POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 52: Ölsek de Beraberiz

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 56
Tarih : 25 Ocak 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Tahmin ettiğim gibi, tevecilere yiyecek götüren çocuklardan biriydi Toraman, geçmişten kalan hıncını almak içinse şu anda yaradan sığınıp yapıştırıyordu.

Her ne kadar bossu durdurmuş olsa da, ilk başlarda epey zorlandığı belli oluyordu tankımızın ancak ne hikmetse vakit geçtikçe rakibimizin gücü dramatik bir şekilde azalmıştı.

Bu durum içten içe beni rahatsız etse de etraflıca düşünecek kadar vaktim yoktu, ekip arkadaşlarıma uyarak kesmeye devam ettim Yapay Afet’i.

“Ay, bana bir şeyler oluyor!”

Yüzde 10 canı kalınca boss hiçbirimizin beklemediği bir şey yaptı, hamamda bayılan kocakarıları taklit eden tefçi ayısı misali yere devriliverdi.

“Ne oldu buna ya, tam öldüreceğimiz vakit!”

“Numara yapıyor inanma, vur abi kafasına kafasına!”

Şükrücük, azgın bir boğa misali kendisine saldıran kadının son hareketi ile apışıp kalmıştı, onun aksine Toraman’ın hiç insafı yoktu. Dediği gibi yapıyordu, tekme tokat girişmişti Yapay Afet’e.

Ben ve Şükrücük dursak da o durmayacaktı ama bir şey daha aynı bizim gibi sabit kalmıştı şu anlarda, yerde yatan bossun Hp barı %10 dan aşağı inmiyordu.

“Gel oğlum dellenme, baksana bir şey olmuyor artık buna!”

Orijinal plan önce Yapay Afet’i, daha sonra da diğer bossun indirmekti fakat artık bunun gerçekleşemeyeceğini anlamıştım. Ortamdaki kalan tek seçeneğe yönelecektik ister istemez, o da iki sofrayı birden talan eden Köy Yıkan’ dı.

Evet, doğru duydunuz erkek bossun adı buydu; sabah çıkan dumanı üzerinde bir açmayı andıran yüzünün üstünde, sakalları birer parmak arayla biten şişko bir adamdı.

Hele o saçları, sanki berbere gitmemişte çöktükleri bir köyde denk geldiği koyunlarla beraber kırptırmıştı onları da.

Ancak keyfi yerindeydi bu anlarda, sofrasında eksik olanları, yerde hamamböceği gibi sırt üstü yatan diğer bossun masasından tamamlarken, yanakları bir an bile olsun inmemişti.

Koca oğlan, sen bir baksana buraya! Kıtlıktan mı çıktın tosuncuk?”

Şükrücük zaman kaybetmeden işe koyulmuştu, Köy Yıkan’ı üzerine çekmek için elinden geleni yapıyordu ama ne çare, duyduğu sözler bir kulağından girip diğerinden çıkıyordu obur adamın.

“Bu böyle olmayacak, ekmek, su ve kuyu kebabı tedariğini kesiyoruz!”

“Ben sağ tarafı alıyorum siz de solu halledin, Rimel gençler sana emanet!”

Pisboğaz ikilinin dikkatini çekmenin tek yolu boğazlarına girecek olan yemeği engellemekti, bunun dışında dünya yıkılsa umurlarında olmayacağına emindim.

“Ekmek nerede kaldı?”

“Dayıcım, kuyudan kebabı çekmediniz mi?”

“Yanıyom, yok mu ölmüşlerinin ruhuna bir su veren?”

Yanlış anlamayın bossun önündeki yemekler hala dağ gibiydi ama içlerinden eksilenlerin olması Köy Yıkan da sanki aç kalmış etkisi yapmıştı.

“Ekmekler burada aslanım, gel de al!”

Şükrücük tandırın üstünden yeni aldığı bazlamaları sallarken bir tuhaf gülüyordu, galiba yine birini ek yerinden yakalamanın keyfini çıkarıyordu bizimki.

“Ver ulan bana rızkımı!”

O koca herif nasıl masanın başından kalktı, ne ara onca yolu aşıp tankımıza ulaştı inanın anlayamadım, hiç hız kesmeden omuzuyla Şükrücük’e vurduğunda ise ağzım açık kalacaktı.

Az önce neşe içinde düşmanıyla kafa bulan orta yaşlı adam, kopuk uçurtma gibi havada savruluyordu, hiç yoksa otuz adım sonra yere düştüğünde öyle bir ses çıktı ki, sanırım bütün ikinci katman çınlamıştı.

“Abi, ne oldu abi!”

Yanına vardığımızda iki seksen uzanmış yatıyordu bizimki, parti ekranından hayat puanını gördüğümden ölmediğini biliyordum ama bu halide hiç hayra alamet değildi.

“Bavulum nerde benim, kim aldı bavulu mu?”

Of of of, As 950 kasa bossun darbesinden sonra Şükrücük tabiri caizse değil, resmen kamyon çarpmışa dönmüştü, artık kafa ne kadar sallandıysa bambaşka bir yerde yaşıyordu şu anda tankımız.

Tek vuruşta %75 hp silinip gitmişti, adım gibi eminim ki üzerindeki ekipmanlar ve son anda etkinleştirdiği yeteneği olmasa şimdi çoktan sizlere ömürdü.

“Max, ne oluyor abi burada?”

Toraman belki de ilk defa bu kadar şaşkın bir halde yardım istiyordu benden, Yapay Afet bizi uğraştırsa da, diğer bossun kendisine ait yemekleri yediğini gördükçe zayıf düşmüş, bir süre sonra direnecek hali bile kalmamıştı.

İşte buldum; biri diğerine yemeğini kaptırdı diye zayıfladıysa, ötekisi de tam aksine güçlenecekti. Hatayı en baştan yaptığımı anlayacaktım, her ne kadar birbirlerine rakip görünseler de, güç ve hayat puanları ortaktı.

Tabi ya, ölmeden önce de böyle değil miydi?  Aynı yerden beslenip, aynı insanların izlemesi ile var olan kişiler, nasıl olurda birbirlerine göbek bağı ile bağlı olmazdı?

“Siz burada bekleyin, hemen geliyorum!”

Şükrücük’ ün toparlanması uzun süreceği için hemen toplu saldırıya geçemeyecektik ama bu her şeye yeniden başlamamızı engelleyemezdi.

Arkadaşlarımın meraklı bakışları altında, bütün halde çevrilen kuzuyu kaptığım gibi yerde baygın bir şekilde yatan kadının yanına geldim.

“Ablam, bak sana ne getirdim!”

♫♫İşte kuzu kuzu geldim, dilediğince kapandım dizlerine bu kez♫♫

Nar gibi kızaran nevaleyi burnunun dibine bırakırken dilime dolanan şarkıyı da istem dışı söylüyordum, gerdanı mı kırıp belimi kıvırttığıma bakılırsa, etkisi burada bile geçmemişti namussuzun.

O bitmiş, dünya ile alakası kalmayan kadın nasıl cana geldi, o butları Erol Taş gibi hırsla nasıl ısırdı anlatamam size. Şu anda idrak ettim ki, bu iş ne reyting ne de para işiydi, tamamen saf iştah söz konusuydu.

“Geç abla sofranın başına, valla bitirecek yoksa tombalak!”

Sözlerimi duyan Yapay Afet, yıkılmadım ama ayakta da değilim modunda ilerlemeye başladı, masasının başına gelene kadar epey zaman geçecekti.

“Max delirdin mi? Neden yemek verdin o kadına?”

Mevzuyu çakamadığı için Toraman öfkeliydi, sanki baş düşmanına yardım etmişim gibi çıkışacaktı bana.

“Durum düşündüğümüz kadar basit değil arkadaşlar, toplanın neler döndüğünü anlatayım!”

Konuşmamız bittiğinde, tüm olanlar sanki yaşanmamış gibi her şey sıfıra dönmüştü, bu sefer oyunu gerektiği gibi oynayacaktık.

Yine Yapay Afet ile başladık, Şükrücük’ ün ince hesap yapması gerekecekti bu anlarda ama deneme yanılma yöntemine başvurmadan bilemeyeceğimiz şeylerde vardı.

Önce %30 hp’ sini indirdikten, sonra sofraya dönmesine izin verdik kadın bossun, diğerini üstümüze çektiğimizde onun gücü %30 artmıştı ne yazık ki.

Tankımız birkaç darbe aldıktan sonra bu şekilde ilerleyemeyeceğimizi söylemek zorunda kaldı, hızla geri çekildik ve Yapay Afet’in canının %10 dolmasını bekledik.

Bir daha Köy Yıkan’ la şansımızı denediğimizde ayarı bulduğumuzu gördük, onunda hayat puanı %80 i gürünce sıra diğerindeydi.

Kritik noktaya gelmiştik, eğer kadının gücü canı doluyken olduğu kadarsa sorun çözülmüş olacaktı. Cevabı öğrenmemiz çok sürmeyecekti, kalkanının üstüne darbeyi alan Şükrücük sevinçten adeta kişniyordu.

“Valla aynı, billa aynı, valla aynı, billa aynı!”

Tankımızın morlu kırmızılı pelerini kıvrak hareketlerine ayak uydururcasına sallanıyordu, öyle neşelenmişti ki orta yaşlı adam, zil takıp oynayacaktı biraz daha zorlasa.

Taktiği çözdüğümüz an işin %90’ı hallolmuştu bile, geriye kalan angarya ise artık sadece keyif veriyordu bize.

Çok değil bir saat sonra iki boss yerde kafa kafaya vermiş yatıyordu, birer darbelik canı kalmış Yapay Afet ve Köy Yıkan’ın hali haraptı.

“Toro hadi bu tantanayı bitirelim!”

Genç irisine kimi seçeceğini sormanın lüzumu yoktu, yavaşça koca kafalı bossun önüne geçtim. Şükrücük’ de boş durmak istememişti, üçten geriye doğru sayacağını, illa o sıfır dediğinde hesabı kapatmamız konusunda diretiyordu.

“Beyler hazır mısınız?”

3!

2!

1!

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

...


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)