POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 38: Küçük Bir Kaçamak

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 42
Tarih : 29 Kasım 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

“Ya artiste bakar mısın? Al sana silah, babayı bulursun burada satış yapacak adam!”

Genç irisi benden aldığı gazla beraber, az önce sorun yaşadığı tezgâhtara doğru dönerek hepimizin bildiği, yapılınca büyük bir Şak! sesi çıkan hareketi çekecekti.

“Akıncılar Partisi, lider ve bir üyesinin uygunsuz davranışları nedeniyle, bir hafta boyunca tüm ticaret aktivitelerinden men edilmiştir!”

Sistem uyarısını duyduğumda, Toraman’ın sol eli hala sağ bileğini tutuyordu, şaşkınlık içinde aşağı yukarı sallanan elin hareketleri ile benim sinirden sallanan başım sihirli bir ahenk içindeydi şu anda.

“Aslanım sen niye coşuyorsun hemen, iki iksir bir yetenek kitabı alalım dedik iyi ki!”

Oğlana çıkışıyordum ama ilk kıvılcımı ateşleyende benden başkası değildi, kiloyla alırız falan pek hoş olmadı aslında.

“Sabrımın ayarıyla oynadı abi, 100 altına sattığı şeyi geriye 10 altına alıyor. Cehenneme düştük diye de bu yaştan sonra fırsatçı esnaftan kazık yiyecek halimiz yok!”

Herkes kendince haklıydı bu konuda, çok uzatmadan işimize bakmak daha faydalı olacaktı bizim için.

“Sahi bizimkiler nerede yahu, senin peşine düşünce unuttum ben onları!”

Henüz hırsını bastıramamış Toraman’ın beti benzi atmıştı söylediklerimi duyduktan sonra, Rimel’ in göz menzilinde olmamasından dolayı panik butonuna basılmış gibi sekiyordu olduğu yerde.

“Gel buraya, kesin geri döndüğümüz yerdelerdir. Lan oğlum amma heyecan yaptın, sen ilk defa mı birinden hoşlanıyorsun böyle?”

Genç irisinin koluna girdiğim gibi, onu da benimle beraber Bağcılar Bölgesine götürmekti amacım lâkin sanki yıllardır aynı yerde demlenen devasa bir kayayı çekmeye çalışıyormuş gibi olduğum yerde kalakalmıştım.

“Evet, ilk defa birinden hoşlanmaya cesaret ediyorum!”

Laf olsun beri gelsin diye konuştuğum kelimelerin bu kadar nazik bir yere temas edeceğini hiç düşünememiştim, parti arkadaşım çok samimi bir itirafta bulunuyordu.

“Anladım kardeşim, önce bir bizimkilere bakalım mı?”

Şu saatten sonra muhabbet bambaşka bir boyuta kaymıştı; bir lider olarak, bana yüreğini açan arkadaşıma karşı sorumluluklarım vardı artık.

Biz değişik duygularla boğuşurken, sakin adımlarla yanlarına vardığımız iki üyemizin de bambaşka haleti ruhiyeler içinde olduğunu görecektik.

Şükrücük, etrafını sarmış insanların yoğun ilgisinden dolayı adeta mest olmuş bir halde gülüyor, dikkatlice dinlermiş gibi açtığı gözleri ile sorulan soruları kabul ediyordu.

Diğer tarafta ise genç kız, özellikle hemcinslerinin kıskacı altında gibiydi. Artık nasıl bunaldıysa, bizi gördüğü gibi yanımıza koşması bir olmuştu.

“Lütfen kurtarın beni bunlardan, biraz daha gelmeseydiniz kendi bölgemin içine kaçıp saklanacaktım!”

Rimel’ in serzenişi tam da aklımdaki planı anlatmak istediğim anda gelmişti, birkaç adım arkamda beni bekleyen Toraman ile özel olarak vakit geçirmek istediğimden dolayı, bunu daha da geciktirmeyecektim.

“Parti Liderliğini Aktar – Rimel!”

Bu, çok önceden karar verdiğim bir şey değildi ama geçici olarak liderliği devredebileceğim tek insanda bu genç kızdı, şimdi rahatça neler yapacağını anlatabilirdim.

“Dur, panik yapma anlatıyorum hemen!”

Elini ayağı titriyordu bizimkinin, gözlerine doğru akın etmiş olan yaşların bazılarının süzülmek için hareket ettiğini gördüğüm gibi lafa girmiştim.

“Rimel, senden birkaç şey istiyorum ama korkma çok basit işler bunlar. İlk önce partinin en fazla kaç kişi olabileceğini bulman gerekiyor, ardından Akıncılar partisine üye olanların bağışıklık kazandığı Bağcılar Bölgesinde Düşmüş kestir insanlara!”

“Seni sevmeleri gerekiyor çünkü bundan sonra partimizin yüzü sen olacaksın, bu köyün liderliğini ele alan ekip olduğumuzu hissettirmenin vakti geldi artık!”

Akıncılar olarak, sadece bize bahşedilen müthiş bir avantajla başlamıştık cezamızı çekmeye, bunu diğerlerinin yararına da kullanmamız gerektiğini düşünüyordum.

Tabi ki bu kararım, pamuk gibi kalbim ve anneanne yorganı gibi herkesi kapsayan merhametimden dolayı değildi. Beni bu davranışa iten neden, ilk Düşmüş öldürmemin ardından karşılaştığım parlak ışık huzmesinin söylediği sözlerdi.

“Geri dön ve savaşmaya devam et, iyilik yap ve kurtuluşuna ulaşacağın güne ulaş!”

Bu zamana kadar ilk kısmı gayet iyi uyguluyorduk, hepimizin birer Düşmüş öldürerek başladığı yolculuk sonucunda, ilk katman bosslarından birini indirmeyi dahi başarmıştık.

Sıra ikinci kısma geldiğinde sınıfta kaldığımızı itiraf etmeliydim; değil iyilik yapmak, epey eksiye bile düşmüştük o konuda.

“Hadi bakalım iş başına, Düşman Listesine eklediklerimiz dışındakileri sal çayıra gitsin’

“Tamam, siz gelene kadar dediğini yapacağım!”

Genç kız fikrime karşı biraz direnç gösterir, verdiğim sorumluluğu almamak için direnir sanıyordum fakat hiç beklemediğim kadar kararlı bir şekilde gözlerimin içine bakarak konuşmuştu bu sefer.

“Toraman, hadi kardeşim biz de ilerleyelim ağırdan.”

Genç irisi, sanki annesinin arkasından yürüyecek olan ördek yavrusu gibi bekliyordu ardımda, tekrar koluna girerek onu çok özel bir yere götürecektim.

“Vay gençler hoş geldiniz!”

“Senin bir derdin var, saklamaya çalışma ben anlarım!”

“Masayı ben donatıyorum, siz söyle geçin oturun bakalım!”

Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkânı diye boşuna dememişler, ilk girdiğimde aklımın alındığı yerdeydim şu anda.

Doğru tahmin ettiniz, Alkolik Bölgesine geldik Toraman’la, 1. Seviye mobların kurduğu çilingir sofrasına oturmak için destur istiyorduk.

“Max, nasıl olacak bu iş?”

Etine dolgun genç irisi tedirgin olmuştu haliyle, biraz olsun rahatlaması için konuya açıklık getirecektim.

“Şimdi senle biraz dertleşeceğiz, bir iki kadeh parlattık mı dilimiz açılır, yüreğimizin pası silinir gider!”

“Mobları dert ediyorsan o iş bende; biliyorsun burası benim bölgem, kalkanın dibindeki Düşmüşlerden bir zarar gelmez ikimize de!”

Ben konuşurken mükellef bir sofra kurulmuştu bile, zeytinyağlılar, kiremit tabakta balıklar, çeşit çeşit mezeler ve hepsinin emrine amade olduğu Aslan Sütü biz iki Günahkârı bekliyordu.

“E anlat bakalım Toraman, hiç mi kimseden hoşlanmadın bugüne kadar?”

Gelişen olaylar ve cesaretinin hafifçe yerini kaygıya bırakması sonrası çekingenleşmişti bizimki, hemen elimi kadehe atıp küçük bir çarpışma sesinden sonra bir yudum aldıracaktım içkiden Toraman’a.

“Ya usta, ben size anlatmıştım değil mi küçükken olanları ?”

Lan, daha bir yudum aldı ne ara kafası oldu diye düşünmeye başlayacaktım ki, Toro devam etti sözlerine.

“İşte, ben bir başladım ahali kıran baş kesen rolünü oynamaya, gözüm başka bir şey görmez oldu. İçten içe hoşlandığım, hatta deli gibi sevdiğim çok kız oldu ama millet ne der korkusuyla gidip iki kelime konuşamadım!”

“Vay benim içli evladım, anlat paşam açılsın için!”

Üçlü Düşmüş grubundan biri lafa girene kadar bizimki gayet iyi gitmekteydi, elini sırtına attığı genç irisinin ağzına doğru üfleyerek konuşan bu adam her şeyi bozmak mı istiyordu.

“Anlatacağım amca, onca sene içimde tuttum da ne oldu? Bak itin biri yüzünden Cehenneme düştüm!”

Geç yanan kömür sobasının birden alev alması gibi parlayıveren Toraman’ın yanakları kıpkırmızı olmuştu, sanıyorum benim gibi onunda içkilerle pek arası yoktu.

“Ben Rimel’ den hoşlanıyorum, belki gidip yüzüne söyleyecek kadar cesaretim yok şu anda ama illa bir gün söyleyeceğim!”

“Tabii ya, sevenin önünde dağ olsa dayanmaz yıkar geçer!”

Adam adama markajın pençesine düşmüş genç irisinin yamacına gelen diğer mob da, kıvılcıma doğru üflüyordu yüksek oktanlı nefesini.

“Hadi bakalım durmak yok, çek çek çek!”

Benim aradan çıkma vaktim gelmişti, var olma amaçlarına uygun olarak hareket eden moblara bırakacaktım gerisini.

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (1)

14 puan
OverLord1 hafta önce
Üye
Moblardan yardım almak vay be zekaya bak.