POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Gourmet of Another World Bölüm 29: Yağmurun Altındaki Küçük Dükkan

Çeviri : Beth
Düzenleme : Residenttt
Okunma : 185
Tarih : 06 Eylül 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bölüm 29: Yağmurun Altındaki Küçük Dükkan

   Golden Shumai altından yapılmış gibi görünüyordu. -Canlı bambu kokusuyla karışmış- Zengin koku, Bu Fang’e doğru havalandı ve onu birden koku denizinde boğdu. Işıl ışıl, parlak derisi alev almış gibi görünüyordu. Alev alıyor gibi görünüyordu fakat daha yakından bakınca alevler kayboluyordu.

   Dokuz tane Golden Shumai, mor bambu buhar aletinin içindeydi. O kadar güzel ve kusursuzlardı ki sanat eseri sanılabilirlerdi.

   Öncesinde ince bir katman domuz eti ile sarılmış olan shumaide hem domuz eti hem de derisi buharlanmadan sonra birbirleriyle bütünleşmişlerdi. İçine doldurulanlar küp küp doğranmış et ve eşsiz koku yayan ruh sebzelerinin karışımıydı. Alev Domuzunun yağıyla karışmış olan sebzelerin nemi shumainin içinde dalgalanan aromatik bir sıvı yaratmıştı.

   Bu Fang aşırı bir istekle Golden Shumai’ye bakıyordu; açlığı, zengin koku tarafından tetiklenmişti. Bu Fang, sistem tarafından temin edilen mor bambu yemek çubuklarını kullanarak shumailerin birisini kaptı. Hemen ağzına koymadı ve ilk önce içindeki suyu içine çekti.

   Altın rengine yakın olan sıvı; ruh sebzeleri, Alev Domuzunun eti ve mor bambunun karışımıydı. Ağzına girer girmez tat duyularını ele geçirdi ve ağzını zengin bir koku ile doldurdu.

   Bu Fang kesinlikle bayılmıştı. Sıvıyı içtikten sonra shumaiden küçük bir ısırık aldı. Dışı aşırı yumuşaktı ve Fırtına Güvercinin yumurtası ile karıştırıldığından hafif bir uyuşma hissi bırakıyordu. Güçlü değildi fakat Alev Domuzunun etinin verdiği hafif yanma hissi ile birleşince eşsiz bir tat ortaya çıkıyordu.

   O kadar lezzetliydi ki Bu Fang kendi dilini bile yutmak istiyordu.

   Kısa süre sonra, dokuz shumainin hepsi de Bu Fang tarafından yenilmişti ve unutulmaz bir şekilde dudaklarını yalamaya devam ediyordu. Lezzetli bir yemek, kişinin ruh halini her zaman yüksek tutardı.

    Bu Fang, mutfağı temizledikten sonra Buz Kalpli Yeşim Şarabını mayalıyordu. Üreticinin mayası sistem tarafından sağlanmış ve çoktan fermantasyon sürecinden geçmişti. Sadece onu kullanması kalmıştı.

    İnsan boyunun yarısı kadar olan toprak kavanozu, çevre simülasyonu dolaba yerleştirdi ve işi tamamlanmıştı. Sadece üç gün beklemesi gerekiyordu ve sonra Buz Kalpli Yeşim Şarabı hazır olacaktı. Bu Fang, bu şarabı gerçekten de dört gözle bekliyordu.

   Her şeyi tamamladığında çoktan gece yarısı olmuştu. Bu Fang esnedi ve uyumak için hazırdı. Bir şef olarak yüksek kaliteli bir uykuya ihtiyacı vardı. Sadece her gün uyuyup erken uyanabilirse sağlıklı bir vücuda sahip olabilirdi.

   Ertesi sabah.

   Bu Fang dükkanını çalışmak için açmıştı. Hava o gün o kadar güzel değildi. Kara bulutlar gökyüzünü kaplamıştı ve hiç güneş ışığı yoktu.

   “Yağmur yağacak gibi görünüyor.” Bu Fang, girişte durup gökyüzüne bakarken kendi kendine mırıldandı.

   Siyahlı kafasını kaldırdı ve ona baktı sonra uzandı ve uyumaya devam etti. O kadar tembeldi ki hareket etmek istemiyordu; yağmur yağsa bile kendisine bir barınak aramayacakmış gibi görünüyordu.

   Bu Fang şaşkındı. Büyük siyah köpek, bir domuz hayatı yaşıyor olmasına rağmen neden daha şişman olmuyordu? Bir domuz bunun gibi yetiştirilseydi iki katı büyüklüğünde olurdu ama bu köpek hâlâ cılız bir vücuda sahipti.

   “Sanırım bugünkü yemeğini büyüteceğim.” dedi Bu Fang, köpeğin kusursuz tüylerini okşarken.

   Daha sonra Bu Fang mutfağa döndü ve pişirme yetenekleri için alıştırma yapmaya başladı. Bir servis Golden Shumai hazırladı ve iç dolgusunun geri kalanını küp küp doğranmış et ve küp küp doğranmış sebzelerden oluşan bir yemek yapmak için kullandı.

   Bu Fang, aromatik yemeği mutfaktan dışarıya çıkarırken büyük siyah köpek elindeki kaseye bakarken gözleri birden yoğun bir parlaklık yaymaya başlamıştı.

   “Et! Et var!” Büyük siyah köpek düşündü ve istekle dilini dışarıya salladı.

    Siyahlı’nın kasedeki yemeği silip süpürdüğünü görünce Bu Fang’in yüzünde garip bir gülümseme belirmişti. Girişe doğru bir sandalye çekti ve üzerine kıvrıldı. Güneş ışığının ılıklığı olmadığından Bu Fang boşluğa bakıyordu.

   Kısa süre sonra, Şişko Jin ve arkadaşları geldiler. Dükkana adım atar atmaz menüdeki yeni yemeği fark etmişlerdi; Golden Shumai.

   “Aman Tanrım, Sahip Bu, bu yeni yemek mi? Shumai mi? Kahvaltı için mi?” Şişko Jin’in gözleri parlıyordu ve hemen Bu Fang’e sordu.

   “Evet.” Bu Fang ifadesizce kafasını salladı sonra ayağa kalktı ve çalışmak için hazırdı. Şişko Jin’in gelişi yoğun bir günün başladığına işaretti.

   Şişko Jin ve arkadaşları tazece yapılmış Golden Shumai’yi gördüklerinde büyülenmişlerdi. Zengin koku, yemeği tatma arzularını artırıyordu.

   Hiç şüphesiz, Bu Fang’in yemekleri en iyisiydi.

   Şişko Jin yemeğe gömüldüğünden ağzı yağ ile kaplanmıştı. Üretim seviyeleri üçüncü sınıf savaş ustalığına ulaşmayan diğerleri ise ağızları sulanırken ancak izleyebiliyorlardı.

   “Sahip Bu’nun pişirme becerileri kesinlikle inanılmaz! Bu Golden Shumai gerçekten çok lezzetli! Damak tadıma uyuyor! Haha!” Şişko Jin, shumaiyi bitirdikten sonra bir servis daha istese de Bu Fang tarafından acımasızca reddedildi.

   Shumainin her servisi on kristaldi fakat bu zengin Şişko Jin için hiçbir şeydi. Ancak, servis miktarı karnını azıcık doyurduğundan diğer yemeklerden de sipariş etmişti.

   Bir süre sonra, Şişko Jin ve arkadaşları memnun bir şekilde Fang Fang’in Küçük Dükkanını terk etmişlerdi. Her gün bu lezzetin tadını çıkarabilmek onlar için en büyük mutluluktu.

   Şişko Jin ve arkadaşları gittikten sonra gözlerini ovalayan küçük bir figür yavaşça dükkana yaklaşmıştı.

   “Kokuşmuş patron, gecikmedim değil mi?” dedi Ouyang Xiaoyi esnerken.

   Gök gürültüsünün sesi uzaklardan duyulabiliyordu.

   Ouyang Xiaoyi dükkana girer girmez dışarıda yağmur yağmaya başlamıştı. Düşmeye devam eden yağmur damlaları gökyüzünde cenneti ve dünyayı gizleyen bir yağmur perdesi oluşturmuşlardı.

   “Hayır, geç kaldın.” dedi Bu Fang ciddiyetle.

   Ouyang Xiaoyi cevap olarak gözlerini devirdi, sonra dilini dışarı çıkardı ve Bu Fang’e surat yaptı.

   “Kokuşmuş patron! Bugün yeterince para getirdim, kahvaltı yapmak istiyorum!” Ouyang Xiaoyi zafer kazanmışçasına konuştu ve kesesini çıkarıp Bu Fang’in önünde salladı. Kesenin içinde çarpışan kristallerin sesi duyuluyordu.

   Bu Fang ifadesizce keseye baktı. Üzerinde, işlenmiş gülümseyen bir domuz kafası vardı, bu kesinlikle onun tarzıydı.

   “Ha. Bugün yeni bir yemek var ama senin üretim seviyen yeterince yüksek değil. Yoksa sen de onu tadabilirdin.” dedi Bu Fang basitçe.

   Ouyang Xiaoyi’nin ifadesiz donuklaşmıştı ve göğsüne görünmez bir ok saplanmış gibi hissediyordu. “İşte bu acıtıyor!”

   “Yemekler uğruna kesinlikle çok çalışacağım!” dedi Ouyang Xiaoyi suratını asarken.

   “Ah, eminim ki büyükbaban bunu duyduğunda çok sevinecek.” dedi Bu Fang ifadesizce.

   Sevinecek mi? Asla! Eğer yaşlı Ouyang sadece güzel yemek yemek için çalıştığını öğrenirse birkaç litre kan kusacaktır.

   O ikisi didişirken yağmurda bir figür belirmişti.

   Elindeki yağlı kağıt şemsiyesiyle ve giydiği beyaz kıyafetle, yüzündeki gülümsemeyle asil ve kibar görünüyordu.

   Üçüncü prens yavaşça Fang Fang’in Küçük Dükkanına adımını attı ve yağlı kağıt şemsiyesini kapattı. Sudan kurtulmak için şemsiyeyi yavaşça salladı ve girişteki duvara yasladı.

   Bu Fang merakla üçüncü prense bakıyordu. Üçüncü prens o gün biraz farklı görünüyordu. Hâlâ asil ve kibar bir hava verse de kibarlığında gizlenmiş biraz tüyler ürpertici bir soğukluk vardı.

   Ji Chengxue, Fang Fang’in Küçük Dükkanına girdi fakat Bu Fang’i selamlamamıştı. Kendisine oturacak bir yer buldu ve oturdu.

   Ouyang Xiaoyi ve Bu Fang’in kafası karışmıştı.

   Kısacası, bambu çatıya değen yağmur sesleriyle birlikte dar sokaktan gelen karmaşık ayak sesleri son bulmuştu.

   Kısa mesafe uzaklıktan, dar sokağın girişinden dört figür yavaşça Fang Fang’in Küçük Dükkanına doğru yürüyordu.

   Yağmur gitgide daha da yoğunlaştı ve yağmur damlaları yerde şapırdamaya başladı. Sis daha da kalınlaştı ve o anda tüm dünya gerçeklik dışı görünüyordu. Sanki bir anda yağmur sessizleşmişti.

   Dört figür, Fang Fang’in Küçük Dükkanına adım attığında yağmurun kuvvetli rüzgarı ve soğukluk birden boşluğu işgal etmiş ve ılık hava aniden dondurucu bir atmosfere dönüşmüştü.

   Ouyang Xiaoyi kocaman gözleriyle merakla dört kişiye bakarken irkildi ve korkudan Bu Fang’in yanına geçti.

   Dördü de kendilerin bir yer bulmuş ve oturmuşlardı. Hiç belli etmeden Ji Chengxue’yi çevrelerken Bu Fang ile de konuşmamışlardı.

   Bambu çatıdan bir yağmur damlası düştü ve birden yerde bir delik açtı; sessiz dükkanın içinde bir anda bir gök gürültüsü oluşmuş gibiydi.

   Daha sonra, onlar Ji Chengxue’ye doğru koşarken kısa ömürlü bir çiçek gibi dört tane baş döndürücü beyaz ışık aniden belirdi.

   

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)