Mirasçı

19 Ağustos 2019
Çeviri: Sanseiu
Düzenleme: Sanseiu
352 Görüntülenme
Bu bölümü 2 Kişi beğendi.

Bölüm

Mel’ in utangaç tavrını gören adam, babacan bir sesle onu içeri çağırdı.

Neredeyse aynı yaşlarda bir erkek evladı vardı, Mel’ i kendi çocuğunun yerine koyarak evine kabul ediyordu.

“Hoş geldin oğlum”

Beyaz saçlı kadın da kapının eşiğine gelen Mel’ e seslenince, iri fizikli genç çocuk yavaşça içeri girdi.

Sofra hazır hemen geçin!”

Kadın misafirini omuzlarından tutarak girişin sağında kalan küçük odaya yönlendirdi.

Tahta bir masa, iki sandalye ve bir yatak olan odaya giren üçlüden, adam hemen önünde tabak olan sandalyeye oturdu.

Ayakta iki kişi kalmıştı ama masada tek sandalye vardı. Mel donup kaldı, bakışlarıyla adamdan yardım istiyordu ama muhafız oralı değildi.

Evladım otursana.”

Kadın Mel’ i sırtından ittirerek boş sandalyeye oturtmak istedi ama genç çocuk yerinden bir milim oynamamıştı.

Siz oturun lütfen!”

Mel’ in sesi istem dışı sert çıkınca, nihayet muhafız kafasını gömdüğü tabaktan kaldırdı.

“Otur şuraya velet!”

Adamın bu tavrı karısını güldürdü.

Evladım ben yedim, otur sen.”

Mel’ in kapıdan girişi ve sofraya oturması on dakikadan fazla sürecekti.

Eğer birine bu çocuk ormanda patron yılanın kafasını acımasızca parçaladı deseydiniz, inanması mümkün değildi.

Kusura bakma velet, iki gündür ormanda olduğunu biliyorum ama elimizde tahıl lapasından başka bir şey yok!”

Mahcup bir tavırla konuştu adam, koyu kahverengi lapaya bakarken gözlerinde öfke vardı.

“Önemli değil efendim, bana evinizi açmanız bile büyük bir iyilik. Bunu hiçbir zaman unutmayacağım.”

Minnetini de, kinini de sakla, dedesinin öğretilerinden biride buydu.

Alt tarafı bir gece kalacaksın, haydi yemeğini ye!”

Muhafız ve Mel oturup kaşıklarını tabağa bir daldırıp bir kaldırırken, beyaz saçlı kadın onları izliyordu.

Birkaç dakika sonra kadın önce yavaşça, daha sonraysa hüngür hüngür ağlamaya başladı.

Sophia yapma böyle!”

Can, karısına seslenirken ha ağladı ha ağlayacak bir hal aldı, yaşananlar karşısında Mel’ de yemeyi bırakmıştı.

Sizi böyle görünce, Sivo ile antrenmandan gelip bu sofraya oturmanız geldi aklıma.”

O zamanlar soframız zengin, oğlum sağlıklıydı. Geberesice İkinci Kıdemli!”

Kadın isyan edince adam yerinden fırladı.

Yavaş konuş Sophia, bu halimizden de mi olmamızı istiyorsun?”

Sonra uzun bir sessizlik oldu, ne kaşık tıkırtısı ne de tek bir kelime.

Biraz daha sabret güzel karıcığım, Patrik girdiği tenhadan çıkınca her şey eskisi gibi olacak!”

Mel her şeyi duydu ama hiçbir şey sormadı, ailenin yaşadığı dramı daha da deşmek istemiyor gibiydi.

Muhafız abi, yaratık çekirdekleri ile ilgili nereden bilgi alabilirim?”

Sofradan kalkınca Mel hemen sorusunu sordu. Bu hali adamın tuhafına gitse de, girişteki küçük bir sandığın içinden ince kitabı çıkarıp ona attı.

Bu muhafızlara dağıtılan bir kitapçık, sanırım içinde isteğin bilgileri bulabilirsin.”

“Bir şey daha isteyebilir miyim?”

“Söyle bakalım ufaklık, başka ne istiyorsun?”

Adam hafif bıkkın ama hafif de şakacı bir tavırla cevap verdi.

Bu gece oğlunuzun yanında kalabilir miyim?”

O sırada Can’ ın karısı da yanlarına geldi, adam cevap vermeden önce bakışlarıyla ondan onay bekledi.

Ancak onun da kabul ettiğini anlayınca tamam dedi.

Mel elinde kitap, evdeki iki odadan diğerine girdi, zaten ev denen delik küçücük bir giriş ve ufak iki odadan oluşuyordu.

Merhaba, Sivo!”

Mel odaya girince tek bir yatak ve içinde hareketsiz yatan bir çocuk gördü. Kendisi ne kadar sağlıklı ve gürbüz görünüyorsa, yataktaki çocuk o kadar ölüme yakın duruyordu.

Kimsin sen?”

Sert bir çıkış yaptı Sivo, onu gördüğünden hiç mutlu olmamıştı.

“Adım Mel, akademinin bitki bölümü kabul sınavları için buraya geldim. Babandan sizde kalmak için ricada bulundum, bu gece beraber uyuyacağız.”

Akademi sözünü duyan yatalak gencin nefesi, kısa süreliğine kesildi. Ardından Mel ince yorganın altındaki yumrukların sıkıldığını gördü.

Biliyor musun ben de dövüşçü bölümüne gitmek istiyordum?”

Mel evet anlamında kafasını sallayıp, “Baban anlattı, canavar çekirdeği kazanmak için ormana gitmişsin” dedi.

Bu sözlerden sonra sanki yatalak çocuğun bedeni yataktan düşecek gibi sarsıldı.

İkinci Kıdemli denen köpek yüzünden oldu her şey, kuralları değiştirmeseydi ormana girmeme gerek kalmayacaktı!”

Mel’ in şapşal bakışları eşliğinde devam etti sakat çocuk.

Patrik tenhaya çekilip tüm yetkiyi ona vermeden önce muhafızların hayatı çok daha kolaydı. Maaşları iyi, kalacak yerleri vardı ve çocuklarının akademiye girmek için sadece yeterli olduklarını kanıtlamaları gerekliydi!”

Meraklanan Mel, can kulağıyla dinliyordu.

“İdareyi aldığı gibi önce muhafızları evlerinden çıkardı, ardından maaşlarını yok denecek kadar aza indirdi, en son da çocuklarının haklarını ellerinden aldı!”

“Daha akademiye girmeden, nasıl ormandaki yaratıklarla başa çıkabiliriz ki? Amacı test değil, bizi yok etmek ve yerimize zengin insanların çocuklarını almak!”

Gerçeği duyan Mel çocuğu avutmak istedi

Öyle deme, baban dedi ki seneye kadar iyileşip yeniden deneyebilirmişsin!”

Acı bir kahkaha oda da çınladı, ona ince ince akan gözyaşları eşlik etti.

Sana da mı söyledi ama biliyor musun dostum ben ölüyorum. Dişlerinden arttırıp aldıkları ilaçlar etki etmiyor, nasıl etsin ki?”

“Baksana şu odaya, tek bir penceresi dahi yok, en son güneş ışığını ne zaman gördüğümü unuttum!”

Yulaf lapası yiyerek sadece acımı uzatıyorum, ailemin üzerine kalmış bir yüküm sadece!”

Babası onu kandırdığını sansa da, genç çocuk her şeyin farkındaydı.

Sessizce kenara çekilip muhafızdan aldığı kitabı okumaya başladı Mel. İlk bölüm canavar çekirdekleri üzerineydi.

Şehir kapılarında akademiye girmek için gelenlere ilk sordukları nesneler bunlar olduğundan, kitabın başında bulunuyorlardı.

İşte bu ilk yaratıktan aldığım çekirdek; Sınıf-E, bedeninde doğa enerjisi depolayabilen vahşi yaratık çekirdeği, değeri 50 altın!”

Mel yüzüğünün içinde bu tip 13 çekirdek olduğunu gördü.

Sınıf-D, bitki ve vahşi yaratık melezi çekirdeği, değeri 100 altın!”

Ağaçta uyurken ona saldıran canlının çekirdeğini de gördü Mel ama en çarpıcısını sayfayı çevirince buldu.

“Sınıf- CD, patron sınıf vahşi yaratık çekirdeği, bedensel gelişim yapan kişiler ilk dönüşüm sırasında kullanırsa başarı şansı garantilenir. Değeri 1000 altın!”

Mel gözlerine inanamadı, dev yılanın çekirdeği umduğundan da değerliydi.

Kitaptaki çizimle yüzüğündeki nesneyi karşılaştırdığında tamamen emin oldu, şüphe yok anlatılan çekirdek buydu.

Sivo, sana bir şey sorabilir miyim?”

Mel yatalak çocuğu rahatsız etmekten çok korkuyordu.

“Sor dostum, beni bu olduğum halden daha fazla rahatsız edemezsin!”

Baban, senin bedensel gelişim yolunu seçtiğini söyledi, merak ettim de ilk dönüşümünü gerçekleştirdin mi?”

Çevirmen Notu

......

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar