Hayatsız

24 Mayıs 2020
Çeviri: Yavuzusuz
Düzenleme: Yavuzusuz
142 Görüntülenme
Bu bölümü 3 Kişi beğendi.
Cilt 1

Geleceğin Yönü

ihtiyar ve avcı tapınağın arkasındaki bahçeye sızmışlardı. Gardiyanlar, Jack olayı yüzünden iç tarafa toplanmış ve giriş çıkış bölümündeki gözetim gücü zayıflamıştı. Bu sayede ilk adımı atmak ihtiyar ve avcı için kolay olmuştu. Avcı, geçirdikleri süre boyu ihtiyarı süzüyor, tartıyordu. Normal bir insandan sessiz ve akıcı hareketleri, nefes alış verişi, etrafı süzüşü avcının dikkatini çekmişti. İçinden "Suikastçi bir beden." diye geçirdi. Az da olsa rahatlamıştı. Yolculuk boyunca ihtiyarın köstek olacağını düşünüyordu ama asıl köstek olanın kendi olduğunu anlamıştı. Bir avcı gizlilik konusunda bir suikastçinin yanından bile geçemezdi. 


 Bahçe çok ihtişamlıydı. Bir büyücü eseri olduğu anlaşılıyordu. Çok farklı iklimin bitkileri bir arada görkemli bir ahenkle yaşıyordu. Saatler hatta günlerce bu büyüleyici etki içinde kaybolabilinirdi. Ama ne kendilerinin ne de Jack'in çok zamanı yoktu. Büyülü bir mekanda mekan sahibine belli olmamak için yoğun bir konsantrasyon gücü gerekir. İhtiyar bu işte usta olsa da avcı hala bir acemi gibiydi. Yaklaşık 5 dakika içerisinde bu büyülü bahçeden geçmeleri gerekiyordu. Avcı bunu daha önce belirtmişti. Acele gelmemeleri daha da önemliydi. Ortayı bulamazlarsa ölüm çok da uzak olmayacaktı. 


 Uçsuz bucaksız yeşillik ve serin esintinin ardında bir kapı vardı. İhtiyar bu kapıdan bahsetmişti. Kilere çıkan bu kapı onlar için her şey demekti. Kiler duvarından avcı geçiş büyüsü ile mahzen katına geçeceklerdi. Oradan sonrası tam bir zaman meselesi olacaktı. Büyü kullanımı büyücüyü harekete geçirecek ve sarayda bir hengame başlayacaktı. Büyücünün avcıyı ve ihtiyarı yakalayıp öldürmesi yaklaşık 13 dakika sürecekti. Jack'in konumunu bulmak ve yoldaki engelleri çok belli olmadan aşmak için yeterli denemez ama yetersiz de sayılmayan bir süre idi. Yetirmeleri gereken bir süre...


 Kapıya ulaştıklarında avcı başıyla bir işaret yaptı. İhtiyarın hazırlanması için ufak bir süre tanıdı. İhtiyar derin bir nefesin ardından sert ve delici bakışlarıyla avcının gözüne baktı. Hazır olduğu duruşundan anlaşılıyordu. Avcı sağ elini yosunla kaplı yatay, odun ve demirden oluşan değişik kapıya koydu. Gözleri aniden bordo ya büründü ve ihtiyarın mekan algısı kaybolmaya başladı. Bulundukları yerin etrafı bulanmaya, birbirine geçmeye başlamıştı. Bu duruma normal bir insanın ne aklı ne de midesi dayanırdı. İhtiyar bayılacak konuma gelmişti ki etraftaki renklerin sınırı belli olmaya başladı. Baş dönmesi azalan ihtiyar bulundukları ortamı anlamaya çalışıyordu. Etraf netleşince taş duvarların üstüne döşenmiş tahtadan raflarla dolu bir odada olduklarını anladı. Her rafın üstünde sayısız kavanoz, her kavanozun içinde farklı renklerde sıvılar vardı. Renk cümbüşüne bakacak vakitleri olmadığı bilen ihtiyar, kendine gelir gelmez harekete geçtiler. Muhafızların adım sesleri gelmeye başlamıştı. Avcı odada ilerledi ve yere ellerini koydu. İhtiyar avcının yanına geldi ve bekledi. Avcının ellerinin altında oluşan daire, ikisini yutmuş ve zindana yollamıştı. Arkalarını döndüklerinde Jack'in neler olduğunu anlamayan gözleriyle karşılaştılar. 


 Avcı hızlı bir darbe ile paslı parmaklıkları kırdı ve saman dolu, bok kokan odaya girdi. Jack'i omzuna aldı ve sessiz olmasını işaret etti. Avcının bir daha büyü yapabilmesi için bir süre beklemeleri gerekiyordu. Bir süre hayatta kalmaları gerekiyordu. Avcı bir eliyle omzundaki genci tutarken diğer eliyle ikili hançerinden birini çekti. Dar ve bol meşale ile aydınlatılmış koridora çıktı. İhtiyar, hançerini çekmiş bir köşede bekliyordu. Öyle ustaca durmuştu ki avcının fark etmesi için odaklanması gerekmişti. Şanslarına muhafız grubu salak olacak ki iki girişli dar koridora tek taraflı olarak geliyorlardı. Koridor iki kişinin aynı anda saldırması için yeterli darlıkta değildi. Belli ki muhafızlar teker teker gelicekti. Avcı ve ihtiyar sanki çocukluk arkadaşlarıymış gibi bir kareografik düzen aldılar. İlk gelen muhafız dalgasını vur-kaç tekniği ile gerileyerek teker teker katlettiler. İhtiyar mesleki olarak boğazlarını hedef alıyordu, avcı ise kalplerini. İlk muhafız dalgası bitince destek kuvvet arkalarından gelicekti. Bu durumda ikinci bir muharebeyi kaldıramayacak oldukları için ve büyücünün gelmesine yaklaşık 5 küsür dakika kaldığı için kaçmaya kara verdiler. Avcı hala büyü kullanamıyordu bu yüzden penceresi bulunan alt kata inmeye kara verdiler. 


 İndiklerinde alt katta onları bekleyen bir muhafız grubu olduğunu gördüler. Yaklaşık 9 kişi dairesel geniş odada konum almış saldırmaya hazırlanıyordu. Parlak zırhları yüzlerini gizlemiş, kılıçları ihtiyarla avcının yüzünü yansıtıyordu. Avcı, Jack'i yere bıraktı. İhtiyar, hançerindeki kanı üstüne silip savaş pozisyonunu aldı. Avcı, muhafızların hareket etmesine izin vermeden üstlerine çift hançerle atladı. Birinin boğazına iki zıt yönden hançerlerini sapladı. Yandaki iki muhafız avcıya saldırdı. Avcı ellerinde ölen muhafızın boyun liflerini kopararak hançerlerini çıkarıp saldırıyı blokladı. Saldırıyı yapan muhafızlardan birinin boğazı ustalıkla kesildi. İhtiyarın harekete geçtiğini anlayan avcı odanın sağ tarafını ona bıraktı ve sol tarafa saldırmaya devam etti. Gözleri iyice bordoya dönen avcı bir yandan dövüşüp öbür yandan kalan zamanı hesaplıyordu. İkilinin hareketlerine yetişemeyen Jack oturduğu yerden hayranlık ve korkuyla ikiliyi izliyordu. O kadar uyumlu bir tutumları vardı ki Jack daha önceden tanışmış olduklarını düşünmüştü. Böyle bir uyum yeni tanışan iki kişi arasında oluşabilecek bir uyum değildi.


 Göz açıp kapayıncaya kadar ortalık muhafız kanına bürünmüştü. Odanın ortasında avcı ve ihtiyar soluklanıyordu. Buna zamanları yoktu. Bunu avcı da biliyordu. Jack ayağa kalktı ve avcıya onay verircesine kafa salladı. Avcı ve ihtiyar silahlarını kınlarına soktu. Avcı artık büyü kullanabiliyordu ama Jack'in yapılacak büyüyü kaldırabileceğini sanmıyordu. İhtiyarla bu konu hakkında bir kara almışlardı. Jack'in yanına yaklaştı ve kulağına eğildi. 


"Çocuk benim yapacağım büyüye ayıkken maruz kalman dönüşü olmayacak hasarlara yol açar bu yüzden seni bayıltıcam ve öylece yanımıza alacağım. Alınmaca gücenmece yok." dedi ve kesik bir gülüş attı. 


 Jack'in boğazına iki farklı yerden bastırdı. Jack'in gözleri yavaşça karardı ve kasları tutmamaya başladı. 



Jack, ayık olup olmadığını anlamaya çalışırcasına ellerini sıkmaya çalıştı. Yavaşça gözlerini açtı. Gözleri ışığa alışmaya çalışıyordu. Etrafını anlamaya çalışırcasına süzdü ama kafasını hareket ettiremediğinden sadece bir ağacın altında olduğunu fark etmişti. Güneş batışa geçmişti. Jack'in kulakları çınlıyor gözleri kararıyordu. Vücudunu zar zor hissediyordu. Olayları yavaşça anımsamaya başladı. Avcının büyüsü herhalde onu bu hale getirmişti. Duyuları eski haline gelmeye başladığında etrafı dinlemeye başladı. Hala hareket edecek mecali yoktu. Tek duyduğu ses çimlerin ve yaprakların sesiydi. Yavaşça doğruldu ve etrafına baktı. Bulunduğu yeri tanımıştı. Eskiden kız arkadaşıyla kafalarını yoğun tempodan kaldırmak için geldikleri yerdi. Eski anılara dalacak gibi oldu ama bir anda bir düşünce kafasına vurdu. İçinden


"Burası kasabanın uzak ve bilinmeyen bir bölgesi. Burayı benden başka türlü hırsızlar ve kaçaklar bilir." diye geçirdi.


"Demek uyandın." Avcının sesi sükuneti aniden bozdu. "Düşündüğümden dirençli çıktın çocuk. Ben 3 saat daha uyanmazsın diye düşünmüştüm." Jack, avcıya dönüp sorgulayan gözlerle baktı.


"Sen ve ben buradaysak... İhtiyar ona ne oldu o da burada mı?" Sesi titreyerek cümlesini bitirdi.


"Beni sözüm bitene kadar dinle. Sözümü kesme ve sadece dinle." diye söze girdi avcı. "Artık kimsen yok çocuk. Artık bu konumda ne seni anacak birisi yok. Artık burası senin için yok. Her bir bireyin haritası vardır çocuk. İnsan kalbinde yatan hazine budur. O harita çok kapsamlı değildir ama duygusal olarak alabildiğine derindir. Bu haritada senin yurdun yatar çocuk. Ama senin haritanda artık bir yurt yok. Bu haritada sevdiğin, seni seven herkes bir kabarcık olarak belli olur. Ama senin haritan dümdüz oldu artık. Hiçliği resmeden boş bir haritasın artık çocuk. Bu konuda seninle aynıyız artık. Biz avcıların bahtı seninki gibidir. Senden farkımız şöyledir ki biz hiçliğin resmiyiz sense bir harita. Pekala çocuk sana bir şans sunuyorum. Hiçliğin haritası olarak hayatta kalmak ister misin?"




Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
Redafornv2 (1262 puan) Üye
2020-05-26 00:39:42
Kavga sahneleri biraz daha olsaydi sanki daha güzel olurdu ama yine de cok güzel olmus eline saglik Bos Tanrinin peygamberi
Yavuzusuz (6 puan) Yazar
2020-05-26 15:41:24
@Redafornv2, Evet haklısın. Klavyem gidiciydi kısa kesmek zorunda kaldım.