Gourmet of Another World - Bölüm 25: Posa Balık Varken Şarap Neden Yok?

Çeviri : Beth
Düzenleme : Residenttt
Beğeni : 4
Okunma : 263
Tarih : 29 Ağustos 2018 18:39:48

Bölüm 25: Posa Balık Varken Şarap Neden Yok?

   Ouyangların üç barbarı savaş için hazırlandı, vücutlarındaki gerçek enerjiyi topladılar ve Bu Fang’in arkasında duran kukla, Beyazlı, ile ciddi bir şekilde yüzleştiler.

   “Ağabey, bu kukla çok güçlü. Daha önce bizi fırlattığından biliyoruz!” Ouyang Di tetikte kalarak kocaman gözleriyle Beyazlı’ya bakıyordu. Kuklanın çok güçlü olduğunu hissediyordu.

   “Bir kukla nasıl bu kadar kabiliyetli olabilir? Mezhebin uzmanları tarafından yapılan olabilir mi? Fakat onlar bizim birliklerimiz tarafından kolayca yok edilmişken bu nasıl mümkün olabilir?” diye düşündü Ouyang Zhen.

   Bu Fang ifadesizce üç insansı canavara baktı. Ne düşündükleriyle ilgilenmiyordu bu yüzden basitçe “O haylazın ağabeyleri olduğunuz için bu sefer gitmenize izin vereceğim. Ancak bu, bir kez daha olmayacak.”

   “Ağabey! Bu jigolo bizi tehdit mi ediyor?!” diye sordu Ouyang Di kuşkuyla.

   İmparator şehirdeki hiç kimse Ouyangların üç barbarını tehdit etmeye cüret edemezdi. Çapkın değillerdi ama onlardan daha korkunçlardı. Gittikleri her yere sessizlik çökerdi. Hiç kimse onların dikkatini çekmez istemezdi.

   Ancak o anda onları tehdit etmeye cüret eden laubali bir jigolo ile tanışmışlardı. Ouyangların üç barbarı, başkaları tarafından kolayca tehdit edilebilecek tarzda insanlar mıydı?

   “Ouyangların üç barbarının itibarı çiğnenmeyecek!” diye şiddetle bağırdı Ouyang Zhen sinirle bakarken.

   Ouyang Di’nin ağzının kenarı kıvrılmıştı. “Bu bizim büyük ağabeyimiz! Bu bizim imparator şehirde baskınlık kurmamıza liderlik eden büyük ağabeyimiz! Teslim olmayacağız!”

   Ancak Ouyang Zhen’in sonraki sözleri Ouyang Di’nin neredeyse kan kusmasına sebep oluyordu.

   Ouyang Zhen, Bu Fang’in arkasında duran Beyazlı’ya baktı ve “Genç adam, bu mevzuyu kapatalım. Eğer küçük kardeşimizi teslim edersen bunu unutabiliriz.” dedi.

   Bu Fang ifadesizce “Kız kardeşinize sormak zorundasınız. Yemeğini yedikten sonra parasını ödemedi bu yüzden borcu için çalışmak zorunda. Burada bir hafta çalışması gerekiyor ve bugün daha ilk günü.” diye yanıtladı.

   “Ne?! Kardeşimiz yemeğini ödemedi mi?” Ouyangların üç barbarı şaşkına dönmüştü, ağızları şaşkınlıkla açık kaldı.

   “O zaman senin yemeklerinin tadı kötü olduğu için ödememiştir. Yoksa kardeşimiz neden ödemesin? Biraz asi ve vahşi olsa da mantıklıdır.” diye yanıtladı Ouyang Wu.

   Sözleri, Bu Fang’in hemen kaşlarını çatmasına sebep olmuştu. Bir şef olarak, başkaları yemeğinin tadını eleştirdiğinde hoşlanmıyordu çünkü bu ona karşı yapılan en büyük hakaretti.

   “Ek görev başladı: Ouyangların üç barbarının damaklarını fethet. Küstahlıkları, çoktan ev sahibinin sonsuz gururunu incitti. Lütfen yüzlerine çarpmak için yenilmez pişirme yeteneklerini kullan. Sistem sonsuza kadar arkandaki en güçlü destek olacak. Görev ödülü: şarap yapma tekniği.”

   Zihninde yankılanan, sistemin gururlu ve ciddi sesi Bu Fang’i şaşırtmıştı. Ek bir görevin böyle başlamasını beklemiyordu, özellikle de bir ödülle.

   “Hey, siz üçünüz benim yemeklerimi tatmadınız bile. Nasıl yemeklerimin tadının kötü olduğunu söyleyebilirsiniz?” Bu Fang, görev uğruna sert ve ciddi bir tonla sordu.

   Ouyangların üç barbarı birbirlerine baktılar sonra Ouyang Zhen sırıttı ve “Peki ya yemeklerinin tadının kötü olduğunu söylersek? O zaman ne yapacaksın?”

   Bu Fang’in ifadesi donuklaştı, sinirlenmişti.

   Girişte uzanan büyük siyah köpek kafasını kaldırdı ve Bu Fang’e baktı. Sonra Ouyangların üç barbarına doğru döndü ve onları kesti. Bakışlardan sonra ise uykusuna geri döndü.

   “Kız kardeşinizi istemiyor musunuz? Peki, size bir şans vereceğim. Bir bahse girelim. Dükkanıma gelin ve yemeklerimi tadın. Eğer gerçekten tadı kötüyse kız kardeşinizi alıp götürebilirsiniz. Eğer tadı güzelse eve çıplak gidersiniz.” dedi Bu Fang soğuk bir sesle.

   “Bahis? Bu jigolo aptal mı? Kız kardeşimizle başa çıkamadıysa bizim üçümüzün ağzının tadı bozulduğunda ne yapacak?”

   “Pekala! Kabul ediyoruz ama sözünü tutmak zorundasın! Ne de olsa jigololar sözlerinden dönmeye alışkındır.” dedi Ouyang Zhen.

   “İçeri gelin ve siparişinizi verin.” dedi Bu Fang kayıtsızca.

   Ouyangların üç barbarı birbirlerine baktılar sonra dükkana girmeden önce kuşkuyla Beyazlı’ya baktılar. İçeriye girdiklerinde üçü de çevredekileri incelemeye başladılar.

   “Ambiyans kötü olmasa da burası çok küçük değil mi?” diye şikayet etti Ouyang Di vücudunu kıpırdatırken.

   Kocaman vücutlarının küçük dükkana sıkışması, Şişko Jin ve arkadaşlarınınkinden bile daha rahatsızdı fakat yine de idare edilebilirdi.

   “Sahip, şarabın var mı? İlk önce birer kupa getir.” Ouyang Wu masaya vururken bağırdı. Bu adam çoktan tam bir müşteri olmuştu.

   “Üzgünüm fakat şarabımız yok.” dedi Bu Fang ifadesizce.

   “Bir restoranda nasıl şarap olmaz? Dalga mı geçiyorsun benimle?! Neyse, nelerin olduğu göreceğim.” Ouyang Wu alaycı bir şekilde Bu Fang’e baktı sonra duvardaki menüye yöneldi.

   Sonra… O an zaman geçmeyi bırakmış gibiydi ve dükkan tamamen sessiz bir hale gelmişti.

   “Posa Balık yirmi kristal mi? Tofulu Balık Başı Çorbası da mı yirmi kristal? Bir kase Kızarmış Yumurtalı Pirinç de on kristale satılabiliyor mu?” Ouyang Zhen kabaydı ama aptal değildi. Fiyat… kesinlikle korkutucuydu.

   “Bir tabak Tavada Kızartılmış Sebze ve bir kase Kuru Karışımlı Noodle’ın da her biri yüz altın sikke…” Ouyang Wu şaşkına dönmüştü.

   “Şimdi kız kardeşimizin neden parasını ödeyemediğini anladım, çünkü bu dükkan sahtekar!” Ouyang Di masaya vururken öfkeyle kükredi.

   Bu Fang kaşlarını çattı ve “Sipariş verecek misiniz? Kız kardeşiniz bu dükkanın içinde. Bahsi kazanırsanız onu geri almanıza izin vereceğim.” dedi.

   “Hm! Sahtekar olsa da kız kardeşimiz için yapacağım! Posa Balık istiyorum!” diye belirtti Ouyang Zhen.

   “Sahip, damıtma taneciklerin varken neden şarap satmıyorsun?!” Ouyang Wu büyümüş gözleriyle mutsuz bir şekilde sordu.

   “Bu Fang ifadesizce yanıtladı “Damıtma tanecikleri, Posa Balık yapmak için; şarap yapmak için değil.”

   Ouyang Wu’nun biraz kafası karışmıştı. “Bu… Farkı ne? Damıtma taneciklerin olduğu sürece şarap da yapabilirsin, değil mi?”

   “O zaman bana da Posa Balık getir!” dedi Ouyang Wu.

   “Dükkanımızda sadece bir tane Posa Balık kaldı, lütfen başka bir yemek sipariş edin.” dedi Bu Fang basitçe.

   “Ah! Eğer kız kardeşim olmasaydı dükkanını tam şu anda yerle bir ederdim!” Ouyang Wu sinirlenmişti. Sonunda geliştirilmiş Kızarmış Yumurtalı Pirinç sipariş etti.

   Ouyang Di hiçbir şey söylemedi ve sadece Tofulu Balık Başı Çorbası sipariş etti.

   Üçü de siparişlerini verdikten sonra Bu Fang kafasını salladı ve “Lütfen bekleyin.” dedi.

   Daha sonra, Bu Fang mutfağa girdi ve pişirmeye başladı.

   Zhao Ruge, emrindekilerin raporlarını dinlerken sandal ağacı sandalyesinde oturuyordu. Sonra yüzünde belli belirsiz bir gülümsemeyle “Ouyangların üç barbarının dükkana girdiğini mi söylüyorsun?” dedi.

   “Dükkanın yok edilmesine az kalmış gibi görünüyor. Üç barbar da beyinsiz aptal olsa da üretim seviyeleri oldukça yüksek. Küçük bir dükkanı yerle bir etmek sorun olmamalı. Diğerlerine haber ver, gideceğiz ve iyi bir gösteri izleyeceğiz.” Zhao Ruge kağıt yelpazesini açtı ve köşkünü hizmetlilerine bırakırken zarifçe gülümsedi.

   Sun Qixiang hizmetlilerinin raporunu çoktan almıştı. Soğuk ve alaylı bir şekilde gülümserken susam büyüklüğündeki gözleri kısılmıştı. “Benim yemeğimi şili ile sabotaj etmeye ve beni toplum içinde çıplak bırakmaya nasıl cüret edersin? Ouyangların üç barbarını kışkırttıktan sonra işini nasıl yürüteceksin görmek istiyorum.”

   Zhao Ruge ve Sun Qixiang dışında haberi alan diğer insanlar da aceleyle ve yüzlerindeki sert ifadeyle küçük dükkana doğru yola koyulmuşlardı. Hepsi de Ouyangların üç barbarının dehşetini biliyordu. Xiao Yanyu hatta biraz üzülmüştü. Eski General Ouyang’ın onları hemen göndereceğini düşünmemişti. Eğer Fang Fang’in Küçük Dükkanına bir şey olursa hepsi onun suçu olacaktı.

   O anda, bir sürü insan Fang Fang’in Küçük Dükkanına aceleyle koşuşuyordu.

   Hepsi de Fang Fang’in Küçük Dükkanının, Ouyangların üç barbarı tarafından yok edileceğini düşünüyordu…

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.