POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 34: Ganimetler Dağıtılıyor

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 47
Tarih : 15 Kasım 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Sıra sistemin bize yolladığı ekipmanlara bakmaya gelmişti, herkes bu işe o kadar konsantre olmuştu ki bosstan düşenleri gözleri görmüyordu bile.

“Şükrücük abi dur açma hemen, önce bir şey söyleyeceğim!”

Konuşmasaydım eğer bir iki saniye sonra gelen hediyeye bakacak olan tankımız, sözlerimi duymaktan hiç memnun olmamıştı, bayramlık ayakkabısını bir gün önceden giymek isteyip de anne babasının azarını yiyen çocuk gibi bakıyordu suratıma.

“Ne var ya, bir hevesimizi aldırmadın sen de!”

Gerçekten kızmıştı sanki ama eğer dinlerse dediklerime hak vereceğine de emindim, çok önemli bir noktadaydık şu anda.

“Abi, ilk gelen hediyen tam üstüne uygun bir zırhtı değil mi?”

“Evet, ne olmuş?”

“Demek ki sistem hediyeyi bize uygun olarak yolluyor, bunu baştan mı belirliyor yoksa açınca üstündeki ekipmana göre mi belirleniyor bilemiyoruz!”

“Köçek bize bazı güzel eşyalar bırakmış, ben derim ki önce onları giyinelim daha sonra hediyeleri açalım!”

 Partinin lideri olarak bu noktayı atlayamazdım, eğer işler benim düşündüğüm gibiyse mutlaka önce bosstan düşenleri kuşanmalıydık.

Düşünsenize önce hediyeyi açtık ve bize bir silah verdi, sonra bir bakacağız ki Köçek’te silah atmış. Henüz düşük seviyelerde debelenirken bu büyük bir israf olmaz mıydı, umuyorum ki arkadaşlarımda benim bu düşüncemi anlayacaktılar.

“Doğru diyorsun, üstümüzdekilere göre hediye değişiyorsa bir donanım fazla almış oluruz, diğer türlü ise zaten yapacak bir şey kalmaz!”

İlk uyanan Toraman’dı, genç irisi hemen ne söylemek istediğimi kapmıştı, an itibari ile amacımız kazanabildiğimiz kadar çok eşya almak olmalıydı.

“O zaman, ilk kestiğimiz boss olan Köçek’ in eşyalarını size tanıtmam izin verin!”

“Birinci sırada, bu şerefi kazanmamızda büyük payı olan değerli tankımız Şükrücük için bir silah var!”

Gelin Topuzu

Seviye - 10

Saldırı Hasarı – 30

Atak - 15

Güç - 15

Ekipmanı envanterden çıkarıp sahibine verdiğimde, yine duygu dolu anlar yaşanacaktı zira üzerindeki tuhaflık abidesi zırha onunla yarışacak bir yenisi daha ekleniyordu.

Gelin Topuzu adını yaşatır bir dizayna sahipti, gereksiz kabartılmış silah başını, gelin çiçeğinin sapı gibi dizayn edilmiş bir metal boru tamamlıyordu.

“Abi gözünü seveyim şahsi alma bu işi, baksana şunun özelliklerine!”

Bulunduğumuz seviyeler için paha biçilmez bir eşya olsa da, ben Şükrücük’ ün gözünden anlamıştım içinden önlü arkalı sövdüğünü.

“Birader, iyi diyorsun güzel diyorsun ama şuna bir baksana, hiç delikanlı adamın eline alacağı bir şey mi bu?”

Yine işlevinden çok görüntüsüne odaklanmıştı partimizin tankı, bu sıkıntı sanırım bir döneme damgasını vurmuştu bizim topraklarda.

“Abicim, yapışmayacak ya eline bu silah senin, kullanmayacağın vakit koyarsın envanterine olur biter!”

Arkadaş, bilerek mi yapıyordu yoksa bu kadar basit bir şeye dahi basmıyordu kafası bilmiyorum ama ara sıra beni harbiden kızdırıyordu bu Şükrücük.

“Doğru ya, zaten savaşırken bizi gören olmuyor ki!”

Hele şükür be, yani arkadaş partideki en kıyak ekipmanların hepsi adamın üstünde, yok zırhın üstündeki surat, vay efendim topuz sapı diye diye yedi canımı benim.

“İkinci eşyaya geçiyorum, sanırım ben söylemeden bunun kime gideceğini anlayacaksınız, hazır mısınız?”

Basma Fistan

Seviye - 10

Savunma Puanı - 30

Hayat Puanı - 15

Çeviklik - 15

“Vay Şükrücük Abi hayırlı olsun, bir ekipman daha düşmüş sana!”

Zorlukla sakinleştirdiğim ortamda neşe içinde ikinci ganimetinde tanıtımını yaparken, hiç beklemediğim bir biçimde espriyi patlatmıştı Toraman.

Öyle kötü bir durumdaydım ki, kişneyerek gülmek geliyordu içimden ve yapmam gerekende buydu ama orta yaşlı adamın vereceği tepkiyi kestiremediğimden resmen kahkahalar içimde patlıyordu.

“Ulan eşşoğlu eşşek, gel buraya!”

“Sizi ananız babanız hiç sopalamamış belli, kaçma gel daha kötü yaparım bak!”

Kendisinden beklemediğim bir şekilde ince gören Toraman önde, yakalarsa kalın bir kötek atacak olan Şükrücük arkasında, iki adam boşalmış meydanda deli dana gibi koşuyordu.

Neyse ki biraz uzaklaşmışlardı, yoksa iç organlarım basınçtan dolayı iflas edebilirdi; dışarı atılmayı bekleyen onca kahkaha, içimden birbirleri ezerek metrobüse binen Zincirlikuyu ahalisi gibi çıkmıştı.

Bu sırada yalnız değildim, usulca kibar kibar gülen Rimel’ de belli ki hoşlanmıştı Toro’nun yaptığı sululuktan. İçten içe sevinmemi sağlayan bir gelişmeydi şahit olduğum, cehenneme de düşsek insanlığımızı kaybetmediğimizin kanıtıydı adeta ikili arasındaki tatlı yakınlaşma.

Sevemeyen bir insan için bulunduğu yerin ne önemi vardı ki a dostlar, cennette tahtı bile olsa, eninde sonunda orayı da kendisi için bir cehenneme çevirmeyi başarmayacak mıydı?

“Gel lan valla çok vurmuycam, koşturma beni dolap beygiri gibi ardından!”

Şükrücük, ne kadar uğraşırsa uğraşsın yakalayamayacağını anladığı genç irisinin arkasından umutsuzca bağırmaya başladığında, Toro gerekli sinyali aldığını belli eder bir şekilde cevap verdi ona.

“Abi özür dilerim, bir anda çıktı ağzımdan. Söz bir daha olmayacak, erkek sözü veriyorum bak!”

Peşine düşmüş orta yaşlı adamın gücünün bitip hevesinin kaçtığını gördüğü anda, geri vitese takarak manevrasını yapmıştı genç irisi, şimdi ona ufak bir destek atmam gerekiyordu.

“Koca adamsın yahu, gel sen uyma şuna. Bir cahillik etmiş, bak özür de diledi zaten!”

“Toraman öp abinin elini, bir daha da yapma böyle şakalar!”

Mevzu soğuyup ortam süt liman olduğu vakit Toraman hemen eline doğru hamle yaptı Şükrücük’ ün, tankımızda buna kayıtsız kalmayacaktı. Elini geriye doğru çekip öptürmemiş, genç irisinin sırtına bir iki kere yavaşça vurarak affettiğini belli etmişti.

“Rimel, al abicim bu senin!”

Genç kız ona uzattığım Basma Fistan’ı alırken çok heyecanlıydı, sistemin bize sağladığı kolaylık sayesinde düşünmesi ile beraber ekipmanı üstüne giymesi sonucu, bu sefer tansiyonu yükselen başkası olacaktı.

Genç irisi Toraman, rengârenk pileli eteği Rimel’ in üstünde gördüğü an kıpkırmızı kesilecekti, eli ayağı boşalan çocuğun gözleri sonuna kadar açılmıştı.

“Eşyalar bu kadar gençler, bir 50 altında para bırakmış bize sağ olsun Köçek kardeş!”

Gelen altınlarla beraber tahminimce dükkânlardan iki donanım daha alabilecektik, beklediğimden de kârlı olmuştu bu boss kesme işi.

“Civelekten düşenlerle işimiz bittiğine göre, hediyeleri açabiliriz artık değil mi?”

Şükrücük deli gibi heyecanlıydı, büyük ihtimal yine tuhaf bir nesne kazanacaktı ama orta yaşlı adam sadece sürprizi öğrenmenin telaşına kapılmıştı bu anlarda.

“İyi abi, en büyüğümüz sensin ilk sen aç bari!”

Niyedir bilmem ben diyene kadar, sadece tek düşüncesi ile görebileceği şeyi açmamıştı Şükrücük, sanırım partimdekilerin biraz da olsa saygısını kazanmış gibiydim.

Halaybaşının Şalvarı

Orta yaşının keyfini süremeden cehenneme yollanmış tankımız, fantastik bir isme sahip hediye alma âdetini zamana inat sürdürüyordu.

“Önce özelliklerini mi söyleyeyim yoksa kuşanayım mı?”

Şükrücük sakince söylemişti bu sözleri; zırh, silah derken o da olanlara alışmıştı ve bu konuşurken ki tavırlarına yansıyordu.

“Abi bu sefer önce giyin, bakalım nasıl bir şeymiş bu şalvar!”

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)