Gourmet of Another World - Bölüm 30: Suikast İçin Benden İzin Aldınız Mı?

Çeviri : Beth
Düzenleme : Residenttt
Beğeni : 4
Okunma : 493
Tarih : 6 Eylül 2018 16:19:54

Bölüm 30: Suikast İçin Benden İzin Aldınız Mı?

   Yağmur damlası deliği açtığı anda ışıklar belirmişti.

   Bambu çatının altında, buz dağı kadar soğuk öldürme gayesi bütün dükkanı sarmıştı. Onlar asil ve kibar üçüncü prensi bütünüyle sarmışken bıçak ağzı keskinliğini yansıtan metal çarpışması sesiyle dört ışık ışını parlamıştı.

   Kulak zarlarını işgal eden kılıç sesleri, dükkanın küçücük alanında yankılanıyordu.

   Işıklıkların belirdiği o kısa anda, Bu Fang, Ouyang Xiaoyi’nin minik vücudunu kavradı ve katliama dahil olmaktan korumak için onu kendi arkasına doğru çekti.

   Suikast! Bu, Ji Chengxue’yi öldürmek için yapılan bir girişimdi!

   Ji Chengxue bunu bekliyor gibi görünüyordu. Kayıtsız bir ifadeyle sandalyede sakince oturuyordu.

   Dört suikastçı yaklaştığı anda Ji Chengxue’nin uzun saçları birden kendi kendine sallanmıştı. Kibar gözleri, Asura’nın gözlerine dönerken büyük bir değişim geçirmiş gibi görünüyordu; içinde kadavra dağı ve sonsuz kan denizi yuvarlanıyor gibiydi.

   “Beni öldürmek için dört tane beşinci sınıf savaş kralı göndermek, ne kadar da abartılı bir hamle.” Vücudundan gerçek enerji dalgası çıkıp ölümcül suikastçılara doğru giderken Ji Chengxue burnundan soluyordu.

   Ancak suikastçılar sabit şekilde kalmayı sürdürdüler ve Ji Chengxue’nin kalbini hedef almaya devam ettiler. Onlar, tek darbe ile öldürmeye odaklanmış profesyonellerdi ve Ji Chengxue’nin hiçbir karşılığından etkilenmeyeceklerdi.

   Ji Chengxue’nin avuç içi masaya koyuldu. Savaş kralının gerçek enerjisi aniden bırakılmış ve bütün vücudunun havada süzülmesiyle sonuçlanmıştı.

   “Ha?” Ji Chengxue tüm gücüyle vurduğu masaya korkuyla bakarken gözbebekleri küçülmüştü. “Bu masa benim gerçek enerjime karşı dayandı ve hâlâ sağlam mı?!”

   Çarpışan metal sesleri yankılanıyordu.

   Dört suikastçının kılıçlarının ucu birleşmişti. Kılıçlardan enerji saçılıp bütün dükkana püskürürken ise net bir melodik ses çıktı.

   Her niyeyse, dört savaş kralının kılıç enerjinin patlaması dükkan içinde en ufak bir hasar bile oluşturmamıştı. Sanki patlama, görünmez bir güç tarafından dağıtılmıştı.

   Ji Chengxue’nin bedeni havada yüzüyor ve yavaş yavaş kılıçların üzerine doğru iniyordu; beyaz kıyafeti uçuşuyor ve saçları dalgalanıyordu.

   Beşi birlikte garip bir şekilde duruyorlardı fakat etraflarında yayılan enerji o anın tehlikesini şüphesiz gösteriyordu.

   Dükkanın içindeki ruh hali bu öldürme gayesi çarpışmasının soğukluğuyla dolmuştu. Bu olay Bu Fang’i huzursuz ediyordu.

   Sessiz dükkanın içinde sadece beşinin arasındaki enerji çarpışması duyulabiliyordu.

   “Eğer kavga çıkarmak istiyorsanız lütfen dükkanı terk edin. Yoksa baş belası olarak görüleceksiniz.” diye bir anda berrak bir ses yankılanmıştı.

   Sesin ani belirmesi onların bu ciddi atmosferde şok olmalarına sebep olan bir gök gürültüsü gibiydi.

   Bu Fang, onların beşine doğru yavaş yavaş yürürken küçük genç kız Ouyang Xiaoyi ona sanki bir canavarmışçasına bakıyordu.

   Bu doğruydu!

   Böylesin tehlikeli bir anda Bu Fang ifadesizce ağzını açmış ve mutsuzluğunu belirtmişti. Onlar dükkanda katliama sebep olurlarken Bu Fang işini nasıl yapacaktı?

   Dört suikastçının hepsi de Ji Chengxue’ye odaklanmışlardı fakat Bu Fang’in araya girmesiyle dikkatleri dağıldı.

   Ji Chengxue de bu duruma şaşırmış olsa da bu fırsattan yararlanmayı başarmıştı. Bir gürlemeyle şiddetli bir şekilde kılıçlarının üzerine adımını attı ve kılıçlarını o anda dağıttı. Yere indikten sonra hızlıca dört suikastçının göğüslerine avuç içiyle vurdu ve onları geriye doğru itti.

   “Ölümünüze mi susadınız?” Suikastçıların birisi soğukkanlılıkla Bu Fang’e baktı ve boğuk bir sesle konuştu. Sesi, zımpara kağıdı gibiydi.

   Onun gözünde, -sadece ikinci sınıf bir savaş ustası olan- Bu Fang, kılıçlarının tek bir hamlesiyle kolayca öldürülebilecek basit bir karıncaydı. Bu karınca gibi olan herif ciddi anlamda onların suikastını yarıda kesmişti!

   “Ben bu dükkanın sahibiyim. Burada birisini suikasta uğratmadan önce benim iznimi aldınız mı?” diye sordu Bu Fang ifadesizce.

    “Ne kadar da komik.” Suikastçı kafasını salladı. Bu Fang’i kafasına takmakla uğraşamazdı, karınca kadar herif durumu etkileyemezdi. Onların hedefi Hafif Rüzgar İmparatorluğunun üçüncü prensi Ji Chengxue idi.

   Ji Chengxue de bir savaş kralı olduğundan rahat davranmaya cesaret edemiyorlardı. Taraflarında dört savaş kralı olsalar da rakipleri bir prensti. Nasıl hiçbir kozu olmazdı?

   “Size söyledim! Dövüşmek, Fang Fang’in Küçük Dükkanında yasak. Eğer böyle devam ederseniz baş belası olarak görüleceksiniz.” dedi Bu Fang soğuk bir sesle. Bu affedilemez adamların onu görmezden geldiklerini fark etmişti.

   Fang Fang’in Küçük Dükkanının sahibi ve geleceğin Yemek Tanrısı olarak onu nasıl görmezden gelebilirlerdi?!

   “Ne kadar da sinir bozucu! Geber!”

   Suikastçılardan birisinin bakışları soğuklaşmıştı. Bir bağırışla hemen Bu Fang’e doğru yöneldi.

    Bu Fang sanki buzlu sulu havuzun içine daldırılmışçasına öldürme gayesinin içinde bulmuştu kendisini. Damarlarındaki kanlar çoktan sirkülasyonu durdurmuştu ve bacakları bir santimetre bile hareket edemiyordu.

   Bu, beşinci sınıf bir savaş kralının baskısının sonucuydu. Şimdiki Bu Fang’in karşı çıkabileceği bir şey değildi. Üretim seviyesi çok düşüktü.

   Ji Chengxue’nin ifadesi değişti ve öfkeyle “Nasıl cüret edersin?!” diye bağırdı.

   Bu Fang’i kurtarmak istemişti fakat diğer üç suikastçı tarafından durduruldu.

   Ouyang Xiaoyi çoktan savaş kralının tüyler ürpertici öldürme girişimiyle donakalmıştı. Gözleri korkuyla dolmuştu ve elini kaldırmaya gücü yoktu. Ve tabii ki, araya girmeye gücü olsaydı bile sonuçta bir değişiklik olmayacaktı.

   Ve böylece, Bu Fang’in kesinlikle öleceği bir ölümcül durumda sıkıştığı görülüyordu… En azından dükkandaki herkesin düşündüğü buydu.

   Bir savaş kralını provoke etmeye çalışan savaş ustasına korkusuz demek yeterli olmazdı.

   Ji Chengxue ve Ouyang Xiaoyi; Bu Fang’in, suikastçının kılıcıyla parçalara ayrılmasını sadece izleyebiliyorlardı.

   Diğer yandan Bu Fang ise oldukça sakindi. Tüyler ürpertici öldürme girişimi bütün vücudundaki kan donmuş gibi hissettirse de ifadesiz yüzünde en ufak bir korku belirtisi yoktu.

   O gözler… dükkanında bir bela çıkarmış basit bir hayduta bakıyor gibiydi.

   “Bu karınca… Rol yapmakta çok iyi. Kılıcım onun üzerine inmek üzere ve hiç korkmuş gibi görünmüyor!” Suikastçı biraz şaşırmıştı.

   Aniden, suikastçının kılıcının önüne kocaman bir figür çıkmıştı. Suikastçının, Bu Fang’in vücudunu görüş açısını kapatmış ve o anda suikastçıyı şaşkına döndürmüştü.

   “Beyazlı!” Ouyang Xiaoyi gözleri parıldarken heyecanla çığlık attı.

   Suikastçı bir hayalet görmüş gibiydi. Karıncaya olan yolu engellemiş devasa beyaz demir bir kukla ve onun tek bir hamleyle kılıcını kavradığını görmüştü.

   Kılıcını kurtarmak için çekmeyi denemişti fakat bir milim bile hareket etmiyordu.

   Bu Fang elini kaldırdı ve Beyazlı’nın sırtını okşayarak “Bu baş belalarını dışarıya fırlat.” dedi basitçe.

   “Ha, ilk önce ölümüne döv sonra soy ve fırlat. Ondan hiç hoşlanmadım.” diye ekledi Bu Fang.

   Beyazlı’nın mekanik gözleri birden kırmızı yandı ve mekanik sesi yankılandı: “Baş belaları, diğerlerine örnek olsun diye soyulacaksınız.”

   Bam!!

   Beyazlı’nın vücudundan kocaman ve korkunç bir güç fırladı ve o suikastçının bambu şapkasını, yuvarlak ve kel bir kafa ortaya çıkaracak şekilde parçalara ayırdı. Bir ağız dolusu kan tükürürken ise gözleri büyümüştü.

   Suikastçı, Beyazlı tarafından karnına bir yumruk yemişti; bir savaş kralının gerçek enerjisi bu tek bir yumrukla dağılmıştı…

   Beyazlı’nın kocaman eli, suikastçının kafasını kapmış ve o, demir kuklaya vahşetle bakarken onu havaya kaldırmıştı.

   Bam!

   Beyazl’nın yumruğu bir kez daha suikastçının vücuduna indi ve adam hemen bayıldı. Hayata ince bir iplikle tutunurken suikastçı dağınık bir halde yerde yatıyordu.

   “Öldüresiye dövülerek yargılandın. Şimdi, diğerlerine örnek olman için soyulacaksın.” dedi Beyazlı mekanik sesiyle.

   Daha sonra, suikastçının hasır yağmurluğunun parçalara ayrılmasının sesi yankılandı. Kısa sürede Beyazlı tarafından sadece mahrem yerlerini kapatacak iç çamaşırı kalana kadar soyulmuştu. Beyazlı kibarca elini salladı ve savaş kralı çamur gibi dükkandan atılmıştı.

   Bam! Vücudunun yerle çarpışma sesi duyulmuş ve küçük dükkanın içinde yankılanmıştı.

   Kalan üç suikastçı, Ji Chengxue ve Ouyang Xiaoyi; hepsi de büyülenmişti. Beyazlı’ya baktılar ve daha sonra Bu Fang’e… Bir hayalet görmüş gibilerdi.

Önceki Bölüm Tüm Bölümler

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.