POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
Cilt 1

Nidome no Yuusha Bölüm 11: Kahraman Şarkı Söyler, Uyuyakalır, ve Anlaşır

Çeviri : Sinan Saçoğlu
Düzenleme : -
Okunma : 768
Tarih : 18 Aralık 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bölüm 11: Kahraman Şarkı Söyler, Uyuyakalır, ve Anlaşır

(ÇN: Bu seride bölümlere isim verirken yazar ne içiyor merak ediyorum.)

“Lalalan♪ lalan♪ lalanlalalala ♪”

Sabah. Gölgeler gibi siyah renkli gökyüzü eşliğinde, yavaşça ağartılmış, karmaşık hafif bir ruh haliyle, kraliyet başkentindeki bir hanın bir odasının içinde ürkütücü derecede hevesli bir şekilde bir melodi mırıldanıyorum.

“Lalaa~, lalanlan♪ lalala~, lala♪”

Sonuç olarak, bazı zor üretim süreçleri nedeniyle, isteksizce de olsa son 3 ay içinde mahrum kaldığım yatağa girmekten vazgeçmek zorunda kaldım. Öfkemi içimdeki intikam ateşi için yakıt olarak kullanarak, MP iksirlerini birbiri ardına kafaya diktim ve projemi hayata geçirmeye koyuldum.

Olan onca şeyden sonra bile, bedenim ve ruhum yorgundu, ama dedikleri gibi hissettim “Hoşuna gitmiyor mu?”, tüm geceyi kendimi projeme kaptırarak geçirdim. Sürecin zor kısmını bitirdiğim an, garip bir transa düştüm. Her ne kadar artık düşük dereceli mana iksirlerini içmem gerekmiyor olsa da, kalan hepsini tek seferde içtim, çünkü zihnim artık düzgün çalışmıyordu.

Bilinçli durumumun tehlikeli bir durumda olduğunu fark etsem de, modifiye edilmiş kolyeyi tasarlarken fışkıran adrenaline güveniyorum. Sonra, radyoda çalan egzesiz programlarındaki müziklere tepki veriyormuş gibi, vücudumu gerdim. Eğer güneş doğunca yola çıkmak istiyorsam, gece çalışmasının yüksek geriliminden kurtulmalıyım.

“Çok gürültü yapıyorsun!!  Saatin kaç olduğuna dair bir fikrin var mı?!

“Uooh, üz-üzgünüm…”

Aniden, diğer odadan yüksek bir bağırış geldi, ve bir anda, her zamanki benliğime geri döndüm. Sadece bir handa kaldığımdan beri uzun zaman geçtiği için değil, aynı zamanda günler boyunca yalnız olduğum için, diğer insanları rahatsız etmemeyi tamamen unutmuşum.

Bu kötü, bu seviyedeki hanlar gerçekten ince duvarlara sahip, bu yüzden benim huysuz şarkılarımı duymaları oldukça mümkün. Bu korkunç; çok feci bir şekilde ölmek istiyorum, bu gerçekten utanç verici!!!

“Son kez söylüyorum, kapa çeneni!!”

Yatağımın içine daldıktan ve yorganı üzerime çektikten sonra, komşum bir kez daha duvara vurdu.
Görünüşe göre henüz aklım başıma tamamen gelmemiş. Yaratıcılık yeteneğim dibe vurdu. Bunun için gerçekten üzgünüm. Umutsuzluğa düştüğüm için, uyumaya gidiyorum.

Her ne kadar bir yatakta uyuduğumdan beri bir süre geçmiş olsa da, tamamen uykuya dalmama ve fazla uyumama izin veremem. Şehirden ayrılmadan önce yapmam gereken bir iki şey daha var.

Prenses, ertesi güne kadar çağırma alanından uzak durmalarını emretmiş olsa da, çoktan fark etmiş olmalılar, ve şu anda tedavi görüyor olmalı. Oluştuklarından itibaren oldukça zaman geçtiği için o yaraları iyileştirmenin biraz zaman alacağına inanıyorum, ama gün sonunda başkentten ayrılmak istiyorum.

Böyle bir pişmanlık ile yatağa girmek, yatağa oturdum ve sabah olduğunda gün ışığıyla beni uyandırabilecek pencerenin yanında uzanıp gözlerimi kapattım.

Harika bir şekilde uyuyakalmışım.

…… Şey, çünkü havanın aniden bu kadar bulutlu olacağını düşünmemiştim. İlk seferin ne olacak diyebilirsiniz? Çağrılmamın hemen ertesi gününün havasını hatırlayabilmemin bir yolu yok.

Güneş çoktan doğdu, ve öğlen yaklaşıyor olmalı. Hemen, çevreyi kontrol ettim ve kaçış hazırlıklarımı ertelemeye karar verdim. Sonra, iyi bir yemek büfesinden bir şeyler yedim ve gecekondulara doğru devam ettim.

Görünüşe göre dünkü uyarı amacına ulaşmış, herhangi bir serserinin müdahalesi olmadan gecekondularda ilerleyebildim.

İlerlerken dün uğradığım döviz bürosunun yanından da geçtim, ama içeride başka bir çalışan vardı. Yüzümü gördükten sonra, korkarak eğildi, bu yüzden ona sırıtmaya karar verdim, ama neden bu kadar soluk göründüğünü merak ediyorum.
Buraya kavga başlatmak için gelmedim. Tabi bunu yapmak için bir sebebim olmadıkça.

Sanki dünkü olay hiç olmamış gibi, gargoillerin bulunduğu yere vardığımda (aksine, mevcut gargoiller öncekilerden daha gelişmiş gözüküyordu), gizli şifreyi hala bilmediğimi fark ettim.

Daha bunu düşünme fırsatım bile olmadan gargoiller bana “Girebilirsin.” dediler. Çoktan bazı düzenlemeler yapmış olması harika.

Ve sonra, Duphein’in üssüne girdikten sonra, dünkü olayda yaralanan korumalar bana delici bakışlarla baktılar.

“Size sebepsiz yere saldıracak değilim. Gerilmeyin, siz koruma değil misiniz?”

Kaşlarım çatıkken, bir iç çekişle birlikte onlara bunu söyledim, ama sözlerim gerginliklerinin geçmesi için yeterli değil gibi görünüyordu. Her ne kadar doğru bir tutum olsa da, bu gecekonduda gardını düşürmek ölümcül olabilir, ama aşırı gerginlik de pek bir fark yaratmaz, bu yüzden bu kadar gergin olmanın dezavantajlı olduğuna inanıyorum.

Dünki gibi yukarı çıktığımda, yüzünde bir gülümseme ile bekleyen Duphein'i buldum, ve masasında, altın paraların neredeyse eşit olarak bölündüğü 4 kese vardı. Küçük olanın içinde, kalan 40 altın olmalı.

“Burada, 340 altın para var. Doğrulamak ister misin?”

“Gerek yok. O sandalyede oturan kişi böyle bir şey yapacak kadar küçük biri değil.”

Aslında bunun asıl sebebi paraları saymayı zahmetli bulmamdı, ama bunu söylemek yerine isteksizce onu övmeye karar verdim.

“Daha fazla uzatmadan, işte kolye.”

“Sana kalbimin derinliklerinden teşekkür ederim, gerçekten değerli bir misafirsin. Nh? Kh, bu…”

Kolyeyi eline alan Duphein, bir şey fark etmiş gibi görünüyor. Orta seviye simyacıları ve sihirbazları kandırabilecek bir kılıf uyguladığıma emin olmuştum, işte bu yüzden böyle bir algı ve akıl seviyesine sahip insanlarla uğraşmak zor.

“Haah, bununla, kraliyet ailesi ile doğrudan müzakereler imkansız olacak.”

“Bununla sana sorun çıkaran bazı soyluların başını belaya sokmanın eğlenceli olacağını düşünmüyor musun? Ayrıca, baştan beri, kraliyet ailesiyle doğrudan görüşmeler yapmak gibi yüksek riskli bir stratejiyi kullanmayı hiç düşünmedin bile, bu yüzden beni kandırmaya çalışma.”

Bu geçen seferden bir şey; kraliyet ailesi, kısaca, kral, kraliçe, ve prenses gerekli bir kötülük olarak gecekonduyu tolere ediyorlar; ancak, gecekonduların varlığını tanımak istemiyorlar. Şeytan Kralın varlığının söylentilerinin hızla yayılması, ürünlerin sürekli olarak satın alınmasına ve fiyatların katlanarak artmasına neden olduğundan, gecekondunun altyapısının gelişmesine yol açıyor.

Eğer müzakereler doğrudan yapılırsa, suçu gecekondu mahallesine atacakları ve onları boyun eğdirmeye çalışacakları açık. Hırsızlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle gecekonduları suçlayacaklar ve bu sayede krallık tarafından çalışmaya zorlanacak ve üretkenlik uğruna hayatlarını haycayacak çok sayıda suç kölesi doğacak.

Eğer bunu yapsaydılar, bir isyanı tetikleyeceği oldukça açık, ama statülerinin inkar edilemez olduğunu düşünen kraliyet ailesinden bahsediyoruz. Bir isyan başlaması ihtimalini hiç düşünmemişlerdir.

Bu arada, ilk seferimde, arkamdan benzer bir şey yaptıklarında ve bir isyana neden olduklarında, beni suçladılar, Şeytan Kralı yenen kişiyi, vatandaşların her şeyin arkasında benim olduğuma inanmalarını sağladılar. Bir kez daha suçu başkasının üzerime atmaya çalışacaklarına eminim, sadece bu sefer farklı bir günah keçisi ile.

“Yine de, bazı etkili aristokratlardan iyilik kazanma olasılığını elinden aldım. Bu yüzden sebep olduğum sorun için sana 20 altın para ödeyeceğim, ve eğer isteyeceğim bir şeyi yapabilirsen, 20 tane daha vereceğim. İlgileniyor musun?”

“Tüm bu değişiklikleri sadece bir gecede nasıl yapabildiğini bana söylersen, sorun ücreti ya da ek ücretler konusunda indirim yapmana gerek olmaz.”

“Üzülerek bunun bir ticaret sırrı olduğunu söylemeliyim. Peki o zaman, yapabilir misin?”

“Önce detayları duymadan cevaplayamam.”

Duphein omuzlarını biraz silkti.

“Doğal olarak, isteğimi gerçekleştirmek çok zor bir şey değil. Gözlerim olarak kullanmak için altın madeni paraya dönüştürmek için kullandığın gibi bir simya yaratığı hazırlamanı istiyorum. Tek kullanımlık olmasını ve kalede ne olduğunu bir videoda sihirli bir şekilde kaydetmesini istiyorum, sonra kendini kuş gibi bir şeye gizleyip bana geri dönecek bir şey.”

“Eğer kaynağını keşfetmeyi başarırlarsa, bana yansımaları büyük olur. Ek ücret 80 altın sikke.”

“Bu yeteneklerini göstermen için iyi bir fırsat, 30 altın sikke.”

“Hayır, hayır, mümkün olup olmadığı ile ilgili değil, eğer yakalanırsam yaşayacağım olumsuzluklarla ilgili. 70 altın sikke.”

“Che-, nasıl olsa soylulardan bilgi toplamak için benzer bir yöntem kullanıyorsun, değil mi? Sadece bu durumda, hedef kraliyet ailesi olacak. 50 altın sikke.”

“Bunu bir soyluya ve kraliyet ailesine yapmak arasında büyük bir risk farkı olduğunu düşünüyorum. 60 altın sikke, ayrıca, hava açılmaya başlıyor gibi görünüyor.”

O an, müzakerenin ortasında, bunca zamandır beni izleyen Duphein, gülümsedi ve pencereye doğru baktı. Bundan daha fazla inmeyeceğine dair niyetini ifade ediyor gibi görünüyor.

“……Anladım, bu yeterli. Gerçekten açgözlü bir piçsin.”

“Beni övmenin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini biliyorsun, değil mi? Bununla, müzakereler tamamlandı. Peki o zaman.”

Duphein bana alay ediyormuş gibi gülümsedi, ve bunu söyledikten sonra, önündeki keselerden birinden tam 40 altın sikke çıkarıp saydı, ve onları masasından çıkardığı boş bir keseye koydu.

Kısmen dolu kese de eklenince, tam olarak 80 altın oluyor. 20’si sebep olduğum sorunun tazminatı, ve 60 tanesi de istediğim isteğin ücreti olarak tanzim edildi.

“Bu [Meraklı Göz] alıcısı. Eğer başarılı bir şekilde etkinleştirilirse, [Meraklı Gözün] verici ucuna bağlamalı ve kaydedilen videoyu göstermeli.”

Duphein bana içinde metal gibi hissettiren altın renkli bir madde olan küçük bir şişe gösterdi.

Mühürlü küçük şişeyi aldım ve çantamın içine koydum.

“Geez, daha yeni sorduğum bir isteği nasıl önceden hazırlamış olduğunu merak ediyorum?”

“Üzülerek bunun bir ticaret sırrı olduğunu söylemeliyim.”

Duphein, bir süre önceki sözlerime misilleme yapıyor gibiydi, alaycı bir şekilde gülümsedi.

“Haah~… Peki o zaman, umarım tekrar görüşmemiz gerekmez.”

Bir şekilde, her ne kadar imkansız olacağını düşünmeme rağmen, yine de kaba bir dil kullandım.

“Bu üzücü. Bana sorarsan, tekrar ziyaret etmen sorun olmaz.”

Duphein'in tepkisinin ne kadar ciddi olduğunu bilmiyorum.

Duphein'in verebileceğim herhangi bir yanıtla her zamanki gibi sırıtacağını hayal ettiğim için, özel bir şey söylemeden ayrılmaya karar verdim. Kaybettiğimi hissettim, ama önemsemedim.

Yine de, Duphein’in isteğimi başarabileceğine inanıyorum.
Planımın başarısı, kraliyet sarayı içinde Duphein gibi kolyedeki ufak farkları fark edebilecek birinin olup olmamasına bağlı; ancak, geçmiş yaşamımda nereye gitse o kolyeyi hep takıyordu. Ona karşı duygusal bir bağı ya da giymek için özel bir sebebi olup olmadığını bilmiyorum, ama prensesin kişiliğini göz önünde bulundurursak, önce kontrol etmeden kolyeyi direk takacaktır.

Eğer bunu yaparsa……

“Ku ku ku, eğer tuzağa düşerse mükemmel olur.”

Bunun gerçekleşeceği zamanı düşünürken, ruh halim iyileşti. Bir kaçak hayatı yaşadığım günleri hatırladım, her zaman koşuyordum, koşuyordum ve tek düşündüğüm hayatta kalmaktı. Her gün, 7/24, koca bir yıl boyunca, tatmin edici bir yaşam süremedim, çünkü çevremden haberdar olmalıydım ve gereksiz şeyleri düşünmek için bile zaman ayıramıyordum.

Bana verilen bu ikinci şans için minnettarım. Kral, kraliçe ve şövalyelerin acı tarafından ele geçirilmiş yanlarındaki prensesin yüzünü gördüklerinde sahip olacağı yüzleri hayal etmek… Sevinçten havalara uçan bir ruh hali içinde, gecekondu sokaklarında yürüyorum.

“Ah, sadece intikam almayı planladığım o insanları düşünerek böyle hissettiğimi düşünmek…”

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (3)

3 puan
FIRAT ARSLAN7 ay önce
Üye
Çeviri için teşekkürler

144 puan
Ulaş8 ay önce
Üye
Kolyeye bubi tuzağı yerleştirdi manyak :D

144 puan
Ulaş8 ay önce
Üye
Sadist kahramanımız şirinler müziği söylüyo :p

25 puan
Darklight8 ay önce
Üye
@Ulaş, :) :d :)