POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
En Güçlü Sistem Oku
En Güçlü Sistem
Bir Grup Çöp Gelin Vurun Bana

Altı Medeniyetin Dünyası Bölüm 309: Sen Hiç Aynaya Bakmıyor musun?

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 230
Tarih : 20 Temmuz 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

“Giriş sınavına bir gün daha var, şöyle bir etrafa bakınalım, belki işimize yarayacak bir şeyler çıkar!”

Nora beyaz uzun elbisesinin içinde kuğu gibi süzülürken, arkasından gelen iki yakışıklı gence hitaben konuştu. Üçlü hanın ikinci katlarındaki odalarından çıkıp sokağa karışana kadar, herkes yemeyi içmeyi bırakmış onları izliyordu.

“Yalnız bugün sakince dolanalım, dün dedeye sahip çıkalım dedik ortalık bayram yerine döndü!”

Yüksek belli pantolonunu gömleğinin üzerinden askılarla tutturmuş Alis, etrafın tamamen zıttı bir giyim tarzına sahipti, hele bileğinin dört parmak üzerinde biten paçaları ve ayağındaki parlak deriden tuhaf ayakkabılarıyla, nereye gitse gözler ona dönüyordu.

“Öyle, çok haklısın, özellikle üzerindekilerle dikkatleri hiç çekmeyiz zaten!”

Her zaman asil takılan Jashua çok sade tercihler yapmıştı ancak normal halkın tarzındaki kıyafetleri bile durumu kurtarmıyordu.

Ortalamanın üzerindeki boyu, kalın erkeksi kaşlarının üzerindeki sık ve gür saçlarının çevrelediği çekici yüzü, beyaz teniyle birleşerek tüm insanların dikkatini çekiyordu.

“Kasmayın beyler, standart üstü olmak kaderimizde var keyfini çıkarın!”

Nora, ne yaparlarsa yapsınlar farklılıklarını gizleyemeyeceklerinin farkındaydı, bu nedenle elbisesinin üst kısmını zorlayan göğüslerini gererek dolaşmayı sürdürdü.

Kadınlar ve erkekler hayranlık içinde izliyordu üçlüyü, yanardağın yaydığı sıcaklığın hafifleyerek indiği surların içinde sakin bir hayat tarzı vardı.

“Ne azametli bir bina, içinde neler var acaba!”

Hanın bulunduğu dış çemberden, tarikatın yerleşim alanlarının dışındaki şehrin merkezine geldiklerinde diğer binaların iki katı büyüklükte, yerden yükseldiği genişlikte büyüyen küp şeklinde bir yapıya rastladılar.

“Tüccarlar Birliği Kutsal Kan Şubesi!”

Kapısının hemen üzerinde, mermere kırmızı harflerle oyulmuş bir yazı vardı, Nafız miras aldığı hatıraların yardımıyla Cehennem Diyarı’nın ortak dilini rahatça okuyabiliyordu.

Kapısında tam zırh giymiş, ellerinde büyük mızraklar taşıyan iki koruma vardı, üçlü içeri girerken gözleriyle onları süzdükten sonra sessizce görevlerinin başına geçtiler.

“İlginç, kapısındaki muhafızların gücüne bakılırsa yabana atılacak bir yer değil burası!”

Nafız korumaların yaydığı aurayı net bir biçimde algılamıştı, onlar basit birer muhafız değildi. Birçok kez ellerinden ölümü tadan canlıların olduğu her yerlerinden belli oluyordu, bunu sadece aynı düzlemdeki biri anlayabilirdi.

Giriş kat ferah bir boşluğa sahipti, kenarlarda uzun tren vagonları gibi dizilmiş camekânlar ve arkalarında dizili raflar, ortada ise konukların dinlenmeleri için ayarlanmış ahşap oyma kolları olan koltuklar vardı.

Onlarca müşteri etrafta dolaşıp çeşitli ürünler hakkında bilgi alıyor, görevliler memnuniyetlerini sağlamak için çevrelerinde pervane dönüyordu. İstisnasız herkes çok şıktı, abartılı pelerinler, süslü cübbeler erkeklerin üzerinde dans ederken, kadınlar renk renk takılarıyla pahalı elbiselerini süslemişti.

Bir tek yeni giren üçlü çok sadeydi, özellikle kaşı, kirpikleri ve saçları beyaz olanın tarzı komik bile sayılırdı.

“Kim almış bunları içeriye?”

“İpini koparan girmeye başladı buraya da!”

Dışarda gördükleri muamele bir anda tam tersine dönmüştü, içeridekiler Nafız, Alis ve Jashua’yı alenen aşağılamaktan çekinmiyorlardı.

Bunlar gerçekleşirken üçlünün içindeki en sakin kişi Alis’ti, sanki onun değil de başkalarının hakkında konuşuluyormuş gibi rahattı.

“Siz modadan ne anlarsınız avamlar! Evde ne varsa takmış takıştırmış, görgüsüzler!”

Şöyle gözleriyle kalabalığı süzdükten sonra arkadaşlarına döndüğünde, onları da aynı durumda buldu. En çok düz beyaz elbisesinin içindeki kıza şaşırdı Alis, şimdiye kadar çoktan etrafın karışması gerekiyordu.

“Birkaç şey bakmak istiyorum, özellikle hedefimde yetişim teknikleri ve bazı silahlar var!”

Yanlarına gelen görevliye ne istediğini söylediğinde tuhaf bir bakışa maruz kaldı, genç kızın yaşı ve görünümüyle istekleri birbirinin zıttıydı.

“Genç efendim, gelmek istediğiniz yer gerçekten burası mı? Yanlış bir yere gelmiş olmayalım?”

“Belki birinin hizmetçileridir bunlar, satın aldıklarını taşımak için bekliyorlardır!”

Nafız, Alis ve Jashua’nın yanında biten bir gruptan geliyordu bu sesler, iki erkeğin kollarında gezen kadınlardı konuşanlar.

Nafız göz ucuyla baktığında tanıdık yüzler olduğunu gördü grubun içinde, kasılarak dolaşan iki erkek dün İkinci Büyüğün neredeyse elinde kalacak olan Kanlı Yıldız Klanı üyeleriydi.

“Ha, ha, ha, dün sıranın dışında bekleyen sefiller değil mi bunlar!”

“Evet, Kanlı Ay Derebeyliği’ nin sefil vatandaşları!”

Yakaları kürklü pelerini savurarak konuşan genç adam, sesini tüm salonun duyması için yükseltmişti, özellikle üçlünün geldiği yeri söylerken ekstra bir gayret içindeydi.

“Iyyyy, lanetliler aramızda!”

“Utanmadan bir de insanlarını kutsal topraklara mı göndermişler!”

Amacına ulaşacaktı genç adam, dört bir yandan lanetlerle karışık hakaretler yağıyordu üçlünün üzerine.

“İkiyüzlü maymunlar!”

Jashua dört bir yandan gelen saldırılar üzerine sadece iki kelime etti ama öyle sözler seçmişti ki, insanların yüzü bok yemişçesine bozulmuştu.

“Hadsiz!”

“Kim olduğunu sanıyorsun?”

Birkaç kişi hırsla öne çıktı, hedeflerinde yağız delikanlı vardı.

“Kim miyim? Adım Jashua, Kanlı Ay Derebeyliği’ nin Kontuyum.”

Konuşmasıyla eş zamanlı olarak sağ elini yukarı kaldırdı Jashua, tüm salon parmağındaki yüzüğü görüyordu.

Cehennem Diyarı üzerinde altı Kutsal Tarikat, her tarikata bağlı on Klan ve Klanlara bağlı olan yüz Derebeyliği bulunuyordu. Klanlar bağlı oldukları Kutsal Tarikatın, Derebeylikleriyse üstlerinde olan Klanların işaretini üzerinde taşıyan yüzüklere sahipti.

Klanın Lideri veya Derebeyliğinin Kontunun meşru hakkı, işte bu işaretle belirtiliyordu. Kan kırmızı halkaya sahip yüzüğün üzerinde dört köşe bir kabartma vardı ve bununda üzerinde üstte bağlı olduğu oluşumun altta kendi oluşumunun işareti kazılıydı.

Tüm Cehennem Diyarı üzerinde sadece bir oluşum bu düzenden muaftı, sadece Kanlı Ay Derebeyliği direkt olarak topraklarında yaşadığı Kutsal Tarikata bağlıydı.

“Şu camekânların içine bir bakın, neredeyse yarısı Derebeyliğimin gururu İsabel’ in formülleriyle yapılmış iksirlerle dolu. Hepiniz iksirleri kullanıyorsunuz, bu sizi hiç rahatsız etmiyor ama utanmadan onları bulan kişinin çıktığı yeri hor görebilecek cesareti göstermekten çekinmiyorsunuz!”

Jashua bu ana kadar sessiz kalmıştı ama konu Kontu olduğu yerin aşağılanmasına gelince susmayı sürdüremedi.

Sözleri de bıçak gibi keskindi, homurdanan kalabalıktan çıt çıkmıyordu, sadece boynunu öpen kızın kafasını sertçe ittiren genç adam öne çıkacaktı.

“Geçmiş geçmişte kaldı, İsabel’ in tohumunun işlediği günahlar ise hala taze. Üzerinizdeki laneti Kutsal Tarikata yeniden bulaştırmaya mı geldiniz?”

Konuşması bittiğinde yüzünde karşısındakini bastırmış olmanın haklı gururu vardı, bunun güveniyle kafasını etraftaki insanlardan çekip üçlüye çevirdiğinde hiç ummadığı bir şey görecekti.

Nafız, Alis veya Jashua onu dinlemiyordu, yavaş adımlarla on adım ilerdeki bir tezgâha doğru yürüyorlardı.

“Hey size bir soru sordum, beni dikkate almama küstahlığını nasıl gösterirsiniz?”

İçi dışına taştı genç adamın, herkesin sustuğu an bir çıkış yaparak sahne ışığını kapmak istemişti ancak son durumu bunun çok uzağındaydı. Ağzının payını vermek istediği üçlünün sırtına konuşmayı sürdürdü, bunlardan biri arkasını döndüğünde gözleri parlıyordu.

“Sen hiç aynaya bakıyor musun? Yaz günü kürklü pelerin giyen birini kim ciddiye alabilir ki?”

Alis sözlerini bitirip önünü döndüğünde kalabalıktan kahkaha sesleri yükseldi, insanlar genç adama bakıp ardından arkalarını dönüp gülmeye başlıyordu.

“Sen, sen, bunu ödeyeceksin!”

Kollarındaki kadınları hışımla savurdu genç adam, yanındaki arkadaşıyla beraber üçlünün peşine düştü.

————————————————————————————————————————————–

Bazen önemli olmamalı gidecek olan ya da gelmeyen çünkü bazen, başlaman gerekir her şeye yeniden.

Nazım Hikmet

Seriyi güncelden takip etmek için: novelturkiye.com

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

...


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)