Mirasçı

08 Eylül 2019
Çeviri: Sanseiu
Düzenleme: Sanseiu
302 Görüntülenme
Bu bölümü 1 Kişi beğendi.

Bölüm

“Dostum benle dalga geçme, ilk dönüşümü tamamlasaydım o ormanın giriş kısmında rahatlıkla dolaşabilirdim!”

Mel, yatalak çocuğun cevabı üzerine kendi durumunu düşündü ve ona hak verdi. Beden dönüşümünün tam olarak nasıl bir şey olduğunu bilmese de, kollarındaki değişimlerin bile ilk kısımlara yeteceğini görmüştü.

“Peki, iyileşirsen ilk dönüşümü tamamlayabileceğini düşünüyor musun?”

Sivo’nun gözleri öfkeyle açıldı, bu iki soru damarına basmakla eş değer olmuştu.

“Bana bak, tamam doğanın enerjisini ruh gücüne çevirme becerim zayıf ve o yöntem için gerekli kaynakları elde etmem mümkün değil ama bedensel dönüşümün vereceği tüm acılara göğüs gerebilecek kadar cesurum ben. Belki hiç iyileşemeyeceğim ve bu yatakta birkaç seneye kalmaz öleceğim ama bugün yine seçim yapma şansım olsa, hiç tereddüt etmeden o ormana yine girerdim!”

Uzun süredir tek başına yaşayan Mel, kendisi gibi bir insanın savaşçı içgüdülerine ilk defa şahit oluyordu, Sivo gerçekten bedensel gelişim yoluna baş koymuş biriydi.

“Anlıyorum, bana biraz bedensel dönüşümü anlatır mısın?”

Yatalak çocuğun yarasına tuz basmak gibi olsa da, Mel bu dünyadaki bir gelişim metodunu öğrenmek için önüne çıkan fırsatı kullanmak istiyordu. Gevşeyen yüzü ve rahatlamış haline bakılırsa, Sivo’ da anlatmak konusunda çok da zorluk çekmeyecekti.

“İnsanlar ve vahşi yaratıklar durmaksızın süren bir savaşın içindeler, dünya kurulduğundan beri bu böyle devam ediyor. Eski kaynaklar, uzun süre insanların vahşi yaratıkların besin kaynağı olarak yaşadıklarını söylüyor ta ki kurtarıcı göklerden inip onlara ruh tekniklerini öğretene dek av olmaktan kurtulamamış insanoğlu!”

“Nüfusun çok az bir kısmının bu teknikleri uygulayacak niteliğe sahip olduğunu gören kurtarıcı, onlara bir yol daha göstermiş, işte bu Bedensel Gelişim yoluymuş. Doğanın enerjisini ruhsal enerjiye dönüştüremeyen insanlar, bu konuda doğuştan yetenekli olan vahşi yaratıklarla birleşerek güçlenmeye çalışmışlar!”

Mel’ in aklındaki ilk sis perdesi yavaşça kalkıyordu, gelişim yolunun temel mantığını anladığında daha fazlası için yatalak çocuğa döndü.

“Biraz gelişim aşamalarını anlatır mısın?”

Sivo ilk defa gördüğü çocuğun meraklı tavrını şüphe çekici bulsa da, şu anki haliyle anlatmak dışında yapacağı bir şey yoktu.

“Bedensel Gelişim yoluna girecek kişinin, önce kendi mizacına uygun bir yaratığı hedeflemesi gerekiyor, karakteristik özelliklerin uyumu ilk dikkat edilmesi gereken unsurdur. Ardından yaratığın çekirdeğinin özümsenmesi gerekiyor, bu tamamlandığında ilk dönüşüm gerçekleşmiş olur. Tabii ki çekirdeği özümsemek için bedenin ondan alınacak güce dayanacak kadar güçlü olması gerekir, aksi halde ölmek işten bile değildir!”

“Çoğu zaman tek çekirdek yeterli gelmez, sadece patron sınıfı bir vahşi yaratığın çekirdeği özümsenirse başarı yüzde yüzdür!”

Mel, kitapta yazan tariften sonra çocuğunda aynı şeyleri söylemesi üzerine, elindeki çekirdeğin epey değerli bir şey olduğunu anladı.

Bu Keşfetme seviyesinin ilk düzeyidir, ardından Deri Değişimi düzeyi gelir ve gelişimcinin derisi özümsediği vahşi yaratık enerjisiyle uyumlu olmak için değişmeye başlar. Bedensel Gelişim yolunu seçen insanların diğerlerinden ayrılmaya başladığı zaman Deri Değişimi ile başlar!”

“Keşfetme’ nin zirvesi ilk özelliğin kazanıldığı andır, Bedensel Gelişimci özümsediği vahşi yaratığa ait olan bir yeteneği içselleştirir ve sanki doğduğundan beri onunlaymış gibi kullanmaya başlar. Zengin aileler ve köklü oluşumlar, Keşfetme süreci boyunca üyelerini çekirdeğini özümsediği hayvanın eti ve kanıyla beslerler. Bu şekilde diğerlerinin en az iki katı hızla gelişme şansları olur”

Eşitsizlik müthişti; eğer fakirseniz, zar zor bir vahşi yaratık çekirdeği bulsanız bile başarı garantisi yoktu ve gelişim sürecinde diğerlerinin gerisinde kalmaya mahkûmdunuz.

“Keşfetmenin ardından Uyum süreci gelir, gelişimcinin vücudunun belli bölümleri vahşi yaratık özellikleri göstermeye başlar, kanı değişerek vahşi yaratığın kanına dönüşmeye çalışır ve en sonunda gelişimci özümsediği vahşi yaratığa dönüşür!”

Mel hayretler içinde ayağa fırladı, son duyduğu ona çok ilginç gelmişti.

“Korkmakta haklısın dostum, bu aşama bir Bedensel Gelişimci için dönüm noktasıdır. Tam dönüşümden sonra iradesini kullanarak yeniden insan haline gelmek zorundadır, aksi halde..!”

Birden sustu yatalak çocuk, Mel’ de ne demek istediğini açıkça anladı.

“Bazıları der ki, patron seviyesi vahşi yaratıklar aslında tam dönüşüm geçirip insan haline geri dönemeyen insanlarmış!”

Her duyduğu yeni şey, bir öncekinin üzerine vurulan çekiç gibiydi, sanki uzun bir çivi durmaksızın beynine çakılıyordu.

“Geri Dönüşüm’le beraber Hükmetme süreci başlar ama üzgünüm benim bu seviye ile alakalı pek bir bilgim yok!”

Derin bir nefes aldı Mel, fazlasına ihtiyacı yoktu. Şu ana kadar duydukları yetip de artmıştı bile ama gözlerinde bir ışık çaktı.

“Sivo sana son bir soru soracağım, vahşi yaratığa dönüşüp insan formuna dönememek seni korkutmuyor mu?”

Yatalak çocuk dudaklarını ısırıyordu, bir iki dakikalık sessizlikten sonra da konuşmaya başladı.

“Mel üstümdeki örtüyü kaldırır mısın?”

Genç çocuk denileni yaptı ama ondan sonra gördükleri hiç hoşuna gitmeyecekti.

“Ne oldu sana böyle?”

Yatalak çocuğun belden aşağısı feci durumdaydı, iki ince çubuğu andıran bacakları ve kendi pisliğinin içinde yatan bedeniyle ölüme mahkûm olmuştu.

“Değil yürümek sürünemiyorum bile, vahşi bir yaratığa dönüşmek bu halde olmaktan iyidir!”

Yatalak çocuğun sözleri acıklıydı ama Mel gülüyordu. Bu durum karşısında Sivo sert bir çıkış yapacaktı ki aynı anda Mel eliyle onu durdurdu.

“Seninle bir anlaşma yapacağız; ne olursa olsun bu gece olanları kimseye anlatmayacaksın, buna karşılık ben de seni iyileştireceğim!”

İkili bir süre göz göze bakıştılar, Sivo karşısındaki çocuğun onunla dalga geçmediğini anlayabiliyordu. İki genç çocuk sözsüz olarak anlaştıklarında, Mel küçük odanın kapısına doğru yürüyerek dışarı çıktı.

Evde ses yoktu, belli ki muhafız ve karısı çoktan uyumuştu. Bütün gün kapıda durmak kolay iş değildi ve bu şartlar altında yaşayan kadının yorgun olması da çok doğaldı.

Yeniden içeri giren Mel bu sefer kapının kilidini içeriden iki kere çevirdi, sonraki işi yatalak çocuğu tek hamlede yatağından kaldırmaktı.

Üzerindeki kıyafetleri çıkarıp bir kenara fırlatınca, Sivo’nun çarpık bedeni gözler önüne serildi, insandan çok bir hilkat garibesine benziyordu.

“Bundan sonra sürüneceksin arkadaşım ama inanıyorum ki sürünenlerin içindeki en güçlülerinden biri olacaksın!”

Tahta zeminde yatan Sivo bu sözlerden hiçbir şey anlamadı ama bir an sonra Mel’ in tenekeyi andıran yüzüğünün içinden çıkan şişeleri görünce şoka girecekti.

“Alanlar arası boyutu olan bir yüzük taşıyorsun, kimsin sen?”

İlk bakışta göze batmayan, tabiri caizse dandik görünen yüzük, en ucuzu babasının on yıllık maaşıyla alamayacağı bir eşya çıkmıştı.

“Kim olduğum çok önemli değil ama gördüklerini kimseye anlatmayacağımız konusunda anlaşmıştık değil mi?”

Çevirmen Notu

.

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar