POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
Cilt 1

Nidome no Yuusha Bölüm 4: Kahraman Mektup Yazıyor

Çeviri : Sinan Saçoğlu
Düzenleme : -
Okunma : 143
Tarih : 28 Ekim 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Bölüm 4: Kahraman Mektup Yazıyor

==================================

Eğer bunu okuyorsan, kafayı yediğini düşünebilirsin ama bu doğru değil, çünkü çoktan bir kez öldün.

Hayır, bu bir şaka değil.

Nasıl öldüğünü bilmiyorum, ama kesinlikle bir kez öldün.

HP miktarın sıfıra ulaştıktan ve öldükten sonra, başlangıca geri döndün.

Şimdiye kadar deneyimlediğin her şeyEğitim Modu’ydu.

Bir kişi başka bir dünyaya çağrıldığında, gittiği dünyada bazıSıradışı Güçlerkazanır.

Bundan dolayı, yerel halk ile karşılaştırıldığında, çoğu muazzam güçlere sahiptir. Fakat bu insanların çoğu, sahip oldukları yetenek ne olursa olsun oldukça hızlı bir şekilde ölüyorlar.

Gerçekten aşırı bir kolaylıkla öldürülüyorlar.

Doğdukları Dünyanın Tanrısı olarak ben bile hangi dünyaya gönderileceklerini bilemem ya da müdahale edemem. Yine de, her ne kadar onları dikkatli olmaları gerektiği konusunda uyarsam da, sadece birkaçı başarılı bir şekilde uyum sağlayabiliyor. Düşünce tarzları başka bir dünyaya ait olduğu için sağduyuları çok umursamaz oluyor.

Bu yüzden, başka bir dünyaya giden insanlara işleri önceden açıklamayı bıraktım.

VeEğitim Modu’nu yarattım.

Sanırım herhangi bir açıklama olmadan maceraya atılmak çok kafa karıştırıcıydı, ama görmek inanmaktır, bu yüzden tanrının son hediyesi(hilesi) olanEğitim Modu’nu yarattım.

Çağrıldıktan sonra, doğal ölüm hariç, HP miktarın sıfıra ulaşırsa ve ölürsen, başlangıç noktasına geri döneceksin.

Şimdiye kadar kazandığın her bir tecrübe puanı, sahip olduğun her yetenek, deneyim kazanarak geçirdiğin her bir saniye elinden alınacak ve tecrübe puanlarına dönüştürülerek saklanacak.

Kısacası, bir Yeni Oyun+.

Karakterinin seviyesi yükseldi diye yeteneklerinin de seviyesi yükselmez. Eğer herhangi bir çaba göstermezsen, daha önce söylediğim gibi, acı verici bir şekilde ölürsün. Bu yüzden,ölme eğiliminideneyimlemenize izin vermem gerektiğini düşündüm. Dünyanın Tanrısı olarak yapabileceğim en iyi hile bu.

İki dünya karşılaştırıldığında, senin doğduğun dünyadaki sihir çok zayıf. Aslında, iki dünyadakiler de bireyler olarak son derece güçsüzler. Ve bu dünyadakilerle vücutları arasında neredeyse hiçbir fark olmamasına rağmen, başka bir dünyaya geçtiğinde, içinde birSıradışı Güçaktifleşir. Çünkü başlangıç değerlerinle çağrıldığın dünyada en fazla bir Slime’yi yenebilirsin. Eğer olağandışı bir gücün olmasaydı, bir Köylü A’nın sahip olduğu kadarki güçten başka bir şeyin olmazdı.

İşte bu yüzden hayatta kalmak istiyorsan, çaba göster, düşün ve öğren.

Hemen hemen diğer tüm dünyalar orijinal Dünya'dan daha tehlikelidir.

Beceriksiz bir tanrı olduğum için üzgünüm, ama lütfen, mutlu bir hayat yaşa.

Tanrıça

==================================

 

“Anlıyorum, yani bu gerçekten bir Yeni Oyun+.”

E-posta simgesinden çıkan şey o mektuptu.

Şüphelerim olan bazı noktalar vardı, ama Tanrı gerçekten var gibi görünüyor. Seviyeler ve vesaire, dünyada, eski dünyamda da var gibi görünüyor.

Dünyanın Tanrısı tarafından verilen hile yeteneklere sahip olduklarında bile kolayca öldürüldüler. Bu yüzden herhangi bir açıklama yapmak yerine,bir kez tecrübe et ve sonra baştan başlayöntemini kullanmaya başladı.

Peki, bu sayesinde kurtuldum, ve aklıma takılan çeşitli sorular açıklandı.

Şimdi seviyeme ne olduğunu biliyorum, ama zaten aniden başka bir dünyaya düşmek de hemen ölmelerinin sebeplerinden biri değil mi?

…Yine de.

“Kuhaha…”

Evet, minnettar olmalıyım.

Şimdi, o zaman yemin ettiğim intikamı bitirebilirim.

“KUHAHAHAHAHAHAHAH!!”

Kahkahalarım durmuyor, duracak havamda değilim.

Hiç başka bir fırsat olacağını düşünmemiştim.

Yine de, intikama olan özlemim, ve kalbimde kucakladığım nefret yalan değil.

Şahsen deneyimleyerek, biraz heyecanlanmaya başladım. Mutluluk veren bir ürperti vücudumda dolaşıyor, ve durmuyor.

Bu ne bir rüya, ne de bir zaman sınırı var. Artık intikamımı alabilirim, onları öldürebilirim.
Bir süre güldükten sonra, artık açıkça düşünmeye başlayabilirim.

Ne yapacağım, nereden başlamalıyım.

Şu anda bile onları ezmek istiyorum.

Ayaklarımın dibinde, onlardan biri var, bir hedefim (intikamım için).

Ağzı şu anda kendi ateş topu yüzünden tamamen yandı, ve ona birçok kez tekme attığım için giydiği elbise de iyice yıprandı ve kirlendi.

Sonunda bana karşı çıkmanın ya da boyun eğmenin anlamsız olduğunu anladı. Yapabileceği tek şey bana nefretle bakmak.

Evet, bu. İşte bu. İntikam istiyorum.

Eğer dürtülerimin beni kontrol etmesine izin verirsem, o zaman onları hızlıca öldürebilirim.

Eğer benim seviyem düşmüşse, onların ki de düşmüştür, değil mi?

Şimdiye kadar edindiğim bilgiye ve eğitim modundaki tecrübeye sahibim.

Yeteneklerimi kaybetmiş olsam da, vücudumla onları kontrol etme tekniğini kaybetmedim.

Hala 50. seviyeyi aşan bir etkiye sahip kullanabileceğim birçok Ruh Kılıcı var, ve çevremde, hala tecrübeye sahip olmayan şövalyeler var; eğer sadece 10 veya daha az şövalye varsa, hiçbir sorun olmadan onlarla eğlenebilirim.

Eğer seviyemi yükseltirken bir süre saklanırsam, o zaman kendimi güçlendirecek bir yolculuğa çıktıktan sonra o lanet piçleri öldürebilmek için rahatça ortalıkta dolaşabilirim.

“Bu iyi değil. Bu şekilde iyi değil, Çünkü öbür türlü…”

Bir yıl boyunca acı çektim.

Kalbim çığlık atıyor ve çatlıyor olsa da, düşmüş olan kırık parçalar artık intikam arzum yüzünden yeniden birleşiyorlar.

Aradan geçen zamanda, içimde bir şey büyüyordu, bana yapışıyordu, çamurlu bir kıvamdaki bir ısı kütlesi gibiydi, bana sadece ölümden tatmin olmayacağını, bunun affedilemeyeceğini söylüyordu.

Acı dolu yüz ifadesini görmek güzel olmasına rağmen, sadece bu yeterli değildi.

Yani, onu henüz öldürmeyeceğim.

Yani, burada bitmeyecek.

Yavaş düşünelim, zamanım var, bu yüzden onu öldürürken acele etmem gerekmiyor.

Acıyı, acı veren hatıraları deneyimlemesine izin vermeliyim. Onu, pişmanlık ve ıstırap içeren zehirli bir bataklıkta boğmalıyım.

Daha, daha, daha fazla acı çekmesi gerekiyor.

Çünkü ancak o zaman, ilk intikamım tamamlanacak.

“Aah, seni şimdi öldürmeyeceğim. Sonuçta seni büyük zorluklarla iyileştirdim, değil mi? Seni öldürmek için birçok yol düşündüm bile.”

İstem dışı bir iç çekiş yaptım. Bu çok üzücüydü.

Birkaç şey düşündüm, küçük ve etobur bir böceğin bilinci hala açıkken vücudunu içten yemesine izin vermek, bir konağın içinde çimlenen ve daha sonra bir ağaç haline gelen bir tohumu ona yedirmek, ya da tüm duyularını elinden alıp geriye sadece düşünme yeteneğini bırakmak gibi.

Öyle ya da böyle, bu yeteneklere sahip Ruh Kılıçlarım şu anda mühürlenmiş gibi görünüyor, yani yapabileceğim bir şey yok.

Şimdilik, zamana ihtiyacım var.

Yavaşça ve dikkatli bir şekilde, intikamım için hazırlıklara başlamalıyım.

Elbette, bu hazırlıklardan zevk de almalıyım.

“Öncelikle…”

Yeşim Kristal Kılıçile prensesin ağzını konuşma yeteneğini sağlayabilecek bir ölçüde kabaca iyileştirdim.

“Hey, senden istediğim bir şey var.”

“……Kim senin gibi bir canavarın isteğini dinler ki?”

Gerçekten, o benim intikamım için iyi bir hedef, Prenses Alesia.

“Pfft, Ahahahaa”

“B- Bu kadar komik olan ne!?”

“Bilirsin, tam da umduğum gibi tepki veriyorsun. Bu duyguları asla kaybetme, çünkü bu duygular olmazsa, intikamım sıkıcı olur.”

Aşağı bakarken, sırıtıyor ve gülüyorum, Prenses Alesia ise yine gözlerinde daha fazla düşmanlıkla bana bakıyor.

“Bu, delice!! Neden! Sana ne yaptım ben…”

“Ne yaptığını bilmesen de, ben biliyorum. İhanete uğramanın acısını biliyorum. Kandırılmanın acısını biliyorum. Bir aptal gibi davranılmasının nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Hepinize bir salak gibi güvendiğim için hissettiğim acıyı hatırlıyorum. Herşeyi hatırlıyorum, Prenses Alesia Aurelia.”

“Uu, guu…”

Yanan magma gibi nefret dolu bir bakış ve keskin bir bıçak gibi soğuk bir ses.
Belki de prenses benim kelimelerimin anlamını anlamıyordu, ama ondan gerçekten nefret ettiğimi anlayabiliyordu.

“Şimdi, sonra tekrar konuşacağız, ama önce bir isteğim var.”

Pa-, elimi prensesin yanağına koydum.

Önceki durumu hakkında hiçbir iz bırakmadan, mükemmel bir gülümseme yaptı.

“Eğer dinlemeyeceksen, yapacak bir şey yok, değil mi? Ağzını bu amaç için iyileştirmiş olmama rağmen bu beni üzüyor, ama eğer istemiyorsan, yapacak bir şey yok, değil mi?”

Beklendiği gibi? Bilemiyorum, sana karşı gelmeyi hiç düşünmemiştim?

“Ne- Ne yapıyorsun…?”

Şu anda, şaşkınlıktan öte, endişesi artıyor gibi görünüyor. İyi bir sezgisi var.

“Fumu, göğüslerin yazı yazmama engel olurlardı.”

“Kyaa!? D-dur!!”

Onu bir tekme ile yüzüstü çevirdim, ve elbisesinin arkasını parçalayarak, sırtını açığa çıkardım.

“Ne var biliyor musun, seni ilk gördüğümde, güzel bir kız gördüğümü sanmıştım, ama şimdi hiçbir şey hissetmiyorum. Garip, değil mi?”

Omzundan sarkan parlak gümüş saçları, altın gözleri, iyi seçilmiş yüzü ve iyi oranları, bütün bunlar onu bir bebek gibi gösteriyor.

Tıpkı bir şablon gibi, Aurelia'nın sözde güzelliği, güzel bir kız.

Bu dünyaya ilk geldiğimde, buradaki kızlar modern Japonya'dakilerden daha güzellerdi, ve bir keresinde yanlışlıkla prensesi üstünü değiştirirken gördüğümde bu kalbimin hızla atmasına neden olmuştu.

Ama bunun dışında, şu anda onu bu kadar yakından görmeme rağmen, kalp atışlarımda hızlanma ya da başka bir şey olmadı.

“Zorla bir kadına tecavüz etmek… Şüphelendiğim gibi, başka bir dünyadan gelen insanlar vahşi ve kaba hayvanlar…”

“Huh? Neden bahsediyorsun? Senin gibi iğrenç bir kişiliği olan biriyle asla yapmam, yanlış anlama. Kendine olan güvenin iğrenç.”

Söylediklerimi hayal etmek, beni gerçekten kusma derecesinde hasta ediyor.

“Ne…!!”

“Eğer isteğimi dinlemeyeceğini söylüyorsan, o zaman sözlü mesaj yerine bir mektup yazmaktan başka bir seçeneğim yok.”

“…Bu, bu olamaz!”

“Görüyorsun, sözlü bir mesaj daha kolay olurdu, değil mi? Ama madem isteğimi dinlemeyeceksin, bu durumda güzel bir mektup yazmak dışında yapabileceğim bir şey yok.”

Ona, ne yapacağımı doğru tahmin ettiğini belirten neşeli bir gülümseme verdim.

“Şimdi, lütfen kıpırdama. Eğer kıpırdarsan, okunaklı bir mektup yazamam.”

“Hayır, Igyaaaaaaaaaaaa!!!”

Mektubu yazmak için elime Ateş Örümceğinin Bacak Kılıcı’nı aldım.

Bıçak da dahil olmak üzere 20 santimetre uzunluğunda, kırmızı renkte bir kısa kılıç olan Ruh Kılıcım.

Bu benim ikinci şansıç, bu kılıç eğitim modundayken sadece küçük bir yangına neden olabilirdi, bu yüzden şu anki kullanımı için uygun olmalı.

“Fun, fu~fufu~n♪”

“Ugya, gyaaa, sıcaaaak!! Du, duuuur!!”

Bu arada, sırtına ateşle mektubu yazarken bir uğultuyla şarkı söylüyorum.

“Biri, biri bana yardımm etsinnn…”

“Ahaha, kimse sana yardım etmeyecek, planladığın her hile gibi, bu da gerçekleşmeyecek, buradaki herkesi çoktan ezdim.”

Her ne kadar Alesia elini inleyen şövalyelere uzatsa da, buradaki herkesin dirsek ve diz eklemleri ters yöne bakıyordu, bu yüzden hareket edemezler. Her ne kadar bilinçlerini kaybetmemiş olsalar da, şüphesiz vücutlarını kaldırmaya çalıştıklarındaki çektikleri acıların çığlıkları sayesinde, prensesin sesi onlara ulaşamazdı.

“Hadi ama, hala yazmayı bitirmedim. Sonuçta, ne yazacağımı dikkatlice düşünmeliyim. Hareket etmeyi keser misin lütfen?”

Bunu söylerken karanlık bir gülümsemeyle sırıttım.

 

 **********************************************************************************************


(ÇN: Bu bölümde bahsi geçen iki dünya var ingilizce çeviri şu anda bulunduğu dünyaya World diyor ve doğduğu dünyaya Earth diyor ama bunların ikisinin de türkçesi dünya demek olduğu için cümle içinde anlam olarak ayırt edilebilir yapmaya çalıştım hangisini kasttetiğini.)

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)