Legend of the Asura - Bölüm 09: Kana Susamış Beyaz Kurt Kralı

Çeviri : Kyuuseishu
Düzenleme : -
Beğeni : 0
Okunma : 203
Tarih : 2 Eylül 2018 16:07:43

Bölüm 9 – Kana Susamış Beyaz Kurt Kralı

 

Feng Xiao oyun kapsülünden çıktığında saat 17.00 civarındaydı ve uykusu gelmişti. Yeniden Doğuş’un halka açılmasının heyecanıyla dün gece pek fazla uyuyamamıştı.

Saat 19.00 sıralarında Feng Xiao’nun küçük kız kardeşi onu arayıp uyandırmıştı. Basit bir yemek yedi ve meditasyon yapmak için oturdu.

Hâlâ bir aura akışı hissedemiyordu. Feng Xiao’nun iç geçirmek dışında yapabileceği bir şey yoktu. “On yedi yıldır sürekli Gizli Kaos Sanatı üstünde çalışıyorum ama hâlâ bu darboğazı geçebilmiş değilim. İlk aşamayı bile geçemiyorum, üvey babam hayal kırıklığına uğramış olmalı.”

Üvey babasını düşünmek Feng Xiao’yu özleme, sıcakkanlılığa, endişeye, üzüntüye ve nefrete boğmuştu. Anıları gözünün önünden bir şerit gibi akmaya başladı.

Feng Xiao’nun üvey babası oldukça gizemli biriydi. O kadar gizemliydi ki 22 yıl boyunca onunla yaşamış olmasına rağmen Feng Xiao bile onu tamamiyle anlayamıyordu.

3 yaşındayken ona “baba” dememesini, onun yerine “üvey baba” demesini istemişti. Bu çok antika bir kelimeydi. O sıralarda ona açık açık 3 yaşındaki bir çocuğunun zihninin buna nasıl katlanabileceğini umursamadan yanına aldığını da söylemişti.

4 yaşındayken ona Gizli Kaos Sanatı’nı öğretmeye başlamıştı. Ona tüm gün boyunca erdemli yasalarını anlatmış ve onun dışında kimsenin bu eğitimi yapamayacağını söylemişti. Beklenenin aksine, Feng Xiao yıllarca içsel gücüne çalışmasına rağmen küçücük bir aura akışı bile hissedemiyordu. Fakat bu içsel güç ile birlikte fiziği ve hızı müthiş bir değişim geçirmişti ki. Öyle ki üvey babasını bile geçmişti.

Üvey babası sadece dövüş sanatları eğitiminde sert davranıyordu, onun dışında ilgili ve müthiş bir babaydı. Ona ve küçük kardeşine bakabilmek adına rahat ve özgür hayatından, dövüş sanatlarında zirveyi hedeflemekten ve çocuk sahibi olmaktan vazgeçip bir gazete şirketinde çalışarak onları tek başına büyütmüştü. Sessiz bir şekilde onları yetiştiren yalnız adamı izleyen iki kardeşin kalpleri babalarını gördükçe sızlıyordu.

Üvey babası bazen garip şeyler söylüyor ve garip şeyler yapıyordu. Erdemli yasalarını öğretmek onu değişik bir moda sokuyordu ve kendi kendine, Feng Xiao’nun bilmediği bir dilde konuşmasına sebep oluyordu. Feng Xiao’yu daha çok şaşırtan ve gizeme boğan şeyse üvey babasının gelecekte olacakları öngörebilmesiydi. Birileri babasının bir tanrı olduğunu söylese Feng Xiao şaşırmazdı bile.

Üç yıl önce üvey babası öldürülmüştü. Feng Xiao bugün bile babasının ölmeden önceki son sözlerini hatırlayabiliyordu.

“Üç yıl sonra, Taç ve Yeniden Doğuş ortaya çıkacak. Xiao’er, sen Yeniden Doğuş’taki en güçlü kişi olmalısın! Olmak zorundasın!”

O zaman Feng Xiao babasının ne dediğini anlayamamıştı. İki yıl sonra ise Yeniden Doğuş tüm dünyaya duyurulmuştu.

Yavaşça sakinleşen Feng Xiao zihninden dua etmeye başladı. “Üvey Baba, Xiao’er senin gösterdiğin yolda yürüyor. Yao’er şu an ikinci yılında ve yaz tatili için acele ediyor.”

“Üvey baba, eğer cennetten beni duyabiliyorsan beni ve Yao’er’i izle ve seni nasıl gururlandırdığımızı gör.”

Tüm bir ülkeyi deliye döndürecek kadar güzel olan kız kardeşini düşünen Feng Xiao gülümsedi. O yanımdayken asla yalnız kalmayacağım.

Ertesi gün Feng Xiao çok geç kalkmıştı. Hızlıca duş alıp kahvaltı etti ve Yeniden Doğuş’taki macerasına devam etmek için oyun kapsülüne girdi.

Bir ışık parlaması oldu ve Feng Xiao dün çıkış yaptığı yerden oyuna tekrar devam etti. Yeni doğan beyaz kurtlar daha önceden arkadaşlarını katletmiş Feng Xiao’yu tanımışa benzemiyordu. Birden ortaya çıkmasını bile umursamamışlardı. Sadece sakin sakin ot yiyorlardı.

Feng Xiao’nun içini, etrafta hâlâ kimsenin olmadığını görünce garip bir his kapladı. Beyaz kurtlar çabuk doğuyordu, hemen saldırmıyorlardı ve tecrübe puanları da yüksekti. Böylesine iyi bir yerde seviye atlamaya çalışan bir kalabalık olması gerekiyordu. Neden kimse yoktu? Birileri buradan haberdar mıydı ki? Ama haritada açık açık beyaz kurtların bölgesinin Günbatımı Bayırı’nda olduğu yazıyordu.

Eğer Feng Xiao oyunun forum sayfalarına bakmış ya da Köy Yaşlısı’na sormuş olsaydı nedenini bilirdi. Acemi Köyü’nün kuzeyindeki yaratıklar uysaldı. Uysal olmalarının kötü tarafı ise altın ve ekipman düşürme oranlarının çok çok az olmasıydı. Acemi oyuncuların en çok ihtiyacı olan şey ise paraydı. Bu bölgeden elde ettikleri gelir, masraflarını karşılamazdı. Sadece yüksek Şans puanına, saldırı gücüne ve reaksiyon hızına sahip Feng Xiao bu bölgeden kazanç sağlayabilirdi.

Neler olduğunu anlayamayan Feng Xiao düşünmemeye karar verdi. Envanterini kontrol etti. 20 adet Küçük Kırmızı İksir’i vardı ve enerjisi de doluydu. Günbatımı Bayırı’nı biraz daha keşfetmeye karar verdi.

Biraz ileride Seviye 8 Vahşi Kurt Bölgesi olan Günbatımı Kanyonu vardı. Feng Xiao 200 değerindeki saldırı gücüne ve 450 değerindeki can puanına bakarak güvende olacağını düşündü.

Tam Günbatımı Bayırı’ndan ayrılmak üzereydi ki Feng Xiao’nun dikkatini bir mağara çekti.

Mağaranın boyu bir insan uzunluğundaydı. Taşlardan ve topraklardan oluşmuş doğal bir yapıya benziyordu. Günbatımı Bayırı’nın çayırlarından bakınca bu görüntü çok dikkat çekiyordu.

Feng Xiao Köy Yaşlısı’nın mağara hakkında bir şeyler söylediğini hatırlıyordu. Mağarada bir tür hazine falan mı vardı? Endişelerini kafasından atan Feng Xiao aceleyle mağaraya girdi. (O sırada Köy Yaşlısı gürültülü bir şekilde bağırdı: “Siktir! Babam o mağaraya yaklaşmayın demişti!”)

Mağaranın ağzına gelen Feng Xiao’nun burnuna pis bir kan ve vahşet kokusu geldi. O sırada bir ışık titreşti ve Feng Xiao’nun hemen önünden geçti. Feng Xiao yana atıldı ve keskin pençelerden son anda kaçındı.

Feng Xiao’nun karşısında, dikkatle bakan, uzun bir beyaz kurt duruyordu. Uysal beyaz kurtlarla karşılaştırıldığında bu kurt daha büyüktü ve gözleri şeytanımsı kırmızı bir ışıkla parıldıyordu. Bedeninden yoğun ve acımasız bir aura yayılıyordu.

Ding! “Feng Hun oyuncusu Kana Susamış Beyaz Kurt’un bölgesine girdi. Kurt Kral’ın haysiyetini rencide ettin. Beyaz Kurt Kralı sen ölene ya da bölgesinden ayrılana kadar sana saldırmaya devam edecek.”

Feng Xiao sistemin uyarısını dikkate almadı. Kalbi korkuyla değil, heyecanla dolup taşıyordu. “Bu bir boss! Kesinlikle bir boss! Dün koca öğleden sonramı kurt kesmeye harcayıp neden çok bir eşya bulamadığım anlaşıldı. Asıl hazine bu mağaranın içinde çünkü!”

Boss ne mi demek? Bosslar en iyi ekipmanları verip seviye atlamak için bolca tecrübe puanı barındıran güçlü yaratıklardır. Neredeyse her oyuncu bir bossa meydan okumak için can atar. Karşılaştıkları boss çok güçlü olsa bile mutlaka tanıdıklarını çağırıp o bossu indirmek için uğraşırlar. Güç farkı çok olmadığı sürece bir boss ile karşılaşıp savaşmazsan ya korkağın teki, ya da düpedüz bir aptalsın demektir.

Kana Susamış Beyaz Kurt Kralı:

Seviye: 10

Yüksek Seviye Boss

HP: 1500

Beyaz kurtların kralı. Yıllar boyunca Günbatımı Bayırı’nın ruhsal gücünü emmesi sebebiyle Yüksek Seviye Boss’a dönüşmüştür. Normalde ılımlıdır fakat bölgesine giren her canlıyı katledecek kadar da acımasızdır.

Yetenekler:

Kana Susama: Pasif yetenek. Verdiği hasarın %5’ini HP olarak geri kazanır.

Parçalayan Pençe Vuruşu: Aktif saldırı yeteneği. Rakibe sert bir pençe vuruşu yapar. Kritik vuruş verme olasılığı yüksektir.

“Yüksek Seviye bir Boss.” Her şeye rağmen Feng Xiao çok endişeli değildi. Şu anki yetenekleriyle normal bir seviye 5 oyuncudan farklı olan Feng Xiao için tek başına savaşmak pek zor olmayacaktı.

Bossların sınıfları şu şekilde bölünüyordu: Yüksek Seviye, Gümüş Seviye, Altın Seviye. Her sınıf arasında çok büyük bir güç farkı vardı. Örnek olarak, bir Gümüş Seviye boss, tek başına 3 Yüksek Seviye boss’u yenebilirdi. Aynı şey Altın Sınıf bosslar için de geçerliydi. Altın Sınıf’ın üstünde karşılaştırılamayacak kadar güçlü olan Ölümsüz yaratık vardı. Ölümsüz Yaratık’ın üstünde ise efsanelerdeki Tanrısal Yaratık vardı. Ondan da sonra ise Ultra Tanrısal Yaratık. En sonunda ise, tüm Yeniden Doğuş yaratılışının zirvesinde olan Kutsal Yaratık vardı.

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.