POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 43: Bastım Fırçayı

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 133
Tarih : 19 Aralık 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Kendi çapımızda bir bossuz; sözdeki kibre mi yanayım, yoksa kendisinden bahsederken arabesk fantezi şarkıcısı gibi üçüncü çoğul şahıs eki kullanmasına mı?

Ne yazık ki alışkanlıklar bazen düşüncelerin önüne geçiyordu, bu durumda da işte ya bizim Şükrücük deyip geçecektim.

“Aynen abi, bu müthiş performansı daha önce tanklayamadığın Şapdudak karşısında da bekliyorum!”

Belki ağır artistliğini sineye çekecektim ama ufacıkta olsa dokundurmadan bırakamazdım hırçın tankımızı.

“O iş aklımda zaten, değil Şapdudak bir dudağı yerde bir dudağı gökte Arap gelse yine bütün halde yutacağım onu!”

Özgüven patlaması yaşayan Şükrücük uğraşılacak gibi değildi, bunun yerine bosstan düşen eşyaları incelemek daha mantıklı bir hareket olacaktı.

“Arkadaşlar, toplanın ganimeti paylaşacağız!”

İlk seferinde biraz şaşkınlık yaşamıştık fakat şu anda hepimiz, acaba kime uygun bir eşya düştü diye merak içindeydik.

“Klasik olacak ama bölgenin sahibine mutlaka bir ekipman düşüyor sanırım, Toraman güle güle kullan!”

Tamamen doğrulamak için tüm dört bölgenin bossunu kesmemiz gerekmekteydi ancak her iki seferde de doğal bağışıklığı olanlara kendi bölgelerinden eşya düşmüştü.

Zalımın Haşofman Üstü

Seviye – 10

Savunma – 15

Hayat Puanı – 15

Dayanıklılık – 15

İki renkten oluşan bir eşofman üstüydü bu eşya, göğüs hizasından yukarısı kırmızı aşağısı ise siyahtı, kollarının omuz kısmından aşağı doğru üç çizgi halinde inen şeritler dizaynı tamamlıyorlardı.

“Bak bu güzel olmuş, sıcak sıcak giyersin!”

Şükrücük, genç irisinin kuşandığı ekipmanın görüntüsünden çok memnun olmuş gibiydi, kendisininki kadar tuhaf olmasa da onunla yarışabilecek bir eşyanın başkasının üstünde olması mutlu etmişti onu.

“Sen şimdi durur durur, 50 kuruş var mı diye de sorarsın?”

Bir önceki değil de bu sefer güzel bulmuştu tankımız, bölgede dolaşan mobların bazılarının söylediği bu kelimeler Toraman’ın yeni zırhına tam uyuyordu.

♫♫Yıllar yılı dert yolunda, ne ilk ne de sonuncuyum♫♫

♫♫Kahrediyor hayat beni, ben acılar çocuğuyum♫♫

Hobaa, sevdiği kızın yanında eziklenen genç irisinin cevabı tokat gibiydi, hemen gözler şimdi ne yapacak diye hırçın tankımıza dönecekti.

Kısa süreli bir neşe dalgasının ardından ortam yine gerilmeye başlıyordu ki, genç kızımız bunu fark edip hemen araya giriverdi.

“Max abi, başka eşya düşmedi mi?”

Şükrücük yaşından, diğer genco da sevdasından dolayı Rimel konuşunca kılıç misali birbirlerine yönelttikleri bakışları geri çekmişlerdi, düşünmeden edemedim şurada birkaç saat önce bir olup benimle dalga geçen bunlar değil miydi yahu?

“Bir tane daha var ama bunu kime vereceğimi bilemiyorum, en iyisi beraber karar verelim!”

Avarenin Çulu

Seviye – 10

Savunma Puanı - 30

Hayat Puanı - 15

Çeviklik - 15

Ekipmanı tanıttığımda parti arkadaşlarım bir süre birbirlerine bakıp düşündüler, neden sonra Rimel bir anda konuştu

“Bu sen veya Toraman’a olacak bir eşya, bana kalırsa senin alman doğru olur!”

Genç kızın dediklerinin hepsi benim de aklımdan geçmişti, genç irisi ve benim alt zırhım yoktu ve o çoktan bir ganimet almıştı kesilen bosstan.

“Rimel doğru söylüyor, ben bir eşya aldım bu alt zırhın senin olması lazım!”

Toraman konuşurken, diğer üyemiz Şükrücük de kafasını sallayarak onaylıyordu onu, sistemin özel hediyesi hariç ilk düzgün ganimetimi alıyorum demekti bu.

Hemen kuşandığımda, ne yalan söyleyim zırhın görüntüsü çok hoşuma gitti, genel olarak hasır bir pantolona benziyordu.

Bilekte biten paçaları hafiften püsküllenmiş, bol kesim gelen bel kısmı da alelade bir ip ile sıkılmıştı. Kendini savaş yoluna adamış karate ustalarının giydiği cinsten, salaş ama karizmatik bir eşyaydı bu.

“Şaka bir yana, senin ekipmanlar neden hep böyle şekil?”

Bu soru ne zaman gelecek diye bekliyordum zaten, az önce kavga eden ikili gözlerini üstüme dikmiş ve bir ağızdan iç seslerini dışa vurmuşlardı.

“Ne şekli canım, eski püskü bir şey işte!”

Ne kadar inkâr etsem de fikirlerini değiştiremeyeceğimi bildiğimden çok üstünde durmayacaktım, aklımda tekrardan başlangıç köyüne dönmek vardı.

“Kakao’nun yanına bir gidelim mi? Bakalım işleri nasıl yoluna koymayı planlamış?”

Resmi olarak partimizin bir üyesi olmasa da beyaz prense özen göstermek istiyordum, ileride biz maceraya odaklanınca arkamızı toplayacak birilerine ihtiyacımız olacaktı.

Yolda bir sistem anonsu daha duyacaktık, Nalburiye Bölgesi de bizim partimizde olan Günahkârlar için doğal bağışlık kazanılmış bölge olmuştu.

Döndüğümüzde Kakao’yu var gücüyle çabalarken gördüm, yanına verdiğim üç tane nursuz uğursuz ile beraber bağırarak bir şeyler anlatıyordu.

“Bir gün içinde herkese Düşmüş kestirmemiz mümkün değil, dediğim gibi gelin ve sıranızı alın!”

Ona verdiğim görevi yapmak için çabalıyordu bizim eleman ama kalabalığın içinden bazı çatlak sesler de çıkmıyor değildi.

“Şükrücük abimiz gelsin yapsın, sen kim oluyorsun ki?”

“Bizden ne farkın var senin, niye seni dinleyecek mişiz?”

Ah bu insanlar, siz değil misiniz ki dağa çıkan Musa’nın ardından altınları eritip yeni tanrı yaratan, hiç şaşırtmıyor bu hareketleriniz beni artık.

“Kesin ulan sesinizi!”

Kendi boklarında boğuldukları sırada, sert bir şekilde attığım nara nedeniyle panikle irkilen büyük kalabalık bir anda bana dönecekti.

“Ben demedim mi bu adamın sözü benim sözüm diye, siz bana mı şekil yapıyorsunuz? O katılıp da bir mob kesmek istediğiniz partinin lideri benim, varsa şu anki durumdan dolayı sıkıntısı olan çıksın konuşsun!”

İki dakika önce arı kovanı gibi ses çıkartan kalabalıktan çıt çıkmıyordu, bazı insanların sadece zorbalıkla yola getirilebiliyor olması ne kadar acıydı.

“Kakao parti daveti!”

Herkesin duyabileceği bir tonda bağırdım, iş verdiğim elemanı şimdi de partiye alıyordum!”

“Biz gidip başka bir bölgeyi temizleyeceğiz, Kakao burada kalıp sizin için uğraşamayacak! Var mı bu konu hakkında şikâyeti olan!”

Basıyordum fırçayı, kurunun yanında yaşında yandığı bu gövde gösterisinden pek hoşnut olmasam da yapmak zorunda bırakmışlardı beni.

“Hedefimiz benim bağışıklığımın olduğu yer, ileri!”

Her seferinde gelip milleti çocuk gibi azarlayamayacağıma göre, bende işe aldığım adama biraz çeki düzen vermek istedim, buna da önce seviyesini ve donanım durumunu düzelterek başlayacaktım.

“İster bana katılın ister burada dinlenin, ben Kakao ile beraber ezik mobları temizliyorum!”

Her bir yanı bembeyaz olan elemanıma eşya veya para veremiyordum çünkü ticaret haklarımız bir haftalığına elimizden alınmıştı, buna karşılık moblardan düşenlerle alakalı bir engel yoktu.

Usulca partinin ganimet ayarını değiştirip eşyayı alan sahip olura çevirdim, bu andan sonra ne düşerse, yanımda ganimet peti gibi dolaşan Kakao toplayacaktı.

“Benim kestiklerimden düşenleri sen alacaksın, yanımdan fazla ayrılma etki alırsan yetişemeyebilirim!”

Biraz sert bir ifade ile söyledim sanırım son sözlerimi, yavru ceylan nasıl korktuysa imkânı olsa sırtıma yapışacaktı korkudan.

Tabii ki başlangıç köyünü çevreleyen kalkanın dibinde birikmiş insanlar da beni izliyorlardı, diğer bölgede Şükrücük’ ün gerçekleştirdiği şovu yapmak bana düşüyordu bu anlarda.

Durdurulamayan Yumruk

Tank gibi aggroyu tutamasam da aralarından koşarak bir araya topluyordum mobları, söyle onun üzerine çıktıkları anda da veriyordum yeteneği gözlerinin üstüne.

Seviye ve donanım konusunda kat ettiğim gelişmelerinde etkisiyle kısa zamanda işim bitecekti, 8. Seviye mobların da olduğu alana varınca geri dönüp bizimkileri çağırmanın vakti geldiğini anlamıştı.

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (1)

1804 puan
xkyaria2 ay önce
Üye
Elinize emeğinize sağlık güzel bölümdü.

68 puan
Sanseiu2 ay önce
Yazar
@xkyaria, teşekkürler, keyifli okumalar