POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
Cilt 1

Goblin Slayer Bölüm 1.91: Birkaç Maceracının Kaderi - 10

Çeviri : Kyuuseishu
Düzenleme : -
Okunma : 26
Tarih : 20 Temmuz 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Nedendir bilinmez, tüneldeki kısa yolculuklarında karşılarına hiç goblin çıkmamıştı. Fakat etrafa saçılmış, iğrenç bir et yığını bulmuşlardı. Belki de bir zamanlar bir insana aitti. Bilmelerinin bir yolu yoktu. Tünelde insanı boğacak kadar kan vardı ve kanın kokusu, parçalanmış iç organlarının keskin kokusuyla karışmıştı.

"Err, öğğrrrghh."

Rahibe, Savaşçı'nın bedenini gördü ve istemsizce dizlerinin üstüne düşerek kustu.

Yediği son yemek olan ekmek ve şarabı sanki yıllar önce yemiş gibiydi. Savaşçı'nın onu bu maceraya davet etmesinin üstünden ise sanki çağlar geçmiş gibi hissediyordu.

"Dokuz..." diyerek kafasını salladı Goblin Katili. Etrafındaki manzaraya rağmen istifini bozmadan goblin cesetlerini sayıyordu.

"Yuvalarının büyüklüğüne bakılırsa yarısından az kalmıştır."

Goblin Katili, Savaşçı'nın bedenindeki kılıcı ve hançeri alıp kendi kemerine astı. Diğer kurbanları da kontrol etmişti, ama görünüşe göre tatmin olacak bir şey bulamamıştı.

Rahibe ağzını sildi ve adama azarlayıcı bir bakış attı. Ama durmadı.

"Kaç kişiydiniz?"

"Efendim?"

"Lonca Hanımı'nın söylediği tek şey birkaç amatörün goblin avına çıktığıydı."

"Toplamda dört kişi... Ah!" Yanlışlıkla bağırmıştı. İki eliyle ağzını sıkı sıkı kapattı. "P-partimizin diğer üyesi...!" Bunu nasıl unutmuş olabilirdi?

Dövüşçü'nün bedenini görmemişti. Onun için kendini feda eden, diğerlerini kurtarmak için ağza alınmayacak şeyler yaşayan Dövüşçü ortalıkta yoktu.

"Kız mıydı?"

"Evet..."

Goblin Katili meşalesini kendine yakın tuttu ve mağaranın zemini dikkatli bir şekilde incelemeye başladı. Zeminde henüz taze olan ayak izleri, kan, pis bir sıvı ve sürüklenme izleri vardı.

"Onu daha derinlere götürmüşler gibi görünüyor. Ama hayatta mıdır değil midir bilemem," dedi yerdeki saç tellerini ve deri parçalarına göz atarken.

Rahibe neredeyse yerinde zıplayacaktı. "O zaman onu kurtarmalıyız!"

Goblin Katili cevap vermemişti. Yeni bir meşale yaktı ve eskisini yana açılan başka bir tünele attı. "Goblinlerin mükemmel bir gece görüşü vardır. Dikkatli ol. Karanlık bizim düşmanımız. Dinle."

Rahibe adamın dediğine uydu ve herhangi bir sese karşı kulaklarını kabarttı.

Meşalenin ışığının ötesindeki karanlığın içinde ayak sesleri vardı. Şap-şap-şap.

Bir goblin! Büyük ihtimalle meşalenin alevini incelemeye geliyordu.

Goblin Katili kemerindeki hançerlerden birini çıkarttı ve karanlığın içine doğru fırlattı.

Bir şeyi delip geçtiğini belirten sert bir ses duyuldu. Ardından bir goblin cesedi meşale alevinin ışığına doğru yuvarlandı. Goblin Katili, goblini gördüğü anda öne atıldı ve kılıcını çekerek yaratığın kalbine sapladı. Hançer goblinin boğazına isabet ettiği için yaratık ses bile çıkaramadan öldü. Tüm bu olaylar çok hızlı bir şekilde gerçekleşmişti.

"On."

Goblin Katili saydığı sayıyı artırırken, Rahibe tünele doğru dikkatlice baktı ve ürkek bir şekilde sordu, "Siz de mi karanlıkta görebiliyorsunuz bayım?"

"Zar zor."

Goblin Katili cesedin üstündeki yağ kaplı bıçağı almaya tenezzül bile etmedi. Onun yerine tünelin uzun olduğunu görünce Savaşçı'nın taşıdığı kılıcı çekti.

Ardından öldürdüğü goblinin mızrağını aldı. Mızrak bir hayvan kemiğinden kabaca yontulmuştu. Fakat bir goblin boyuna göre mızrak olan şey, yetişkin bir insan için bir bıçak kadar anca ediyordu.

"Sadece pratikti. Boyunlarının nerede olduğunu çok net bir şekilde biliyorum."

"Pratik mi? Ne kadar bir pratik?"

"Çok."

"Ne kadar çok?"

"Biraz fazla meraklısın değil mi?"

Rahibe sustu. Utanç içinde kafasını eğdi.

"Neler kullanabiliyorsun?"

"Efendim?" Kafasını hemen geri kaldırdı, adamın dediğini anlamamıştı.

Goblin Katili konuşurken dikkatini tünelden asla ayırmıyordu. "Hangi alametler?"

"Düşük İyileştirme ve Kutsal Işık kullanabiliyorum efendim."

"Kaç kere?"

"Toplam üç. S...Sadece iki tane kaldı ama." Bu öyle çok değildi, ama sonuçta Rahibe daha acemiydi. Tanrıçaya dua edip talepte bulunması ve alametle ödüllendirilmesi bile başlı başına bir başarıydı. Ayrıca çoğu kişi ruhlarını tanrıça ile defalarca birleştirmeye katlanamazdı. Bu tecrübe isteyen bir şeydi.

"Beklediğimden daha fazlaymış," dedi. Bu bir iltifattı. Galiba. Rahibe tam emin değildi.  Adamın sesi dikkatli ve soğuk çıkmıştı ve neredeyse hiçbir duygu belirtisi de yoktu.

"O zaman Kutsal Işık. Düşük İyileştirme burada bir işimize yaramaz. Alametini ona harcama."

"P-peki bayım..."

"Az önce öldürdüğümüz bir gözcüydü. Doğru tüneldeyiz."

Mızrağının ucuyla goblinin geldiği deliğin derinliklerini işaret etti. "Ama gözcüleri geri dönmeyecek. Senin partini öldürenler de. Hepsini hallettim."

Rahibe sessizdi.

"Sen ne yapardın?"

"Efendim?"

"Bir goblin olsaydın. Ne yapardın?"

Bu beklenmedik soru karşısında Rahibe parmaklarını çenesine götürdü ve haşin bir şekilde düşünmeye başladı. Bir goblin olsaydı ne yapardı?

Tapınak'ta yetişmiş biri olarak çok toy biriydi.

"Pusuda beklerdim?"

"Kesinlikle." Goblin Katili'nin sesi her zamanki gibi sakindi. "Biz de tam olarak bu pusunun ortasına atlayacağız. Hazır ol."

Rahibe korkmuştu ama kafasını sallamakla yetindi.

Goblin Katili bir ip ve tahta bir kazık çıkartarak yere bir düzenek kurmaya başladı.

"Senin için bir mantra buldum," dedi, gözlerini yaptığı işten ayırmıyordu. "Unutma sakın. Kelimeler 'tünel girişi'. Unutursan ölürsün."

"P-peki efendim!" Rahibe ses çıkaran asasına iki eliyle birden sarıldı.

Tünel girişi, tünel girişi, tünel girişi... Umutsuzca kendi kendine tekrar etti.

Güvenebileceği tek şey kendine Goblin Katili diyen bu gizemli adamdı. Eğer onu terk ederse, o da Dövüşçü ve kaçırılmış diğer köylü kızları gibi kaybolacaktı.

Bir süre sonra Goblin Katili hazırlıklarını bitirdi. "Haydi gidelim."

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)