POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Chronicles of Primordial Wars Bölüm 7: Tuhaf Balık

Çeviri : prynn
Düzenleme : Residenttt
Okunma : 503
Tarih : 10 Şubat 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Shao Xuan siyah yarım küreyi olta mantarı olarak kullandı. Bir taş kurdunu, burada olta takımı olmadığı ve yerine kullanabileceği bir kanca bulamadığı için, hasır ipin ucuna bağladı. Keşke suyun içinde taş kurduna ilgi gösteren yırtıcı bir balık olsaydı.

 

Önceki hayatında, Shao Xuan toprak solucanlarıyla balık tutardı. Bu hayatında toprak solucanlarıyla hiç karşılaşmamış olsa da yerine taş kurtlarını kullanmayı deneyebilirdi. Kabiledeki insanlar sık sık, o nehirdeki yaratıkların oldukça vahşi ve sert olduğunu söylüyordu. Bu yüzden belki de kötü yemleri umursamazlardı. Shao Xuan’ın kanca olmadan balık tutmaya çalıştığı söylenemezdi. Sadece suda, taş kurtlarıyla ilgilenecek bir şeylerin olup olmadığını test ediyordu. Gerekirse yarın uygun bir kanca yapabilirdi.

 

Sezar tarafından yakalanan taş kurdu, geçici olarak bir ipin ucuna bağlanmıştı. Suyun içinde bir süre kıvrandıktan sonra solucanın ipten kurtulma ihtimali yüksekti; ancak Shao Xuan’ın yeterince malzemesi olmadığı için yapabileceği tek şey denemekti. Peki ya başarısız olursa? O zaman Sezar’dan, başka bir tane yakalamasını isteyebilirdi.

 

Olta mantarı olarak kullanılan siyah yarım küre, hasır iple bağlanmıştı ve taş kurdundan yaklaşık yarım metre uzaktaydı. Shao Xuan bu testi nehrin derin kısımlarında yapmayı düşünmüyordu. Bu nedenle ipi bulunduğu sığ bölgeden, nehre doğru fırlattı. Hasır ipin ve taş kurdunun ağırlığını taşıyan siyah yarım küre biraz aşağı batmıştı, ama yine de suyun üzerinde yüzüyordu. Bu Shao Xuan’ın siyah yarım kürenin hareketlerini izleyerek suyun altında neler olduğunu tahmin edebilmesini sağlıyordu.

 

Elindeki hasır ip 5 metreden kısaydı; bu yüzden Shao Xuan, fırlattığı taş kurdundan çok uzak değildi. Shao Xuan kenarda dururken suya girmemeye çok dikkat etti. Böylece herhangi bir tehlike ortaya çıkarsa ya da beklenmedik bir durum oluşursa hemen kaçabilirdi. Suyun kenarını koruyan savaşçılar vardı. Eğer kaçması gerekirse onlara doğru gitmeyi planlamıştı.

 

Shao Xuan tüm hazırlıklarını bitirirken, suyun kenarını koruyan iki savaşçı Shao Xuan’ın gizemli davranışlarını merakla izliyordu. İlk başta çocuğun suya atlamayı planladığını düşünmüşlerdi, bu yüzden onu tutup mağarasına götürmeye hazırlandılar, ancak Shao Xuan’ın garip davranışları ikisini de şok etti. Birbirleriyle görüş alışverişinde bulunduktan sonra yanına yaklaşmadan Shao Xuan’ı izlemeye devam ettiler.

 

“Sezar, sana sinyal verdiğimde ipi çek olur mu?” Shao Xuan ipin diğer ucunu Sezar’ın ağzına koydu ve kendisi biraz daha orta taraftan tuttu.

 

Biraz zaman geçmesine rağmen hiçbir hareket yoktu. Shao Xuan nehrin kıyısında balık olmadığını, varsa bile taş kurduyla ilgilenen bir türün bulunmadığını düşünmeye başladı.

 

Ancak daha düşünmeyi bitirmemişti ki siyah yarım küre aniden battı.

 

Bir şey ısırıyor!

 

Shao Xuan’ın elindeki ip aniden kaydığında sürtünme yüzünden avuç içinde yakıcı bir acı hissetti. O anda ipi sıkıca tuttu ve yardım için Sezar’a bağırdı; “Çek, Sezar!”

 

Her şey bir saniyede gerçekleşse de Shao Xuan suyun altından gelen kuvvetin dayanabileceğinden fazla olduğunu hissetmişti, Sezar’dan yardım istemesinin sebebi de buydu. Suyun altındaki şeyin ne olduğunu bilmeye hevesliydi.

 

Sezar ipi sertçe ısırdı ve geriye çekti. Hem insanları hem de ipleri çekme konusunda tecrübeliydi.

 

İki savaşçı endişeliydi, hiç suya girmemişlerdi ve nehirle ilgili yaptıkları en tehlikeli şey kenarında durup suyunu kullanarak deri elbiselerini yıkamaktı. Bir yaz gününde dev bir su canavarının nehrin merkezinde göründüğüne şahit olmuşlar ve atalarından nehirle ilgili birçok korku hikayesi duymuşlardı. Bu yüzden herkes gibi onlarda nehre karşı temkinli ve ürkek bir tutum sergiliyorlardı. Shao Xuan’ın nehirden bir şey çıkarmaya çalıştığını görünce gerildiler ve dev bir yaratığın çıkmasından korktular.

 

Bir savaşçı arkadaşını dürterek; “Oraya inelim mi?” Diye sordu.

 

“Eh… Hadi… Hadi gidelim ve bir bakalım…”  Diğer savaşçı bir şeyler düşünüyormuş gibi bir süre tereddüt etti, ama yinede olumlu cevap verdi.

 

Rüzgâr, havadaki nem ve balık kokusunu suyun üzerinden karaya doğru taşıyordu. Belki suyun kendi kokusuydu belki de aşağıdaki canavarın kokusu kimse bilmiyordu ama bu iki savaşçıyı daha endişeli hale getirmeye yeterliydi.

 

Shao Xuan ve Sezar onu sudan çıkarmaya çalışırken, suyun içindeki şeyde onları suya çekmeye çalışıyordu. Gelgelelim Shao Xuan biraz daha güçlüydü ve suyun içindeki şeyi adım adım karaya çekiyordu.

 

Su yüzeyi çırpınışlarıyla çalkalanırken yemi ısıran şey şeklini gösterdi.

 

Shao Xuan, ipi sıkıca çekerken dikkatle su yüzeyine bakıyordu. Shao Xuan’ın gözlerinde anlık bir görüntü parıldadı. Bu görüntüde sayısız küçük keskin diş olan bir ağız vardı ve Shao Xuan’ı ısırmak için yaklaşıyordu.  Ağız, Shao Xuan’ın kafasını tek hamlede yutabilecek kadar büyüktü; ama görüntü yaklaşırken birden ortadan kayboluverdi.

 

Görüntü, çok hızlıydı ve Shao Xuan tepki vermeden, ortadan kayboldu. “Muhtemelen gerginlikten kaynaklı bir yanılsamadır” diye düşünerek kafasını salladı.

 

Savaşçılar Shao Xuan’ın yanına geldiğinde, suyun içindeki balığın tamamı ortaya çıkmıştı. Balığın görünüşü… Biraz… Garipti. Başı vücudunun üçte ikisini oluşturuyordu ve balığın uzunluğu yarım metreydi. Sudan çıkmış olmasına rağmen ısırdığı hasır ipi bırakmaya niyeti yoktu.

 

“Durma, çekmeye devam et!” Savaşçıların sersemlemiş halde durduklarını ve yardım etmeye çalışmadıklarını gördükten sonra Shao Xuan, Sezar’a devam etmesini söyledi.

 

İlk defa balık gören Sezar bilinmeyen bir şeyi ilk kez görmenin getirdiği şaşkınlık ve tedirginliği bir kenara bırakıp yerine geçerek, Shao Xuan’ın emrine uydu. Bir süre sonra Shao Xuan balığın suya atlamayacağına emin olunca çekmeyi bıraktı.

 

“Sonunda! Helal sana Sezar… Sezar bırak artık… Sezar o balığı nereye götürüyorsun?”

 

Sezar alçak sesle hırlayarak, balığı çekmeye devam ediyordu. Açıkçası bu balık onu tetikte olmaya itmişti ve Sezar da onunla savaşmaya istekliydi. O kadar kendini kaptırmıştı ki Shao Xuan’ın ipi bıraktığı gerçeğini görmezden gelerek hareketine devam etti.

 

Sezar, Shao Xuan’ın uzun ısrarı sonrasında gönülsüzce ipi bıraktı ve dikkatle, yerde çırpınan balığa yaklaştı. Sanki ısıracakmış gibi hırlayarak dişlerini gösterdi.

 

Taş kurdunun atıldığı yer Shao Xuan’ın durduğu yerden sadece birkaç adım uzaktaydı. Suyun derinliği birisini boğmaya bile yetmezdi, ancak beklenmedik şekilde, böyle vahşi bir balığı içinde barındırıyordu.

 

Çok sayıda minik ve keskin dişlerle dolu dev bir ağzı vardı. Ayrıca çok inatçıydı, yemi sanki onu parçalamaya çalışıyormuş gibi çok sert bir şekilde ısırıyordu ve gitmesine izin vermiyordu. Sudan çıkartılmış olmasına rağmen gövdesini ve kuyruğunu sallamaya devam ediyordu.

 

Savaşçılardan biri mızrağını balığa fırlattı. Hızlı ve Güçlü bir savaşçıydı attığı mızrak balığı delerek yere saplandı.

 

Sadece balık mızrakla delindikten sonra ağzını açtı ve hasır ipi serbest bıraktı. Ağzını sürekli açıp kapattı ve başka bir şeyi ısırmaya çalışıyormuş gibi kafasını hareket ettirmeye çalıştı. Bıraktığı hasır ipte sadece taş kurdunun parçaları kalmıştı ve ip neredeyse kopmak üzereydi.

 

Shao Xuan hasır ipi kendi elleriyle yapmıştı, bu yüzden hasır ipin çok sert ve aşınmaya dayanıklı olduğunu biliyordu. Sık sık bir şeyleri çekmek veya paketlemek için kullanırdı, ancak hiçbir zaman bozulmaya uğramamıştı. Şaşırtıcı bir şekilde, balığın ipi parçalaması çok kısa bir zaman almıştı.

 

Gözleri o tuhaf balığın dev, açık ağzına düştüğünde, Shao Xuan şaşkına döndü.

 

Dev ağız, kafasında en dikkat çeken şeydi ve bakan herhangi bir kişi içindeki keskin dişleri görebilirdi. Bir ağız dolusu dişiyle, ısırmak ve öldürmek için doğmuş gibiydi. Eğer Sezar’ın yardımı olmasaydı Shao Xuan onu kendi gücüyle kıyıya çekemezdi.

 

Eğer nehirde bu balıklardan daha fazla varsa, içine düşen biri kemikleriyle beraber yok olurdu. Üstelik bu, o nehirdeki pek çok türden sadece biriydi, belki çok daha korkunç türlerde vardı. Kabiledeki totem savaşçılarının bile nehre gitmeye isteksiz olmasına şaşmamak gerekirdi.

 

Shao Xuan, kabiledeki bazı çocukların yanlışlıkla suya düşebileceğini düşününce ürpermeden edemedi.

 

Ayrıca, ipi çekerken gözlerinde parlayan ani görüntü, minik keskin dişleri olan dev bir ağza benziyordu…

 

Shao Xuan balığın dev ağzına bakarken, önceki hayatının son dakikalarında, o uzak köyün taş duvarında gördüğü yanılsamaları düşündü.

 

Savaşçılar, Shao Xuan’ın balığa dalgın dalgın baktığını görünce, onun yaratığa yaklaşamayacak kadar korktuğunu düşünmüşlerdi.  Shao Xuan böyle bir balığı ilk defa görüyordu, ancak savaşçılardan biri onu daha önce görmüştü.

 

“Totem gücümün henüz uyanmadığı zamanlarda; babamla nehir kıyısına geldiğimde böyle bir yaratıkla karşılaştık. Şaman ona ‘Balık’ dedi. Su tehlikeli yaratıklarla doludur, kabilemizdeki kadınlardan biri çamaşır yıkarken kolunu kaybetti. Babam o zaman birisini ölümüne bıçaklamayı başardı.”

 

Savaşçı konuşurken Shao Xuan’a bakıyordu, onun gibi bir çocuğun suya girmeden böyle tehlikeli bir balık yakalayabileceğini düşünmemişti. Geçmişte, babası kadını canlı canlı yenilmekten kurtarmak için hayatını riske atmış ve suya girmişti. Ne yazık ki, kadın canlı olmasına rağmen bir kolunu kaybetmişti. Bu olaydan sonra, uzun bir süre boyunca kabiledeki hiçbir kadın nehir kenarına çamaşır yıkamak için gelmemişti. Sadece başka çareleri olmadığında, mesela havalar çok kuru olduğu için dağlardaki kaynak suları kuruduğunda mecburen gelmek zorunda kalmışlardı.

 

Shao Xuan düşüncelerinden kurtulduğunda balık çoktan ölmüştü. Balığı öldüren savaşçı, onu mızrağından çıkardı ve kuyruğundan tutarak Shao Xuan’a uzattı.

 

“İşte, bu senin avın. Aferin sana, İyi bir savaşçıya dönüşeceksin! ” Savaşçı biraz düşündükten sonra ekledi, “Bir daha nehrin yanına yaklaşmamalısın, içinde olan tek şey balıklar değil ve sen her seferinde şanslı olamazsın.”

 

Gel gör ki, yaklaşık yarım saat sonra, “her seferinde şanslı olamayacak” olan Shao Xuan, aynı yöntemle daha da büyük bir balık çıkardı.

 

Savaşçılar şok olmuştu. “…”

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

.


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (4)

12 puan
yasin451613 gün önce
Üye
İlk balığımız hayırlı olsun artık karnımız tok sırtımız pek hehe 😛

1626 puan
fsm6194 ay önce
Üye
Ehü ehü kapak olsun

1210 puan
MythErebus4 ay önce
Üye
Eyv çevirmen güzelle benziyor seri

35 puan
MasterKiller544 ay önce
Üye
Abı bu seri efsane be yaaaa eline sağlık cevirmen kardes pre gelirse alırım

1 puan
prynn4 ay önce
Çevirmen
@MasterKiller54, Teşekkürler.