POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 30: Liderlik

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 42
Tarih : 03 Kasım 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Uzunca bir arbededen sonra nihayet halay başı belirlenmişti, dağılan çemberler tekrar oluşturulurken ileri atılarak bağırdım

“Şimdi tam zamanı, Şükrücük son çemberden başla saldırıya!”

Önde tank, arkasında ben ve Toraman, en geride ise Rimel’ in desteğini almış bir dizilimde saldırıya geçtik, son çember tamamen oluşmadığı için hızla bozularak peşimize düşecekti.

İşte o an ileriye umutla bakmamı sağlayan olay gerçekleşti, belki de ilk defa ekibimden biri anlattığım şeyi harfiyen yerine getirebiliyordu. Şükrücük üstüne ilk gelen Düşmüşe vurduğu gibi seri adımlarla geri kaçmaya başlayacaktı, akın eden düşmanı hareket yönlerinin tersine doğru ilerlemeye zorluyordu.

“Toro, arkada kalanlara aynı anda gireceğiz, tek moba iki kişi birden saldırarak öldürüyoruz!”

“İlk saldırıda ölmezlerse yeteneğini kullanıp ses çıkarmasını engelle!”

Madem tankımız işini layıkıyla yapmaya başlamıştı, saldırı gücünü oluşturması gereken bizlerde kendimizi sakınmamalıydık.

Toraman zaten elindeki dal budak ile epey hasar veriyordu, buna benim Durdurulamaz Yumruk yeteneğimde eklenince tek tek değil, neredeyse alan saldırısı kıvamında üçer beşer toplamaya başladık ördekleri.

“İşte budur be, kaldı 3 çember. Enerji durumlarımız nedir millet!”

Hız rekoru kırdığımız farmlamanın sonrasında halay çemberi hızlanmadan bir tur daha yapmanın peşindeydim, etrafıma toplanmış ve hiçte bitkin görünmeyen parti arkadaşlarımın statlarını merak ediyordum.

“Kelebek gibi uçar, arı gibi sokarım!”

“Bunlar gibi iki tane daha tanklarım, asıl siz ne durumdasınız?”

Şükrücük yeni stili kavradığı için daha az darbe almış, bunun verdiği rahatlıkla da özgüveni tavan yapmıştı.

“Üç kere yetenek kullandım ama full büyüsel enerji gittiğim için problem değil, bir seri daha dönerim rahatlıkla.”

Toraman’da sopasının yardımı sayesinde atak yaparken çok yorulmuyordu, ara sıra elimizden kaçan moblara uyguladığı Sersemletme yeteneğinin götürdüğü büyüsel enerjiler olsa da, kendisinin de dediği gibi stat puanı dağıtımında izlediğimiz yol nedeniyle bir sıkıntısı yoktu.

“Rimel, sen nasılsın?”

Bu aralar sessiz ve içine kapanık görünen grubumuzun küçük kızına sorumu yönelttiğimde, onu dalgın bir halde düşünürken buldum.

“İyiyim, iyiyim. Size ayak uydurabilirim!”

Şapdudak başarısızlığından sonra süre gelen dönemde küçük kızın sessizliği hep dikkatimi çekmişti, bunu parti halindeki ruh halimize bağlamıştım ama Rimel’ in durumu başarısızlığın getirdiği üzüntünün dışındaydı sanki.

“Neyse, ben de bir tur daha çıkarırım, var mısınız kalan üç çemberin ikisini aynı anda alalım?

Herkes beti yükseltirken nasıl olurda ben sessiz kalabilirdim, liderlik etmeye çalıştığım partimi iyice şaha kaldırmam gerekiyordu.

“Girelim tabii ki!”

“Hepsini alalım madem, yeter dönüp durdukları!”

Grubun erkekleri gazı aldıkları gibi tek tekere kalkmışlardı lakin hepsini birden çekme kısmı biraz abartı gibiydi, şimdilik halay başı olma savaşı verenler dışındakilerle yetinmeliydik.

“Abi en içteki çember kalsın şimdilik, diğer ikisini topla bakalım!”

Ayağımı pedaldan çektim hemen; bilinmelidir ki iyi şoför frene değil, gaza nasıl basmasını bilendir. Bir önceki turda uyguladığımız dizilim ve taktikle giriştik yeniden Düşmüşlere, seviyeleri bir derece yükselmiş olsa da fena gitmiyorduk.

“Sizi gidi oynaklar sizi, düğün gördüğünde kendini kaybedenler sürüsü!”

Şükrücük iyice havaya girmişti, peşine takılan moblar dağılma emaresi gösterdiği an veriyordu aggroyu üstlerine.

Bu şekilde iki çemberin üstesinden geldiğimizde kimseye bir şey soracak hal kalmamıştı bende, şöyle bir etrafıma bakınca diğer arkadaşlarımı da aynı sıkıntıyı paylaşırken buldum.

“Dinlenelim biraz, son bir tur kaldı önümüzde zaten!”

Dememle beraber kıçımın üstüne düşmem bir olacaktı, farkında olmadan ne kadar çok yormuştum kendimi. Güvenli bir mesafede halayın zirvesine çıkmış on kişiyi izlemeye başladık, kafalarının üzerinde seviye 10 yazan bu moblar halay başı savaşında çarpışan kişilerdi.

“Rimel, kızım senin bir sıkıntın mı var?

Üzüm üzüme baka baka kararır misali partice bir çember oluşturup otururken, Şükrücük birden ceylan gözlü şifacımıza seslendi. Hiç beklemediğim bu olay karşısında önce afalladım ama daha sonra genç kızın hepimizin bir adım gerisinde durduğunu keşfettim.

“Yok bir şey, nereden çıktı ki bu şimdi!”

Panik yapan Rimel acemi bir şekilde cevap verirken, aslında bir derdinin olduğunu bağırıyordu bilmeden, bu işi hemen çözmeliydim.

“Gel bakalım sen buraya, Şükrücük haklı! Ne derdin varsa anlat lütfen!”

Ben de tankımıza destek verince genç kızın kaçacak yeri kalmayacaktı, tahmin edersiniz ki bu durumda gerçekleşecek olay belliydi.

Tüm günü kara bulutlarla kaplı bir şekilde geçiren gökyüzünün, en sonunda tüm yağmuru insanların üzerine boşaltması gibi Rimel’ de içinde biriken ne kadar gözyaşı varsa koyuvermişti.

Bu sefer kimse bir şey demedi genç kıza, gönlünce ağladı, ta ki artık ne gözyaşı, ne de bu eylemi gerçekleştirecek enerjisi kalmayana kadar.

“Ben hiç zarar veremiyorum Düşmüşlere, o büyük şeyi de benim yüzümden kesemedik!”

Hiç beklemediğim yerden gelmişti darbe, Rimel’ in kafasına taktığının bu olduğunu bin kere düşünsem bulamazdım.

“O nasıl bir laf, kızım sen olmasan biz böyle rahat rahat hareket edebilir miyiz?”

Onun dışında herkes durum farkındaydı aslında, Arındırma yeteneğine sahip biri aramızda olmasa ancak kendi bölgelerimizde tek tabanca takılabilirdik.

“Rimel seni anlıyorum ama kendine çok büyük haksızlık ediyorsun, biz bir ekibiz ve hepimizin yapması gereken görevleri var. Şükrücük düşmanlarımızı durdurmak, ben ve Toraman ise onları öldürmek zorundayız, sen ise bizim bunları yapmamızı sağlayan yegâne kişisin!”

“Sadece ilk denememizde başaramadık o kadar, zaten eğer ortada bir başarısızlık varsa, bu yeterli atağı sağlayamayan ekibe aittir!”

Liderlik Puanı -5 kazanıldı

Konuşmam bitince kafamın içinde bir ses çınladığı gibi, daha önceden olmayan bir yetenekte bilgilerimin olduğu yerde belirecekti, hop ne oluyoruz demeye kalmadan eksi puan almıştım birde yeni yeteneğime.

“Demek saldırı kuvvetimiz yetmediği için öldüremedik Şapdudak’ı ve Rimel bu yüzden onca zamandır üzgün!”

Sağ yanımda duran genç irisinin sıkılı dişlerinin arasından zorlukla kendilerini dışarı atan kelimeleri sıraya dizerek anladığımda, içimden bir haykırış yükseldi.

“Şimdi sıçtık!”  

 Neden liderlik özelliği eksi puan almıştı anlıyordum artık, genç kızı teselli edeceğim diye içten içe ondan hoşlanmaya başlayan diğer bir parti üyesini kendimle beraber gömmüştüm.

Söylediklerim genel olarak doğru olsa da ve kendimde bu işin içinde olsam da, Toraman’ın durumunun hassasiyetini gözetememiştim. Bunun, dal budağı tutan elinden çatırtılar çıkaran genç irisini ayağa kaldıracağını bilemezdim.

“Ben kalanlara giriyorum; ister gelirsiniz, ister gelmezsiniz!”

Dur oğlum diyemeden ileri fırlayacaktı Toraman, gözü dönmüştü genconun, söz laf dinlemiyordu. Hızlarının zirvesine ulaşmış on kişilik halay çemberine doğru tam gaz gitmekteydi, geride kalan bize peşine düşmek dışında bir seçenek bırakmamıştı.

“Toro dur, önce Şükrücük bir çeksin mobları!”

“Aslan parçası, bir bekle yeğenim!”

Ne kadar bağırdıysak fayda etmedi, saf ve temiz hisleri örselenen genç irisi, çembere dönüş yönünün tersinden girmek için hamlesini yaptı.

 Ayarı yoktu bu çocuğun, hızını hiç kaybetmeden tüm gücüyle halay başının beline indirecekti kalın ağaç dalını.

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)