POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Solo Leveling Bölüm 126: 126. Bölüm

Çeviri : Lohengramm
Düzenleme : Lohengramm
Okunma : 2735
Tarih : 15 Ağustos 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Tek Başıma Seviye Atlıyorum: 126. Bölüm

“Size evinize kadar eşlik edelim, Avcı Sung Jinwoo-nim.”

Cemiyet Başkanı Go Gunhee, Jinwoo ayrılmak için ayağa kalkarken bu teklifi aceleyle yaptı.

“Bir dakika beklersen, ajanlarımızdan biri araba getirir. Eve onunla gitmeye ne dersin?”

“...”

Jinwoo, Avcılar Cemiyeti’nin ve özellikle de patronları Go Gunhee’nin ona minnettar olduğunu anlamıştı.

Ancak bu kral muamelesi görmek istediği anlamına gelmiyordu.

Evi zaten çok uzakta değildi ve araba ödünç almasına gerek yoktu. Zaman kazanmak isterse de Kaisel’e binebilirdi. Eve kadar koşsa daha hızlı giderdi zaten.

Bu yüzden Jinwoo teklifi reddetti.

“Teşekkür ederim, ama gerek yok.”

Ancak Go Gunhee başını salladı ve ısrar etti.

“Evine arabayla gitsen... Daha iyi olur bence.”

“Ne demek istiyorsunuz?..”

Go Gunhee pencereye yaklaştı ve onunla konuştu.

“Bu tarafa gelir misin lütfen?”

Jinwoo da pencereye doğru geldi ve o zaman gördü.

...Pencerenin dışında.

Bir saatten kısa bir süre önce Cemiyet’in ön girişi bomboştu. Ama şimdi devasa bir kalabalık toplanmış ve hiçbir açıklık yoktu.

“Bu insanlar buraya seni görmeye geldiler Avcı Sung Jinwoo-nim. Cemiyet’i ziyarete geldiğini duydular.”

Jinwoo insanların bunu nereden öğrendiğini sormadı bile.

“Buraya Kaisel’le uçtum sonuçta...”

Günümüzde herkesin üstünde en az bir kamera vardı. Jinwoo’nun Kaisel’e binip Cemiyet’in önüne indiği görseller sosyal medyada deli gibi yayılmıştı. Ve bu haberi duyanların arasında internet gazetecileri de vardı.

Başlık kendi başına yeterdi. Makalenin kendisi de o kadar uzun değildi.

“Cemiyet’e inen canavarın sahibi kim?”

Makalede canavarın kesinlikle sıradan olmadığı ve tıpkı bir gölge gibi kapkara olduğu yazıyordu. Makale bunun milyonlarca insanın televizyonlarda gördüklerine benzediği için Jinwoo’nun çağırdığı yaratıklardan biri olduğunu ortaya koydu.

Haberleri duyanlar bunu doğrulamak ve Jinwoo’yla bizzat tanışmak için buraya gelmiş, Cemiyet binasının önünde büyük bir kalabalık toplanmıştı.

Tüm bu insanlara bakarken, Jinwoo'nın içinde bir duygu seli gelişti.

Go Gunhee, sakin bir şekilde ağzını açmadan önce, kalabalığa bir süre sessizce baktı.

“Senin de farkında olduğuna eminim... Vatandaşlarımız bir zafer için yanıp tutuşuyordu.”

Güney Kore, dört yıl önce Jeju Adası’nda yaşanan Zindan Firarı’ndan sonra ülkesinin bir kısmını canavarlara kaybeden dünyadaki tek ulus olmuştu.

Çoğu ülke tavırlarını kendi aralarında gösteriyordu, ama Koreli Avcılarla işe yaramadıkları için alay ediyorlardı. Üçüncü fetih operasyonu da başarısız olunca, bu düşünce doruğa ulaştı.

İki yıllık aşağılanmadan sonra...

İnsanlar dördüncü fetih girişiminin Japonlarla ortak bir operasyon olacağını haberlerden öğrenmişti. Korelilerin, Japonların yardımı olmadan canavarlarla başa çıkamayacağına dair bazı alaycı sesler vardı. Maalesef bu gerçekti.

Ama o esnada...

Güçlü Japonlar ve yirmiden fazla S Seviye Avcıları kuyruklarını kıstırıp baskından kaçtılar. Ancak Jinwoo kara askerleriyle ortaya çıkmıştı. İnsanların onun için çıldırması kesinlikle anlaşılabilirdi.

Vatandaşlar, Jinwoo’nun özelliklerine tanık olunca tıpkı çölde vaha bulmuş gibi oldular ve güçsüzlük hislerini bir kenara attılar. İzleyicilerin çoğu sevinçlerini kontrol edemeyip sokaklara dökülmüştü. Jinwoo’nun yerini öğrenince de koşarak buraya gelmişlerdir.

“Ben de canavarını kullanarak uçabileceğinin farkındayım.”

Go Gunhee nazikçe kıkırdadı.

“Ama bence bu kalabalığa kendini göstermelisin. Çünkü insanların... Bir kahramana ihtiyacı var.”

***

Jinwoo cam kapıyı itti ve Cemiyet binasından çıktı. Tüm kaos hemen aniden öldü.

Burada toplanan herkes ağızlarını kapalı tuttu ve sessizce Jinwoo'ya baktı.

“...”

“...”

Jinwoo’nun kıyafetlerinin birçok yerinde verdiği savaşın izleri vardı.

Karınca canavarların vücut sıvılarının yarattığı lekeler vardı ve bir kısmı da mutasyona uğramış karınca canavar tarafından yırtılmıştı. Ancak, buradaki hiç kimse Jinwoo'nun şu anki görünümüyle dalga geçmedi.

Hayır, vatandaşlar ona sessizce baktı ve göğüslerinin içinde bir his kaynadı.

Jinwoo da onlara sessizce baktı. Tam vatandaşlarla arasına bir sessizlik çökmüşken...

“Avcı-nim, lütfen. Bu taraftan.”

Woo Jincheol artık Jinwoo’ya rehberlik etmekle görevliydi ve bu görevi sadık bir şekilde yerine getirdi.

Gözetleme Bölümü ajanları önden gidip halktan bir yol açmalarını istemişti ve vatandaşlar da şikayetçi olmadan kenara çekilmişti.

Ancak, tek istisna vardı.

Bekleyen arabaya ulaşmasına fazla vakit kalmamışken, bir dede Jinwoo’nun önüne çıktı.

“Avcı-nim...”

Gözetleme Bölümü ajalnarından biri dedeyi durdurmaya çalıştı, ama ihtiyarın yaşlı gözlerini görünce tereddüt etti, ardından geri adım attı. Çünkü Jinwoo ajanı geri çekmişti.

Dede nihayet Jinwoo’nun önünde duruyordu. Yüzlerinden kalın gözyaşları aktı ve tıkanık bir sesle delikanlıya seslendi.

“Avcı-nim... Senin sayende... Evladım artık huzur içinde yatabilir.”

Dedenin bacaklarında güç kalmadı. Jinwoo tam düşmek üzereyken dedeyi tuttu.

Dede Jinwoo’nun eline ve koluna tutundu, başını sürekli eğip durdu.

“Teşekkür ederim, Avcı-nim... Ben gerçekten...”

“Ben sadece yapılması gerekeni yaptım. Lütfen ayağa kalkmaya çalışın.”

Woo Jincheol dedeye yardımcı olmuş, ardından da gözleri yaşlı dedeyi astına emanet etmişti. Eğilip Jinwoo’ya fısıldadı.

“Avcı-nim. Kalabalık büyüyor. Gitsek iyi olur...”

“Pekâlâ.”

Jinwoo başını salladı. Woo Jincheol arabanın arka kapısını açtı ve tuttu.

Jinwoo arabaya binmeden önce kalabalığa son bir kez baktı.

İlk önce kimin yaptığı bilinmiyordu.

Kalabalığın içinden biri, Jinwoo’yla göz göze gelince teşekkür etmek için başını eğdi ve ardından herkes onu takip edip aynısını yaptı. Gözleri nereye baksa, karşısında onu içten bir minnettarlıkla selamlayan insanlar görüyordu.

“...Avcı-nim.”

Woo Jincheol'un endişeli sesi Jinwoo'yu uyandırdı ve ancak o zaman tamamen arabaya girdi.

Woo Jincheol ön yolcu koltuğuna girdi ve astı sürücü koltuğuna geçti. Sonunda, araba Cemiyet’in topraklarından yavaşça uzaklaştı.

Jinwoo hiçbir şey demeden pencereden dışarı baktı.

Arabaya bakmaya duran kalabalıktan artık iz yoktu.

Koltuğa yaslandı ve elini çarpan göğsüne koydu.

Küt küt, küt küt, küt küt.

Kalbi onu dolduran bu inanılmaz başarı duygusuyla hızla attı.

Cemiyet Başkanı, kalabalıkta görüşmesi gerektiğini söylediğinde bunun boşa olduğunu düşünmüştü. Ama şimdi yanlarından geçip gitmediğine memnun olmuştu.

Baktığı bütün gözlerin, yaptığı iyi işin karşılığında verilmiş bir ödül olduğunu düşündü.

O esnada...

“Ah!”

Woo Jincheol, Jinwoo istemeden ağlayınca aceleyle arkasına baktı.

“Bir şey mi oldu Avcı-nim??”

“...Hayır, ciddi bir şey değil.”

Jinwoo, annesinin şaşkınlığını azaltmak için hiçbir şey demeden televizyonu bozduğunu şimdi hatırladı. Çaresizce alnını ovdu.

“Bunları nasıl açıklayacağım ben şimdi?”

Elbette...

Telefonunu tekrar açtığında evden 13 cevapsız çağrı vardı.

***

Çevrimiçi forumlarda da konuşuluyordu. Bu gayet doğaldı.

Jeju Adası fetih baskını, Jinwoo’nun S Seviye lisansını aldığından beri halkın karşısına ilk çıkışıydı. Kendisini topluma ilk defa tanıtmıştı.

Ve halkın karşısına ilk çıkışınca, herkesi korkutmuş mutasyona uğramış canavarı yenmiş ve binlerce karıncayı silip süpürmüştü.

Karşılaşmadan sonra caddelere dökülen heyecanlı hayranlar gibi, baskın yayınına tanıklık edenlerin hepsi internete girip görüşlerini belirttiler.

└ Vay be... Söyleyecek söz bulamıyorum...

└ O kadar fazla yaratık çağrılamayacağını sanıyordum.

└ Sung Jinwoo-nim’in çağırdığı yaratıklarla saldırmasını görünce on yıllık tümörüm iyileşti.

└ Bu arada bayım? On yıldır kafanıza taşıdığınıza göre ufak bir tümör olmalı.

└ Çok güzeldi. En iyisiydi.

└ Ailemi dört yıl önce Jeju adasında kaybettim. Avcı Sung Jinwoo-nim’in bunu okumayacağını biliyorum, ama...

Operasyon tüm Güney Koreli vatandaşların ilgisini çekmeyi başarmıştı. Çeşitli çevrimiçi forumların baskınla ilgili hikayelerle dolup taşması şaşırtıcı değildi. Ve Jinwoo’nın adı bu tartışmalarda hep geçiyordu.

Ayrıca Jinwoo’nun yeteneklerinin ne kadar yüksek olduğuna dair ateşli bir tartışma da dönüyordu.

└ Gücüne bakılırsa bizim ülkemizde de Özel Uzman Sınıfı bir Avcı olduğunu söyleyemez miyiz?

└ Heey. Bu kadarcık güçle mi? Dereyi görmeden paçayı sıvıyorsun sen.  

└ Ama neden olmasın? Neredeyse tek başına S Seviye bir Zindan’ı temizledi ve diğer S Seviye Avcılarla arasındaki güç farkı da oldukça fazla, değil mi?

└ Avcı Sung Jinwoo’nun kaydı henüz yeterince geniş değil. Becerileri gerçekse, insanlar onu er ya da geç kabul edeceklerdir.

└ Adam her her hâlükârda müthiş be.

└ Bir E Seviye Avcı, sıradan birinden yalnızca biraz daha güçlüdür, onun gibi biri nasıl bu kadar güçlü oldu?

└ Avcı Sung Jinwoo Yeniden Uyanmış bir Avcı mı?

└ Pek çok insan Sung Jinwoo'nun Yeniden Uyanmış olduğunu bilmiyor gibi görünüyor. Özel bilgilerini korumak için hemen başvurdu, bu yüzden...

Tabii ki Jinwoo’dan rahatsızlık duyan bazı insanlar da vardı.

└ Ama bekle... Eğer Sung Jinwoo baskına en başından katılsaydı, Min Byunggu ölmezdi, değil mi?

└ En başta baskına katılmak istememişti, neden ortasında belirdi ki?

└ Görünüşe göre üstümdekiler Cemiyet’in yaptığı açıklamayı görmemiş.

└ Ne açıklaması? Link at lütfen.

Açıklamanın içeriği böyleydi.

Jinwoo S Seviye olsa bile, yüksek seviye zindanlar konusunda tecrübesizdi. Bu yüzden Cemiyet onu en başından baskına katmak yerine, olası bir acil durum için kenarda tutmayı seçti. Durum kötüye gidince de hemen ileri sürmeye karar verdiler.

Bu aceleyle uydurulmuş bir hikâyeydi, ama halkı kandırmaya yeterli olduğu kesindi.

Avcı Sung Jinwoo için yapabileceğimin en iyisi bu.

Go Gunhee'nin çabuk tepkisi, eleştirinin keskin oklarının Jinwoo'ya doğrultulmasını engellerken, Jinwoo’nun özel işlerini kamusal alanların dışında tutmayı da başarmıştı.

Bunun sayesinde insanlar suçu Jinwoo’ya atmak yerine Cemiyet’in kendi Avcılarının yeteneklerini doğru biçimde ölçememesini kınadı.

Hatta Jinwoo’nun imajı, halkın gözünde daha da yükselmişti.

Durum olabilecek en kötü hâldeydi, zaman kazanmakla görevli Japon takımı adadan geri çekilmiş ve Korelilerse yok olmanın eşiğindeydi. Ama o hiç şikayet etmeden karınca tüneline yalnız başına atlamıştı.

└ Biri beni arkadan itse bile oraya giremezdim, korkudan altıma sıçardım. Diğer S Seviye Avcılar orada katledilmişse ben niye gireyim ki?

└ Katılıyorum.

└ Oraya girerken aklından neler geçiyordu?

└ Sung Jinwoo bütün Avcıların gerçek rol modeli olmalı.

└ Sung Jinwoo katılmadığı için söylenen salakların şu an özür dilemesi gerekmiyor mu?

└ HAHAHAHA Bu yüzden bilmediğin konularda yorum yapmayacaksın.

 

Jinwoo hızla, Güney Kore'deki en ünlü Avcı oldu. Özel bilgilerinin erkenden korunmasını talep etmesine rağmen, şöhreti yükselmeye devam etti.

***

İki gün sonra.

Askeri personel ve Avcılar, Avcı Min Byunggu'nun kalıntılarını almak için Jeju Adası'na indi.

Bunlar Yeongnam Bölgesi Loncası “Şövalye Birliği”ndendi. Güney Kore’yi temsil eden beş büyük Loncadan biri olmalarına rağmen, içlerinde S Seviye Avcı eksiği vardı bu yüzden baskına katılamamışlardı.

Bu olaydan ötürü itibarlarının zedelendiğini düşündüler ve bu göreve gönüllü oldular. Bu sayede meseleler hızlı bir şekilde ilerledi.

Avcılar, özel olarak eğitilmiş askerlerin tereddüt ettiğini görünce önderlik etmek zorunda kaldılar.

“Heey, hadi ama, kesin şunu.”

“Bu adada tek bir tespit edilebilir büyü enerjisi yok. Ahh, size de güven olmuyor.”

İleriye doğru yürüyen Avcılar, askerlere el salladı. Tereddütlü askerler temkinli bir şekilde arkadan takip ettiler, ancak yine de gardlarını indirmediler.

Avcılar için bu görmesi hayal kırıklığına uğratıcı bir manzaraydı, ama yapacak bir şey yoktu. Sıradan insanlar büyü enerjisini hissedemez veya canavarlara karşı savaşamazlardı. Aşırı temkinli olmaları gayet doğaldı.

“Cık cık.”

Şövalye Birliği’nin Lonca Efendisi mutsuz bir şekilde söylendi ve etrafına göz atarken elini beline götürdü.

“Ha...”

Çenesi kendi kendine düştü.

Karınca tüneline yaklaştıkça, etraftaki karınca cesetlerinin sayısı artıyordu.

Artık ufak dağlara benziyorlardı.

Yakın dostu ve meslektaşı olan Yardımcı Lonca Efendisi başını sağa sola salladı.

“Hyungnim... Buna inanabiliyor musun? Bunu tek bir Avcı mı yaptı yani?”

“...”

Şövalye Birliği Loncası da sayısız Avcıyla birlikte üçüncü fetih operasyonuna katılmıştı. Bu yüzden, bu yaratıkların ne kadar korkutucu olabileceğini buradaki herkesten daha iyi biliyorlardı.

“Karıncaların böyle acınası bir hâle gelmesi...”

“Vay canına... Bu Sung Jinwoo mudur her neyse, onun sıradan biri olmadığı kesin.”

Yardımcı Lonca Efendisi etrafına bakmaya devam etti ve bıkmış gibi konuştu.

“Bu koca adadaki her karıncayı temizlemeyi nasıl başardı?”

“Onu ben de merak ediyorum.”

Şövalye Birliği’nin elit üyeleri, canavarlarla iligli her konuda oldukça bilgiliydiler, ama bu canavar cesedi yığınlarının karşısında yapabildikleri tek şey şaşkınlığa boğulmak olmuştu.

Bu şaşkın adımları, onları karınca tünelinin girişine getirdi.

“Hyungnim, görebiliyorum.”

“Evet, ben de.”

Avcılar, askerlerle birlikte girebilmek için karınca tünelinin önünde durdular. Askerler hâlâ biraz uzaktaydı. Beklerken yapılacak bir şey olmadığından, Lonca Efendisi bir sigara yaktı. Yardımcı Lonca Efendisi de bir tane yaktı.

Ama o esnada...

Lonca Efendisi sigarası Yardımcısının ağzından düştükten sonra kaşlarını çattı.

“Hop. Sorun nedir?”

“H-Hyungnim!”

Yardımcı Lonca Efendisi, üstünün omzuna vurarak önünü gösterdi. Lonca Efendisi de bir terslik olduğunu fark edip başını hemen o tarafa çevirdi.

“Höök!”

Tünelin girişinde bir adamın gölgesi belirdi.

Lonca Efendisi şaşırıp kaldı, ardından da ağzını açtı.

“S-Sen de kimsin?”

<Bölüm 126> Son.

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (13)

1 puan
Tenshiska4 gün önce
Üye
Yine mi baba acep? 😀

31 puan
Sarang2 hafta önce
Üye
Çeviri için teşekkürler

9 puan
Elcin3 hafta önce
Üye
Çevirini bekliyoruz

106 puan
OkuyucuS04 hafta önce
Üye
Jinwoo nün gölge askeridir

2436 puan
maahhaam3 hafta önce
Üye
@OkuyucuS0, hayır değil

11 puan
galbatorix4 hafta önce
Üye
Bölümler için çok teşekkürler.

13 puan
white4 hafta önce
Üye
Bölüm için Teşekkürler

16 puan
wolfturk4 hafta önce
Üye
Emeğine sağlık

2230 puan
Syke4 hafta önce
Üye
Teşekkürler

32 puan
Aissech4 hafta önce
Üye
Babası geldi büyük ihtimal ama neden geldi orası karışık. Çeviri için teşekkürler...

30 puan
Xenon4 hafta önce
Üye
Babasıdır

157 puan
Ulaş4 hafta önce
Üye
Bi bitmediniz. ...

22 puan
treys4 hafta önce
Üye
Eline sağlık

2436 puan
maahhaam4 hafta önce
Üye
çeviri için teşekkürler. gözüken kim acaba :) ??