Bir İblis Lordunun Hikayesi: Zindanlar, Canavar Kızlar ve İç Isıtan Bir Mutluluk

26 Mart 2021
Çeviri: zibillionbytes
Düzenleme: Residenttt
112 Görüntülenme
Bu bölümü 10 Kişi beğendi.
Cilt 22

Ziyafet

“Şunu iyi hatırla Yuki. Bunlar eskilerin aptalları, kadimlerdir. Aslında onlar içmekten başka bir şey bilmeyen bir ayak takımı güruhu.”

Lefi bir grup yaşlı ejderhayı bıkkın bıkkın izlerken, “Ahahaha...” diye garip bir şekilde güldüm.

 

İstisnasız her bir yaşlı ejderha zil zurna sarhoştu. Kalmayı planladığımızı söylediğimiz anda bir ziyafet olması için bağırmaya başladılar, ki hemen ardından kopan birkaç bağırışın arasından daha gür, daha kabul gören, içkilerin depolardan çıkarılmasıyla alakalı bir tezahürat yükseldi. Bir anda bütün hazırlıkları tamamladılar ve hemen saçma miktarlarda alkolü höpür höpür içmeye koyuldular.

 

Ejderhalar kadar büyük yaratıkları doyurmak için gereken alkol miktarı aşşşırı fazlaydı. O kadar çok alkol vardı ki kilometrelerce öteden kokusunu alabilirdiniz ve daha ilk yudumumu alamadan sadece kokudan bile sarhoş olacakmış gibi hissettim.

 

Aynı şekilde her bir bardağın boyutu da saçmalık seviyesindeydi. Tek bir bardak üç küvet dolusu sıvıyı alabilirdi. Yapıldıkları yaratıklar için bile bayağı büyüktü. Ve buna rağmen sorun yoktu. Bütün ahali sanki tamamen normalmiş gibi içiyordu. Bazısı ikinciyi, hatta daha da fazlasını içiyordu. Ahh şeyy... bütün bu ziyafet olayı kesinlikle bir bahaneydi. Size Adsız Alkolikler’den lazım. [1]

 

İçkilerimiz yerel hazırlanmış, tamamen ejderhaların kendileri tarafından mayalanmıştı. Süreç ejderhaların sürdüğü uzun yaşamla birlikte gelişmişti ve iki yüz ile üç yüz sene yaşlandırmayı içeriyordu. Nasıl üretildiği ile ilgili çok gurur duyuyorlardı ve şüphesiz dünyanın en iyisi olduğunu iddia ediyorlardı ve bu iddia boş bir iddia da değildi. İyiydi. Hatta, şüphesiz yapım sürecinde özgürce büyü uygulanmasının bir sonucu olarak, orta seviye bir mana iksiri olarak görev yapabilecek ek fonksiyonu bile vardı.

 

Etraftaki en yaşlı ejderhalardan biri olan Lamburr, “Eee Ejderha Lordu? Drakenruhu hakkında ne düşünüyorsun?” diye sordu. “Yabancılar buna genellikle kutsal nektar derler. Bir yudumuna bile aşırı değerli bir nesne muamelesi yapılır.” [2]

 

Onunla ilk tanıştığımda Lamburr’u neredeyse bir iri bir kaya parçası sanmıştım. Doğası gereği pulları aşırı pürüzlü ve taşa benzerdi. Bahsetmeye gerek yok ama lanet seviyesi altı yüzdü. Herif deli gibi güçlüydü.

 

“Evet, harika,” diye yanıtladım. Dürüst bir cevaptı, gerçi yaşlı adamın beklenti dolu bakışlarını hesaba katarsak, öyle olmasa bile muhtemelen aynı şeyi söylerdim. “Hatta öyle iyi ki, hediye olarak eve biraz götürmek istiyorum.”

“Dilediğin kadarını eve götürebilirsin.” Mutlu bir şekilde güldükten sonra kupasını kaldırdı ve tek nefeste hepsini içti.

 

Vay be, koca bir kayaya benzeyen birisi için fazla seriydi.

 

İçinde büyü enerjisi daha çok bulunan yiyecek ürünlerinin daha az bulunanlara oranla daha lezzetli olduğu bilinen bir gerçekti. Drakenruhunun büyü enerjisi yönünden zengin olması, onun uzun yaşlandırma sürecinin yapabileceğinden çok daha ağız sulandırıcı olmasına sebep oluyordu. Tadına yumuşak diyebilirdim. Bir miktar tatlı, meyvemsi tınıları vardı ve boğazdan kolaylıkla geçecek kadar yumuşaktı. Lumbarr’ın da tarif ettiği gibi, ağırlığınca altın edecek türden bir lüks maldı. Tek şikayetim bardak boyutuydu. Yani dostum, ciddi misiniz? İçinde girip yıkanabileceğim kadar büyük bir bardakla ne yapmamı bekliyorsunuz ki?

 

İblis lordu olmanın en iyi yanlarından biri aşırı yüksek alkol toleransımın olmasıydı. Çok fazla içebiliyordum. Ama hacmi benimkinin birkaç katı olan bir bardağı bitirmem fiziksel olarak imkansızdı.

 

“Hey... Lefi? Şunu bitirmemde yardımcı olur musun? Tek başıma bitirebileceğimi sanmıyorum.”

“Haklı bir çıkarım,” diyerek başıyla onayladı. “Bu ziyafet en azından senin onuruna düzenlendiğinden, eğer yapamıyorsan bitirmeye kalkmanın bir anlamı yok. Ama öyle olsun. Geri çevirmekte bir enden göremiyorum.” Henüz dokunmadığı bardağını tanıştığımız ilk yaşlı ejderhaya uzattı. “Rhodonus. Benim bardağımı alabilirsin. Ben eşiminkini paylaşacağım.”

“Gerçekten önemli değil mi?”

“Vücut boyutlarımız içebileceğimiz miktarı sınırlıyor. Tek bir bardak yeter de artar.”

“O zaman memnuniyetle kabul edeceğim.”

 

Yaşlı ejderha sersem sersem ekstra bardağı eline aldı ve yarısını çoktan bitirdiği kendi bardağının yanına koydu. Sanırım Lefi’nin bana ejderhaların içkiyi sevmesi konusunda anlattıkları doğruydu...

 

Kendi aşırı porsiyonundan kurtulduktan sonra aklına aniden fikir geldiği her zaman yaptığı gibi sırıttı ve kucağıma oturdu. Sırtı göğsüme yaslandığında içimi bir sıcaklık kaplamıştı.

 

“N-ne var?”

“Ani bir dürtünün peşindeyim.” Bana en cazibeli gülümsemelerinden biriyle bakmıştı. “Bir sorun mu var?”

“Tabii ki hayır.” Kollarımı beline dolarken gülümsedim. “Hiç yokken ortaya çıktı da.”

 

Eşlerimden hiçbiri başkaları varken şefkat göstermeye hevesli değildi. Nell yalnız olmadığımız sürece her şeyden kaçınıyordu ve Lyuu ise flörtleşip sokulmaktan ziyade şakalaşmayı tercih ediyordu. Lefi de nispeten kolay utanıyordu ama üçünün içinde izleyen gözleri en umursamayıp dilediğini yapacak kişi muhtemelen oydu. Gerçi sanırım Yüce Ejderha olunca işler böye oluyor... İstediğin şeyi yapabiliyorsun.

 

“Davranışımda yanlış hiçbir şey yok. Sadece eşimi memnun edeceğini bildiğim şekilde davranıyorum.”

“İşte beni yakaladın.” Sırıtışına kendiminkiyle karşılık verdim. “Böyle sarılgan olman keyfimi hep yerine getiriyor.”

“O zaman... Ben de mi sarılgan olmalıyım?” diye sordu Enne.

 

Kılıç kız yanımızda oturuyor ve Drakenstead’in imza içkisinin çocuklara uygun olan düşük alkollü versiyonunu içiyordu. Bizim bardağımızın aksine onunkisi, envanterimden çıkardığım normal boyutta bir bardaktı. Ne salağım... Ben de kendi bardaklarımdan birini kullanmalıydım. Ejderhaların bizim için her şeyi hazır edeceğini söylemelerini kabullenmiş olmak benim hatam.

 

“Tabii, ikimiz de istediğin kadar sarılgan olmanı takmayız.”

“Kesinlikle. Kısa sürede ona olan sevgimi mide bulantısına çevirdiği için Yuki’nin bana uzun süre sarılmasını sevmiyorum. Ama aynısını sen yaparsan sorun olmaz.”

“Vay canına. Bu kesinlikle adaletsiz ve gereksizdi.”

“...Yaşasın.”

 

Enne bardağını masaya koydu, bize doğru kaydı ve başını kucağımıza koydu. Süreç boyunca yüzündeki ifade değişmemişti ama bu durumdan çok memnun olduğu belliydi. Tenne/Ten tekrar yapacağım. [3]

 

“Son karşılaşmamızdan bu yana sadece bir yüzyıl geçti ama herhangi birimizin tahmin edebileceğinden çok daha değişmişsin.”

 

Konuşan bir başka ejderha olan Veldunus’tu. Ejderhalar içinde genç sayılırdı ve “sadece” bin altı yüz yıl yaşamıştı.

 

İlginç bir numuneye bakarcasına ikimizi inceler gibi bakarak, “Bir eş bulabileceğini hiç düşünmezdim,” dedi. “Gerçekten de ne kadar ilginç...”

 

Şimdi düşündüm de, eski tanıdıklarının hepsi sürekli değiştiğini söylüyor ama ilk karşılaştığımız günden bu yana hep aynı saftirik gibiydi. Acaba geçmişte cidden asabi biri miydi?

 

“Dış dünya çözülecek türlü ilginç gizemler ve tanışacak insanlarla dolu, Veldunus. Burayı bırakıp keşfetsen iyi edersin.”

“Bunu kesinlikle düşüneceğim,” diyerek güldü diğer ejderha.

“Peki, merak ediyorum da, Lefi burada yaşarken nasıldı? Söyledikleriniz onun gerçekten yumuşadığını ima ediyor.”

“Öyle.” Veldurun eskiyi hatırlarcasına başını salladı. “Eşin güçlü biri olarak doğdu. En yaşlı ve kudretli kadimler dahi onun Ejderha Lordu olmasını umuyordu ama o bir yere zincirlenip kalma fikrinden hiç hoşlanmamıştı ve sonuç olarak çileden çıkmıştı.”

“Çenenin ardına kadar açık kalmasını istemiyorsan tek kelime daha etme Veldunus.”

“Özür dilerim kralım ama görünüşe göre güvenliğim adına sessiz kalmam gerek. Eşiniz fazla korkutucu.”

“Lefi, lütfen. Geceyi burada geçirmek istememin tek sebebi geçmişinle alakalı daha çok şey duymaktı.”

“Bunu bu aptallarla konuşmanın bir anlamı yok. Geçmişimle alakalı sorularına onların yerine ben cevap vereceğim.”

“Görünüşe göre önünüzdeki hayat zorlu geçecek Kral!” Veldunus güldü.

 

Bu sözü onaylamak ya da reddetmekte bir fayda olmadığından verdiğim tek cevap içkiden büyük bir yudum almak olmuştu.

Çevirmen Notu

[1] Adsız Alkolikler: Anonim Alkolikler ya da Türkiye'de bilinen adıyla Adsız Alkolikler (AA) Amerika'da 1935'te, alkol problemleri olanların alkolden kurtulması için birbirlerine yardım etmesi amacıyla kurulmuş bir örgüttür. Bugün 2 milyonun üzerinde üyesi olan kuruluş, tam bir sivil toplum zihniyetiyle çalışmakta olup herhangi bir kâr amacı taşımamaktadır.

[2] Orijinali “drakenspirit”ti. Spirit, İngilizcede genel olarak alkoller için kullanılan bir terim. Ayrıca ruh anlamı falan da var. Ben de yakıştırdım içki ismi olarak.

[3] Tenne/Ten aslında yazarın/çevirmenin “on üzerinden on” kullanımlarından biri. Serinin başka yerlerinde de benzer kullanımlar vardı. Burda “Enne”in ismiyle İngilizce “ten”i (yani on sayısı) birleştirmiş. Orijinalinin kalması daha iyi diye düşündüm.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
yusuf (126 puan) Üye
2021-04-07 19:18:30
“Özür dilerim kralım ama görünüşe göre güvenliğim adına sessiz kalmam gerek. Eşiniz fazla korkutucu.” “Lefi, lütfen. Geceyi burada geçirmek istememin tek sebebi geçmişinle alakalı daha çok şey duymaktı.” “Bunu bu aptallarla konuşmanın bir anlamı yok. Geçmişimle alakalı sorularına onların yerine ben cevap vereceğim.” “Görünüşe göre önünüzdeki hayat zorlu geçecek Kral!” Veldunus güldü. Bu sözü onaylamak ya da reddetmekte bir fayda olmadığından verdiğim tek cevap içkiden büyük bir yudum almak olmuştu. Yazık kafanaaaaa
ASİLZADE (3865 puan) Üye
2021-03-28 13:56:56
Evet hayat zorlu geçecek 😂
DeliDana (2857 puan) Üye
2021-03-28 09:25:31
Çeviri ve edit için teșekkürler, ayrica açıklamalar içinde
maahhaam (4667 puan) Üye
2021-03-28 01:42:02
çeviri ve bilgiler için teşekkürler