Cehennem Online - Bölüm 27: Boss

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Beğeni : 1
Okunma : 103
Tarih : 20 Eylül 2018 15:17:13

“Bu değişik nereden çıktı şimdi!”

Şükrücük, hepimizin aklına gelen fakat şaşkınlıktan dillendiremediğimiz o ani çıkarımı pat diye orta yere koyuyordu.

“Kim o densiz hadsiz köpek, sem kimsin be adam, bana laf söyleyebiliyorsun!”

Tankımız, en büyük mücadelemizin başladığını ilan edecek olan havai fişeğin epey kısa olan fitilini yakmıştı bu sözleriyle,  aslında farkında olmadan tüm aggroyu üstünde toplamasından gayet memnundum.

“Abi sıkı dur ilk sana saldıracak!”

“Rimel, etki aldığı gibi yeteneğini kullan!”

“Arkadaşlar daha önce yaptığımız gibi devam edeceğiz, büyük ödül ayağımıza geldi!”

Tam cepheden bize doğru koşan silikon dudaklı biçimsiz düşmüş tankımıza ulaşmadan önce birkaç talimat verebilmiştim, şimdi her şey bizim ne kadar koordineli bir biçimde savaşacağımıza kalmıştı.

“Götsün sen göt, göt, göt, göt!”

Boss ilk saldırısını yaparak oyunu başlattığı an Şükrücük tuhaf bir etkinin altına girdi, Rimel yeteneğini kullanarak onu kurtarana kadar da sayıklayıp duracaktı.

“Anlayın be kardeşim, milletin milli ve dini değerleri ile prim yapıyor!”

“Nasıl bu kadar kolay kandırılabilirsiniz?”

Tankımızın ağzından bu ve buna benzer birçok cümle çıkıyordu, sanırım bilinçaltında cahil veya en kötüsü troll yorumcuların salaklıklarıyla boğuşmaktaydı.

“Rimel!”

Bağırmam ile eş zamanlı olarak genç kızımız bu işkenceye son vermek için harekete geçti, hayal meyal seçilebilen bir parlaklık Şükrücük’ ün kafasının üstünden ayağına kadar inmişti.

Arındırma- Düzey 2

Yetenek ikinci düzeye yükselince, etkileri dışında kullanıldığında oluşan görüntüsü de küçük bir biçimde değişime uğramış gibiydi.

“Gel ulan buraya peltek!”

Elindeki kalkanını sıkıca kavrayan tankımız bir savaş narası patlatmıştı, fiziksel darbe almadan yeteneğini kullanması da bal kaymak olacaktı.

Kırılamaz İrade- Düzey 1

Kullanıcısının hareket şansını kısıtlamasına rağmen güzel bir Hp yenileme fırsatı sunan bu yetenekle beraber, Acıların Çocuğu Zırhının ‘-Gelen Fiziksel Hasarın %20 si Kullanıcının Hayat Puanına Eklenir’ özelliği birleşince ilk vuruşun etkileri epey yumuşayacaktı.

Şimdi, bütün marifeti ekipman ve yetenek kombinasyonuna atfetmek olmaz, bölgenin genel karakteri nedeniyle bossunda düşük hasar verdiği gerçeğini göz ardı edemeyiz.

Kalkanın üzerine inen yumuşak tokat Hp barını yüzde seksene indirmişti lakin bir an geçmeden değer seksen altıya geri çıkmıştı. Her ne kadar düşük hasar desem de, toplamda beş vuruştan fazla şansımız yok gibiydi.

“Toro ver coşkuyu!”

Gerek bile yokmuş aslında, bu gibi durumlarda partimizin içinde kim en hızlı tepki verir diye sorsalar cevap belliymiş zaten.

Yağ tutmuş belinin açıkta kalan kısmına budaklı odunu yediğinde tuhaf boss o kadar hüzünlü inleyecekti ki, bir arada gözlerim dolacak gibi olmuştu.

Tabii ki şaka, kendisi değişiğin önde gideniyken farklı görüşleri veya tavırları muhafazakâr kalıplar kullanarak ötekileştiren bu ve bunun gibilere müstahak bir cezaydı şu anda gerçekleşen.

“Durdurulamaz Yumruk”

Aldığı darbe nedeniyle iki büklüm olmuş olan düşmanımıza bir vuruşta ben yapıyordum, kendimi geri çekecek durumum yoktu, her saldırıda tükenene kadar enerjimi kullanmak zorundaydım.

“Pisliklerrr!

Yaptığımız kombine saldırı sonrası doğal olarak bossun yeni hedefi bizdik, kendini topladığı gibi peşimize düşmek için hareketleniyordu.

“Şükrücük, hemen bir şeyler yap! Sana saldırmasını sağla şunun!”

Dememe kalmadan üzerimize doğru gelen bir tokattı görmem bir oldu, bossun devasa cüssenin içinde böyle bir hareket hızına sahip olacağını kestirmem mümkün değildi.

Lafın kısası kafaya yemiştik şaplağı, başlangıç köyüne kadar gidip dönmüştü beynim. Şükrücük savunmaya verilmiş puanları ve üzerindeki eşyaları nedeniyle ancak %20 oranında hasar almışken, benim hayat puanımın yarısı buhar olup uçuyordu bir anda.

Daha da kötüsü tuhaf boss vuruşuyla beraber üzerime etki atmış ve yapacağı son darbenin hazırlıklarına başlamıştı.

“Gel ulan buraya taytına tükürdüğüm!”

Sonumu getirecek el yavaş yavaş havaya kalkmaya başladığı sırada, Şükrücük’ ün an itibari ile bana bülbül şakıması gibi gelen sesi uzaktan duyuldu.

Dediğimi yapmış bossu üstüne çekmişti tekrardan, ben de kendimi toparlamış bir sonraki tur için hazırlanmaya başlamıştım.

Hp yarılanmış bir halde devam edecektim, bu saatten sonra en ufak hata yapma lüksüm kalmadığından tüm duyularım sınırlarına kadar zorluyordu kendilerini.

“Bam!”

Bir tokat daha inecekti kenarları metalik bir şeritle çevrilmiş yuvarlak kalkanın üzerine, yanlış değilsem bu sefer çok daha fazla ses çıkmıştı darbeden sonra.

Yanlış değildim, darbenin verdiği hasarla beraber çıkan ses de artmıştı, net %25 Hp götüren bu vuruştan sonra benimde kafamda bazı konular netleşiyordu.

Görüntüsü nedeniyle tabiri caizi ise sersemlediğimiz bossun kafasının üstüne ilk defa bakacaktım, amacım onun Hp barını görmekti ama maalesef kalın puntolarla yazılmış ve adeta led ışıkları ile parlatılmış gibi görünen ismini de okumak zorunda kalacaktım.

“Şap Dudak”

Hayat enerjisi %90 e kadar düşmüş olan ilk bossumuzun adı buydu, bana dönük sırtı tamamen açıktayken Şükrücük’e bakan taraftaysa fileli bir üstlük bulunuyordu.

Tek turda %10 Hp çekmiştik, görünen o ki kıyafetlerinin türünden dolayı defansı da düşüktü bu mobun. Yalnızca zarar aldığında saldırı gücü artmıştı, bu hiç iyi bir haber değildi bizim için.

Kaybettiği canın yarısı oranında saldırı hasarı artan bossumuza ikinci turu dönmemizle beraber, Toraman ile ikimizin kaçması bir olacaktı. Sağ olsun genç irisi ilk seferde bu işi başardığından çok tecrübeliydi, ben ise etrafa bakıp plan yapmadan topuklarım kıçıma vura vura koşuyordum artık.

Net %10 daha götürmüştük, buna karşın tankımızın barı %69 rakamına kadar inmişti; görülüyordu ki, her turda Şap Dudak’ın artan hasarıyla beraber bu şekilde devam etmemiz mümkün olamayacaktı.

Kafamda türlü planlar kurmaya başladım, ince eleyip sık dokumak zorunda olduğum için biraz zaman geçti, bu arada ise başlangıçtaki taktiğimizle iki tur daha döndük bossa.

“Abi üstüne çekince sakın darbe alma, hemen kaç bir tarafa!”

“Rimel bizi takip et çabuk, yoksa hepimiz burada öleceğiz!”

Bir maceraya atılmıştık fakat görünen o ki, bir turda daha dönmek istediğimiz an hep beraber sekiz saatlik azaba doğru yola çıkacaktık.

Şap Dudak %60 Hp ile kalmıştı, Şükrücük ise sadece %23 ve sıradaki darbenin hasarı net %40 olacaktı. Toplu kaçışı başlatmıştım, tankımız bir yöne, biz kalan üç kişi diğer yöne doğru son hızımızla kaçıyorduk.

“Gelin buraya, daha millete ramazan kolisi dağıttığım videoları izleteceğim size!”

Kesemediğimiz boss hem bizi kovalıyor hem de arkamızdan saldırı yapmaya devam ediyordu, çok şükür Rimel’ in puanlarını tamamen Büyüsel Enerji olarak kullanmıştık.

Hangimiz etki alsak hemen temizlemişti küçük kız, bir başka şansımızda yeteneğinin kullanım alanından çıkmadan Şap Dudak takibi bırakıp ilk gördüğümüz yerine geri dönmüştü.

“Ah ulan, savunmam biraz daha güçlü olabilseydi!”

Şükrücük söylene söylene yanımıza gelirken, gözlerinde hayal kırıklığı olsa da bedeni adeta alev alacak gibiydi. Sinirden ağzı yüzü kaymış, yumrukları sıkıca kapanmış bir biçimde konuşuyordu, sanki tüm parti üyelerinin yüreklerinin biçim almış hali gibiydi.

Şap Dudak isimli boss tam karşımızda duruyordu ve biz onu kesememenin hüznü ile birbirimize bakıyorduk

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.