POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 60: Değişen Tavırlar

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 69
Tarih : 22 Şubat 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Ortak kararımızı açıkladığımda zerre kadar tereddüttüm yoktu, farklı fikirlerimiz olsa da en sonunda içimize sineni yapmıştık.

“Tebrik ederim, Başlangıç Köyü Zindanı keşif için açılmıştır!”

Konuşan yine aynı metalik sesti ama bana mı öyle geldi bilmiyorum ancak sanki tonunda biraz takdir emareleri vardı bu sefer.

“Çok teşekkür ederim, birinci şıkkı seçseydik bu suçluluk duygusuyla nasıl baş ederdim hiç bilmiyorum!”

Rimel cevabımız sonucu zindanın açılmış olmasına en çok sevinen kişiydi, naif ısrarcılığının elimizden bir fırsatı aldığı bildiği için en azından bu olumlu gelişme sevindirmişti onu.

“Sen de bu partinin bir üyesisin, söyleyeceğin sözler ve vereceğin kararlar bizim gözümüzde çok kıymetliler!”

Hala üzerindeki suçluluk duygusunu atamamıştı şifacımız, ne yaparsak yapalım, ne dersek diyelim, şu anda bir çare olmayacaktı bu duruma ancak kendisi çözebilirdi bu problemi.

“Madem zindan açıldı, ne tesadüftür ki bizimde dükkânlardan alışveriş yapma cezamız da bitti, haydi o zaman dönüp biraz alışveriş yapalım!”

Özellikle son cümleyi Rimel’e bakarak söyleyecektim, koşullar ve imkânlar ne olursa olsun alışveriş kelimesi bir kızı mutlu etmek zorundaydı.

Cehennem’ de bile iş yaradığını görmek güzeldi bu klişenin, üzerimizde oluşan negatif havayı dağıta dağıta Başlangıç Köyüne doğru yürüyorduk.

“Âlemin kralı geliyor, geliyor, geliyooooorrr!”

“Âlemin kralı geliyor, geliyor, geliyooooorrr!”

Yer gök bu tezahüratla çınlıyordu; ellerindeki tahta sopaları, biçimsiz kılıçları sallayan devasa bir kalabalık, bizi gördüklerinden itibaren bir saniye dahi susmadan bağırıyorlardı.

“Kakao bu ne hal, delirdi mi herkes!”

Alt partimizin liderliğini verdiğim beyaz atlı prens Kakao yanımıza ilk gelen olacaktı, artmış seviyesi ve donanımı sayesinde ilk katmandaki moblardan korkması için bir neden yoktu.

“Efendim, her şeyi duyduk, köydeki insanlar için kendinizi güçlendirmekten vazgeçtiğinizi hepimiz biliyoruz!”

Şimdi neler döndüğü anlayabilecektik, metalik sesin anonsu her yerde duyulmuştu ve ardından gelen cevabımızla beraber tüm Günahkârlar bizim başlarken sahip olduğumuz ayrıcalıklara hak kazanmıştı.

Tam bunları düşünürken nasıl olduğunu anlamadan bir sürü adam bacaklarımın arasına girip beni omuzlara almıştı bile, takımını bir üst lige çıkarmış teknik direktör gibi zafer turu atıyordum köyün içinde.

Deliye dönmüştü herkes, bir haftayı aşkın süredir çaresizlik içinde debelendikten sonra kendi bacaklarından asılacak olmak onları çılgına çevirmişti.

Aslında değişen pek bir şey yoktu, henüz dünya üzerinde nefes alabildiğimiz zamanlarda da sadece bizi ilgilendiren şartlar nedeniyle bir karar aldığımızda, bu bizi en çok tatmin eden şey olmaz mıydı?

Sevinç dalgası dinecek gibi değildi, abartmıyorum bir saat ayaklarım yere değmeden gezindim Başlangıç Köyü’nün içinde.

“Hey bre cahiller, hangi bölgeye karşı bağışıklığınızın olduğunu biliyor musunuz? Daha bunu öğrenmemişken, ne kadar da rahat zamanınızı harcıyorsunuz böyle!”

Baktım bu curcunanın biteceği yok yine korkutmak zorunda kaldım milleti, yalanda değildi söylediklerim, önlerinde uzun bir yol vardı hepsinin.

Önce kendilerine ait bölgeyi bulacaklardı, daha sonrasında diğer üç bölge için dokunulmazlığa sahip kişilerle parti oluşturmak gerekiyordu. Peki ya Rimel gibi etkileri silebilecek bir elemanları olmazsa, kesim hızları dramatik bir biçimde düşmez miydi?

Verdiğimiz kararla aslında kendimize binlere yeni rakip yaratmış gibi görünebilirdik ancak işin aslı böyle değildi. Bizden çok daha düşük donanım ve yetenek seviyeleriyle beraber geçmeleri gerekecekti yürüdüğümüz onca yolu.

Neyse ki uyarım epey etkili oldu, deneme yanılma yolu ile bölgelerini bulmaya çalışan Günahkârlar mecburen küçük ekiplere bölündüler, en azından içlerinden biri bağışıklığa sahip olarak onları kurtarır umuduyla böyle bir yol izliyorlardı.

“Toplanın millet paraları ezeceğiz!”

İki koca katmanı temizleyip üstüne toplamda sekiz tane boss kesmiştik, o eski züğürt halimizden eser yoktu şimdi.

“Max yeğenim kaç paramız var!”

Şükrücük, düğünde kimin ne taktığını kovalamaktan eğlenemeyen yakın akraba gibiydi adeta, para lafı geçtiği gibi sırtı bir an da düzleşmişti.

“Sana ne kadar lazım abi!”

Fırsatı yakalamışım hiç boş durur muydum?

“Dalga geçmesene insan gibi bir soru sorduk!”

Bozuk atsa bile aklı hala bende toplanan altınlardaydı, ne yaparsa yapsın öğrenemeden rahat edemeyecekti orta yaşlı adam.

“Tamı tamına 2400 altınımız var arkadaşlar!”

Onca bakır ve birçok gümüşü toplayıp takas ettiğimizde elimizdeki miktar bu olacaktı, şimdi birikimimizi nasıl değerlendireceğimizi konuşmalıydık.

“Ne alacağız peki, benim iyileştirme yeteneğim var ama zindanda yeter mi emin değilim?”

Aferin be Rimel, şu hengâmenin içinde öne çıkma peşinde koşmayıp sakin kalarak parti için en sağlıklı önerileri ne de güzel yapıyordun.

“Rimel haklı, eğer elimizde can iksirleri olsaydı iki sefer ölümden dönmek zorunda kalmazdık!”

Ekibin diğer iki üyesi de bana hak verecekti; özellikle Şükrücük, bir anda inip bir anda çıkan Hp barı nedeniyle bu fikre çok sıcak bakmıştı.

Kararı verdiğimiz gibi, kendimizi köyün ortasında bir çember oluşturacak biçimde karşılıklı dizilmiş dükkânların önünde bulduk.

İlk hedefimiz iksir satan tezgâh olacaktı, fiyatları bir gözden geçirip paramızın ne kadarını burada harcayacağımıza karar vermeliydik.

“Markete Hoş Geldiniz Akıncılar!”

Şöyle bir etrafıma bakındım satıcının hitabını duyduktan sonra, partimizin adını söylemese gerçekten de bize seslendiğine inanmazdım.

Daha önce sert bir ses tonu ile Günahkâr diyen tezgâhtar, şimdi gayet saygılı bir ses tonu ile seslenmesi yetmiyormuş gibi özellikle bizim partimizin adını zikretmişti.

“Hoş bulduk, bugün biraz iksir almak istiyoruz ama önce elimizdeki sikkeleri bütünlememiz gerekiyor!”

Günde 500 lira para kazandığını belirtip neden çalışayım diyen dilenci beni görse utanır mesleği bırakırdı yemin ederim, ceplerim öyle dolmuştu ki astarı dizime inmek üzereydi.

“Akıncıların Lideri Max, size bir çanta almanızı öneririm. Başarılarınıza bakılırsa, büyük olanlardan seçmeniz yararınıza olacaktır!”

Haklıydı satıcı, sadece para toplarken bir türlü idare ediyorduk ama üstümüzde daha fazla kullanamayacağımız eşya birikirse hareket ve saldırı gücümüzü etkilerdi.

“Fiyatını öğrenebilir miyim acaba büyük boy çantanın!”

İlk defa Başlangıç Köyündeki bir satıcı ile böyle güzel bir konuşma içerisindeydim, karşımdaki adam kibarlaştıkça, ben daha da inceliyordum.

“Ne demek, tabii ki hemen söylüyorum! Büyük boy çantalarımızın Günahkârlar için satış fiyatı 400 altındır ancak sistemin Başlangıç Köyü fatihlerine verdiği %50 indirimi düşersek, Akıncılar partisi üyeleri için olan fiyatımız 200 altın!”

Günahkârlar için olan fiyatın üzerine net %50 indirim almıştık, öyle muhteşem Cuma ayağına fiyatı yükseltip sonra yalandan %20 indirim yapan çakal esnafın yaptığı gibi değildi bu.

“Çantayı satın alırsak, hep üzerimizde taşımak zorunda mı kalacağız?”

“Hayır, eşyayı edindiğinizde üzerinizde tamamen başka bir alana açılan bir boşluk oluşacak, edindiğiniz ganimetleri burada istifleyip istediğiniz zaman geri alabileceksiniz!”

“Çok güzel, bir tane satın almak istiyorum!”

Zindanda neler kazanabileceğimizi hiç bilmiyordum, bu nedenle paraya kıyıp bu çantayı almak zorunda hissettim kendimi.

“İksir çeşitlerinden de almak isteriz, geçen seferki gibi iki çeşit iksirden iki boy mu var dükkânınızda!”

Satıcı ile iyice ısınmıştık birbirimize, bakalım çantada yaptığı indirimi iksir alırken de uygulayacak mıydı?

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

.....


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)