POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
Cilt 1

Goblin Slayer Bölüm 1.93: Birkaç Maceracının Kaderi - 12

Çeviri : Kyuuseishu
Düzenleme : -
Okunma : 37
Tarih : 22 Temmuz 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Goblin Katili’nin kılıcı, tünelin aşağı tarafına yuvarlanmış olan hobgoblinin cesedine sıkışmıştı. Zaten o da büyük ihtimalle beyin parçalarıyla kaplı bir kılıçla dövüşmek istemezdi.

Hobgoblinin yere düşürdüğü taştan mızrağı aldı. Balta, çubuğa bağlanmış bir taştan ibaretti ve oldukça kabaydı. Fakat o sırada bu bile iş görürdü.

Goblin Katili hızlı bir şekilde baltayı havada saldı ve tek eliyle çok rahat kullanabileceğine karar verdi.

Memnun olmuştu. Çantasından bir adet meşale daha çıkarttı.

“Alın,” dedi Rahibe bir çakmak taşı uzatarak. Fakat Goblin Katili ona bakmıyordu bile.

“Bu yaratıklar asla başkalarının onlara pusu kuracağını düşünemez,” dedi adam. Rahibe ise sessizdi.

“Endişelenme.” Elindeki baltayla dikkatlice çakmak taşına koordineli darbeler indirdi. “Yakında hepsi bitmiş olacak.”

Haklıydı.

Goblin Katili, alevlerin içinden fırlayan her bir goblini hakladı. Birisi ipe takılmış ve yere düşüp kafasını yarmıştı. Diğeri ipten zıplamış, fakat yere indiği anda Goblin Katili’nin baltasıyla karşılanmıştı. Üçüncüsü de aynı şekilde ölmüştü. Balta, dördüncü goblinin elmacık kemiğine saplanmıştı ve oraya sıkışınca Goblin Katili yerden goblinin sopasını almıştı.

“On yedi etti. İlerleyebiliriz.”

“P-peki efendim!” Goblin Katili dumanların arasına dalarken Rahibe de arkasından takip etti.

Mağaranın görüntüsü çok korkunçtu. Hobgoblin tanınmayacak derecede yanmıştı. Yoldaşları ise biraz daha az yanmıştı. Şaman hâlâ bedenine saplı bir mızrak ile hareketsiz duruyordu. Kızlar ise yerde, pisliğin içinde yatıyordu.

Goblin Katili’nin tahmin ettiği gibi, alev onlara sıçramamıştı.

Ama hayatta kalmak her zaman bir ödül değildi.. Rahibe bunu, Dövüşçü’nün bedenini gördüğünde fark etmişti.

“Uggh… Euhrrrgh…”

Rahibe’nin midesinde kusacak bir şey kalmamıştı. Sadece öğürdü ve boğazı yanarak göz yaşlarına boğuldu.

“Pekâlâ.”

Rahibe kusmakla meşgulken Goblin Katili gazolinin etkisiyle yanan alevleri ayağıyla ezerek söndürdü.

Göğsünde mızrak olan şamana baktı. Goblin, kendi ölümüne şaşırmış gibi görünüyordu ve tamamen hareketsizdi. Parlak gözlerinde, önünde duran Goblin Katili’nin sureti görülebiliyordu.

“Düşündüğüm gibi,” dedi Goblin Katili ve elindeki sopayı kaldırdı.

“GUİ?!” Şaman korkuyla zıpladı, fakat Goblin Katili sopayı indirdi. Artık gerçekten ölmüştü.

Sopadaki beyin parçalarını silkeleyen Goblin Katili mırıldandı, “On sekiz. Bu üst seviye olanlar biraz sıkıntılı.”

Goblin Katili, boş tahtı sert bir şekilde tekmelemeye başladı. Rahibe, tahtın insan kemikliklerinden yapıldığını görünce tekrar öğürdü.

“Tipik bir goblin numarası. Bak.”

“N…Ne?” Rahibe gözlerini ve ağzını silip kafasını kaldırdı. Tahtın arka tarafında goblinlerin kapı olarak kullandığı çürümüş bir tahta asılıydı.

Gizli bir bölme miydi bu? Rahibe bir çıngırtı eşliğinde asasını kaldırdı.

“Şanslıymışsın.”

Goblin Katili tahtayı kenara itekledi. İçeriden tiz çığlıklar geliyordu. Zulalanmış bir yığının yanında, korkmuş dört goblin çocuğu duruyordu.

“Bu yaratıklar çok çabuk ürer. Eğer partin biraz daha gecikseydi nereden baksan elli kişi olurlardı ve topyekün saldırırlardı.

Bunun düşüncesi bile Rahibe’yi ürpertmeye yetmişti. Düzinelerce goblinin onu alıp melez goblinler yapmak için kullandığını düşündü…

İçerideki çocuklara bakan Goblin Katili, sopayı tutan elini hizaya soktu.

“Çocukları da mı… Öldüreceksin?” diye sordu Rahibe, ama cevabı çoktan biliyordu. Kendi sesindeki duygusuzluğu duyunca ürperdi. Duyguları ve kalbi, gerçekliğin acımasızlığı yüzünden mi uyuşmuştu? Bunun doğru olmasını diledi. Bir kere bile olsa.

“Tabii ki de öldüreceğim,” dedi Goblin Katili sakin bir şekilde.

Bunu daha önce çokça kez yapmış olmalıydı.

Rahibe, bu adamın kendisine ‘’Goblin Katili” demesinin boşuna olmadığını biliyordu.

“Yuvalarını yok ettik. Affetmeyi bırak, bunu asla unutmazlar. Ve bir yuvadan hayatta kalan goblinler öğrenir ve zekileşir.” Konuştuğu sırada hâlâ şamanın beyniyle kaplı olan sopasını kaldırdı. “Onları öldürmememiz için ortada bir sebep yok.”

“Peki ya… İyi bir goblin varsa?”

“İyi bir goblin mi?” Bu fikirden şaşırmışçasına soluk verdi.

“Olamaz mı… Eğer iyi araştırırsak…”

Adam uzun süre sessiz kaldı. Ardından konuştu.

“Bu dünyadaki tek iyi goblinler deliklerinden çıkmayanlardır.” Bir adım attı.

“Bunlarla beraber yirmi iki etti.

 

***

 

Bu herkesin duyabileceği basit bir hikayeydi.

Bir köy goblinler tarafından saldırıya uğrar, bakire kızlar kaçırılır.

Bazı çaylaklar ilk görevleri olarak bu goblinlerden kurtulmaya karar verirler.

Fakat goblinler çok kalabalıktır ve tüm parti öldürülür.

Sadece biri hayatta kalır ve kızları kurtarmıştır

Esaretleri sırasında kızlar, goblinlere eğlencelik oyuncak olarak hizmet etmiştir.

Umutsuz bir biçimde, Tapınak’a sığınırlar.

Hayatta kalan yalnız kızlar, dünyadan uzaklaşır ve evlerini asla terk etmezler.

Böyle bir dünyada, bu tür olaylar güneşin doğması kadar yaygındır.

Yoksa değiller midir? Rahibe bunu bilemiyordu. Bu yıkım dolu olaylar cidden her zaman oluyor muydu?

Oluyorsa bile, bunu bildiği hâlde Toprak Ana’ya inanmaya devam edebilir miydi?

Her şekilde, Rahibe’nin emin olduğu iki şey vardı.

Bir maceracı olmaya devam edecekti.

Ve Goblin Katili o yuvadaki her bir goblinin kökünü kazımıştı.

Ama bu bile, sürekli anlatılan olaylardan fazlası değildi.

                                                                                        1. BÖLÜM SONU

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)