Kenja No Mago - Bölüm 09: Kraliyet Başkentine Taşınma

Çeviri : Kira
Düzenleme : Lohengramm
Beğeni : 1
Okunma : 247
Tarih : 11 Eylül 2018 14:40:17

Kraliyet Başkentine Taşınma

Şok edici bir gerçek öğrendim

Büyükbaba ve büyükanne eskiden evli bir çiftmiş.

Bekle, ikisinin de birbirlerini kısıtlamadığı bir ilişkileri olduğunu düşünmüştüm. Ama bir çift olduklarını düşününce…

Ayrıca, "eskidendi". Ne olduğunu merak ediyorum. Sormak istedim ama soramadım ve bir şekilde depresif hissettim.

Pekala, zamanı gelince bana söylerler, o yüzden o zamana kadar bekleyeceğim.

Bunları şunları düşünürken, taşınma işlerini yapıyorduk. Ama "ekstra-boyutsal depo alanı" denilen bir şey olduğu için toplanma çok kolay oldu. Bu dünyada, taşıma endüstrisi muhtemelen Büyücülerin tekelinde.

Eşyaların toplanması bir çırpıda bitti ve yakın zamanda kraliyet başkentine gitme zamanı geldi. Başkentte beni bekleyen hayat için can atıyordum.

Ama büyükbabanın beni aldığı günden beri 10 yıldır bu evde yaşadığım için buraya biraz bağlandım.

Bu arada, ev olduğu gibi bırakılacak gibi. Davetsiz misafirleri engelleyen ve durumunu koruyan bir bariyer olduğu için bozulmayacakmış gibi duruyor. Yaşasın büyü.

Bu arada, bu büyülü eşya büyükanne Melinda tarafından yapıldı.

Büyükanne bir şekilde hep bize bakıyor.

Bu yüzden, bir teklif sunmaya çalıştım.

‘’Büyükbaba, başkentteki ev ne kadar büyük?’’

‘’Şimdi bir düşününce, ülke tarafından bağışlandığından dolayı baya bir büyük. Ancak, kaç tane odası olduğunu pek hatırlamıyorum.’’

Cidden mi?

‘’Aah şu büyükbaba… Oda sayısı 20 ve ayrıca devasa resepsiyon odasına ek olarak, küçük bir öğle partisine ev sahipliği yapabilecek bir salonu var. Kocaman bir şömine ve 10 insanın oturabileceği bir koltuğu olan kocaman bir salonu var. Ayrıca 20 kişilik yemek odası ve bir banyosu var. Ondan sonra, mutfak yerine bir gemi mutfağı var.

Cidden o kadar büyük mü!?

‘’Büyükanne baya iyi biliyor, ha’’

‘’Hmm? Ne oldu?’’

‘’Sen de bizle yaşamaz mıydın büyükanne?’’

‘’Öğkk!!’’ (Boğulma sesi)

Büyükanne içtiği çayı fışkırttı ve bağırdı, o sırada büyükbaba da bağırdı ve kırmızıya döndü.

‘’N! N-n-ne diyorsun sen!’’

‘’Sonuçta, büyükanne köşk hakkında o kadar şey bildiğine göre bu, sizin beraber yaşadığınız zamanlar evi çekip çevirenin büyükanne olduğu anlamına geliyor değil mi? Köşk hakkında bilgili biri olan büyükannenin orada olması yardımcı olurdu.’’

Bakışmalar

‘’Büyükbabayla öyle büyük bir evde yaşama konusunda biraz huzursuzum sadece’’

Bakışmalar

‘’Ben sadece büyükannenin bize yardımcı olmasını istiyorum.’’

Bakışmalar

‘’Aaah, peki! Bu çocuk, yapacak bir şey yok, ikinizle yaşayacağım.’’

‘’Gerçekten mi? İşe yaradı!!’’

‘’Shin… gerçekten benimle yaşamakta bu kadar endişeleniyor musun…’’

Üzgünüm büyükbaba. Öyle değil ama büyükannenin de bizimle yaşamasını istiyorum yalnızca.

Şimdiye kadar, büyükbaba için düşünceli davranıp bir şey söylemedim ama şimdi durumun ne olduğunu biliyordum, muhtemelen sıkıntı çıkmazdı. Eskiden olduğu gibi yaşamaya geri dönmeyi istemek kadar zor değildi, ama bunu istememin nedeni büyükanne ve büyükbabayı gerçek büyük ebeveynlerim gibi görmemdi. Sadece ikisiyle birlikte yaşamak istiyordum.

Bu yüzden, büyükanne de bizimle yaşayacağından dolayı, üçümüz de kraliyet başkentine doğru yol aldık.

 

                                                                                  ***

 

‘Kapı’yı yalnızca tanıdığım yerlere gitmek için kullanabildiğimden, oraya at arabası ile gittik. Bu at arabası Tom Amca tarafından hazırlanmıştı. Arabanın bir gölgeliği vardı ve altında dinlenebiliyorduk.

Şey, başkente yalnızca bir günde varılabildiği için muhtemelen ihtiyacımız olmayacaktı.

Daha doğrusu, tüm ülkenin kralı sürekli bizim eve geldiğinden dolayı, oraya gitmek günlerce sürmese gerek. Ya da büyükbaba emekli olduğunda ‘çok uzağa gitmemesi’ istendi mi demeliyim.

Dis Amca…

Tamam o zaman, kraliyet başkentine olan yolculuğu dahil etmeyeceğim.

Sonuçta, hiç önemli bir şey olmadı.

Yolculuğun tek zor tarafı hoş güneş ışığı ve arabanın sallanması ile gelen uykumu tutmaktı.

Sonunda, kraliyet başkenti kendini gösterdi.

Kapıdan itibaren başlayan uzun bir sıranın sonuna dizildikten sonra sonunda bize sıra geldi.

‘’Kimlik belgeleriniz yanınızda mı?’’

Giriş iznini yöneten asker sordu.

Kimlik belgeleri mi?

‘’Hoho, acaba bu olur mu?’’

‘’İşte.’’

Büyükbaba ve büyükanne bu sözleri söylerken kimlik belgelerini çıkardılar. Ooi! Ya benimki?

‘’Hmm!!?’’

Büyükbaba ve büyükannenin kimliklerini gören asker gözlerini kocaman açtı ve donakaldı. Yoksa kimlik belgem olmaması sıkıntı olmaz mıydı?

‘’Um,umm! Acaba siz ‘Magi Merlin’ ve ‘Guru Melinda’ olabilir misiniz?’’

Asker bunu diyerek bağırdı.

Daha doğrusu, Magi… ve Guru…

Bunu düşünürken, ikisine baktım.

‘’ ‘’ Gençliğimin ahmaklığıydı.’’ ‘’

Senkronizasyondalar, senkronizasyondalar.

Ben onların takma isimlerine şaşırırken, etrafı saran insanlar sesler çıkarmaya başladılar.

‘’O Magi-sama mı yani’’

AAh! Etraftakiler kargaşa yaratmaya başladılar.

‘’Üzgünüm ama biraz daha oyalanırsanız devasa bir karmaşa olacak. Acaba biraz daha acele edebilir misiniz?’’

‘’Ah! B-ben çok üzgünüm! Pa-pardon… bu genç efendi?’’

Genç efendi! İlk defa böyle çağırıldım! Aah, nedense kıçım kaşındı.

‘’Hoho, bu çocuk Shin. Shin Walford. O benim torunum.’’

‘’Demek torununuzdu ha! Lütfen, devam edin!’’

‘’Oh, teşekkürler. Sıkı çalıştığınız için teşekkürler.’’

‘’Hık! Ço-çok teşekkürler!’’

Asker birden gözyaşlarına boğuldu. Büyükbaba ve büyükannenin hala bu ülkenin kahramanları olarak karşılanmaları muhteşemdi. Benimle alakalı olmasa bile gurur duydum.

Etraftakilerin dikkatlerinin yağmuruna tutulsak da başkentteki eve doğru yol aldık. Başkentten beklendiği gibi, insan sayısı inanılmazdı. Tokyodaki devasa kalabalığı bilen bir eski Japon olmama rağmen bu dünyaya geldiğimden beri ilk defa bu kadar büyük bir kalabalıkla karşılaştım.

Neredeyse 14 yıl sonra ilk defa bu kadar insan görüntüsüne durmadan bakış atarken şehir merkezine doğru yol aldık.

Ne kadar güzel bir şehir merkezi ama. Yollar taşla döşenmiş ve binaların hepsi taştan yapılmıştı. Yakından baktığımda, yapılarda beton da kullanıldığını fark ettim. Önceki dünyamda, betonun Antik Roma’da kullanıldığı söylendiğinden dolayı çok da ilginç olduğunu düşünmedim. Ayrıca yerlerde hiç çöp de yoktu; buna benziyor ha. Avrupa tarzı bir şehir merkezi, tabiri caizse. Modern olanı.

    

                                                                 ***

 

30 dakika boyunca arabayla ilerledikten sonra…

Çok uzak! Sadece bununla bile kraliyet başkentinin ne kadar büyük olduğunu anlayabiliyorum.

Kraliyet kalesi hala uzaktan görülebiliyordu.

Merkezdeki kaleyi çevreliyormuş gibi, soyluların ve tüccarların yaşadığı devasa malikanelerden oluşan bir alan vardı. Ve soyluların yaşadığı alanda – buna soylu bölgesi diyelim – ev bu iki alanın arasındaki bir sınırda konumlanmıştı.

Halk bölgesi ve soylu bölgesi arasında bir sınır olmasa bile, kaleye çeşitli aralıklarla giden soylular evini kaleye yakın yere kuruyordu. Kale ile işi olmayan halk ise evini alanın dışına kuruyordu ve bu yüzden böyle bir şehir merkezi oluşmuş gibi görünüyor.

Sonra, nihayetinde köşke ulaştık. Malikanenin büyüklüğüne baktığımda ağzım açık kaldı ve afalladım. Bu o değil mi? Yalnızca önceki hayatında kötü şeyler yapmazsan yaşayabileceğin bir ev.

Malikanenin kapısının önünde böyle şeyleri düşünürken…

‘’Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz Merlin-sama, Melinda-sama. Ve ayrıca sizinle tanışmak bir şeref, Shin-sama.’’

Vücudunu saran muazzam bir zırhı olan asker, kapının yanından belirdi.

‘’Bilakis bana ‘Shin-sama’ dedi…’’

‘’Saygı duyduğumuz kahramanların torunusun. Sana Shin-sama dememiz oldukça normal.’’

Cidden mi? Nedense bu konuda ısrarcı olacaklarmış gibi görünüyor.

‘’Hoho, çocuk bu tarz muamelelere alışkın değil. Rica etsem ona karşı bu kadar resmi olmasan?’’

‘’P-peki, dilediğiniz gibi olsun.’’

Evet, işte bu yüzden, bu kadar katı olmayı bırak derim.

Sonra, kapı görevlisi? Bize kapıyı açtı ve araba köşkün önüne doğru girdi.

Eve tekrar baktım, gerçekten de devasa. 2 katı var ve simetrik olarak inşa edilmişler; muhtemelen sağda beş ve solda beş odası var. İkinci katla beraber toplam 20 odası var. Sonra, yine farklı kocaman bir kapı açıldı…

‘’ ‘’ ‘’ ‘’ ‘’ ‘’ Tekrar hoş geldiniz efendi.’’ ‘’ ‘’ ‘’ ‘’ ‘’

Titizlikle dizilmiş kahya ve hizmetçiler bizi karşıladılar.

‘’Eh? Ne? Bu ne demek şimdi?’’

‘’Hoho, görünen o ki Diseum bizim için birkaç insan ayarlamış.’’

‘’Aah, bu tarz şeyler yüzünden bu yerden nefret ettim.’’

Cidden mi?

Önceki Bölüm Tüm Bölümler

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.