POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Solo Leveling Bölüm 30: 30. Bölüm

Çeviri : Lohengramm
Düzenleme : -
Okunma : 993
Tarih : 02 Şubat 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Yalnız Başıma Seviye Atlıyorum: 30. Bölüm

 

Jinwoo böyle bir sorgulamayı bekliyordu ve sakin bir şekilde yanıt verdi.

 

Uyandığımda oradaydı. Neler olduğunu bilmiyorum.

 

Song Chiyeol başını salladı.  İlk Geçit on yıl evvel ortaya çıktığından beri, dünyada bir sürü inanılmaz şey yaşanmıştı.  Biri de artık Avcılar denen Uyanmış Varlıklar olayıydı.  S seviye Şifacı Avcılar arasında, bedenleri paramparça olmuş ekip arkadaşlarını tamamen iyileştirebilen kişiler vardı.  Kurbanın içinde hayat kırıntısı olduğu sürece, iyileştirilebilirlerdi.  Bu yüzden yüksek seviye bir Şifacının, Jinwoonun bacağını düzelttiğine inanmak çılgınlık olmazdı.

 

Bu kadar genç birinin sakat kalması hiç doğru olmazdı. Şükürler olsun.

 

Song Chiyeol rahatlayarak iç çekti.  Jinwoonun gözleri, ihtiyarın sol koluna kaydı.  Kıyafetinin kolu kesinlikle bomboştu.  Song Chiyeol bakışlarına güldü ve sol omzunu ovaladı.

 

Bunu merak etme. Benim yaşımdaki bir Avcının, Baskında bir kaza geçirmesi gayet doğal. Kaza geçirmeden buraya kadar gelmem bile bir mucizeydi.

 

Song Chiyeol, Jinwooyu rahatlatmak için öyle konuşuyordu, ama Jinwoo bunları yememişti.

 

Amanın, çok fena...

Bir büyülü hayvanın işi olmalı.

 

Geçen insanlar, adamın kolu olmadığından birbirlerine fısıldıyorlardı.  Çocuklardan bazıları durup dik dik baktılar.

 

Jinwoo adamı kurtarmayı umuyordu.

 

Daha sessiz bir yere geçelim mi?

 

Bir şeyler almak için dolanan bir sürü insan vardı.  Bakışlarından rahatsız olan Song Chiyeol da başını onaylarcasına salladı.  Jinwooya söylemek istediği şeyler vardı.

 

Evet, bu iyi olur.

 

İki adam ufak bir köşe bulup konuşmalarına devam etmeye çalıştı.  Song Chiyeol yürürken bir şey fark etti.

 

Sung-ssinin adımları...

 

Jinwoonun adımları aşırı hafifti.  Yanında durduğu hâlde bile, Song Chiyeol onun varlığını algılamakta zorlanıyordu.  Bu nasıl olur? Tecrübeli Avcı, Jinwooyla şu an kapışsa, ona dokunamayacağını hissetti.  Üstelik kendisi C, Jinwoo E seviye olsa bile.

 

Ben neler düşünüyorum böyle...

 

Song Chiyeol başını salladı.  Şu an bunların hiçbirinin önemi yoktu.  Sung-ssiye söylemek istediği bir şey vardı.  Hayır, bu, söylenmesi gereken bir şeydi.  Uygun bir yer bulduktan sonra Song Chiyeol durdu ve Jinwoo da onu takip etti.  Yüzünü ona döndükten sonra Song Chiyeol, Jinwoonun önünde, delikanlı onu durduramadan başını eğdi.

 

Sung-ssi. Sana teşekkür etmem gerek.

 

Babası yaşındaki bu adam karşısında eğilince, Jinwoo hüzünlendi.  Delikanlı onu durdurmayı denese bile, Song Chiyeol durmadı ve başı eğik hâlde durmaya devam etti.

 

Benim yüzümden on bir kişi öldü. Sayende altımız sağ çıkabildik. Orada en büyük sorumluluk benimdi, bu yüzden herkesin adına sana teşekkür ederim.

 

Söylediği her şey içinden geliyordu.  Jinwoo bile adamın samimiyetini hissedebilmişti.  Bu beklenmedik bir durumdu, ama Jinwoo üzülmüyordu.  Daha çok hafiften gururlanmıştı.  Ancak karşısındaki ihtiyarın başını sonsuza dek eğik hâlde tutamazdı.

 

Ahjussi, lütfen başını kaldır.

 

Jinwoonun isteği üzerine Song Chiyeol başını kaldırdı.  Ardından telefonu çaldı.  İhtiyar özür diledi ve açmak için döndü.

 

Pekâlâ. Hemen geliyorum.

 

Çağrıyı sonlandıran Song Chiyeolün yüzü kaskatı kesildi.  Jinwooyla konuşmak için döndü.

 

Bir yere gitmem gerek.

 

İhtiyar halletmesi gereken özel bir işi varmış gibi konuştu, ama Jinwoo keskin kulakları sayesinde tüm konuşmayı duymuştu.  Yükselen his durumu sayesinde, zaten iyi olan duyma yetisi daha da iyileşmişti.  Az önce arayan Cemiyetti, Jinwooyu çıkan bir Geçit için bilgilendiriyorlardı.  Daha yeni taburcu olan Jinwoo için endişelenen adam, bu bilgiyi gizleyip gitmeye çalışmıştı, ama Jinwoonun bu fırsatı kaybetmeye niyeti yoktu.

 

Cemiyet aradı, değil mi?

 

Sen... Konuşmayı duydun mu?

 

Cemiyet bir Baskın durumunda tüm Avcıları arardı.  Eğer Song Chiyeolü aradılarsa, Jinwooyu da ararlardı, tabii telefonu olsaydı.  Jinwoonun beklediği çağrı işte buydu.

 

Ben de gideceğim.

 

Delikanlı...

 

Song Chiyeolün Jinwooya bakan gözleri çabucak hüzünle kaplandı.

 


 

İki adam belirlenen mekâna vardı.  Geçit bir konut bölgesinde ortaya çıktığından, polis çoktan oradaydı, etrafa kordon çekmişlerdi.  Ancak buna hiç gerek yoktu, çünkü sivillerden izleyen kimse yoktu.  Cemiyetin hallettiği Geçitler, Zindan Firarının yaşanmasının yakın olduklarıydı, bu yüzden insanların oralarda bulunması çok daha tehlikeliydi.  Ayrıca Zindanlarda savaşan Avcıları izleyemezlerdi zaten.  Arada sırada meraklı çocuklar yaramazlık yaparak yaklaşırlardı, ama polisler peşlerine düşerdi.

 

Jinwoo ve Song Chiyeol, taksiden indiler ve polis tarafından kenara çekildiler.

 

Kimliğinizi gösterir misiniz?

 

Song Chiyeol, cüzdanından Avcı lisansını çıkardı.

 

C Seviye Avcı, Song Chiyeol. Bu da bir Avcı dostum olan Sung Jinwoo.

 

Tatmin olan polis, geçmelerine izin verdi.

 

Size güveniyoruz Avcı-nimler.

 

Elimizden geleni yapacağız. Hizmetiniz için teşekkürler.

 

Hafif selamlaşmalardan sonra, ikisi Geçite doğru yürümeye başladı.  Jinwoo, ihtiyarın arkasından yürüyordu.  Geçitin önünde, bir Cemiyet çalışanı bekliyordu.  Bu kişi gözlüklü bir kadındı.  İkiliye yaklaştı.

 

Avcı Song Chiyeol-nim! Ha? Avcı Sung Jinwoo-nim buraya nasıl geldi? Telefonunuzu açmıyordunuz.

 

Song Chiyeol, Jinwoonun yerine yanıt verdi.

 

Beni aradığınızda beraberdik.

 

Ah, öyle mi? Sung Jinwoo-nimin telefonlarımızı açmadığını düşünmüştük.

 

Çalışan şakacıktan gülümsedi.  Eskiden olsa, haklı olurdu.  Baskında ağır biçimde yaralandıktan sonra Jinwoonun, korkudan telefonlarını kapattığı zamanlar bile olmuştu.  Ancak eninde sonunda cesaretini toplayıp gelmesi gerekiyordu, çünkü Cemiyetin telefonlarına üç defa çıkmamanın cezası, Cemiyetten atılmaktı.  Geçmişi düşününce Jinwoo hem acı hem tatlı bir şekilde gülümsedi.

 

Ah, tabii ya. Diğer Avcılar çoktan geldiler. Neden gidip bir selam vermiyorsunuz?

 

Çalışan, diğer Avcıları gösterdi.  Yalnızca ikisi bekliyordu.  Çifte Zindandaki olaydan sonra, bölgedeki Avcıların sayısı büyük oranda azalmıştı.  Song ahjussiye göre, hayatta kalan iki Avcı, travmadan ötürü emekli olmuştu.

 

Ve Juhee-ssi de onlardan biriydi...

 

Jinwoo çevresine bakındı ama Juheeyi göremedi.  İki adam yaklaşırken, onlardan önce gelen Avcılar, bakışlarından kaçındılar.  Jinwoo gözlerini kıstı.

 

Tabii ya...

 

Bu ikisi, onu yer altı tapınağında terk eden adamlardı. Kim Sangshik ve Jinwoonun yaralı bedenini yere atan adam.  Ondan kaçınmaları gayet doğaldı.

 

Şey, Sung-ssi...

 

Kim Sangshik cesaretini topladı ve geç de olsa selam vermeye çalıştı, ama Jinwoonun soğuk bakışları tarafından uzaklaştırıldı.

 

...

 

Adam çenesini kapattı ve gitti.  Uzaktan Jinwooya baktı ve başını eğdi.

 

Bu kişi cidden tanıdığım Sung Jinwoo mu? Bakışları tıpkı büyülü hayvanlarınki gibi vahşi..."

 

Kim Sangshikin bedeni titredi.  Kollarındaki tüyler diken diken olmuştu.  Bu onun suçu değildi, Jinwoo bakışlarına biraz öldürme niyeti katmıştı.  Şansına adam mevzuyu çakmıştı da ondan kaçınmıştı.  Jinwoo, adamın ileride de ondan kaçınmasını umuyordu.

 

Sung-ssi.

 

Jinwoonun yanında duran Song Chiyeol aniden gülümsedi.

 

İşte geliyor.

 

Jinwoo başını ihtiyarın gösterdiği yere doğru çevirdi, ama kafasını tam çeviremeden

 

Jinwoo-ssi!

 

Yumuşak bir şey ona sıkıca sarıldı.

 

Juhee-ssi mi?

 

Jinwoo paniklerken, Juhee gözlerinde yaşlarla bedenini inceledi.

 

İyi misin? Yaran falan var mı? Bacağın! Bacağın nasıl-?

 

Juhee şaşkınlık içinde Jinwoonun bir yüzüne bir bacağına bakıp bakıp durdu.  Büyüklüğü farklıydı, ama onun tepkisi de Song Chiyeolünkü gibiydi.

 

Ah, bu...

 

Jinwoonun açıklaması, gür bir ses tarafından bölündü.

 

Ah, gençlerin aşkı! Ne kadar ateşli!

 

Mahkum kıyafeti giyen bir adam, arabadan iner inmez onlara doğru ıslık çaldı.

 

Yakınlarda film falan mı çekiyorlar?

 

Jinwoo kafası karışık hâlde bakarken, arabanın yolcu koltuğundan takım elbiseli bir adam indi.  Adam, mahkumu katı bir ifadeyle uyardı.

 

Kapa çeneni.

 

Mahkum bakışlarından kaçındı ve başka bir yöne baktı.  Takım elbiseli adam arabaya geri binerken, mahkum Juheeye göz kırpıyordu.  Jinwoo kaşlarını çattı.  Arabadan iki adam daha indi.  Hepsi mahkum kıyafeti giyiyordu ve elleri kelepçeliydi.  Takım elbiseli adam, üç mahkumu Cemiyet çalışanına doğru götürdü ve çalışanı selamladı.

 

Nihayet geldiniz.

 

Özür dilerim. Biraz trafik vardı da.

 

Cemiyet çalışanı, adama bazı evraklar verdi ve  adam evrakları tek tek imzalamaya başladı.  Bu arada Cemiyet çalışanı, tüm Avcılara seslendi.

 

Bu adamlar mahkum çalışma izni programındaki mahkumlar. Avcı-nimlerle birlikte Baskına girecekler.

 

Avcıların yüzü beş karış oldu.  Kim Sangshik öne çıktı.

 

Mahkum çalışma izni programındalar mı? Suçlularla birlikte Baskına mı girelim yani?

 

Suç işleyen Avcıların iki seçeneği vardı.  Hapishanede yatıp cezalarını tamamen çekmek veya Cemiyetle işbirliği yapıp cezalarını kısaltmak.  Çoğu ikinci seçeneği seçiyordu.  Bu suçlulara mahkum çalışma izniveriliyordu.  Çalışan, Avcıların karşısında özür dileyip başını eğdi.

 

Gerçekten özür dilerim. Bölgedeki Avcı sayısı çok azaldı. Cemiyet bu süre esnasında başka seçeneğimizin olmadığını söyledi. Şükürler olsun ki Avcı Gözetim Departmanından bir Avcı da sizlere eşlik edecek, bu yüzden endişelenmenize gerek yok.

 

Kim Sangshik şüpheli biçimde sordu.

 

AGD Avcısı da mı bizimle gelecek?

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (1)

2418 puan
maahhaam6 ay önce
Üye
Çeviri için teşekkürler