Babam Galaksinin Yakışıklı Prensi

03 Aralık 2019
Çeviri: CatInTranslation
Düzenleme: CatInTranslation
402 Görüntülenme
Bu bölümü 5 Kişi beğendi.

Ben Senin Büyük Amcanım

Yao Si döner dönmez, acılı Yao Qian’dan Qu Ze’nin nasıl biri olduğunu ayrıntısıyla öğrenmişti.

Gerçekten de kan yerlilerinin saygıdeğer büyüğüydü. Fiziksel olarak, görünüş ve bilgi açısından büyükler arasında eşi benzeri yoktu. Rakip sayılabilecek biri bile yoktu. Daha da ilginci zekâsı da eşsizdi. Tam da bu sebepten fazla söze gerek duymadan olayları fiziksel olarak halleden kan yerlilerinin aksine bu herif zekasını kullanmayı tercih ediyordu.

Sıradan hilelerle kandırıyor olsa bir şekilde üstesinden gelinirdi. İşte insanın ağzını açık bırakacak bunca özelliği gölgeleyen en önemli özelliği cingözlüğüydü. En şaşırtıcı olanı da bu özelliğiydi.

Yao Qian’ın sözleriyle; beklenmedik, dürtüsel, saftı. Yani adam tam anlamıyla deliydi!

Gezegenlerin krallarından, bir iki yaşındaki çocuklara kadar, kandırdığı herkesi dizecek olsalar, gezegeni birkaç kez dönebilecek uzunlukta bir sıra olurdu. Adamın ilkesi: Geldim. Gördüm. Kandırdım.

Bu durumun en büyük kanıtı, uzunca bir süre Zerglerin kökünü kurutan Galaksinin kurtarıcısı gözüyle bakılan kahramanvari ırk kan yerlileriydi. Bu durum bu adam ortaya çıkana kadar sürmüştü...

Yüzyıldan kısa sürede kan yerlileri anıldığında baş ağrısı yaratan bir ırka dönüşmüştü.

Önceleri bbu durum kan yerlilerinin umurunda değildi. Ne de olsa hala ailenin bir parçasıydı. Hem bunca süre hayatta kalınca, herkesin eğlenmek için bir yol bulmak gerekiyordu. Hangisinin bir iki hobisi yoktu ki?

Bu yüzden de, kan yerlileri galakside gezen Qu Ze’nin yaptıklarını çok da umursamıyordu. Kişisel anlaşmazlıkları aşan, koca bir gezegeni yok etmediği ya da tüm bir ırkı katletmediği sürece istediğini yapabilirdi.

Dahası çoğu ırkın yok olması birkaç bin yılı geçmiyordu, hatta kimileri birkaç yüz yıl bile dayanmıyordu. Yani ölümün çözemeyeceği anlaşmazlık var mıydı ki? Galaksi inanılmaz büyüklükteydi. Yani ne kadar kötü kandırılmış olursa olsun, nasıl hatırlarsa hatırlasın gün geliyordu hepsi unutuluyordu.

Maalesef bu durumun Qu Ze de farkındaydı! Çok uzun zaman ‘nasıl kandırsam’diye plan yapmakla uğraşıyordu oysa yaptıkları bir şekilde unutulup gidiyordu ya da tüm bir ırkının yok oluyordu... Qu Ze bu durumu kandırma hobisi için büyük bir leke olarak görmeye başladı. Iq’su bu kadar yüksek onun gibi bir deli için bu muhakkak kabul edilemez olmalıydı.

Yeteneklerinin etkisinin daimi ve istikrarlı sonuçlanması için hedeflerini kendi ırkından seçmeye başladı. Aynen öyle kendi ırkı dahil bilaistisnaydı. Yaptıklarının etkileri artık milyarlarca yıl sürüyordu ve tüm kan yerlisi ırkı, genç ya da yaşlı,  kadın ya da erkek, otuzuncu ya da kırkıncı nesil, hatta yedi yüzüncü ya da sekiz yüzüncü nesil dahi paçayı kurtaramamıştı.

Kimilerini birkaç kere ufak çaplı kandırmışsa da kimileri öyle ağır yaralanmıştı ki yüzyıllar geçmiş olsa da atlatamamışlardı.

Kişiliği o kadar kötüydü ki insanı öfkeden kudurtuyordu!

Üstüne üstlük kandırılanlar, kandırıldıklarını iş işten geçene kadar fark edemiyordu bile. Ne zaman olayları fark edecek olsalar çoktan kaçmış oluyordu. İşte bu yüzden de Qu Ze’nin varlığı kan yerlileri de dahil her bir ırkın şiddetle karşı çıktığı bir mesele haline gelmişti.

“İkinci büyük kandırılıp üç yüz yıllık bir uykuya komasına girdi. Üçüncü büyük onun yüzünden bir başkasını karısı sandı, bu durum neredeyse boşanmayla sonuçlanıyordu. Dördüncü büyük saçlarına hacim kazandırmak istemişti oysa artık kafasında tek bir tel kalmadı. Beşinci büyüğün inanılmaz tatlı ruh hayvanı hala depresyonu atlatamadı. Altıncı büyük...”

Yao Qian birilerinin suçlarını sıraladıkça Yao Si daha çok yerin dibine giriyordu. Olayların hiçbiri abartılacak kadar büyük değildi. Ulusal bir nefrete ya da kan davasına dönüşecek bir şey yoktu. Ancak her birinde insanın gidip de eşek sudan gelene kadar dövesi geliyordu adamı.

Eğer adamı tanımlamak için bir söz öbeği seçmesi gerekseydi şu olurdu - sinir bozucu!

İnanılmaz sinir bozucu. Belki de birkaç günlük bir geziyle yırttığı için mutlu olmalıydı?

“Bu yüzden ekselansları için özellikle döndü!”

“Sıçayım!” Cidden bunca yolu sırf onu kandırmak için mi tepmişti? “Şaka gibi!” Çok sinir bozucuydu!

“Her birimiz kandırıldık, bu yüzden de...”

“Bu yüzden de ben en kek hedef miydim?” O kadar çok kişiyi kandırmıştı ki kandırabileceği bir enayi bulmak oldukça zordu. İşte bu yüzden sırf Yao Si için buralara kadar zahmet etmişti. Siktir! Neden böyle bir sebep kulağa boş beleş geliyordu?

Yao Qian kafasını salladı. Kafasını kaldırdığında Yao Si’nin hayata küsmüş ifadesini görünce ekleme ihtiyacı hissetti, “Bu olaydan sonra bir süre ekselanslarına bulaşmayacaktır.”

“Bir süre mi?” Tutmayın beni, göt herifin tekini yok etmem lazım!

“Hiç endişelenmeyin ekselansları, Büyükler Kurulu gezegenden çıkana kadar bizzat eşlik edecekler.”

Yao Si derin bir nefes verdi. Yine de kafasına takılan birkaç nokta vardı. “Bunca insanı kandırdı, hiç şikayetçi olan olmadı mı?” Yarattığı sorunlar ne kadar küçük olsa da, damlaya damlaya göl olurdu. Mutlaka bazı kuralları çiğnemiş olmalıydı değil mi? “Neden galakside böyle özgürce gezebiliyor bu herif?”

Yao Qian’ın yüzü gerildi. Ciddi bir ifadeyle konuştu, “İnanın bana ekselansları, onun gibi birini Kızıl Gezegen’de tutmak Galaksi’ye salmaktan çok daha kötü.”

“...”

-

Büyükler Kurulunda biri konuşmaya başladı, “Bir gözünüzü adamın üzerinden ayırmıyorsunuz değil mi?”

“Çoktan yüksek güvenlikli sorgu odasına konuldu, 24 saat kesintisiz tarama altında kalacak.”

“Yalnızca kamerayla izleyip tarama mı yapıyoruz yani?!”

“Hayır, aynı zamanda yedinci ve sekizinci büyüklerin gözetimi altında.”

“Çok iyi, W Galaksisine en yakın tarihli uçuş ne zaman?”

“Yarın sabah dokuzda.”

“İyi, zamanı gelir gelmez hemen yollayın şunu! Sakın geciktirmeyin bu meseleyi.”

“Anlaşıldı, ikinci büyük.”

“Ekselansları nasıl? Gerekli tetkikleri yaptınız mı?”

“Sağlığı iyi, uyuyor şu an.”

“Çok iyi! Bu meselenin sorumlusu işimizi hafife alan bizleriz. Ekselansları daha yeni uyandı. Her şeyin kafasını karıştırması doğal. Qu Ze’nin hiçbir şekilde ulaşmasına izin vermemeliyiz.”

Üçüncü büyük kaşlarını çattı. Sıkıntı dolu ifadeyle sordu, “Hadi bu sefer kurtulduk ondan. Kafasına koyduğu şeyden vazgeçeceğini hiç sanmıyorum. Peki ya gelecek sefer...” Nasıl engel olacaklardı?

“...”

Herkes sustu.

Uzunca bir süre sonra...

“Peki ya... Görkemli Kale’ye gidip majestelerini uyandıralım. Yalnızca o...”

Büyükler birbirinin yüzüne bakınca kararlı ifadeyi gördü.

“O zaman karar verildi!” İki numaralı büyük ayağa kalktı. “Gidelim...”

Daha cümlesini bitirememişti ki, toplantı odasının kapısı aniden açıldı ve biri içeri daldı.

“Durum kötü! Majesteleri yerinde değil!”

“Ne!”

-

Tam o sırada Yao Si uykusundan korkuyla uyanmıştı.

Şaşkınlıkla aniden yatağının dibinde beliren adama baktı. Bu sefer de psikopat tip 2’yle mi karşılaşmıştı?

Yüzü seğirdi ve yatağında oturdu. Yarısını gölgede gizleyen adama bakmaya başladı. Kan yerlisi olmanın getirdiği fiziksel yetenekler sayesinde bu tarz durumlarda korkacak bir şeyi yoktu.

“Uyur-gezer misin?”

Şekil durakladı, sonra kafasını salladı.

“Gece atıştırdığın için uyuyamadın mı?”

Kafa tekrar onaylamaz şekilde sallandı.

“Banyoyu ararken yanlış odaya mı girdin?”

Şekil bir kere daha kafasını salladı.

“O zaman gecenin bir yarısı uymayıp hayalet gibi neden odamda dikildiğini sorabilir miyim?”

Diğer kişi bir süre sessizliğini korudu, sonra büyük bir adımla gölgeden çıktı. Aydınlıkta beliren yüz herhangi birinin nefesini kesecek türdendi. Sadece orada durarak, sanki gece karanlığını aydınlatıyordu. Yere uzanan kaliteli ipek gibi saçlar. Aşırı çekici olmasa da binlerce gemi geçtikten sonraki sakinliği andıran kan rengi gözler.

Yao Si hemen yanıt verememişti. Hatta uyandırılmanın getirdiği huysuzluk yok oluvermişti. Tek yapabildiği istemeden karşısındaki surata bakmaktı. Gözlerini ayıramıyordu.

“Kimsin sen?”

Yao Si’ye doğru yürüdü, gözlerini hiç ayırmadı. Karşı konulamaz ama sakin bir sesle cevapladı. “Ben senin babanım!”

Dudağı seğirdi. “Haha iyi o zaman ben de senin amcanım!”

Çevirmen Notu


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
OkuyucuS0 (1479 puan) Üye
2019-12-07 19:19:44
Ben senin babanim