Hayatsız

12 Mayıs 2020
Çeviri: Yavuzusuz
Düzenleme: Yavuzusuz
41 Görüntülenme
Bu bölümü 1 Kişi beğendi.
Cilt 1

Kahya!

Avcı ile İhtiyar Soil hanın kapısından sokağa doğru çıktılar. Yol kenarında oynaşan gençlerin, rekabet eden minik çocukların ve esnafların yanından geçerek konuşmaya daldılar.

"Şimdi nereye gideceksin direkt Kahya'ya kafa atıcak halin yoktur umarım."

"İçimi boşaltıcam."

"Dinlerle aran kötüdür sanıyordum."

"Dinden söz ettiğimi kim söyledi." dedi yol kenarındaki fahişeyi göstererek. İhtiyar anlık olarak bir tiksinti duydu. Bunu hisseden avcı sözüne "Geçmişin kirli bakıyorum. Yenge hanım biliyor mu?" diye devam etti. İfadesiz kalan -ne tür ifade sergileyeceğini şaşıran- Soil

"Bilmesi gereken her şeyi biliyor özel hayatımdan burnunu çekmeni daha önce de söylemiştim."

"Özür dilerim ama burnum iyi koku alır sokmama gerek kalmadan bilmem gereken hatta bazen bilmek bile istemediğim detayları öğrenmekte üstüme yoktur be ihtiyar."

İhtiyar tiksinti dolu kaçamak bir bakış atıp evinin yolunu tuttu. Avcı ise o sıralar fiziksel bir kurban seçmek için etrafta dolanıyordu. Seçici olmaması işine gelmişti ve gözüne birini kestirip onu oda kiraladığı hana kadar çeşitli kelime oyunları ile çekmeyi başardı. Tüm hararetinden ve hırsında bir çırpıda kurtuldu ve kızcağıza parasını verdi. Kız uykuya daldığı an yatağının altında sakladığı çantasını çekip içini açtı. İçinden altın etiketli bir şarap çıkardı. Etikete bakıp hafif bir iç geçirdi. Etikette Manya Şarabı yazıyordu. Avcı köşesine çekilip şarabını bitirene kadar ağır ağır yudumlamaya koyuldu. Şarap bitince belli belirsiz bir hüzne kapıldı. Kafası hafif mayhoşumsu bir havaya bürünen avcı biraz yürüyüş için dışarı çıkmaya kara verdi. Üstüne Rahibe Crisa'nın asard büyüsü ile ördüğü çelik kadar sert ama bir ip kadar esnek kiyafetini üstüne geçirdi. Altına işe koyu kahverengi bir pantolon çekti. Odadan ses çıkarmadan ayrıldı ve sokağa indi. Yavaşça kasvet, hüzün, korku ve kan kokulu sokaklardan geçti. Karanlıkta farklı bir tona bürünmüş hatta çoğu kişinin kabusunu süsleyebilecek düzeyde karanlık bir sokağa saptı. Kafasının güzel olması nedeniyle kolundan birinin tutup onu bir çırpıda yere çaldığını gözlerinin gök yüzene baktığını anladığında fark etti. 

Ne kadar hızla yere çarptığını ciğerindeki son havayı kanla karışık bir şekilde havaya püskürttüğünde anladı. İkinci bir nefes mi? O durum için fazla lükstü. Başının ucunda duran silüete baktı ama kafasını da vurmuş olacak ki tek gördüğü şey karartıların hareket etmesiydi. Elini tutanın elini bıraktığını hissetti. Kan öksürerek doğrulmaya çalıştı. Son anda kafasına gelen tekmeyi görmese de sezdi ve anlık olarak kendini geri yere attı. Tekmeyi atan boşa savrulmuştu. Bu bir şanstı. Tüm benliğiyle gözlerine odaklandı. Vücudu saliseler içinde ısındı ve ciğerindeki ağrıyı hissedemez hale geldi. Artık her şeyi net görüyordu. Geriye döndü yerden kalkmaya çalışan adamın üstüne sıçradı. Adam yumruğunu savuracaktı avcı bunu fark edip geriye çekildi. Yumruğun yüzünün önünden geçmesini izlerken adamın bilek kısmında bir bıçak sakladığını fark etti. Çok geçti. En ufak hasarı almak için darbeyi neresine yiyeceğini düşünme fırsatı bile bulamadan burnunun altına bıçak saplandı. Yerdeki adam ani ve tahmin edilemez bir hamle yaparak yumruk attığı elini tam tersi istikamette savurdu ve avcının burnunun altındaki bıçağı tutup yüzünü çizerek çıkardı. Avcı kalkıp olabildiğince geriye sıçradı. Yüzünün yarısı deşilmiş bir halde karşısındaki adama baktı. Bu hareketi yapabilecek iki kişi tanıyordu. Birisi büyük savaşta hayatını kaybeden ünlü suikastçi Anloy Leliv diğeri ise Rufus Gurger. Karşısında Kahya duruyordu. Kahya bakışmayı bölüp

"Bir sokak serserisini küçümseyen insanüstü bir yaratık. Bir avcısın sanırım. Bordo gözler ve nokta kadar küçük göz bebeklerin. Her yerde gücünden bahsedilen adına şarkılar, destanlar yazılan büyük güç bu muymuş? Ne büyük hayal kırıklığı."

"Çok komiksin saygıdeğer Kahyacık. Bir ayyaşa saldırıp bu kadar övünen birine fahişe katili demek bile övgü sayılır." Avcı, Kahya'nın sinirlerinin gerildiğini hissetti her an ikinci bir saldırı gelebilirdi. Avcı kahyanın karanlık silüetinin tebessüm ettiğini görür gibi oldu.

"Saygın ünvanım bir avcının kulağına bile gitmiş demek. Hem ne dersin belki katlettiğim bir diğer fahişe sen olursun."

"Ah lütfen ne zamandan beri avcılar kişilik bozukluğundan müzdarip gariban sapıklar tarafından öldürülür konuma düştü. Dünya üzerinde yeri olmayan saygınlıktan yoksun onursuz bir ırk olabiliriz -ki ne kadar ırk denebilirse-. Ama asla kendi gerçekliğinden kaçan bir fetişist olmadık."

Kahya üç adım attı. Öyle bir attı ki, avcı bıçak boğazına dayanmadan saldırının geldiğini anlamamıştı. İnsanüstü yaşama isteği sayesinde saldırıyı savuştursa da neyden kaçtığını bile anlamamıştı. Kahya bıçağı saplamak için kolunu çok uzatmıştı bunu fırsat bilen avcı Kahya'yı kolundan yakaladı ve diğer elini boğazına dayayıp var gücüyle yere çarptı. Kahya yere düşmeden hemen önce avcının karnına tekme attı. Yere çarpmanın etkisi Kahya'nın botundaki bıçağı hızla dışarı çıkartmıştı. Bıçak avcının karnına saplandı. Yerde kendini kaybetme derecesine gelen Kahya can havliyle bacağını oynatmaya başladı. avcını karnındaki yara giderek açılıyor ve cidden tehlikeli bir hal alıyordu. Kahyayı bırakıp geri çekilen avcı acıdan dolayı hareket edicek gücü kendinde bulamadı. Kahya ayağa kalkmıştı. Avcı elindeki son kozu kullanıp kalan direncini gözlerine yönlendirdi. Kahya, avcının gözlerine baktığı an kaçmaya başladı. Avcı yere yığıldı. Rahibe Crisa'nın kanama yavaşlatma tekniğini uygulanmaya çalışırken olduğu yerde bayıldı. Bundan sonrası onun şansına kalmıştı.  


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
EmperorTamarin (1211 puan) Üye
2020-05-13 01:18:11
Diyaloglardan sonra boşluk bırakırsan daha iyi olur diyecektim neyse ki bu bölümde düzeltmişsin.
Yavuzusuz (6 puan) Yazar
2020-05-13 03:37:06
@EmperorTamarin, Acemilik işte uyarı için teşekkürler.