Cehennem Online - Bölüm 24: Şükrücük Silahını Seçer

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Beğeni : 0
Okunma : 94
Tarih : 6 Eylül 2018 11:09:16

“Madem sen öyle diyorsun söylenecek fazla söz yok, ne marifeti var yeni sopanın onu söyle bari!”

Toraman’ın gül cemaline yansıyan ışıltı seçtiği silahı kabullendirebilmiş olmasından kaynaklıydı, ekip oldukları için kişisel tercihlerinin faydalarını diğerlerine de açıklamak zorundaydı.

Gâvur Ağlatan

Seviye – 0

Saldırı Hasarı : +10

Genç irisi sadece birkaç kelime söyledikten sonra susmuştu, bu durum genelde soğukkanlı olan benim bile merakını körüklemeye yetecekti.

“Ee başka ne özellikleri var söylesene!”

Bu sefer Toraman rolümü çalmış, yüzüme aptal aptal bakıyordu.

“Bu kadar başka bir şey yazmıyor!”

Kafamdan aşağı kaynar sular dökülüyordu, onca zaman çalışıp didinerek kazandığımız paranın yarıdan fazlası sadece tek özelliği olan bir silaha gitmişti.

Ulan, kıçı kırık çarığın bile iki özelliği var iken onca altınla alınan silahın nasıl sadece saldırı hasarı olur, bir de utanmadan söylüyor.

“Saldırı hasarı: +10”

Kendi kendime mırıldanırken aniden bir şey kafama dank etti, “+10”.

Tek özellik konusuna o kadar konsantre olmuştum ki, silahın verdiği devasa değeri es geçme gafletine düşmekten kendimi kurtaramamıştım.

Basbayağı seviye atlamamış bir Düşmüş’ ün saldırı gücü kadar ekstra katkı sağlıyordu bu ekipman, Toraman’ın saldırı gücü neredeyse iki katına çıkmış olmalıydı.

“Toro, son değerlerini söyler misin, silahı aldıktan sonra bazı değişiklikler olmuş olması lazım!”

İsim: Toraman

Unvanı: Günahkâr

Seviye: 4

Hayat Puanı: 13

Büyü Puanı: 12

Büyüsel Enerji: 14

Atak: 10 +10

Savunma: 10

Güç:1

Dayanıklılık: 2

Çeviklik: 1

Bilgelik: 1

Yetenek: Arındırma

Meslek: Yok

İyilik Puanı: 10

Kötülük Puanı: 50

Tavsiyelerim doğrultusunda, seviye atlayarak kazanılan 8 gelişim puanını Hayat, Büyü ve Büyüsel Enerji puanları arasında pay etmiştik.

Kazandığı yeteneğe ve değerlerinin evrimleşmesine bakarak Toraman’ın büyü temelli bir sınıfta ilerleyebileceğini düşünerek verilmiş bu karar, eline ham odunu alınca bir anda bambaşka bir hal alıyordu.

“Kardeşim, sen bağışıklığın olduğu bölgede biraz kendini denesen iyi olacak gibi, sopa ile nasıl bir yıkım gücün oluşacak anlamış oluruz!”

“Şükrücük, Rimel, bizde hızlıca biraz Düşmüş keselim, 20 altın daha toplayabilirsek bir silah daha alabiliriz.”

Silah Dükkânı adlı mağazadan alınan eşyanın verdiği değer aklımı çelmişti, eğer tankımıza bir de silah alabilirsek verimliliğimiz en az bir kat artar, belki de Sosyal Medya bölgesinin daha da içlerine doğru ilerleyebilirdik.

Ekip olarak avlanmamızın sonucu 20 altın toplamamız çokta uzun sürmeyecekti, iki saat geçmeden bir daha, benim göremediğim fakat Şükrücük’ ün ağzının suyu akarak baktığı tezgâhın önündeydik.

“Abi, gözünü seveyim işe yarar bir şey al, alımına çalımına kanma eşyaların!”

Budaklı odun faciasından sonra bir tane daha sürpriz bekliyordum fakat olmaması içinde elimden ne geliyorsa yapacaktım.

“Sen içini ferah tut yeğenim, işimize en çok ne yarayacaksa ondan alacağım ben!”

Normal bir zamanda ve stabil davranışlı bir kişinin ağzından çıksa içimi ferahlatacak olan bu cümle, Şükrücük tarafından söylendiği için tüylerim diken diken olmuştu.

“Yok, daha neler, abi cidden bunu mu seçtin?”

Hırçın kafacının sırtını bana dönerek tezgâha yanaşması ile tekrar yüzünü dönmesi arasında geçen bir dakikalık süre sonrası, inanılmaz bir manzara karşısında haykırmaya başladım.

“Hayda, yanlış bir şey mi seçtim? Bana kalırsa en çok lazım olan eşya buydu!”

Bu sefer ben yanlış anlaşılmıştım, Şükrücük’ ün bir kalkan ile karşımda durması sonrası aptala dönerek konuşmamın etkileriydi bunlar.

“Hiç olur mu abim, kendine en çok yakışan şeyi seçmişsin. Kale gibi oldu aslanım benim kale!”

Sistemin hediye ettiği zırh ve şimdi de dükkândan alınma bir kalkan, partinizdeki tankın ekipmanlarından başka ne bekleyebilirsiniz ki?

“İyi o zaman, dur sen sormadan ben söyleyeyim yeni kalkanımın özelliklerini.”

Destursuz

Seviye – 0

Savunma : +10

Bir +10 bonus daha, görece olarak biraz pahalılar ama verdikleri tekli stat desteği azımsanacak gibi de değil hani.

Bu arada, nesnenin fiyatından göreceli pahalı olarak bahsetmem ne kadar ironik oldu değil mi? Hepi topu birkaç on saat önce satıcı ile birbirimize girmemize neden olan rakamı, şu anda nispeten makul olarak görebilmiştim.

Tek başıma olsaydım bu noktaya ulaşmam ne kadar sürerdi hiç bilmiyorum ama dört kişiyken gerçekten bazı konuları çok hızlı halledebilmiştik.

“Abi gerçekten tebrik ederim, kendine yakışanı yapmışsın. Genel değerlerin ne âlemde, eğer yeterliyse bu sefer biraz daha açılalım derim!”

“Açılalım paşam, bundan sonra alayı değil kralı gelsin!”

Şükrücük’e bir cesaret gelmişti,  özgüven patlaması yaşanıyordu bünyesinde. Savunma puanı artınca sadece değerleri değil, sanırım karakteri de etkilenmişti.

Bu konuyu iyice irdelemek gerekirdi zira eğer kurduğum mantık doğruysa her puan bizim için altın değerinde olmaktan öteye bile geçecekti.

“Hadi abim, dök bakalım marifetini ortaya!”

 

İsim: Şükrücük

Unvanı: Günahkâr

Seviye: 5

Hayat Puanı: 20 +6

Büyü Puanı: 10

Enerji:10

Atak: 10

Savunma: 10 +16

Güç:1 +5

Dayanıklılık: 1 +7

Çeviklik: 1

Bilgelik: 1

Yetenek: Kırılamaz İrade

Meslek: Yok

İyilik Puanı: 10

Kötülük Puanı: 50

Vay babam vay, Şükrücük ne kadar kabadayılık yapsa hakkıydı artık; Toraman Yenilmezim diyebiliyorsa, elindeki ortası tahta etrafı parlak metalle çevrilmiş kalkanı ile Şükrücük’ de, çok rahat bir şekilde Dokunulmazım diyebilirdi.

Verdiği özellik kadar bir heybeti olmasa da, tahta-metal karışımı nesne görenlerin dibinin düşmesine yetiyordu, ilk köyde bizim ihtiyar kadar donanımı olan kimse yoktu ve bu durum onun hindi gibi kabarmasını sağlamıştı.

Çapı yarım metreden biraz daha uzun olan yuvarlak kalkanını sol eliyle taşırken nasılda vakurdu, yakıcı güneş ışıkları altında parlayan zırhındaki silueti bile unutmuştu bu anlarda.

“Abi nereye, daha Toraman gelecek bir sakin ol!”

Bizim hırçın kafacı kendini öyle bir kaptırmıştı ki direkt Sosyal Bölge yönüne doğru ilerliyordu, onun bu hali Rimel ile beni güldürürken hemen arkamızdan çok tanıdık bir ses duyuldu.

“Bensiz nereye böyle yakışıklı abim!”

Anlaşılan bugün moraller tavan yapmış sınırları zorlamaktaydı, elindeki dal budağı karizmatik bilek hareketleri ile sallayan Toraman’da her adımda bir toz bulutu oluşturarak yanımıza geliyordu.

İki artist nedeniyle tüm bakışlar üstümüzdeydi, ortalarına benle Rimel’i alarak iki uca geçen erkek güzelleri ilgi banyosuyla yıkanırken ne de mutluydular.

Bu işe bozulmadım desem yalan söylemiş olurum, sahne ışıklarını benden çalan iki arkadaşımın arkasında kalmışken acilen bir şeyler yapmam gerekirdi.

“Şükrücük, hazır Kaçak değilken senin yeteneğini kullanmayı deneyelim derim, eğer işe yararsa diğer bölgelerde de avlanmamızın kapısı açılacak.”

Daha önceden keşfettiğim üzere Sosyal Medya Bölgesinden kolluk ve ayakkabı düşüyordu, değerlerimize daha büyük katkıları olacak nesneler istiyorsak şansımızı diğer bölgelerde denemek zorundaydık.

“Sıkıntı yok, sen sadece nasıl olacağını anlat bana yeter!”

Zırh, kalkan, kolluk, ayakkabı derken bizim tank kendine güven konusunda sınıf atlamıştı, ilk seferde teklifimi kabul etmesinden bunu rahatlıkla anlayabiliyordum.

“Olay çok basit, yanında Rimel ile bölgeye gireceksin. Etki alınca Rimel üstündeki etkiyi silecek, işte tam o anda yeteneğini etkin hale getirmen gerekiyor.”

“Hepimiz ilk defa senin yeteneğine şahit olacağız, duruma göre ben ve Toro içeri dalıp size katılmayı düşünüyoruz.”

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.