POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Chronicles of Primordial Wars Bölüm 6: Zahmetli

Çeviri : prynn
Düzenleme : Residenttt
Okunma : 455
Tarih : 09 Şubat 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Shao Xuan da dahil olmak üzere toplamda o mağarada yaşayan 27 çocuk vardı. Her biri fazlasıyla yırtıcı olduğundan, Shao Xuan sıska kollarıyla ve bacaklarıyla mağarayı nasıl ele geçirebilirdi?


Mağaradaki çoğu çocuk daha fazla yiyecek almak içim Ku’nun pozisyonuna geçmeyi isterdi. Doğal olarak, Shao Xuan bu küçük yaşta işi devraldığında çok fazla mutsuzluk yaratırdı ve tüm bu mutsuzluğun kaçınılmaz olarak kavgaları da yanında getireceği belliydi. 


‘Zahmetli’ kelimesi, durumu tam olarak anlatmaktaydı. 


Adı ‘Ge’ olan orta yaşlı adam her gün mağaraya yiyecek getirmekten sorumluydu. O, Mai kadar güçlü değildi, daha da kötü olansa bir kolunu çıktığı av gezilerinden birinde kaybetmiş olmasıydı ve bu onun avcılık kariyerini sonlandırmıştı. O olaydan sonra av ekibinden ayrılarak mağaraya yemek getirmeye başlamıştı. 


Shao Xuan nedenini sormaya gitmiş, ama bir cevap alamamıştı.


Ge adlı adam yemek dağıtma işi biter bitmez, tek eliyle taş çömleği taşıyarak mağaradan ayrıldı. Tek kolunu kaybetmiş olmasına rağmen, gücünden bir şey kaybetmemişti ve tek eliyle bir taş parçasını taşımakta sorun yaşamadı. Ge ayrıldıktan sonra, Ku yerini kimin alacağını açıklamak için mağaraya girdi. 


“Yarından itibaren Ah-Xuan yiyecek dağıtmaktan sorumlu olacak!”


Yemek dağıtımı sırasında çıkan kavgaların oluşturduğu atmosfer daha yeni sakinleşmişti, ama Ku’nun duyurusu yüzünden hava tekrar gerildi. Yetim mağarasındaki çocuklar, tartışma konusunda uzman olmadıkları için itiraz etmediler. Sadece öfkeli ve mutsuz bir şekilde baktılar. Bundan sonra Ku, çok fazla durmadı, hiçbir açıklama yapmadan eşyalarıyla birlikte ayrıldı.


Neredeyse yetişkinliğe erişmişti ve herhangi bir kaza olmazsa totem gücünü bu kıştan sonra uyandıracaktı. Bu olduğunda mağaradan temelli olarak ayrılabilecekti. 


Ku bir sorun çıkmadan ayrılmıştı, ama Shao Xuan endişelerinin ağırlığı altında eziliyordu.


Gökyüzüne bakan Shao Xuan, saatin öğleden sonra 3 civarında olması gerektiğini düşündü, tabi bir gün hala 24 saat ise. Dışarıda dolaşmak için gün batımına kadar zamanı vardı.



Bir iple Sezar’ı çekerek tekrar çakıl bahçesine gitti, oturduğu yerde bir sonraki hamlesinin ne olacağını düşünmeye başladı. 


Başlangıçta, basit bir hayat yaşamaya devam edeceğinin düşünmüştü. Birkaç yıl sonra totem gücünü uyandıracak ve dışarıda kendi hayatını yaşamaya başlayacaktı. Beklenmedik bir şey olmazsa, bir ev inşa edecek, bir av ekibine katılacak ve kalan yıllarını sakince yaşayacaktı. Totem gücünü uyandırmada geç kalsa bile, en geç Ku’nun yaşlarına kadar bekleyecekti. Bununla birlikte, mevcut koşullara dayanarak, basit bir hayat yaşamak artık seçeneklerin içerisinde değildi. Örneğin, biraz önce Sezar’la birlikte mağarayı terk ederken, epeyce çocuğun onlara kötü niyetli bir şekilde baktığını fark etmişti.


Shao Xuan, çakıl bahçesinde gezinen Sezar’a baktı; “Gece yarısı uyanıp, seni atıştırmalık yapacaklarını düşünüyor musun?” 


Önceden, Ku etraftayken, o delikanlılar ciddi bir şey yapmaya kalkışmamışlardı, ama Ku’nun gitmesiyle durum şu an için öngörülemez bir hal almıştı. Mağarada yetişen çocuklar, dışarıda yetişenlerden çok daha acımasız ve çok daha aptaldı. Açlık başlarına vurduğunda, şaman’ın işaret taşını umursamazlardı. 


Ya hepsi toplanarak, Sezar’ı pişirip yemeye çalışırlarsa? 


Shao Xuan’ın oradaki düzinelerce çocuğa karşı kazanma şansı yoktu.


Sezar çakıl bahçesinde taş kurtlarını ararken, yaklaşmakta olan sorunların farkında değildi ve orada çok fazla solucan kalmadığı için kara bataklığa doğru ilerliyordu. 


Kabilenin çevresinde iki tane yasaklı bölge vardı. Bunlardan biri insanların kolayca batabileceği ve bunun ölmeleri anlamına geldiği geniş siyah bir bataklıktı. Diğeri tepenin arkasındaki, karşı kıyısı görülemeyen bir nehirdi. O nehirde çok sayıda su canavarı yaşardı. Eskiden birkaç savaşçının balık yakalamak için nehre girdiği ama çıkamadığı söylenirdi. Çok fazla bilinmeyen tehlike olduğu için, kabile lideri nehre girilmesini yasaklamıştı. Bu yüzden deri kıyafetleri yıkamak için nehrin sığ yerlerine giden birkaç kadın hariç kimse nehre yaklaşmazdı.


 Kabilenin içme suyunun geldiği, dağın tepesinden inen, küçük bir dere daha vardı. Doğal olarak kimse isteyerek bilinmeyen tehlikelerle dolu o nehirle temasa geçmezdi. 


Birinin bilinçsizce tehlikeye atılması veya öngörülemeyen bir tehlike olması durumunda hızlıca müdahale edebilmek için bataklığın çevresinde ve nehir kenarı boyunca devriye gezen savaşçılar bulunuyordu. Avcılık ve balıkçılık çoğu zaman birlikte ilerlerdi, ancak kabilenin balık tutma şansı olmadığından, hayvancılığı ve tarımı da bilmediklerinden, kabiledekiler ana besin kaynağı olarak avcılığa güveniyordu. Kabiledeki yemek eksikliğinin de asıl sebebi buydu. 


Her şeyin sebebi yiyecekti. O mağaradaki çocuklar, derisinin altındaki o kadar etle dolaşan Sezar’a uzun zamandır sulanıyordu. 


“Ne yapmalıyım?” Shao Xuan tekrar iç çekti ve ona işaret taşını veren ve bundan sonra bir daha ortalıkta görünmeyen şamanı suçlamaya başladı. 


İnsanların, özellikle de totem gücünü uyandırmamış çocukların bataklığa ya da nehre girmeleri yasaktı, ama hiç kimse kurtlar hakkında bir şey söylememişti. Bu yüzden yakın olduğu zamanlarda, kemirecek bir şeyleri ya da bataklıktaki bazı böcekleri bulmak için bataklığa gidecekti ve her seferinde savaşçılar, Sezar’ın gelişini görmemiş gibi davranacaktı. 


Hayvanların tehlikelere karşı hassas içgüdüleri vardı. Doğal olarak Sezar bataklığın içine girmeden sadece çevresinde geziyor, çünkü daha ilerisinin tehlikelerle dolu olduğunu biliyordu. 


Bu kez döndüğünde ağzında siyah bir şey vardı, biraz daha yaklaşıp onu Shao Xuan’ın önüne bıraktı. Bu Shao Xuan’ın daha önce hiç görmediği bir tür solucandı. Geçen seferki böceğin aksine, bu solucan çok daha yumuşaktı, Shao Xuan’ın avuç içi kadar küçük, oval şekilli bir gövdesi vardı. Çok ince, uzun bacaklara sahipti ve rengi bataklık kadar siyahtı. Sezar’ın ağzındayken bacaklarını Sezar’ın burnuna sokmuştu. 


Sezar geçmişte, yakaladığı birkaç solucanı geri bırakmıştı, belki de eğlence için yapıyordu. Ne de olsa, kabilenin yakınında bulunabilecek çok fazla canlı yoktu ve tavşanları kovalamak sadece rüyasında gördüğü bir şeydi. Bir kurt olan Sezar’ın sadece solucanlarla uğraşıyor olması çok üzücüydü. 


Sezar kaçan solucanı tekrar yakalamaya çalıştığı anda, Shao Xuan solucanın ağzından büyük miktarda siyah baloncuk çıkardığını ve baloncukların solucanı tamamen kapladığını gördü. Sezar bu baloncukları sevmediği için solucanı bırakmak zorunda kaldı. Baloncuklar toplanmaya başladı, bir süre sonra ortasında solucan olan bir futbol topu boyutuna ulaştı. Sezar baloncuklardan oluşan topun etrafında döndü ancak ısırmadı. Bu baloncuklar çok kötü bir tada sahip olmalıydı, çünkü Sezar açıkça onlardan nefret ediyordu. 


Yaklaşık on beş dakika sonra, Sezar siyah topun içindeki solucandan vazgeçti ve çakıl bahçesindeki taş kurtlarını aramak için geri döndü, ancak Shao Xuan bu solucanla ilgileniyordu, bu yüzden taş bıçağını çıkardı ve topun üzerine sapladı. Şaşırtıcı bir şekilde, baloncuklar zaman geçtikçe kuruyup, sertleşmişti ve siyah ‘futbol topu’ Shao Xuan’ın darbesi ile ortadan ikiye ayrıldı. İçine gizlenmiş solucan panik içinde dışarı çıktı ve sürünerek kara bataklığa doğru kaçtı. Solucan yarı yarıya küçülmüştü ve buruş buruş görünüyordu. 


Shao Xuan solucanı kovalamak yerine çömeldi ve iki parçaya ayrılmış olan ‘topa’ dikkatlice baktı. Shao Xuan, yarım küreleri taş bıçağıyla aldıktan sonra, iki parçanın ağırlığın oldukça hafif olduğunu ve ezmek için biraz güç kullanması gerektiğini fark etti. Bir yarım küre üzerinde çalıştıktan ve nihayet onu parçaladıktan sonra, Shao Xuan bakışlarını diğer yarıya indirdi. Bir süre düşündükten sonra Sezar'ı geri çağırdı ve sağlam siyah yarım küre ile nehre doğru yürüdü.


Eğer kabile üyeleri nehre gelirse, yalnıza kıyıda dolaşacaklardı ve sığlıklar nispeten güvenli sayılmasına rağmen dikkati elden bırakmayacaklardı. 


Tabii ki Shao Xuan sorun aramıyordu, o yüzden kıyıda kaldı. Suyun içinde hangi garip yaratıkların yaşadığını sadece tanrı bilirdi. Yalnızca tahminini doğrulamak için, yarım küreyle bir deney yapacaktı. 


Shao Xuan, belinde bağlı duran hasır ipi çözdü ve bir ucunu yarık küreye bağladı diğeri ucunu eliyle tuttuktan sonra yarım küreyi suya fırlattı. 


Beklediği gibi, siyah yarım küre suyun üzerinde yüzüyordu.


Bu şey… Belki balıkçılık için kullanılabilirdi.


Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (2)

12 puan
yasin451612 ay önce
Üye
Eveet. Bizimki tekneyle açılır yakında nehire

39 puan
MasterKiller546 ay önce
Üye
eline sağlık