POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ
Cilt 1

Nidome no Yuusha Bölüm 8: Kahraman Hem Bir Avcı Hem De Bir Shinigami - Kısım 2

Çeviri : Sinan Saçoğlu
Düzenleme : -
Okunma : 243
Tarih : 28 Kasım 2018
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Önümde koşan adamın peşinden koşuyordum.

Adamın bana saldıran serserilerle bir anlaşma yaptığını çok iyi biliyordum. Elbette, ayrıca söz konusu anlaşmanın içeriğini de biliyordum. Eğer nedenini bilmek istiyorsanız, çünkü ilk seferimde de aynı şeyi yaptılar. O zamanlar gizlemeye çalıştığı her şeyi zorla anlatmasını sağlamıştım, şehrin (gecekonduların) yönetimi gibi. Bu sayede, her şeyin arkasındaki kişiyle de tanışma fırsatı elde etmiştim.

İşte bu yüzden, o adamın şu anki durumu bir yerlerden gizlice izlediğini biliyordum. Durumu derhal işlerin arkasındaki adama, Boktan Gözlüklüye bildireceğini de biliyordum. Bu yüzden onu kullanma fırsatını bulduğumda, onu Boktan Gözlüklünün ikamet ettiği yere kadar takip etmeye karar verdim.

Her ne kadar bu gecekondunun patronuyla ilk tanıştığım yeri hatırlasam da, genellikle hedeflenen bir konum olduğu için, binanın yerini gecekondu mahallesindeki çeşitli noktalara taşımak için sihirli bir araç kullanıyor. Bu yüzden, ilk karşılaştığımız yere gitsem bile, bu beni onun sığınağına götürmez.

Beni hissetmesine izin vermeden onu takip ederken, durumumu doğruladım, ve iki yeni beceri kazandığımı fark ettim:Gizlilik Lv2veVarlığını Gizleme Lv1. Düşündüğüm gibi, önceki hayatımda bildiğim becerileri öğrenmek benim için çok daha kolay. Her ne kadar tüm yetenek seviyelerim sıfırlanmış olsa da, yetenekleri nasıl etkinleştireceğimi zaten biliyorum. Bu nedenle, tüm beceri düzeylerimi beklenenden daha hızlı bir şekilde yükseltebileceğimi düşünüyorum.

Onu takip ederken ve böyle şeyler hakkında düşünürken, adamın mümkün olan en kısa rotayı kullanarak beni gizli sığınaklarına doğru götürürken oldukça endişeli göründüğünü fark ettim.

İlk hayatımda, bu casusun savaş seviyesi konusunda şaşırmıştım. Sonuçta, uzun zaman önce bir ülkenin istihbarat ajanıydı. Ayrıca bir bilgi komisyoncusu olarak da becerikli olduğunu kabul etmeliyim. Ancak, yine de o bir korkaktı; özellikle, tehlike karşısında kaçarak, kendi hayatına öncelik veren bir adamdı. Doğrudan ona yöneltmesem bile, o serserileri öldürürken yaydığım kana susamışlığımı algıladıktan sonra korkmuştu.

Birbirlerini öldürmek bu gecekondularda günlük bir olaydır. Birisi sadece bir parça ekmek almak için bile bir çocuğu kesebilir, ya da çürümüş bir meyve için ölümüne savaşabilirler. Gecekondu mahallelerinde sıkça görülen psikopat katiller genellikle gecekonduları yönetenler tarafından öldürülür.

Gecekondulardaki bir günün tek bir ölüm bile olmadan bitmesi son derece nadir bir durumdur. Şimdi bile, ben casusu takip ederken, çevrede biraz yiyecek için kavga eden gecekondu sakinleri var.

Tıpkı ilk hayatımda olduğu gibi, casus başkalarının ölümlerinden etkilenmemiş görünüyordu. Belki de bu sefer o serserileri katlettiğimi görünce, tehlikede olduğunu hissetti. Belki de bu yüzden eğer bulunursa hayatını kaybedecekmiş gibi kaçıyordur.

Adam binaya girdikten sonra, kendim girmeden önce biraz bekledim.

İki sıradan gargoil tarafından korunan, çelikten yapılmış tanıdık bir kapısı vardı.

“Parola?”

“A~h, Bu adamları neredeyse unutuyordum……”

Bir an için çuvalladığımı düşünürken kafamı kaşıdım. Geçen sefer casusu bana rehberlik etmeye zorladığım için şifre bir sorun değildi. Bu sefer kaba bir giriş yapmak istemiyordum, bu yüzden onu gizlice takip etmeye karar vermiştim, ama ne yazık ki bu şifreyi kaybettiğim anlamına geliyor.

Birazdan tanışacağım kişi intikam hedeflerimden biri değil. Aslında, o benim düşmanım ya da müttefikim değil. Tekrar ediyorum, kesinlikle benim müttefikim değil. Bir kârı olduğu sürece umursamadan herhangi bir şeyi yapabilecek bir tip sadece. Sadece kâr için iş yapan biri, ve para söz konusu olduğu sürece herkesle iş yapar.

Sadece yalan söylemeyeceğini biliyorum. Bunun dışında, hangi yöntemleri kullanacağına dair hiçbir fikrim yok. O başından itibaren kazancı olduğu sürece, sadakatinin kalıcı olmadığını açık bir şekilde ilan eden biri.

Sadece karşılıklı faydaya dayanan bir ilişki.

Yine de, tanıdığım kişiler arasında en dürüst olan o. Üstelik, çalıntı kolyeyi satmak istediğim kişi de o. Daha satış görüşmelerinin başında ona düşman bir taraf olarak görünmemin benim için hiçbir faydası yok. Eğer ilk izlenimlerimi mahvedersem, o zaman müzakereler sırasında kesinlikle bundan faydalanacaktır.

Onunla iletişime geçerken çok dikkatli davranmalıydım. Eğer böyle yapmazsam, ben daha farkedemeden benden bilgi alabilir. Ve buu bilgi de diğer insanlar tarafından satın alınır, esas olarak casus gibi bilgi komisyoncuları tarafından. Gerçi her zaman bilgiyi gizli tutması için bir ücret ödeyebilir, ve bir daha asla bunun hakkında konuşmayacağına güvenebilirim.

Sağlıklı bir vücut, savaş bilgeliği, simyadaki dürüstlük ve standartların üstündeki analiz anlayışı ile Boktan Gözlüklü, hiçbir şekilde göz ardı edebileceğim biri değil.

“Her ne kadar aniden olsa da, patronunuzla görüşmeme izin verir misiniz?”

“Parola, lütfen?”

Gargoillerin konuşmaya niyetli olmadığı anlaşılıyor. Her ne kadar Boktan Gözlüklünün aynı şifreyi kullanmaya devam edeceğini düşünmesem de, sadece birini biliyorum. Yani başka bir seçeneğim olmadığından, gelecek 3-5 yıl içinde kullanılacak bir şifreyi söylemeyi denemekten başka çerem yok.

“………[Nezulla Tavşanının ters kürkü.]”

“Yanlış, hemen git. Davetsiz bir misafirsin.”

“(İç çekiş) Başlangıçta bu şekilde sona ereceğini bilseydim, o zaman denemezdim bile.”

Görünüşte hareket etmiyor gibi görünen gargoilleri taş kanatlarını kullanarak kaidelerinden aniden fırladılar. Bana doğru hareket ettiler, sanki ortadan kaldırmak için bir hedef olarak işaretlenmişim gibi. Gargoiller ağızlarını açtılar ve bir büyü yapmaya başladılar, ama aynı anda, ben de onları karşılamak için atağa geçmiştim.

Geniş bir alan üzerinde büyük hasara yol açmasıyla öne çıkan Ejder nefesinin aksine, gargoil nefesi sadece bir lazer ışını gibi düz ilerler, ve çok sınırlı bir menzile sahiptir. Yeteneklerim mühürlenmiş olsa bile, insan yapımı gargoiller sadece basit hareketler yapabildikleri için benim için bir problem değiller.

Lazerleri çevik bir şekilde atlatarak, gargoillerden birine vurdum. Bir gargoilden beklendiği gibi derisi çok sertti, mevcut durumumla kırmak imkansız gibi görünüyordu. Bu yüzden manamı yönlendirerek, bacaklarımı ve gözlerimi daha önceki gibi güçlendirdim, ve ardından geçici olarak da olsa, manamın geri kalanını koluma yoğunlaştırarak onu da güçlendirdim. Büyünün toplandığı vücut parçaları büyük ölçüde güçlenmiş olsa da, diğer taraftan diğer parçalar dramatik bir şekilde zayıflıyorlar. Bu çaresiz bir hamle gibi görünse de, bu acınacak istatistiklerle, eğer tek bir isabet bile alırsam bu hayattaki ikinci şansımı da kaybederdim.

Her ne kadar bu stratejiyi kullanmaktan kaçınabilecek olsam da, bu durum açığa çıkarmaya hevesli olmadığım bir koz kartı olan bir ruh kılıcının kullanılmasını gerektirecekti. Serseriler üzerindeAteş Örümceğinin Bacak Kılıcı’nı kullanmış olsam bile, bu sefer o Boktan Gözlüklünün gargoiller aracılığıyla beni izliyor olabileceğini dikkate almak zorundayım. Şu anda ona bilgi vermeye pek de hevesli hissetmiyorum.

Ayrıca, bu gargoiller ateş elementali, başka bir deyişle, yüksek sıcaklıklara karşı dirençliler. Ateş tipi saldırı büyülerinde ustalaşmış büyücüler için kesinlikle korkunç birer rakipler. Bu durum bıçağın küçük uzunluğunu ve ısı yeteneğini gargoillere karşı işe yaramaz hale getiriyor. Mevcut durumdaAteş Örümceğinin Bacak Kılıcı’nı kullanmak olabilecek en kötü seçim olurdu.

Buna karşılık, mana manipülasyonu ile güçlendirme, manayı içten yöneterek, MP'yi korur. Bu dezavantajlara rağmen, gargoillerden gelen bu seviye bir saldırı beni vuramaz.

“Guruuuu!?”

“Gugaa!?”

İlk önce kanatlarını kavrayıp kırdım ve bunu yaparak gökyüzüne kaçmalarını engelledim. Onlar hala benim eylemlerimle şaşkına dönmüşken, kollarına basıp hareketlerini kısıtladım. Sonra çaresiz gargoilleri bacaklarından yakaladım ve onları yere çarparak kafalarını karpuz gibi parçaladım. Ama savaş henüz bitmedi. Gargoiller bir güç kaynakları olduğu sürece vücutlarının durumu ne olursa olsun savaşmaya devam edebilirler. Bu yüzden gargoilleri tamamen susturmak için, gözbebeklerini, yani güçlerinin kaynağını paramparça olmuş kafalarından söküp çıkardım.

“Kim!? Sen de kimsin lan!?”

Savaş seslerini araştırmak için gelmiş gibi görünen orta yapılı yalnız bir adam vardı. Aceleyle kılıcını kınından çıkarmış ve bu şekilde gelmişti. Artık barış içinde giremeyeceğim için, parmağımı bir gargoilin göz yuvasına sokarak kavradım ve vücudunu adama doğru fırlattım, bu hareket gargoilin boynunun kopmasına neden oldu.

“Guuhaaah!?”

Beklenmedik bir saldırı yolu ile karşı karşıya kalan adam gargoilin vücudundan kaçamadı ve duvara yapıştı.

Kırık kemikleri iç organlarını delmiş gibi görünüyordu. Sırtı duvara dayalı şekilde kan öksürürken yavaşça yere doğru kaymaya başladı.

“Seni piç… Hamnz'ı nasıl yendin!!”

Adamı olduğu gibi bırakarak kapıdan girdim, ve narin özelliklere sahip başka zayıf bir adam gördüm. Kılıcını çekti ve bana saldırmaya başladı. Bu sefer,Ateş Örümceğinin Bacak Kılıcı’nı kullanarak, kılıcını savuşturdum, ve diğer elimde tuttuğum gargoil kafasını kullanarak dizlerine vurdum, ve refleks olarak geri çekilmesini sağladım. Sonra kollarını çıkarmak için adamın sırtına basarken kollarını tuttum. Sonunda, bütün uzuvlarını yerlerinden çıkardım ve onları aşırı uzun hale getirdim.

“Guhh.. GUAAAAAAA!!??”

“Sen!! Seni küçük bok, nasıl cüret edersin!?”

Bunu yaparken bana daha fazla kişi saldırsaydı zahmetli olurdu, bu yüzden büyü gücümle karıştırdığım kana susamışlık auramı etrafa yaydım.

Personel farklı olsa da, yine de Boktan Gözlüklü tarafından istihdam edilen korumalardı. En fazla, orta sınıf maceracılar ya da kovulmuş şövalyelerdi; diğer bir deyişle, büyü direnci olmayan kas kafalılardı, yani içine mana katılmış kana susamışlık sadece bir aldatmacaydı.

Etrafa bakındım, ama buraya kadar takip ettiğim adamı göremedim. Şu anda, ikinci kattaki salonun sonunda yer alan Boktan Gözlüklünün ofisinde, benim hakkımda rapor veriyor olması çok muhtemeldi.

Aniden aşağı baktığımda, uzuvları aşırı uzamış adamı gördüm. Şey, kana susamışlık yerine onu kullanabileceğimi düşündüm. Sonuçta gargoillerini kırdığım ve adamlarını yaraladığım için artık arkadaş canlısı gibi davranmak imkansız olacak.

Uzuvları esnemiş adamı ensesinden yakaladım ve merdivenlerden çıkarken sürekli çarptığı için acı içinde inlemesini umursamadan merdivenleri çıktım.

Salonun sonundaki odanın kapısına vardığımda, kapıdaki “Fiziksel ve Büyülü Bariyer” ve “Ses Geçirmez Bariyer” yolumu engelliyordu. Her iki elimde dolu olduğu için, mana manipülasyonu tekniğini kullanıp tüm büyümü bacaklarıma aktararak kapıyı tekmelemekten başka seçeneğim yoktu.

“Merhaba, bu gecekondunun patronu sen olabilir misin?”

Bu Boktan Gözlüklüyle ilk karşılaşmam olması gerektiği için, ona bu sözleri söyledim.

Odanın içinde, zihnini okumayı imkansız kılan sakin bir yüzle bana bakan Boktan Gözlüklü, ve bana solgun bir yüzle bakan, takip hedefim, rehberim vardı.

“Ah, bana yol gösterdiğin için teşekkürler. Sadece bunun için, daha önceki konuyu unutacağım.”

Bunu söyledikten sonra, bakışlarımı Boktan Gözlüklüye çevirdim, ve yüzüme bir iş gülümsemesi kondurdum.

Bu bizim müzakeremizin başlangıcıydı.

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (2)

20 puan
Ulaş1 hafta önce
Üye
Çeviri için tşk :D

757 puan
Devilman1 hafta önce
Üye
Çeviri için teşekkürler