Babam Galaksinin Yakışıklı Prensi

08 Aralık 2019
Çeviri: CatInTranslation
Düzenleme: CatInTranslation
838 Görüntülenme
Bu bölümü 8 Kişi beğendi.

Irklar Arası Arbede

Ses konuşmasını bitirince yer deprem oluyormuş gibi sarsılmaya başlamıştı. Demin güneşli olan gökyüzü aniden bir şey perdeler gibi yavaşça kararıyordu.

“GümGüm Sylvani İmparatoru!” Dördüncü Büyük avluda ilerlerken konuşmuştu. Kafa karışıklığını yansıtan bir ifadeyle gökyüzüne baktı, “Neden buraya gelmiş?”

GümGüm Sylvani İmparatoru da kimdi? Yao Si merakına yenik düştü, olayları görebilmek için kenara yaklaşıp kafasını uzattı.

Böylesine... Böyle dev bir ağaç! (⊙ o ⊙)

Allah bilir nereden dev bir gezegen üzerlerine doğru geliyordu. İnanılmaz derecede yakındı neredeyse tüm göğü kaplıyordu. Gün ışığını engelliyordu ve etraf zifiri karanlığa bürünmüştü. Her an Kızıl Gezegenle çarpışabilir gibiydi.

Ancak buradaki en ilginç şey, Allah bilir nereden beliren gezegenin çoğunluğunu oluşturan koca ağaçtı. Kalın kökleri tüm gezegeni sarıyordu, Gür yaprakları tüm gezegeni yeşil bir örtüyle kaplıyor gibiydi.

Dedikleri GümGüm Sylvani imparatoru... Şu koca gezegen miydi?!

“Qu Ze, karşıma çık!”

Bir kere daha bağırışlar gürledi, sanki gezegenin içinden geliyordu ses. Konuşan kişinin sesi derinden geliyordu ve güçlüydü, tüm Kızıl Gezegeni saran öfkeli bir fırtına oluşturmuştu. Etraftaki binalar basıncın altında sarsılıyordu.

“GümGüm Sylvani İmparatoru!”

Dördüncü büyük kaşlarını çattı. Az önceki asık suratına aniden renk gelmişti. Vücudu aniden bir hava kütlesiyle sarmalandı ve uçmaya başladı. Gezegene doğru uçarken bağırdı, “Gezegenimizin sınırlarını ihlal etmek için ırkına izin verildi mi? Yoksa savaş mı istiyorsunuz?”

“Hıh!” Ağaç şeklindeki gezegen hareket etti ve bir kere daha bağırdı. “Diğer ırklar sizden korkuyor olabilir, biz, GümGüm Sylvani ırkı korkmuyoruz. Eğer Qu Ze’yi bana teslim etmezseniz oğlumla birlikte Kızıl Gezegeninizi de gömerim.”

Hasiktir, Qu Ze! Yine mi bu herif? Nasıl bir belaya bulaşmıştı da koca gezegen buralara kadar gelip intikam almaya çalışıyordu?

Dördüncü büyük alaycı bir ifadeyle konuştu, “Böyle kibirli bir ses... Altı üstü SSS’lik yetenekte bir ırksınız, Kızıl Gezgenin karşınızda pısacağını mı sandınız?”

“Dört S.” Dördüncü büyük konuşmasını bitirirken ikinci büyük araya girip hatasını düzeltti.

Yao Si daha dikkatli baktı. ‘Büyükler Kurulu’nda olması gereken tüm büyükler ne zamandan beri havadaydı? Sadece bu da değil, ırkından sayısız kişi havada uçuyordu. Kısa sürede sayısız beden gökyüzünü kaplamıştı.

Acabaaa... Uçmak kan yerlilerinin ortak yeteneği miydi? Eğer öyleyse Yao Si neden uçamıyordu! ()

“Nefesini boşa harcama.” İkinci büyük karşısındaki gezegene gözlerini devirdi. “Madem Kızıl Gezegene gelip de saldırmaya cüret ediyor, o zaman gösterelim bakalım kızıl gezegen kızıllığını nereden alıyormuş!”

Konuşmayı bitirir bitirmez etraf hevesli çığlıklarla dolmuştu.

“Nerede olursa olsun, ırkıma laf söyleyen kimseyi affetmeyeceğim!”

“Saldırın! Madem kapımıza kadar gelip dayak yemek istiyorsun, o zaman isteğini yerine getirmek de bizim boynumuzun borcu!”

“GümGüm Sylvani de kimmiş zaten, ne cesaretle gezegenimize gelip yaygara çıkarıyorsunuz.”

“Milyonlarca yıldır bize meydan okumaya cesaret eden ilk ırk olma şerefine nail oldunuz GümGüm Sylvani. Sizlere tatlı bir anı bırakmayı görev biliriz!”

Herkesin söyleyecek bir iki lafı vardı anlaşılan ki bu, durumu daha da karmaşık hale getiriyordu. Aniden savaş kaçınılmaz görünüyordu

Yao Si olan biteni şaşkınlıkla izliyordu. Hop hop hop, öylece savaşa mı gireceksiniz? Olamaz! Olayları netleştirmeniz falan gerekmiyor mu önce? Ya da başlamadan önce plan yapmanız? Savaştan bahsediyoruz sonuçta değil mi!

Neden herkes yeni yılı kutlar gibi sevinçli? ...Savaşa girmiyor muyduk? Neden sokak kavgasına girer gibisiniz peki? Hey, kendinize gelin!

“Ne zamandır idmansız kaldım, gövdesine bağlı tek bir kök bile kalmayana kadar dövmek lazım.”

“Saldırın! Ağzına sıçalım şunun.”

“Ben başlıyorum, sonra da siz saldırısınız artık.”

“Ne, nasıl ilk saldırımı çalarsın!”

Madem herkes mutlu!

-_-|||

“Siz- Sizler çok ileri gittiniz!”

Devasa ağaç daha da sinirlenmişti. Dalları sallandı, çok sayıda dev yeşil küreler uçuşmaya başladı. Onlara doğru yaklaştıkça sayıları artıyordu, içinde belirsiz şekillerin durduğu savaş gemileriydi.

“Oğlumun intikamını alın!” diye emretti ağaç.

Aniden küre şeklindeki savaş gemileri, kan yerlilerin hedef alan on binlerce ışın ateşlediler. Işınların geçtiği yerlerde binalar toza dönüşüyordu. Tüm şehir toz içinde kalmıştı.

Hasiktir, cidden savaşmaya başladılar!

Kan yerlilerinin de aşağı kalır yanı yoktu. Hatta belki biraz, hatta hayır oldukça hevesli olduklarını söyleyebilirdiniz. Sırayla her çeşit özellik savaş alanında beliriyordu, hepsinin hedefi küresel savaş gemileriydi. Aniden Yao Si’nin önündeki manzara kaotik bir hale bürünmüştü.

Yao Si yaşananlar için hiç de üzgün hissetmiyordu. Hatta içten içe savaşın karşı cephesiyle dalga geçiyordu. Savaşa o kadar disiplinsiz, dağınık girmişlerdi ki sanki koştur koştur gelmişlerdi. Böyle bir durumda kan yerlilerinin hiçbir kaybı olmazdı ki...

○||_

GümGüm Sylvani’nin küre şeklindeki savaş gemileri kitlesel imha silahlarıyla donanmıştı. Oysa kan yerlileri hiçbir şey kullanmıyordu, sadece bedenleriyle savaşıyordu. Kavgada iki taraf da birbirine üstünlük sağlayamamıştı. Bu sırada gezegende ne varsa hızla toza dönüşüyordu. Hatta bazı yapılar kan yerlilerinin düşürdüğü savaş gemilerinin altında ezilmişti.

Yao Si ona mı öyle geliyordu emin değildi ama savaş ne kadar kızışırsa kızışsın, saldırıların hiçbiri Görkemli Kale’yi hedef almıyordu. Tek bir darbe isabet etmemişti.

“Kan yerlileri!” Dev ağaç aniden kükredi, köklerinin birleştiği yerin ardından öncekilerin iki katı büyüklükte savaş gemileri yükseldi. “Biz GümGüm Sylvani ırkından bir kişi bile hayatta olduğu sürece, tek bir kan yerlisine Galakside rahat nefes aldırmayacağız!”

Anlaşılan konuşan kişi öncekinden de sinirliydi, sesi çok daha gürdü. Sesin keskinliği kulak zarını yırtmak istercesine yüksekti. Yao Si eliyle kulaklarını kapatmaya yeltenmişken biri ondan hızlı davranmıştı. Onun için kızgın haykırışı engelledi.

“Mu Xuan?” Neden o da çıkmıştı dışarı?

Cevap vermese de kaşları çatılmış, soğuk suratı birkaç derece daha soğumuştu.

Birden bir elini kaldırıp gökyüzüne salladı. Aniden avcundan beyaz ışık huzmesi çıktı. Havada ilerledikçe daha da genişledi, uçan gezegene doğru ilerliyordu.

Yao Si’nin tek duyabildiği bir şeylerin kopma sesiydi, ardından bir dizi gök gürültüsü gibi yaygara koptu. Kızıl Gezegen’den daha büyük olan hatta güneş ışığını engelleyen koca gezegen üzerindeki ağaçla birlikte ikiye bölünmüştü.

Sonunda Mu Xuan kelam etmeye karar vermişti, “Gürültülü.”

Yao Si, “...”

Kan yerlileri, “...”

GümGüm Sylvani, “...”

Daha az önce tam gaz devam eden savaş aniden ürkütücü bir sessizliğe bürünmüştü.

Mu Xuan fırsatı değerlendirip hiç umursamadan elini uzatıp Yao Si’nin başını okşadı. Yüz ifadesi yumuşadı. “Doydun mu?” diye sordu. Neden sürekli etrafta yavrusunun kahvaltısını yarıda kesen avanaklar vardı. Daha küçük bir yavru olduğunun farkında değiller miydi?

“Hı? Doy-Doydum!”

“Tamam.” Kafasını salladı, “Gidip biraz çorba iç, sindirime yardımcı olur.” Mu Xuan konuşmayı bitirdikten sonra dönüp eve girdi.

“Ha doğru.”

Tam kapıdan giriyordu ki bir şey hatırlamış gibi oldu. Durdu, ikiye ayrılmış ağaç gezegene baktı ve “Ölmediysen aşağı in, sormam gereken bir şey var.” dedi.

İkiye ayrılmış ağaç durdu, ayrılmayı kesti. Tüm bir gezegeni yapraklar altında bırakarak iki yarım da titredi. “E-Ev-Evet! Kan-Kan Yer-Kan Yerlilerinin Efendisi, Majesteleri...”

Güven dolu savaş naralarından sonra verdiği cevap ürkek bir kadının sesini andırıyordu. Hemen sonra, tüm gezegeni kör edici yeşil ışık kapladı, etrafını saran ağaç yok oldu ve yeşil giyimli bir adam belirdi.

Böylece ırklar arası savaş acayip bir şekilde sona ermişti. Sanki orada bulunan herkesin içindeki heves sönüvermişti. Kimse hareket etmeye cesaret edemiyordu.

Kafası karışmış Yao Si kalakalmıştı. Az önce yaşananlar neydi öyle?

Kimim ben, neredeyim ben?

Çevirmen Notu


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
duayennnn (6 puan) Üye
2020-02-27 01:06:13
Su seriyi birakmayin , novel ekstra fln cevirecenize abicim cok gırgır seri ne zaman devami gelir
Solo (21 puan) Üye
2020-01-18 18:20:54
17 ocakta bölüm gelecekmiş birgün geçti ve hala bölüm yok eğer düzenli çevirmiyorsanız lütfen ilgili birine verin çevirmesi için
Sadecesama (27 puan) Üye
2020-01-14 01:32:46
Seri çok güzel gidiyordu. Çeviri durduruldu ya da bırakıldı mı?
Kurt_ve_baharat (1202 puan) Üye
2019-12-29 20:08:36
Pazardan pazara bölüm gelmiyormuydu?
AdelMyron (54 puan) Üye
2019-12-16 19:40:52
Allahın aşkına şu novele seri bölüm ya takip ettiğim tek seri ona da sürekli bir ara oluyor Allahın aşkına ya
OkuyucuS0 (1479 puan) Üye
2019-12-09 21:27:07
Mu xuan vs saitama kim alir
CatinTranslaation (18 puan) Çevirmen
2019-12-09 22:44:08
@OkuyucuS0, bence ben alırım
OkuyucuS0 (1479 puan) Üye
2019-12-10 15:38:33
@CatinTranslaation, bence saitama sana ve mu xuan na tek atar
AdelMyron (54 puan) Üye
2019-12-08 18:42:58
Lütfen. Daha. Fazla. Bölüm.