Babam Galaksinin Yakışıklı Prensi

03 Aralık 2019
Çeviri: CatInTranslation
Düzenleme: CatInTranslation
312 Görüntülenme
Bu bölümü 5 Kişi beğendi.

Babam Galaksinin Yakışıklı Prensi Bölüm 27: Dağı Delen Tokat

Yao Si’nin karşısında duran adam tekrardan konuşmaya başlamadan önce bir süre sessiz kaldı.

“Gerçekten babanım.”

“O zaman ben de gerçekten büyük amcanım!” Doğruluğuna en ufak ihtimal vermeden cümleyi savuşturdu.

Yao Si’ye göre karşısındakinin ciddi bir sağlık sorunu olmalıydı. Gecenin yarısında uyumayıp odasına dalmasını bir kenara koyacak olursak, her ağzını açışında kendini olmadığı bir insan olduğunu iddia ediyordu. Babası olduğunu tekrarlayıp duruyordu

Güzel suratına kanıp benden faydalanmaya çalıştığını anlamayacağımı mı sandın?

Karşısındaki adam bir kere daha sessizliğe büründü. Konuşmadan, hareket etmeden öylece Yao Si’ye bakıyordu. Etrafındaki hava öncekinden de soğuktu. Kaşlarını çatıp elini uzatmaya başladı.

“Ne istiyorsun?”

“Siktir!” Gecenin bir yarısı geldiğine göre sapık mıydı? Yao Si’nin suratı düştü. Yao Qian’a haber verip vermemesi gerektiğini düşündü. Gerçi böyle bir adama karşı yenileceğini de sanmıyordu!

_(:зゝ∠)_

Adamın eli çoktan omzundan bastırıyordu.

“Kanıtlayacağım” sakince söyledi.

“Ne?” Ne demek istemişti?

Daha anlayamadan, güçlü bir enerji dalgası adamın avcundan Yao Si’ye geçti ve Yao Si’nin nefesini kesti. Farkına varmadan karşı koymaya çalışsa da enerji tüm vücuduna yayılmıştı bile. Saniyeler içinde saçlarının her telinde vücudunun her zerresinde enerjiyi hissedebiliyordu.

Güm, güm, güm...

Sanki bir şeye cevap veriyormuş gibi kalbi küt küt atmaya başlamıştı. Omuzlarına da ağır bir yük binmişti sanki. Kalbi göğsünden çıkacakmış gibi hissetti. Daha hızlı, daha heyecanlı, daha güçlü attı ve sonra...

Çatırtıyla birlikte,

Yatak parçalandı!

Bilinmeyen malzemeden yapılmış yatak toza dönmüştü. Rüzgarda savrulan unu andırıyordu. Yerçekiminin etkisiyle Yao Si kendini soğuk zeminde yatarken buldu.

Arkasında belli belirsiz hafif çatırtılar duyuluyordu.

Bir gümbürtü oldu ve aniden yüreğinde kötü bir his oluştu.

Sonraysa zemin gerçekten de parçalandı!

Aniden Yao Si’nin altında hiçbir şey yoktu, alıştığı odası gittikçe uzaklaştı, sayısız moloz gürültüyle düşüyordu. Gökyüzü manzaralı üçüncü kattaki odasından doğruca giriş katındaki lobiye düştü.

Altı fit aşağıda!

Her şey bir anda olmuştu. Adam elini kaldırdığından beri iki saniyeden az bir süre geçmişti. İkinci ve üçüncü katlarda iki ya da üç metrelik yarıklar vardı. Yao Si’yse girişin soğuk zeminde uzanıyordu.

Yaşadığı şoku bir süre atlatamadı. Vücudunda hiçbir acı hissetmemesiyse çok daha ilginçti.

Koca bir dağı delebilecek bir tokat.

(⊙_⊙)

İki kat aştığı kafasının üzerindeki koca delikten bakan olayın sorumlusunu eline şaşkınlıkla bakarken gördü. İfadesinden kafa karışıklığı okunuyordu. Kaşlarını çattı, delikten atlayıp Yao Si’nin yanına koştu.

“Sen...”

“Babacığım!” Yao Si tek bir saniye bile ne tereddüt ne şüphe ne de kuşku duymamıştı. Kendini karşısındaki adamın üzerine attı. “İşte babacığım işte biyolojik babacığım!”

“...”

Hasiktir, umursamadan attığın bir tokat koca bir binayı yerle bir etti. Nasıl bir kralsın sen!

Hiçbir kan yerlisinde eşi benzeri görülmemiş bir gücü vardı. Yao Si’ye kıyasla böyle bir güç, sunucunun efsanevi oyuncusunun çaylak avlamasına benziyordu. Baba değil sen iste dede bile derim sana!

“Ayağa kalk.”

“Evet, babacığım, sorun değil babacığım!”

“Bana peder demelisin... Adım Mu Xuan.”

“Peki Mu babacığım, anladım Mu babacığım!”

“Ben... Seni dönüştüren kişiyim.”

“Evet, evet, evet, anladım baba!”

“Neslinin kaynağı benim.”

“Evet, evet, evet, öyledir baba!”

“Benim soyumdan geliyorsun.”

“Evet evet evet, babacım. Dur ne dedin sen?!”

Seni dönüştüren kişi büyük ihtimalle benim.”

“...”

Küfredebilir miyim?

-

Gecenin ortasında beliren bu pedere karşı karışık duygular besliyordu. Dönüştürülmesinden bunca zaman geçmesine rağmen, gerekli bilgileri öğretmeyi bırak, bu peder bir kere suratını bile göstermemişti. Yaşıyor ya da ölü olması umurunda olmamıştı. Etliye sütlüye karışmayan bir mafya babası gibiydi.

Yao Si için ‘peder’ olayı hiçbir anlam ifade etmiyordu. Belki de ördek kanı satan Li abisinin her gün ettiği küfürler yüzünden, ‘peder’ Yao Si’nin sözlüğünde eşek herifle eş anlamlıydı!

Ancak sonsuza kadar nefret etmek gibi bir planı da yoktu. Vampir sayılsa da vampir olarak geçirdiği günler yarım yılı bulmamıştı. Mavi Gezegen sakinleri gibi düşünüyordu hala, kan yerlilerinin neslin her şeyden ve herkesten üstün olduğuna dair büyük inancı yerleşmemişti. Bir yetişkin olarak aynı yaşta bir insanı babasının rolüne yakıştırması zor oluyordu.

Alt benliğinde babanın iki farklı karşılığı vardı: Biri, onu genç yaşta yetimhanede bırakan kişiydi. Diğerininse soyismi Ma’ydı!

Derin bir nefes alan Yao Si zihnindeki curcunayı bastırmaya çalıştı ve gecenin bir yarısı çok sıkıldığından gelip de yatağında ziyarete gelmeye karar vermiş adama baktı. Yoo! Çok sevgili kızıyla buluşabilmek için. Dedikleri doğru olsun olmasın, olaylar hakkında derin bir konuşma yapmaları gerektiğini hissediyordu.

“Beni dönüştüren kişi sensen dördüncü nesil bir kan yerlisi olman gerekiyor!”

“...”

Hani günümüzde tüm kan yerlileri on üçüncü nesilden başlıyordu? Mutlu mesut birkaç gün geçirmiş beşinci neslin bunu kabul etmeye niyeti yoktu! (#‵′)凸

“Beni ne zaman dönüştürdüğünü sorabilir miyim?”

Adam duraksadı, kaşlarını çatıı, bir süre geçtikten sonra kafasını salladı. “Bilmiyorum.”

“Ne?”

“Varlığından haberim bile yoktu.” Soğuk yüzünden ufak bir bocalama okunuyordu. “Şimdiye kadar ben de neslinin beni çağırdığını hissetmemiştim.”

“Dur bir dakika!” Yao Si olayları anlamakta güçlük çekiyordu. “Dönüşüm için kan alışverişi yapmak lazım değil mi? Beni ısırdığın zamanı hatırlamıyor musun yani?”

“...” Bir süre sessiz kaldıktan sonra kafa salladı.

Aa, acaba neden böyle terk edilmesi onda deja-vu etkisi yaratmıştı?

“Belki de yanlış kişiyi bulmuşsundur?” Gidip bir DNA testi falan yaptırsak?

“Neslinin kaynağının ben olduğuma eminim.” Şöyle bir bakış attı. Yüzü hala ifadesiz görünse de aynı zamanda oldukça ciddi duruyordu. “Neslinin beni çağırmasıyla uyandım“

Oldukça değişik bir histi. Bir şey düşünmüyor olsa da içinden bir ses evden çıkıp bir an önce onu bulmasını söylüyordu. Kendi gözleriyle görene kadar da varisi olduğuna inanmamıştı.

“Şu senin nesil çağırma dediğin şey güvenilir mi gerçekten?” Yao Si istemeden de olsa şüphe duyuyordu. Ya hata yapmışsa?

Duruşunu düzeltip ciddi bir ifadeyle konuştu, “İstersen bir kere daha deneyebiliriz.”

Ne?” Neden ‘yine’ dedi ki?

“Neslimi içinde uyandırabilirim.” dedi ve elini bir kere daha omzuna koydu.

Toza dönüşen yatak ve soğuk hava estiren çatı aklına gelince, Yao Si ne yapmaya çalıştığını anlamıştı. Hemen kendini çekti. “Dur!” Anladım, çok iyi anladım!”

Yine mi!

Hıncını çıkaracak başka birini bulamaz mısın?

Dili tutulmuştu, içinde uyandırdığı güç yıkım mıydı yani? Eğer böyle devam ederse evinden geriye hiçbir şey kalmayacaktı.

Çevirmen Notu


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
OkuyucuS0 (160 puan) Üye
2019-12-07 19:26:46
Babası mi o kadar yasamismi ya
CatinTranslaation (16 puan) Çevirmen
2019-12-08 11:36:17
@OkuyucuS0, biyolojik babası değil. Onu vampir yapan kişiyi kastediyor.
Koberaf (1206 puan) Üye
2019-12-07 15:46:22
Kategorilerde romantizm var ne zaman şu romantizm gelicek merak ediyorum
CatinTranslaation (16 puan) Çevirmen
2019-12-07 16:09:34
@Koberaf, Ah be... troll biraz bu novel derin bir romantizm işlemesini beklemeyin lütfen :(
Solo (21 puan) Üye
2019-12-07 01:17:33
Daha havalı tanışma isterdim
LepiFro (1364 puan) Üye
2019-12-04 10:15:49
Babasını geldi sonunda :D ( ͡☉ ͜ʖ ͡☉)