POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 46: İlk Engele Dönüş

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 57
Tarih : 28 Aralık 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

“Bu senin bölgenin bossu, son darbeyi indirmek sana yakışır!”

Yaşanan hengâmede bunu tamamen unutmuştum, aramızda yazılı olmayan bir kurala dönüşen davranış biçimine uymam gerekirdi.

Durdurulamayan Yumruk

Çok uzatmadan son vuruşu yaptığımda, bizimkilerin uğraştığı yancılarda buhar olup havaya karıştılar, üçüncü bölgenin Rakı İçen Kadını için gece bitmişti.

“Hadi bakalım, neler düşmüş bu sefer!”

Trend topik Şükrücük tarafından belirlendiğinde, bende dâhil tüm parti üyelerimizin gözleri parlıyordu. Tam olarak tüm parti diyemezdik zira Kakao deneyimlediği dakikalardan sonra bitkisel hayata girmiş gibiydi.

“Bayanlar ve baylar! Gelenekselleşen düşen ekipmanları pay etme etkinliğimize hoş geldiniz!”

Son vuruşu yapmanın bana yaradığını, yaptığım ve yapmayı planladığım şaklabanlıklardan anlayabiliyordum, buraya ilk geldiğimde beni korkudan titreten bölgenin hâkimiydim.

“İlk önce, zarif hanımlar için bir eşyamız var efendim!”

Zarafetin Maskesi

Seviye - 10

Büyü Puanı – 15

Çeviklik – 15

Bilgelik – 15

Rakı İçen Kadınının düşürdüğü iki eşyadan ilki ilginç görünümlü bir maskeydi, bossu ne kadar sevmese de ekipmanın isminden gelen gizem nedeniyle Rimel hemen giydi ödülünü.

Kuşanıldığında daha da ilginç görünecekti Zarafetin Maskesi, genç kızın gözlerini çevreleyen iki halka kenarlara doğru sivrilerek kulağın arkasında son buluyordu.

Koyu mavi rengi aynı şekli gibi gözlere yakın yerde koyu, incelen kısımlara gelindiğinde daha açıktı, buna ek olarak Rimel’ in yanaklarının kenarından inen ince çizgiler çenesinin altında birleşerek, tüm boynunu kaplayan muhteşem bir dövmeye dönüşmüştü adeta.

“Nasıl oldu, yakıştı mı?”

“Çok güzel oldun!”

Genç kız kızaran yanaklarını gizlemeye çalışarak bize sorusunu yönlendirdiğinde, içimizden bir kişi hiçbir şeyi gizleyecek halde değildi.

Genç irisi neredeyse yere değecek çenesini zorlukla kapatıp konuşmayı başaracaktı, gözleri aşka gülen taze söğüt dalı gibiydi.

“Ne yani, daha önce çok güzel değil miydi Rimel?”

Vay arkadaş vay, bizim hırçın tankın kini ne kadar keskindi böyle. Gözlerimizin önünde yaşanan romantizmi bir kalem silip atmış, kesilmemiş hesaplarının peşine düşmüştü.

“Yok, ben öyle demek istemedim!”

“Ya gerçekten, aslında önceden de!”

Kem küm etmeye başlayan Toraman zor bir duruma düşmüştü ve bunu izlemek benim hassas yüreğimi derinden yaralıyordu.

“İkinci eşyaya geçelim isterseniz!”

Sıvama kısmında sıçmada gösterdiği performansı bulamayan arkadaşımı kurtarmak yine bana kalmıştı, Rimel utanıp başını eğmişken genç irisi işaret parmağını sen göreceksin der gibi Şükrücük’e sallıyordu.

Kolluk Kuvvetleri

Seviye – 10

Dayanıklılık – 15

Savunma – 15

Hayat Puanı – 15

Adından da net bir şekilde anlaşıldığı üzere ikinci eşya kol koruyucularıydı, hiç istemesem de bununda gideceği yer baştan belliydi.

“Toro tankımıza veriyorum kollukları, var mı diyeceğin bir şey!”

“Yok, ver abi gözü doysun!”

Genç irisi, yapılması gerekeni bildiği için en azından bir çift laf sokma kaygısıyla konuşmuştu ama bilmediği şey bu eylemi rakibinin daha çok hoşuna gidecekti.

“Ağlayacaksanız oynamayalım çocuklar, buralar hep salya sümük oldu!”

Hoşt dedikçe çalının altına kaçıyordu bizim tank, yakaladığı avantajı bokunu çıkarana kadar kullanmak isteyen bir kurnazlık çökmüştü üstüne şu sıralar.

“İlk katmandaki son işimizi halledecek miyiz, yoksa Karagöz Hacivat gösterisi için prova yapmaya devam mı?”

İki kişi tatlı tatlı atıştığında seyri çok zevkli oluyordu ancak taraflardan biri duygusal yönden diğerini kıstırınca dayanamazdım. Şükrücük genç irisini ezicem diye yüklendikçe, konunun ikinci öznesi olan Rimel’ in de yüzü düşüyordu, bunu göremeyen orta yaşlı adama bir dur demem gerekti.

“Neyse, hadi gidip şu koca dudaklıyı biraz dövelim!”

Sesimin tonundan aslında ne demek istediğimi anlayan Şükrücük, bozuntuya vermeden kıvırdığında derin bir oh çektim, yeni yeni kaynaşan partimizin gerginliklerle aşınmasını istemiyordum.

“Ben, ben inanamıyorum, 8. Seviyeye çıkmışım bir anda!”

Ben Kakao’yu çoktan unutmuştum ta ki garibimi kendi kendine söylenirken bulana kadar. Boss ile beraber tüm bölgeyi alınca bir anda çağ atlamıştı yönetici asistanım, bakalım artık ona artistlik yapabilecek miydiler?”

“Tebrikler patron!”

“Bir bölgeyi daha temizleyip bağışıklık kazandırdınız!”

Kalkanın içine döndüğümde Kakao’nun yanına yerleştirdiğim iki eleman hemen önümüzde bitiverdi, öncekine nazaran an itibari ile ağızlarından bal damlıyordu.

“Sen burada kalabilirsin artık, bir şey olursa parti içinden seslen bize!”

Her gün belirli sayıda insanı kurtaracağımızın sözünü verdikten sonra geri dönmek olmazdı, Kakao gerekli seviye ve ekipmanlara da kavuştuğuna göre bu işi halletmesi gerekiyordu.

“Nasıl oldu da bir anda 8. Seviye olmuşsun!”

“Şu üstündekilere baksana, ne kadar şekil!”

Bossa kadar düşen tüm eşyaları asistanıma bırakmıştım, Rakı İçen Kadına rastlayıp parti ayarını değiştirmeden önce dört parça item dizmişti bizimki.

“Rimel, kendini hazır hissediyor musun?”

Genç kız sorumu duyduğunda aniden irkildi, sanırım o da benim aklımdan geçenlerin aynısını düşünüyordu.

“Gidelim, ne olacaksa olsun!”

İşte aradığım ruh, dört bölgenin üçünü temizlemiş bir partinin üyesine yakışır bir tavırdı. Zaman kaybetmeden Sosyal Medya bölgesine geldik, tam düşük seviye mobları kim temizlemek ister diye soracaktım ki buna gerek kalmadığını görüverdim.

Şükrücük’ ün geçtiği dalgaları unutmayan Toraman hırsını çıkaracak yeri bulmuştu bile, etki aldığında onu kurtarmak için yanında olması gereken Rimel ile beraber Düşmüşlerin canına okuyorlardı.

“Abi, şuna kızın yanında çok yüklenme bozuluyor çocuk!”

Yalnız kalınca içimde tuttuklarımı Şükrücük ile paylaşmak istedim, insanlık tarihi boyunca çıkan mevzuların yüzde 90’ının nedeni konusunda biraz daha duyarlı olmalıydı.

“Doğru diyon, boşluğuma geldi biraz!”

Dalgın bir tavırla kafasını kaşıyan tankımız da farkına varmıştı belli ki yaptığının, çok öyle ahım şahım bir şey olmasa da dikkat etmekte fayda vardı.

“Baksana nasıl sallıyor sopayı azman, gâvura vuruyor sanki!”

Gerçekten dediği kadar vardı Şükrücük’ ün; tek eline aldığı sopayı hışımla sallayan Toraman, boş kalan eliyle de önüne çıkana basıyordu şaplağı.

İki lafın belini kıramadan bitirmişti bossa kadar olan alanın temizliğini. Ev kadınlarının hayali, en son model elektrikli süpürge yanında halt etmişti genç irisinin.

“Size neeeee! Size neeeeee kardeşimmmmm!”

Kirpiklerine sürdüğü rimelden tutunda, botoks ile şişirdiği ağzına kadar hiç değişmeden karşımıza dikilmişti Şapdudak.

Kıçımıza vura vura kaçmamızı sağlayan bossla ikinci defa yüzleşiyorduk, o değişmese bile bizim adımıza her şey bambaşkaydı artık.

“Gel lan buraya kokona!”

Şükrücük gençlik yıllarından kalma bir sıfat kullanarak deli etmişti bossu, ne tesadüftür ki buram buram nostalji kokan bu kelime tam olarak uymuştu Şapdudak’a.

“Kimsin sen, ben kaç çocuğu doyuruyorum biliyor musun?”

“Reklamı geç, gel bakalım abinin kıllı göğsüne!”

Of of of, muhabbet ilerledikçe çirkinleşiyordu, kulağıma tesisatlı şahinde çalan Modern Talking şarkıları gelmeye başlamıştı.

Benimle aynı fikirde olan hedefimiz hızla üzerine atlayarak tankımıza koca bir şamar indirdi, amacı onunla dalga geçen Şükrücük’e haddini bildirmekti.

“Ay, bu kadar sert vurma kız etim morarıcak!”

Şapdudak bir hışımla saldırmıştı lâkin gelen darbeyi kalkanıyla karşılayan tankımızın neşesi yerindeydi, daha önce hiç görmediğimiz taklit yeteneklerini bile açığa çıkarmıştı.

“Ah be abi, huylu huyundan vazgeçmiyor işte!”

Az önce, Toraman ile aralarında geçenleri konuştuğumuzda mahcup bir şekilde biraz abarttığını söyleyen Şükrücük, şu anda aynı sahneleri boss ile yaşıyordu.

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)