POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Reverend Insanity Bölüm 22: Dans Eden Aybıçağı

Çeviri : Kira
Düzenleme : -
Okunma : 168
Tarih : 21 Ekim 2018
Önceki Bölüm Tüm Bölümler

Gökyüzü mavi ve açıktı, temizlenmiş gibi saf duruyordu. Güneş altın gibi parıldıyordu.

Pamuksu beyaz bulutlar uçup gitti ve bir grup tavuskuşu papağanı mavi gökyüzünün altında uçuyorlarken cıvıldayıp havada süzülürken ok şeklinde bir formasyon oluşturdular.

Bu renkli papağan türü yalnızca büyük gruplar halinde bahar zamanı ortaya çıkar. Vücutlarında gökkuşağının renklerinin karışımı vardır ve bir kartal büyüklüğündedir. Gagaları papağan gagasıyken kuyrukları bir tavus kuşunun uzun kuyruğu şeklindedir.

Hayat Gu’su rafine etme testinde Fang Yuan’ın bir numara olması üzerinden on gün geçti. Yabani çiçekler istekli bir şekilde açarken ve kelebeklerle arılar birlikte dans ederlerken bahar meltemi dağların yeşil çimenlerinin üstünden esip geçti. Her yerde hayat vardı; baharın muhteşem güzelliğiydi bu.

Baharın nefesi o kadar güçlüydü ki antrenman alanlarını çevreleyen bambu duvarlar bile onu tutamadı.

Antrenman alanı 3 Mu(1) alanı kaplıyordu. Yer düzdü, geniş ve kalın grafitle kaplanmıştı. Dört yanı ekilmiş yeşil mızrak bambusuyla kaplıydı; bu yeşil direkler yan yana sıkıca konumlandırılmış, düz ve uzunlardı, yeşil yüksek duvar gibi görünüyordu.

Duvar köşeleri de taş iken, yeşil ot kümeleri bir sürü yerden bitiveriyordu. Bambular arasında da yabani güller dışardan içeri sokuluyor, bazıları duvara bile çıkıyordu.

15 Yaşındaki 57 tane genç şu an antrenman alanının ortasında duruyor, ortada duran akademi yaşlısının etrafında yarı çember oluşturup dikkatlerini ona veriyorlardı.

Bu, Ayışığı Gu’sunu nasıl kullanacaklarını öğretecek bir dersti.

‘’Ayışığı Gu’su Gu Yue klanımızın sembolik Gu’sudur, tıpkı Xiong(2) Hanedanı’nın Ayı Gücü Gu’su ve Bai(3) Hanedanının Akım Gu’su gibi. Büyük çoğunluğunuz Ayışığı Gu’sunu hayati Gu’su olarak seçti, b yüzden iyice izlemeniz gerekiyor. Birazdan size nasıl Ayışığı Gu’su saldırısı yapılabileceğini  göstereceğim. Hayati Gu’su Ayışığı olmayanlar da bana dikkatini vermeli, klasik bir uzun mesafe saldırısı olduğu için başka Gu’lar ile de yapılabilir; kişinin kullanabileceği metodlar spektrumu çok geniş.’’

Konuşurken, sağ elini gerdi, beş parmağını genişçe açtı. Avucunu indirdi ki gençler merkezini görebilsin.

‘’İlk olarak, zihninizi Ayışığı Gu’sunu hareketlendirmek için kullanıp avucunuzun merkezine yönlendirirsiniz.’’ Sesini takiben, Ayışığı Gu’sunu simgeleyen hilal şeklindeki işaret yaşlının kolundan avucuna doğru ilerledi.

‘’Sonra, açıklığınızdaki kadim özü hareketlendirip Ayışığı Gu’suna akıtırsınız.’’ Gümüş beyaz bir sıra kadim öz yaşlının vücudundan fışkırdı, o kadar inceydi ki neredeyse görünmezdi. Avucundaki Gu’ya girdi.

Akademi yaşlısı seviye üç grubundaydı ve yalnızca seviye üç Gu Ustaları gümüş beyazı renkli kadim öz üretebilir. Seviye bir Gu Ustalarının özü genellikle bakır yeşili olarak bilinir, seviye ikilerinki ise kırmızı demir olarak adlandırılır. Seviye üç olduklarında gümüş beyazı kadim özü olur.

Özü emdikten sonra, yaşlının elindeki hilal şeklindeki işaret anında daha parlak bir şekilde parıldamaya başladı. Günyüzü olsa bile parlak soluk mavi bir ışık saçıyordu.

‘’Muhteşem!’’
‘’Ne kadar güzel.’’ Gençler bunu görünce şaşkınlık ve hayretlerini gizleyemediler.

Soluk mavi ışık su gibi berraktı. Yaşlının avcunda hafifçe titredi. İlk bakışta sanki yaşlı bir avuç ay ışığı kepçeliyormuş gibi gözüküyordu. Akademi yaşlısı biraz gülümsedi. ‘’Şimdi dikkatlice izleyin, son adımda aynı yapacağım gibi, fırlatacağım.’’

Bunu derken, genişçe açık parmakları yavaşça birbirine yaklaştı, sonra kolunu kaldırdı ve yavaşça ileriye hareket ettirdi, kolu düzdü. Son olarak avucunu kesme hareketi şeklinde dalgalandırdı.

Tüm hareket sabit ve güçlüydü.

Swoosh

Genç öğrenciler kulaklarının yanında hafif süprüntü sesini duyabiliyordu.

Akademi yaşlısının hareketlerinden sonra, yoğunlaştırılmış suyumsu soluk mavi ışık böylece fırlatılmıştı.

Işık, havada küçük aybıçağına dönüştü, soluk aybıçağı yalnızca genişçe açılmış bir el büyüklüğündeydi, aynı gecenin gökyüzündeki hilal şeklindeki aya benziyordu. On metre ötedeki çimden bir kuklaya çarpmadan önce havada düz bir çizgi çizdi.

Bir yırtma sesi duyuldu ve çimden kuklanın neredeyse otuz santimetre kalınlıktaki boynu temiz bir şekilde aybıçağı tarafından kesildi. Kuklanın vücudu sallandı, devasa kafa birden yere düştü.

Çim kuklayı ikiye böldükten sonra aybıçağı, anında soldu. Ancak solarak yok olmadan önce altı metre kadar uçmaya devam etti.

Çim kuklanın boynuna tekrar bakılırsa, kesiğin dümdüz olduğu görülebilirdi, sanki en keskin orakla biçilmiş gibiydi.

Bunları görünce tüm gençler şok olmuştu, gözleri fal taşı gibi açıktı. Bazıları istemsiz olarak boyunlarına bile dokundu, aybıçağının gücü tarafından çok etkilenmişlerdi.

Kısa bir sessizlikten sonra, bağırma sesleri gelmeye başladı. Gençler parıltılı gözlerle çim kuklaya bakıyorlardı, bazıları ise yaşlının avucuna bakıyordu. Az bir kısmı ise arkadaşlarına bakıp konuşup fısıldaşıyorlardı.

Sadece Fang Yuan kalabalığın içinde donuk bir ifadeyle gizli saklı duruyordu, duruşu sakindi.

Önceki hayatında, Fang Yuan seviye altıya kadar kultivasyon yapmıştı ve Orta Krallık’ta Kan Kanadı Şeytan Tarikatı’nı kurmuştu. On binlerce insanı eğitmiş ve Şeytani örgütün elebaşı olarak görülmüştü, şöhreti şanlıydı.

Akademi yaşlısı seviye üç Gu Ustasıydı. Bu küçük numara onun için çocuk oyuncağıydı; içinde bir duygu kırıntısına bile neden olamazdı.

‘’Ayışığı Gu’sunu rafine etmiş olanlar, öne çıksın. Her biriniz birer çim kukla alacak ve benim yaptığımı yapacaksınız. Aybıçağını fırlatıp saldırı çalışacaksınız.’’

Akademi yaşlısı sözünü bitirdiğinde aşağı yukarı otuz kadar öğrenci öne çıktı.

Bu grupta tüm klandan Uyanış Seremonisine katılan yüz tane genç vardı. Kultivasyon yeteneği olanlar elli yedi taneydi, Ayışığı Gu’sunu seçenler otuz beş tane. Bu çok çalışmayla geçen günlerden sonra hepsi Gu’larını rafine etmişti. Kalanların hepsi D sınıfı yeteneklerdi. Ayışığı Gu’sunu rafine etmek istemedikleri için değil, yetenekleri el vermediği içindi, bu yüzden zorluğunu öğrendikten sonra yalnızca geri çekilmek zorunda kaldılar.

Gu Yue Klanının gençleri için, Ayışığı Gu’su yalnızca basit bir gu solucanı değil, klanın şanını temsil eden bir semboldü.

Hızlı bir şekilde otuz beş tanesi dizildi. Hepsi çim kuklaların on metre uzağında önlerine bakıyorlardı.

Fang Yuan sıranın ortasında duruyordu ama hiç dikkat çekmedi. Alıştırma başladı.

Öğrencilerin hepsi sağ ellerini gerdi, Ayışığı Gu’sunu avuçlarının ortasına yönlendirdiler. Bakır yeşili kadim öz içine aktıkça mavi hilal işaret birer birer su mavisi ışık saçmaya başladı.

Ama avuçlarıyla düşey kesim hareketi yaptıkları zaman, yalnızca yedi veya sekiz tane hilal fırladı. Bu hilallerin arasında bazıları yok olmadan önce kısa bir süre belirdi. Bazıları mavi bir ışıkla patlamadan önce iki veya üç metre uçtu. Bazıları daha uzağa uçtu ama yönü rotadan çıktı, dümdüz gökyüzüne doğru fırladı.

Gençlerin hepsi kaşlarını çattı. Az önce yaşlının gösterdiğine bakılırsa kolay görünmüştü. Ama kendileri yapmaya çalıştıkları zaman bu eylem için yetenek gerektiğini fark ettiler. Bir aybıçağı fırlatmak ve çim kuklaya çarptırmak, o kadar da kolay bir iş değildi.

Yaşlı olanları izlerken hafifçe gülümsedi. Bunu her yıl görüyordu ve şaşırmamıştı. Kalan on iki öğrenci ise alanın dışında duruyor, kıskanarak izliyorlardı.

Beş dakika çalışmadan sonra, gençler sonunda aybıçakları üretebilmeye başladılar. İdman alanında soluk mavi aybıçakları her yerde uçuşuyordu.

Bazı aybıçakları yarı yolda soluyor, bazıları talihsiz bir şekilde birbirine çarpıyordu. Bazıları alanın dışına uçtu, etrafta döndü. Çim kuklaya vurabilenler çok azdı. Tabii ki hepsi de şans eseriydi.

Akademi yaşlısı özel eğitime başladı ve her birine yol göstermeye başladı.

Özellikle Fang Zheng, Mo Bei, Chi Cheng ve diğer yüksek yetenekli kişilere odaklanıyordu. Sabırlı bir biçimde duruşlarını düzeltti, onlara tecrübesini aktardı. Fang Yuan gibi C yeteneklere ise yalnızca iki cümle laf etti.

Fang Yuan elindeki mavi ışığı yoğunlaştırmaya devam etti. Elini birkaç kere dalgalandırarak havayı kesti ama ışığı salmadı. Alan karmakarışıkken ve kimse ona odaklanmıyorken, düşüncelerini hareketlendirdi ve tuttuğu Ayışığı Gu’sunu saldı, avucu biraz eğildi, kesme hareketi yaptı.

Dikkat çekmemek için, önündeki çim kuklaya değil solundakine odaklanıp nişan aldı.

Bir sesle aybıçağı hızlıca uçtu, karışıklığın ortasından geçti, havada düz bir çizgi çizerek çim kuklanın boynunu isabetli bir şekilde kesti.

Çim kukla bir anlığına bocaladı, boyun bölgesi aybıçağı tarafından derince kesilmişti. Ama hızlı bir şekilde kesilen bölge tekrar büyümeye başladı, birbirine dolanarak yarayı iyileştirdi.

Tabii ki bu kukla normal bir korkuluk değildi. Seviye bir Korkuluk Gu’su idi, kendini iyileştirme özelliği olan doğa-tipi yeteneği vardı.

Eğer tek kerede ikiye bölünmezse, kısa sürede normal haline dönerdi.

‘’Vay, şu hilale bak!’’
‘’Ne kadar havalı, kim fırlattı bunu?’’

Çim kuklalara vurabilmeyi başaran aybıçakları şu an nadirdi. Fang Yuan henüz yeni birini vurmuştu, yine de en iyi sonucu alan şu ana kadar oydu. Bu yüzden alanın dışındaki öğrenciler şaşırdılar. Akademi yaşlısının bile dikkati çekilmişti ve sordu, ‘’Şu aybıçağı pek de kötü değildi. Sen mi yaptın?’’

Kukla onun önünde olduğu için C sınıfı yeteneği olan bir öğrenciye baktı.

Öğrenci gözlerini kırptı, herkesin bakışlarıyla yüzleşiyormuş gibi hissetti. Açıkçası biraz önce alan aybıçaklarının uçuştuğu bir kaos ortamındaydı bu yüzden kendisi bile kimin fırlattığını bilmiyordu.

Ancak bakacak olursak, muhtemelen ben fırlatmışımdır değil mi? Diye düşündü genç çocuk. Sonra yarı-bilinçli bir şekilde kafasını salladı.

Etrafındaki gençler imrenmeyle ona baktı.

‘’O kim, adı ne?’’ Bazı kız öğrenciler etrafına soruyordu.

‘’O bile fırlatabiliyorsa, ben kaybetmemeliyim!’’ Gu Yue Mo Bei’nin gözleri kararlılıkla parladı.

‘’Demek fırlatan ağabeyim değil.’’ Gu Yue Fang Zheng açıklanamayacak bir biçimde iç çekip rahatladı. Amcası ve yengesi onu teselli ettikten sonra önceki darbeyi atlatmayı başarmıştı.

‘’Ağabey, ilk sırayı kazandın çünkü şansın yaver gitti, güçsüz iradeli bir Gu seçmiştin. Gu ustasının kultivasyonu her zaman şansa dayanmaz, seni geçeceğim.’’ Fang Zheng içinden kendini neşelendiriyordu.

‘’İyi başardın. Çok çalışmaya devam, duygularına tutun.’’ Akademi yaşlısı öğrencinin omzuna vurdu, cesaretlendirirken gülümsedi.

Genç çocuk hemen heyecanlandı ve sürekli olarak kafasını salladı, gözlerinde farklı bir parıltı vardı.

Yaşlı, bu durumdan faydalandı ve bir duyuru yaptı, ‘’Herkes dinlesin, bu sizin ödeviniz olacak. Dağıldıktan sonra iyice çalışın, üç gün içinde sonuçlara bakacağım. Kim en iyi şekilde yaparsa on parça kadim taş kazanacak. Anlaşıldı mı?’’

‘’Evet!’’ Genç öğrencilerin hepsi yüksek sesle bağırdı. Kadim taş ödülünü duyduklarında daha fazla heyecanlanmaya engel olamadılar.

Ancak sadece üç dakika sonra, havada uçuşan aybıçakları git gide incelmeye başladı.

‘’Lanet olsun, her bir aybıçağı bir kadim taşın yüzde onunu alıyor.’’
‘’Aybıçağının tüketimi çok fazla, ben sadece C sınıf bir yeteneğim, açıklığım yalnızca kadim özün %38’ini tutabiliyor. Yalnızca üç tane aybıçağı fırlatabiliyorum.’’

Duranların hepsi iç çekti.

Akademi yaşlısı olanlara tanık olurken sakindi ama içinden iç çekti, ‘’Bu yüksek kultivasyon yeteneğine sahip olanlar için bir fayda. Aybıçağını kullanmak için üç önemli kelime var – Pratik mükemmel yapar. Yüksek yetenekli olanlar açıklıklarında daha fazla kadim öz tutabilirler ve yeniden dolması daha hızlı olur bu yüzden pratik yapabilmek için daha fazla şansları olacak. Daha düşük yetenekli olanlar da kadim taş kullanarak bunu telafi edebilirler, pratik sayılarını arttırabilirler. Ama düşük yetenekli olup da kadim taşları olmayanlar, pratik yapabilecek zihinleri olsa da yine de güçsüz olacaklar. Öff, Gu Ustasının kultivasyon süreci çok acımasız. En iyisi yüksek yetenekli olanlara özen göstereyim.’’

(1)    –  Mu, antik bir Çin ölçü birimi. 1 Mu = 666 ⅔ metre²

(2)    熊家 – Xiong Hanedanı, Xiong Ayı anlamına gelir

(3)    白家 – Bai Hanedanı, Bai ‘beyaz’ anlamına gelir.

 

 

 

 

 

 

 

Önceki Bölüm Tüm Bölümler

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (0)