar ama kin birikti, yüzyıllar boyunca nesilden nesle katlanarak aktarıldı. Ardından Ork Lordu’nun oğlu nedeniyle birlik bozuldu, yüzyıllar önce tam burada orklar katledildi, druidler hayatlarını feda ederek soylarını korudular.”

Doğduklarından beri özgürlükleri ve hakları için mücadele edenler, bu sözlerden sonra aptala dönmüştü, sadece çadırın içi değil dışındakilerde buna dâhildi.

“Büyük imparatorluktan kalan iki kıtayı kurtarmayı başardık, zaman vakfımızı güçlendirme vaktidir. Yeniden bir olmalı, yeteneklerimizi bilemeli, kan, ter ve gözyaşında içinde ele geçirdiğimiz topraklarımızı korumalıyız.”

Kan Tanrısı’nın sözleri toplantıyı bir eksene oturtacaktı, bu doğrultuda çalışmaya başladı iki soyun büyükleri.

Öğlen saatleri Nafız, Alyon ve Ainle toplantıyı terk ettiler, druidlerin lideri hayatının değiştiği yere, büyük piramide doğru yola çıktı.

Kalan iki orkun da gideceği istikamet belliydi, Alyon’ un ustasına ait olan bir şeyi almaları gerekiyordu. Zıt istikametlere doğru hareket edenlerden hedefine ilk ulaşacak olan ork ikilisiydi, ağzı sık bitki örtüsüyle kapatılmış bir mağaranın önünde duruyorlardı.

Burada bir mağara olduğunu onların dışındaki birinin bilmesi çok zordu. Sürgün vermiş kalın gövdeli bitkiler öylesine sıktı ki, en ufak ışık dışarı sızmıyordu.

Nazikçe, geçebilecekleri kadar bir boşluk yarattı ikili. Bunca sene onlara hizmet etmiş bitkileri kesmek, akıllarının ucundan dahi geçmemişti.

Girişten sonra, kısa bir koridorun onları getirdiği küçük açıklığa çıktılar, buraya gelmelerini sağlayan şey karşılarındaydı.

“Geç oldu ama buldum seni!”

Karşılarındaki kayaya saplı baltayı görünce Alyon’ un gözü parladı, kendisiyle beraber asılı duran iskeletin sadece gövdesi kalmıştı.

“Bu haini öldürdükten sonra takip etmemeleri için bırakmak zorunda kalmıştı Alyon, silahı artık evine dönebilir!”

Mora, peşindekilerden kaçarken rastladığı Alyon’ la beraber saklanmak için Vahşi Bataklık kıtasına gelmişti, sığındıkları mağarada onları bulan Kutsal Kan Tarikatı savaşçısını bu baltayla öldürmüştü.

Ölmeden önce silahın üzerine kanı ve son yaşam gücüyle işaretini bırakan hain yüzünden yanına alamadı baltasını Alyon, diğerlerinin ilgisini çekmeyen silah yüz seneden fazladır buradaydı.

“Ustama babasının armağanı, yeniden Ork Steplerine dönmeli!”

Alyon sapını kavrayarak çekip aldı emaneti, aynı anlarda başka biri daha onun için bırakılanı alıyordu. Ainle son hızıyla labirenti açıp piramidin önüne gelmişti.

“Geri dön!”

Elini uzattığında dev yapı yavaşça küçülmeye başladı, birkaç dakika sonra uzun saçlı druidin avucuna sağacak duruma gelmişti.

Beklemeden geri dönmeye koyuldu Ainle, yönü Ork Stepleri’nin ortasındaki Han’ın çadırıydı. Alyon ve Nafız’da aynı yere gidiyordu, yolculukları boyunca an ve an büyüyen druidin neyin peşinde olduğunu görmek istediler.

Han, eski Ana Ork Kabilesinin olduğu yerden taşıdığı çadırında otururken gözlerini aniden açtı, bir saniye geçmeden bin adım ilerideydi.

Dört kişi üç ayrı yönden ilerliyordu, hızlarına bakılırsa buluşacakları nokta belliydi: Eski Ana Ork Kabilesi.

Kaderin yavaşça ördüğü ağlar düğüm noktasına gelmişti, yaşanan buluşma her türlü sonuca gebeydi.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kadın raks ederken güzeldir, bayrak dalgalandıkça, deniz köpürdüğü zaman, insan ihtirasla yaşarken.

Sait Faik Abasıyanık

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

....

 

 


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (1)

11 puan
Darkness2 ay önce
Üye
Han reyiz neler yapıyor bakalım. Merak ettiğim karakterlerden biriydi. Bölüm için teşekkürler.

92 puan
Sanseiu2 ay önce
Yazar
@Darkness, Rica ederim, keyifli okumalar