POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 37: Akıncı Liderinin Pelerini

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 40
Tarih : 28 Kasım 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Akıncı Liderinin Pelerini

Seviye - 10

Hayat Puanı: +5

Büyü Puanı: +5

Saldırı Hasarı :+5

Enerji: +5

Atak: +5

Savunma: +5

Güç: +5

Dayanıklılık: +5

Çeviklik: +5

Bilgelik: +5

-Eşyanın Özellikleri, Liderin İdaresi Altında Bulunan Kişi Sayısına Göre Değişir.

“Gönlünüz oldu mu? Haydi, şimdi gülmeye devam edin bakalım!”

Üzerimdeki tek işe yarar ekipmanın özelliklerini söyledikten sonra, parti arkadaşlarımın hızla değişen yüz ifadelerini keyif içinde izliyordum.

Pelerin arttırılabilir özelliklerimin neredeyse hepsine katkı sağlıyordu, en vurucu kısmıysa verdiği ek etkide gizliydi.

“Ne olmuş tüm değerleri yükseltiyorsa, hala sadece +5 katkı sağlıyor!”

Ekipman güzeli Şükrücük, kendisindekilerden daha fazla özelliğe sahip bir eşya görünce kıskanmadan duramamıştı, yanındaki Toraman’da orta yaşlı adamı kafasıyla onaylayarak değirmenine su taşıyordu.

“Max abi, hediye gelen eşyanın ek özelliği ne işe yarıyor?”

“Çok güzel bir soru, hemen anlatayım isterseniz?”

Görünüşte arkadaşlarıma bir soru sormuş olsam da, cevabı beklemeden konuşmaya başlayacaktım zira içimde epey birikmiş şeyler vardı.

“Şimdi biz bir partiyiz ve ben bu oluşumun lideriyim değil mi? Buna göre, benim idaremdeki kişi sayısı şu anda 3 ve dolayısıyla Akıncı Liderinin Pelerini adlı kıymetli eşyamın tüm özellikleri 3 ile çarpılarak benim değerlerime ekleniyor!”

Bombayı ortaya attığım gibi grubun horozları oldukları yerde zıplayıverdiler, ikisinin de ek özelliğin böyle bir şey olabileceğini beklemedikleri açıktı.

“Daha önce Manşet Bey amcayı partiye alabildiğimize göre, demek ki eşyanın verdiği özellikler rahatça +20 olabilir. Acaba bir parti en fazla kaç kişiden oluşuyor, +50 özelliklere hayır diyemem açıkçası!”

Bitimine kocaman bir kahkaha eklediğimin konuşmamdan sonra, al mor olan suratlarını hemen çevirdi kıskanç ikili, böyle bir an yakalamışken kaçırmam imkânsızdı, durmadım biraz daha yüklendim bizimkilere.

“Düşünsenize bu sadece bir pelerin, zırh, silah, pantolon, hepsi bu ek özelliği taşırsa nasıl olur acaba?”

Oldukları yerde kaynayanlarda bugün kuşağının başrol oyuncusu Şükrücük, daha fazla dayanamayacaktı

“Yeter burada durduğumuz, önce şu işe yaramaz eşyaları satalım, ardından diğer bölgeleri temizleriz!”

Gerçekten bu sefer bossu kesmesi, hediyeleri açması, istatistikleri paylaşması derken epey zaman harcamıştık, uzaktan da olsa gördüğüme göre köyü çeviren kalkanın dibindeki moblar yeniden çıkıyordu bile.

“Hadi dönelim, bakalım bu sefer nasıl bir vurgun yaptık!”

Şurada on dakika önce birbirini yiyen adamlar bana karşı nasılda birlik olmuştu, yancı Toraman’da hemen abisini destekler bir konuşmanın içine girmişti.

“Madem bu kadar çok istiyorsunuz dönelim, âlem de pelerin görsün bu sayede!”

Ulan ben size pabuç bırakır mıyım? Üzerimizi başımızı önemsemedik önce sizi donattık ama şu andan itibaren ilk katman bitene kadar yedim sizi oğlum.

Böylece Seri adımlarla başlangıç köyüne doğru yola çıktık, dönüşümüz gidişimizden on katı hızlı olacaktı.

“Bak onlar geliyor!”

“Akıncılar geri dönüyor!”

Kalkanın önünde büyük bir kalabalık toplanmıştı, istisnasız herkes bizim partimiz hakkında konuşuyordu. Bu durum mütevazı tankımızın hızla önümüze fırlamasına neden olacaktı, sahip olduğu eşyaların izleyiciler tarafından görülecek olmasından dolayı nasılda heyecanlıydı köftehor.

“Bu kim böyle?”

“Kalkanı ile zırhı bile var, kıyafetlerine baksana!”

“Şu diğeri nasıl ?”

“Hangisi?”

“Elinde ağaç taşıyanı diyorum!”

En arkada saklandığım için, henüz benim tuhaflığıma şahit olamayan insanlar şirk kaçkınları ile gözlerini doyuruyordu, tabii ki Rimel ‘in farkına varmış olan bazıları da yok değildi.

“Olum, kıza baksana ne güzel!”

“Harbi lan, gel gidip tanışalım!”

Hemen hemen bizim kızla aynı yaş grubunda olan iki çocuk, istem dışı olarak kalkanın dışına doğru çıkmışlardı ama önlerindeki yerin bir miktar sarsılmasını sağlayan sopayı gördükleri gibi aynı hızla içeri gireceklerdi.

Sanırım Toraman onlarla aynı fikirde değildi Rimel ile tanışmaları konusunda, bunu da gayet anlaşılır bir dille kendilerine açıklamıştı.

“Lider kesin şu arkadaki, baksana bir tek onda pelerin var!”

“Doğru diyorsun, diğer eşyalarını her zaman giymiyor herhalde!”

“Ne mütevazı bir adam, olmayan insanlar utanmasın diye kendisi de bizim gibi dolanıyor!”

Konuşmaları duydukça içim içime sığmıyordu, benim ağzımı açmama bile gerek kalmadan kalabalığın içinde nasıl da iyi biri olduğumun söylentisi almış başını gitmişti.

Başka bir şey daha fark ediyordum, an itibari ile başımızın üstünde yazan isimlerimizin de üstünde başka bir yazı daha vardı artık.

Akıncılar

Parti ismimiz tüm günahkârların görebileceği şekilde açıklanıyordu; bir dakika, isim demişken Şükrücük’ ün unvanı da değişmemiş miydi?

“Abi, senin yeni unvanın neydi?”

Sorum karşısında Şükrücük’ ün kendisi de afallayacaktı, onca hengâmenin arasında o bile atlamıştı bu küçük olmayan detayı.

“Hesap Kesen yazıyor vallahi daha önce Günahkâr yazan yerde!”

O son vuruş gelmişti aklıma hemen; onu buraya, Cehenneme düşüren hareketin aynısı ile öldürmüştü bossu Şükrücük, kişi ve eylem uyuştuğu için böyle bir isim almış olabilir miydi acaba?

“Max, eşyanı aldın ama son durumunu bizle paylaşmadın hala!”

Doğru söylüyordu orta yaşlı tankımız, herkese sorduktan sonra benim de bu konuda açık olmam gerekirdi.

İsim: Max

Unvanı: Günahkâr

Seviye: 11

Hayat Puanı: 20 + 16

Büyü Puanı: 10 + 15

Saldırı Hasarı: 15

Enerji: 10 + 15

Atak: 16 + 15

Savunma: 10 + 15

Güç: 7 + 15

Dayanıklılık: 1 + 16

Çeviklik: 1 + 15

Bilgelik: 1 + 15

Yetenek: Durdurulamaz Yumruk Sev.1

Meslek: Yok

İyilik Puanı: 15

Kötülük Puanı: 50

“Hepimiz epeyce geliştik ve elimizde artık kullanamayacağımız bazı eşyalar var. Gidip onları satmakla başlayalım işe, belki satın alabileceğimiz bir şeylerde bulabiliriz!”

Bu sözleri söylerken hedefim, silah ve zırhtan ziyade iksirlerle yetenek kitaplarıydı, ilk katmanı rahatlıkla domine edeceğimizi anlamış olsak da yolumuzun uzun olduğu da belliydi.

“Ben ilk önce silahımı satmak istiyorum, onun yerine belki bir yetenek kitabı alabilirim!”

Toraman daha önce 100 altın vererek aldığı sopayı elinden çıkarmanın derdine düşmüştü, hiç zaman kaybetmeden benim hala papaz olduğum dükkânın önündeydi bizim genç irisi.

“Merhaba, buradan bir silah almıştım fakat artık ihtiyacım kalmadı. Geri satabilir miyim size?”

Silah satıcısını veya tezgâhı göremediğim için bizimkinin bu soruya ne yanıt aldığını duyamamıştım fakat beden diline baktığım zaman bir şeylerin yolunda gitmediği açıktı.

“Lan böyle adalet mi olur? 100 altına sattığın şeyi, nasıl olurda 10 altına geri almaya çalışırsın?”

Keşke Toraman’ı da duyamasaydım dediğim bir an yaşamıştım az önce, geri alımda fiyatın dramatik bir şekilde düşeceğini tahmin etsem de, açık konuşayım bu kadarını beklemiyordum.

Yüzde on çok düşük bir orandı, genç irisinin yerinde olsam ben de aynı tepkiyi verirdim her halde.

“Şeytan görsün senin yüzünü kazıkçı, sanki bir daha gelecektim senin döküntü tezgâhına!”

Tahmin ettiğim olay mı gerçekleşti diye soramadan, Toraman ağzından köpükler saçarak konuşmaya başlayacaktı.

“Neymiş dükkân bana bir hafta yasaklanmış, daha bedava versen senden bir şey alır mıyım ben ibiş!”

Silahı, yetenek kitabı ile takas etmenin hayalini kuran bizim eleman, hüsrana uğrayınca sinirine hâkim olamayarak benimle aynı cezaya çarptırılmıştı.

“Gel Toraman, uğraşma şu artistle! Birkaç güne kalmaz, kilosu ile satın alırız onu da!”

 

 

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)