POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Cehennem Online Bölüm 63: Kişi

Çeviri : Sanseiu
Düzenleme : Sanseiu
Okunma : 118
Tarih : 05 Mart 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Nasıl bir kısır döngüye girmiştik anlatamam, bilgi ile değil de bazı şarlatanların sözleri ile güdülenmiş topluluklara çaresizce laf anlatmaya çalışıyorduk ancak göremediğimiz şey git gide kendi standardımızı kaybedip onların seviyesine doğru hızla indiğimizdi.

“Rimel, biz etkimi yedik!”

Genç kız kendisi hakkında atıp tutan bir teyzeyle tartışırken benim sesim ile irkilecekti, ben parti ekranından kontrol ettiğimde üstümüzde bir etki yoktu ama yine de emin olmak için şifacımıza sormalıydım.

“İstediğim vakit dolaşırım sana mı soracağım, sen yetiştiremediğin oğluna sahip çıkacaksın!”

Yine de lafını tamamlamıştı bizim kız, salak saçma bir argümanla karşısına gelen cahilin ağzının payını veriyordu.

“Max abi etki yok ama görünüşe bakılırsa hepimizi bir çıkmaza sokmayı başardı moblar!”

Olan tam olarak buydu, bir delinin attığı taşın peşinden kuyuya atlayan birçok akıllı nedeniyle, düştüğümüz çukurda mahsur kalmıştık.

“Şükrücük, Toro, konuşmayı bırakın, çok yakında gereken cevabı alacaklar zaten!”

Parti olarak farkında değildik ancak hp barımız çok yavaşta olsa düşme eğilimi içerisindeydi, bu durum uzun bir süre devam ederse eğer, bizi bekleyen tek son ölümdü.

Kendimize gelerek çevreden gelen çatlak seslere kulaklarımızı tıkadık, bir sonraki seviyeye geçme vakti gelmişti zira gürültüleri ile bizi sindirdiklerini sanan kalabalığın asıl amacı linçti.

Önce ellerinde ne varsa üzerimize atarak başladılar işe, gücümüzü ve canımızı azaltmak için yapılan uzun mesafeli bir saldırıydı bu.

Ancak bu taktik bizim üstümüzde işe yaramayacaktı, önde kalkanı ile Şükrücük, bir yanda ise sopasıyla Toraman vardı ve en zayıf kısım gibi görülen benim tarafımdan bile tek bir nesne içerideki Rimel’e ulaşamayacaktı.

Bu çabalarının nafile olduğunu gören kalabalık bir anda üzerimize doğru çullandı, üç bir yandan akın akın geliyorlardı.

Şimdiki amaçsa birikme yaratarak savaş gücümüzü yıpratmaktı ve eğer bir gedik açabilirlerse, bizi çiğ çiğ yemek için bir an bile tereddüt etmeyeceklerdi.

İstemek ile başarmanın çok farklı iki kavram olduğunu bana öğreten Başlangıç Köyü sağ olsun, zindanda karşılaştığımız ilk moblar amaçlarına ulaşmadan beklemedikleri bir direnç ile karşılaşacaklardı.

En talihsizleri önden saldıranlar zannediyordunuz değil mi ancak ne yazık ki yanıldınız, linçe uğrama konusunda doktora sahibi olan Toraman üstüne gelenlerden yılların acısını çıkarmaktaydı.

Ara Gazı yeteneğini aktif hale getirmiş olan genç irisi tozu dumana katmıştı ve bu mecazi anlamda değildi, her vurduğu Düşmüşten arta kalanlar havaya karışırken açıkçası çok havalı görünüyordu bizimki.

Şükrücük ise önünde topladığı kalabalık ile münakaşa etmeyi bir türlü bırakamayacaktı, içten içe bu durumu sevmişti sanki tankımız.

Şükür ki ikinci yeteneği olan Hayalet Kalkan nedeniyle, bir süre sonra kalkanı üzerinde biriken enerjiyi boşaltmak zorundaydı.

Dev bir patlamadan sonra önü tamamen temizlenmişti tankımızın, görünen o ki bu sefer birinci yeteneği ile iyice hasar biriktirip, en kritik anda bunu düşmanların üstüne aktarmıştı.

Gerçekten müthiş bir gelişmeydi bu, eğer her zaman bu kalitede kullanılırsa, iki yeteneğin kombinasyonları hem savunma, hem de atak anlamında elimizi epey güçlendirecekti.

Ben denizi ise biliyorsunuz zaten anlatmama dahi gerek yok, artık sol elimi de aktif olarak kullanabildiğimden ötürü yumruk manyağı yapmıştım yolunu şaşırıp benim tarafa gelenleri.

Sadece, sol elimle kullandığım Ölümcül Kroşe benim saldırı kabiliyetimi bambaşka bir seviyeye çıkarmıştı, hele birde kafayı tutturup kritik etkisi aldım mı, koparıp atıyordum mobların kellerini bedenlerinden.

Bu sırada üç farklı saldırı türüne direnmemiz öfkeli kalabalığın hiç hoşuna gitmemişti, usulca geri çekilirken son bir yarma saldırısı için art arda toplanıyorlardı.

“Son dans başlıyor, madem bize kafadan saldıracaklar, hadi onlara hak ettiklerini verelim!”

Sayılarına güvenerek savunmamızı tek bir noktadan yüklenerek delmekti amaçları ama bilmedikleri çok mühim bir nokta vardı, biz en önemli birliktelik sınavını tüm Başlangıç Köyüne kafa tutarak vermiştik.

Eğer konu dönüp dolaşıp çarpışmaya gelecekse ve bu düşmanımızın seçimi olacaksa, hayatlarının hatasını yapıyorlar demekti.

“Potlarınızı her an kullanılacak gibi hazır edin, Rimel gözün hayat puanlarımızda olsun, herkes yerini alsın şov başlıyor!”

Hemen hemen aynı anlarda birbirimize doğru hamle yaptık, bir tarafta boş gaz ile şişirilmiş öfkeli güruh, diğer tarafta ise Cehennemin zorlu sınavları ile yoğrulmuş Akıncılar, her şeyin belirleneceği son çarpışma için geri sayım başlamıştı.

Yanardağın ağzından coşkuyla akan lavlarla, kutuplardan kopmuş devasa buz kütlesinin mücadelesini andıran bir görüntü vardı ortada, içimizde yanan mücadele hırsı ile yavaş ama sabit bir hızda ilerlemekteydik. Eğer durursak donacağımızı çok biliyorduk, elimizden gelenin en iyisini yapmak için sınırlarımızın üstüne çıkmalıydık.

Dışsal etkiler tarafından güdülenen moblar ezberlenmiş bir tepki içinde bize saldırıyordu ancak bilmedikleri, karşılarında tamamen içsel nedenlerle bu yola baş koymuş kişiler vardı.

Onların motivasyonları süslü, abartılmış, belki de milyonlarcası tarafından kabul görmüş olabilirdi fakat ne yazık ki bu onları bizden daha güçlü yapamazdı.

Kendi amaçları uğruna yola çıkmış bir kişi bile tüm dünyanın karşısında durmaya yeterken, bu özelliklere sahip dört kişiden oluşan Akıncılar’ın önünde şansları olabilir miydi ki?

Başta denk gibi görünen güçler arasındaki nitelik farkı yavaşça ortaya çıkmaya başladı, biz ivme kazanıp hızlanırken, karşımızdaki galeyana gelmiş kalabalık her an birkaç kişi daha eksiliyordu.

“Abi yüklen!”

Tabii ki momentumumuzun baş sorumlusu Şükrücük’ den başkası değildi, kalkanını değil de elindeki ilginç görünümlü silahını kullandığı zamanlarda yarattığı yıkım, hiç yabana atılacak cinsten değildi tankımızın.

“Vurun hainlere, hain, vatan haini!”

Bizim kışkırtıcı hala bağırıyordu, önündeki kalabalık azaldıkça gerginleşmiş, bu da onun gitgide agresifleşmesini sağlamıştı.

Biliyordu ki, eğer saçma nedenlerle güdülediği bu insanlar yok olursa kendisi de onlarla beraber bir hiçe dönüşecekti, varlığını diğerlerinin üzerinden tanımlayan herkesin sonu maalesef buydu.

“Bırakın beni; bayrak inmez, vatan bölünmez!”

Şükrücük pis sakallı keli ümüğümden yakaladığı gibi gürültü kesilecekti ancak şu son sözleri bile beni kendisinden bir kez daha iğrendirmek için yetmişti.

Yaşadığı toprakların gelişmesi, aynı soyu paylaştığı insanların çok daha iyi şartlarda hayatını sürdürmesi için sessiz ama gayretle çalışan insanların olduğu yerlerde, en büyük ilgiyi böyle boş beylik lafları ederek toplayan tiplerin varlığı karşısında sakinliğimi koruyamayacaktım.

“Abi, geri çekil!”

Modern toplumun koyduğu kurallar üzerine belki binlerce kez kafa yormuştum ölmeden önce, bana kalırsa çoğu kural iyilerin değil de, kötülerin varlığını sürdürmesi adına konulmuştu.

Şu anda ise Cehennemdeydim ve beni engelleyebilecek süslü kanunlar yoktu, kendi akıl mahkememi kurarak cezayı kesecektim.

“Rimel, iyileştirme yeteneğin şu tipin üzerinde işe yarıyor mu?”

Genç kız sorum karşısında ürkmüştü, sesimin tonundan mı, yoksa bakışlarımdaki karanlığın izlerinden dolayımı böyle oldu bilmiyorum ama kekeleyerek cevap vermesi ne durumda olduğunu belli ediyordu.

“Evet!”

“O zaman senden bir iyilik isteyeceğim, lütfen benim için Büyüsel Enerjin bitene kadar şunu iyileştirmeye devam et!”

Provokatör ölene kadar hiçbir yetenek kullanmadım, yanlış anlamayın bu yaptığımı övünülecek bir şey olarak görmüyorum lakin Cehennem maceramın içerisinde önemli bir dönüm noktası olduğu için sizinle paylaşmak zorunda hissettim kendimi.

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

....


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)