POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Gourmet of Another World Bölüm 26: Pişirme Becerileri Sorgulanan Bu Fang

Çeviri : Beth
Düzenleme : Residenttt
Okunma : 162
Tarih : 02 Eylül 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bölüm 26: Pişirme Becerileri Sorgulanan Bu Fang

   “Ağabey, sence bu jigolo aptal mı? İddiaya giriyoruz ama lezzetli olup olmadığına karar verecek olanlar biziz. Yemekler gerçekten lezzetli olsa bile kötü olduğunu söyleyebiliriz ve bunun hakkında hiçbir şey yapamaz! O zaman yine de kurallara uyup kardeşimizi geri vermesi gerekir.” Ouyang Di, sert bakışlı Ouyang Zhen’e fısıldadı.

   Ouyang Zhen, üçüncü kardeşine bir yan bakış attı, burnunu çekti ve “Bizim tat duyularımızla, imparator şehirdeki en lezzetli yemek bile aynı tadı vermişti. Yemeğin lezzetli olup olmadığını söyleyeceğimizi mi düşünüyorsun? Saçma sapan şeyler söylüyorsun.” dedi.

   “Bu jigolo bahsi kesinlikle kaybedecek.” dedi Ouyang Zhen zafer kazanmışçasına sakalları titrerken.

   “Büyük ağabeyimizin aramızdaki en zeki olduğunu biliyorum, hemen anlarsın. Biz çok fazla içip tat duyumuzu kaybettiğimizden böyle. Şarap dışındaki her şey sade içme suyu gibi tat veriyor. Bu da oldukça rahatsız edici.” dedi Ouyang bir iç çektikten sonra.

   “İkinci ağabey! Endişelenme. Xiaoyi’yi aldıktan sonra imparatorun bana verdiği “Eşsiz Yoğun Aromalı Alev Şarabı”nı içmene izin vereceğim. Kesinlikle bütün vücudun yanıyormuş gibi hissettirecek!” dedi Ouyang Zhen, Ouyang Wu’nun omuzlarına dokunurken.

   “Hah! Teşekkür ederim, büyük ağabey! Bizim damak tadımızı ancak şarap memnun edebilir!” Ouyang Wu sırıtıyordu.

   Üçü aralarında konuşurken Bu Fang çoktan mutfakta yemekleri pişirmeye başlamıştı.

   Buz Denizi Balığının, Posa Balık pişirirken önceden marine edilmesi gerekiyordu ve o önceki gece sadece iki balık hazırlamıştı. Birisini önceden pişirmişti ve diğerini de akşam yemeği için bırakmıştı. Ancak bir başkası balık sipariş ettiğinden onu pişirmek için koyduğu yerden çıkardı.

   Bu Fang, balığın dışındaki damıtma taneciklerini ayıkladıktan sonra vücudunda iki küçük kesik açtı ve sonra balığı bambu buhar aletinin içine bir tabağa koyduktan sonra yerleştirdi.

   Kızarmış Yumurtalı Pirinç ve Tofulu Balık Başı Çorbası da hazırlanıyordu.

   Kızarmış Yumurtalı Pirinç’in kokusu oldukça hoştu, mutfaktan havalandı ve Ouyangların üç barbarının sürekli burun çekmesine sebep olan bir ipek gibi sarmaladı.

   “Çok iyi kokuyor! Ne olursa olsun bu jigolonun bazı yetenekleri var gibi görünüyor.” dedi Ouyang Di sarhoş olmuş bir ifadeyle.

   Diğer ikisi sessizliklerini korudular fakat ona çok katılmıyorlardı. Ne kadar hoş kokarsa koksun bir anlamı yoktu; onların sıkıcı tat alma duyularıyla her şey aynı tadı veriyordu.

   Ouyang Xiaoyi etrafta olmadığından Bu Fang, Kızarmış Yumurtalı Pirinç’i kendisi servis etmek zorunda kalmıştı. Masaya koydu ve “Ee… Kızarmış Yumurtalı Pirinç kimin ise lütfen yemeğinin tadını çıkarsın.”

   Üç kardeş de Zhang Fei’e benzediklerinden -benzer yüz körlüğünden mustarip olan- Bu Fang onları ayırt etmekte zorluk çekiyordu.

   “Benim.” Ouyang Wu gözlerini kıstı, Kızarmış Yumurtalı Pirinç’e daha da yaklaştı ve derin bir nefes aldı. Zengin koku hemen genzine dolmuştu. Gerçekten de çok iyi koktuğunu düşünüyordu.

   Ouyang Wu daha fazla kokuya katlanamıyordu, bir kaşık dolusu Kızarmış Yumurtalı Pirinç’i ağzına daldırdı. İpek gibi olan yumurta sıvısı ağzına girince hemen katılaştı. İnci gibi pirinç taneleriyle karışınca ise ona eşsiz bir his vererek ağzında zıplıyormuş gibi hissettiriyorlardı.

   “Gurr.”

    Ağzındaki Kızarmış Yumurtalı Pirinç’i yuttuktan sonra Ouyang Wu’nun yüzü ifadesizleşmişti. Kıvamı muhteşem olsa da ağzında hiç tat yoktu.

   Ouyang Zhen ve Ouyang Di de birer kaşık aldılar ve ikisi de denedikten sonra kaşlarını çattılar.

   “Bu da ne böyle? Hiç tadı yok… Güzel bir tadı olması gerekmiyor mu?” Ouyang Zhen dudaklarını birbirine yapıştırdı sonra kaşığı masaya attı ve şikayet etti.

  Bu Fang şaşkındı, “Bu nasıl mümkün olabilir? Geliştirilmiş Kızarmış Yumurtalı Pirinç’in tadı nasıl kötü olabilir?” diye düşündü.

  Bu, geliştirilmiş Kızarmış Yumurtalı Pirinç’in etkisi altına alamadığı bir müşteriyle tanışmasının ilk seferiydi.

   Bu Fang, Kızarmış Yumurtalı Pirinç’in havadaki kokusunu kokladı, o kadar zengindi ki bir ipek parçası yüzünü okşuyor gibiydi. “Tatla alakalı bir sorun olmaması gerekiyor!”

   “Tat alma duyuları eşsiz olduğu için mi böyle?” diye düşündü Bu Fang.

   “Jigolo, havlunu atmalı ve kız kardeşimizi geri vermelisin. Bizi etkileyen hiçbir şey pişiremeyeceksin.” dedi Ouyang Di gülümserken kötü bir niyetle.

   Üçünün de sadece birer kaşık yemesi ve Kızarmış Yumurtalı Pirinç’i bitirmemeleri kesinlikle Bu Fang’in beklentileri dışındaydı.

   Girişte yatan büyük siyah köpek bile kafasını kaldırdı ve küçük dükkandaki beklenmedik manzarayı ilgiyle izledi.

   “Lütfen bekleyin.” Bu Fang’in ifadesi aşırı umutsuzdu. Pişirme becerilerinin ciddi bir şekilde sorgulandığını hissetmişti.

   Mutfağa döndü ve Tofulu Balık Başı Çorbası servis edilmeye hazırdı. Çorbayı dikkatlice mavi-beyaz porselen kasenin içine döktü. Posa Balık’ın birkaç dakikası daha vardı bu yüzden ilk önce balık çorbasını servis etti.

   “İşte Tofulu Balık Başı Çorbanız, lütfen yemeğinizin tadını çıkarın.” dedi Bu Fang ciddi bir sesle.

   Tofulu Balık Başı Çorbasının kokusunun da Kızarmış Yumurtalı Pirinç’ten aşağı kalır bir hali yoktu. Tofunun belli belirsiz kokusuyla karışmış balığın ferahlatıcı kokusu derilerine dokunan serinletici şile bezi gibiydi. Süt beyazı balık çorbası ve kristal kadar temiz tofu ışığın altında belli belirsiz bir ışık yayıyordu.

   Sadece yemeğin görüntüsü, üç kardeşin iştahını kabartarak onları büyülemişti. Ancak çorbayı içtikten sonra sanki tatsız sade bir su içmişçesine ifadesiz bir hale geldiler.

   “Hayır! Balık çorbanın tadı güzel değil.” dedi Ouyang kardeşler kafalarını sallarken birlik içinde.

   “İlginç.” Bu Fang ifadesizliğini sürdürdü fakat o anda aşırı ciddiydi. Üç kardeşe anlam dolu baktı ve mutfağa geri döndü. Hâlâ bir yemeği vardı ve bu da onları etkilemezse bunun sadece bir anlamı vardı.

   “Onların tat duyularında kesinlikle bir gariplik var.”

   Bu Fang bir şef olarak kendi yemeklerine güveniyordu. Üç kardeşin tepkileri onu şaşırtsa da pişirme becerilerindeki güvenini etkilememişti.

   Posa Balık’ı bambu buhar aletinden çıkarmasıyla zengin şarap aroması birden havalanmış ve bütün dükkanı doldurmuştu.

   Zafer kazanmış Ouyang kardeşler, ruhları alınıyormuşçasına birden kaskatı kesilmişlerdi.

   “Bü… büyük ağabey! Ne kadar da zengin… bir şarap aroması!” Ouyang Di ağzının kuruduğunu ve gözlerinin fal taşı gibi açıldığını hissetti. Şarap aroması ortaya çıktığı anda büyülenmişti.

   Ouyang Wu ve Ouyang Zhen de tam olarak onun hissettiğini hissediyordu. Pantolonlarının içinde şarap içme arzularını uyandıran karıncalar varmış gibi hissediyorlardı.

   “Bu kesinlikle kaliteli bir şarabın kokusu! Sadece imparatorluk sarayındaki “Eşsiz Yoğun Aromalı Alev Şarabı” bununla yarışabilir! Bu dükkan gerçekten böylesine yüksek sınıf bir şaraba mı sahip?” Ouyang Zhen sabırsızca beklerken tükürüğünü yutmaya devam ediyordu.

   Zayıf bir figür belirdiğinde üçü de mutfağın girişine dik dik bakıyorlardı.

   Bu Fang, Posa Balık’ı yavaşça taşırken oldukça ciddiydi.

   Ancak, -avlarına bakıyormuş gibi görünen- üç çift göz onu şaşırtmıştı. “Bu da ne?!”

   “İşte Posa Balık’ınız, lütfen yemeğinizin tadını çıkarın.” Bu Fang, üçüne de baktı sonra Posa Balık’ı masaya koydu ve ciddi bir sesle konuştu.

   “Bu nasıl Posa Balık? Şarap değil mi?!” Ouyang kardeşler seslerindeki hayal kırıklığını belli ederek uyum içinde mızmızlandılar.

   “Size şarap servis etmediğimizi söylemiştim.” diye cevapladı Bu Fang ifadesizce.

   “Jigolo, çoktan kaybettin. Bizi şarap olmadan etkileyemezsin. Sadece sözünü tutup kardeşimizi geri vermelisin.” Ouyang Wu iç çekti ve Posa Balık’a hayal kırıklığıyla bakarken konuştu.

   “İlk önce bunu denemelisiniz.” dedi Bu Fang son derece kararlı bir şekilde.

   O anda -çoktan odasına kaçmış olan- Ouyang Xiaoyi endişeli bir ifadeyle birden odasından çıktı. “Kokuşmuş patronu böyle terk etmek biraz rezil görünüyor… Ya ağabeylerim tarafından dövüldüyse?”

   Ouyang Xiaoyi, ağabeylerinin mizacının oldukça farkındaydı ve biraz suçlu hissediyordu.

   “Kokuşmuş patron, dayanmalısın, ben oraya gelmeden ölmemelisin.” Ouyang Xiaoyi hızlıca odasından yemek alanına doğru koşarken kalbiyle dua ediyordu.

   Kapının arkasından gizlice yemek alanına baktı ve gördüğü ilk manzara şaşkınlıkla gözlerinin açılmasına sebep oldu.

     

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)