POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Solo Leveling Bölüm 46: 46. Bölüm

Çeviri : Lohengramm
Düzenleme : -
Okunma : 294
Tarih : 28 Şubat 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Yalnız Başıma Seviye Atlıyorum: 46. Bölüm

 

yutkunur

 

Bütün bu gelişimine rağmen, Jinwoo olabileceklere karşı dikkatli olmadan edemiyordu.  Yine de heyecanı, korkusunu bastırıyordu.

 

Biraz evvel görevi başlatmak için uygun bir yer ararken Jinwoo, sınıflar konusunda çeşitli video oyunu vikilerine bakmıştı.

 

[Yeni yetenek.]

[Gelişme kazançları.]

[Sınıfa özel silahlar.]

[Sınıfa özel görevler]

[...Vb.]

 

Bütün video oyunlarında ortak olan şey, sınıf atlamanın bir sürü faydasının ve ödülünün olduğuydu.

 

Ve bu benim için kırkıncı seviyede açıldı.

 

Tabii ki bulduğu her şey pozitif değildi.  Forum gönderilerinde yakınanlar vardı:

 

[Yanlış sınıfı seçtiğim için endişeleniyorum.]

[Sikeyim, farklı bir sınıf seçmem gerektiğini biliyorum.]

[Karakterimi yanlış dizdim. Bu oyunu bırakıyorum.]

[Karakterimi silmem mi gerekiyor?]

 

...Sonuçta video oyunlarından bahsediyorlar.

 

Jinwoo seçeceği sınıftan ötürü endişelenmiyordu.  Şu ana dek yalnızca bir hançer kulalnmıştı ve yeteneklerinin tamamı suikastçı sınıfına aitti.

 

Hançer yetenekleri ve Kamuflajgibi bir yetenek.

 

Bir de bunun üstüne, durum özellikleri çoğunlukla güç ve çevikliğe odaklıydı.  Bu sebeplerden ötürü Jinwoo, suikastçıdan başka sınıf seçebileceğini düşünmüyordu.  Bu fikri düşünen Jinwoo, eşya kutusundan Casakanın Zehirli Dişini çağırdı.

 

şuuuu-

 

Hançer eline mükemmel oturuyordu.  Kendi kendine kafa salladı.

 

Evet, ben buna alışkınım.

 

Elinde hançer varken Jinwoo, görev ekranına doğru baktı.

 

Pekâlâ...

 

Olabildiğince çok olasılığa karşı plan yapmaya başladı.  Kendini hazırlamak için biraz bekledikten sonra Jinwoo, mesaja yanıt verdi.

 

Sınıf Atlama Görevi geldi.

Kabul etmek ister misiniz? (E/H)

 

Kabul et."

 

Aklından bu cümleyi kurunca, karşısına bir mesaj çıktı.

 

Zırr~

 

Sınıf Atlama Görevini kabul ettiniz.

Görev için bir Zindan yaratılacak.

 

Zindan mı yaratılacak?

 

Mesajın anlamını tam olarak çıkaramadan, önündeki alanda bir değişiklik meydana geldi.

 

voooooong-

 

Gözlerinin önünde minik bir kara delik açıldı, ama bu yalnızca başlangıçtı.

 

Voo vooooong-

 

Fasulye tanesi kadar minik o delik, bozuk para boyuna geldi, sonrasında voleybol topu kadar oldu ve en sonunda da bir adamın girebileceği kadar büyüdü.

 

Bu?..

 

Jinwoonun gözleri fal taşı gibi açıldı.  Görevi kabullendikten sonra, görevle ilgili ona bilgi verecek başka bir bilgi ekranının gelmesini beklemişti, ama hiç de öyle olmamıştı...

 

Gözlerinin önünde bir Geçit açılmıştı.

 

Geçit bile yaratabiliyor...

 

Karşısında yaşanan bu fenomen, dünyada ortaya çıkan Geçitlerin yaratılmasıyla aynı şekilde gerçekleşmişti.  Aradaki tek fark, gördüğünden biraz daha küçük olmasıydı.  Sistemin mesajı devam etti, onu içeri çağırdı.

 

Lütfen Geçitten geçerek Zindana giriniz.

 

Sakin ol.

 

Jinwoo kendini sakinleştirdi.

 

Evet.

 

İster anahtarla, ister Geçitten girsin, onu diğer tarafta bekleyen şey her türlü bir Zindan olacaktı.  Yalnızca gözlerinin önünde yapay bir Geçit yaratılmasına şaşırmıştı.  Daha evvel bir sürü Geçite girmişti, ama daha önce hiç birinin yaratılışına şahit olmamıştı.  Bu düşünceler aklından geçtiğinde, kalbinde bir fikir belirdi.

 

Dur... Diğer Avcılar da bu Geçitten geçebilir mi?

 

Ancak deney yapacak vakti yoktu.  Etrafta başka Avcı yoktu veya çağırsa gelecek başka bir Avcı da tanımıyordu...

 

Jinwoo, Yoo Jinhonun yüzünü zihninden sildi ve kafasını salladı.

 

Eğer bir şeyler ters giderse ne yaparım?

 

Sistemin mesajı sanki ona kendini hatırlatırmış gibi yanıp söndü.

 

Zırr~

 

Lütfen Geçitten geçerek Zindana giriniz.

 

Jinwoo bu elektronik sesle birlikte gerçekliğe geri döndü.  Odaklanmak için yanaklarını tokatladı.

 

Şu an dikkat dağınıklığının sırası değil.

 

Burada başarılı olursa, bir sınıf seçecekti ve başka ödüller kazanacaktı.  Başarısız olursa neler olabileceğini düşününce korktu.  Odaklanması gerekiyordu.

 

Ohh-

 

Derin bir nefes aldıktan sonra, Jinwoo, Casakanın Zehirli Dişini ters tuttu ve Geçitten içeri girdi.

 


 

Zindana giriş yaptınız.

 

Ha?

 

Dürüst olması gerekirse, Geçitten büyük beklentilerle geçmişti.  Beklentilerinin aksine, içeride şaşırtıcı pek bir şey yoktu.  Burası yalnızca basit bir mağara Zindandı.

 

Her zamankinin aynısı değil mi bu?..

 

Yüksek seviye Zindanların çeşitli yerlere bağlandığını duymuştu ve buna benzer bir şey bekliyordu, ama hayal kırıklığına uğramıştı.  Ancak karşısına özel bir mesaj çıktı.

 

Zırr~

 

Burada iksir ve dükkân kullanımı kısıtlı, ayrıca seviye atlamanız durumunuzu yenilemeyecek.

 

Jinwoo etrafta büyülü hayvan olmadığını doğruladıktan sonra hançerini kaldırdı.

 

...Kolay olmayacak gibi görünüyor.

 

Burası sınıf atlamak için özel bir Zindan olduğundan, birkaç şartı varmış gibi görünüyordu.  Kendisini iksirlerle veya seviye atlamayla iyileştiremeyecek olması can sıkıcıydı.

 

Yani ufak hasarlar bile zamanla birikecek.

 

Sakatlanması, burada sonunu getirirdi.  İyileşme ihtimâli olmadığından, yapacağı her harekete dikkat etmeliydi.

 

Gerçekten odaklanmam gerek.

 

Jinwoo, mesaj kutusunu kapattı.  Her zaman yaptığı gibi, Zindan çıkışını kontrol etti.

 

Sınıf atlamanız tamamlanana kadar burayı terk edemezsiniz.

 

Geçite elini koyduğu an, karşısına bir mesaj çıkmıştı.  Eliyle geçiti ittirdi, ama çıkış yerinden oynamamıştı bile.

 

...

 

Elini çekti.

 

Çıkış yolumuz kapalı demek.

 

Zindanın zorluğunu anlaması gerekiyordu.  Ayrıca burada canını dolduramayacaktı.  Ve bir de işi bitene kadar çıkamayacaktı.

 

Bu seferki risk çok fazlaydı.  En cesur Avcılar bile böyle şartlar altında Zindana girmeden evvel tedirgin olurlardı.

 

Ancak riskin yüksek olması, kötü olduğu anlamına gelmiyor.

 

Yüksek risk, yüksek ödül demekti.  Deneyimlerinden bu kadarını öğrenmişti.  Eğer bu şartlar görevi zorlaştırıyorsa, o zaman işin sonunda onu büyük bir ödül bekliyordu.

 

Bunu anlamanın tek yolu vardı.

 

Gitme vakti.

 

Jinwoo, mağaranın derinlerine doğru ilerlemeye başladı.  Tünelin sonunu göremiyordu ve herhangi bir büyülü hayvanı ne seziyordu ne de görüyordu.

 

Burası Sistemim mekânı olduğundan, burada canavaryerine büyülü hayvanolmalı.” 

 

Ne olursa olsun ikisi de tehlikeli varlıklardı.

 

Buranın normal mağara Zindanlarından bir farkı vardı.  Bu mağaranın tuvarları, tüm yola eşit aralıklarla döşenmiş meşalelerle doluydu.

 

Parlayan taşlar yerine meşaleler var. Hımm...

 

Meşaleler pek etkili ışık kaynakları değillerdi.  Bir sürü olsalar bile, karanlık bir tüneli tamamen aydınlatmaya yetmiyorlardı.  Bu yüzden dans eden alev, sağda solda bir sürü gölge yaratıyordu.  Bu gölgeler ve sessizlik, burayı normal bir Zindana kıyasla çok daha korkunç yapıyordu.

 

Görmekte herhangi bir sıkıntı çekmiyorum.

 

Canını sıkan şey, bunun ruh hâline olan etkisiydi.

 

Jinwoo gidip duvardan en yakınındaki meşaleyi çıkardı.  Yolu biraz daha aydınlandı.

 

Böylesi daha iyi.

 

Jinwoo tatmin olmuş bir şekilde gülümsedi.  Arkasına bir bakış attı, ardından tekrar ilerlemeye başladı, elinde meşale vardı.

 


 

Bu yolda ne zamandır yürüyordu?

 

Biraz zaman geçtikten sonra, nihayet bir dönemece gelmişti.  Köşeyi dönünce birkaç varlık sezdi.

 

Nihayet.

 

Meşaleyi dikkatli biçimde yere koydu.

 

şuuuu-

 

Meşaleyi tutan elinde artık bir hançer vardı.  Saldırıda avantaj kazanmak için Kamuflaj kullanmayı düşündü, ama manasını saklamaya karar verdi. Burada iksir kullanamıyordu sonuçta.  Eğer manasını dikkatsizce harcarsa, hayati anlarda yetenek kullanamayabilirdi.

 

...Buraya doğru geliyorlar.

 

Jinwoo sırtıyla duvarı kucakladı, ardından düşmanların köşeyi dönmesini bekledi.

 

Çink, çink!

 

Ona doğru yürürlerken metalik bir ses yankılandı.  Ses gitgide yaklaştı.

 

Çink, çink!

 

Bu gürültülü sesten ötürü Jinwoo meraklandı.

 

Bir çeşit zincirli silah falan mı taşıyorlar?

 

Meraklıydı, ama endişelenmiyordu.  Bunu birazdan anlayacaktı.

 

5, 4, 3

 

Nefesini ve hançerini tuttu.  Nefes sesinin duyulmasını istemiyordu.

 

2, 1

 

Çink, çink!

 

Nihayet köşede gölgeler belirdi.

 

...0.

 

Jinwoo saymayı bitirir bitirmez, varlıklar kendilerini gösterdiler.  Jinwoo hemen boyunlarını hedefledi.

 

Çatırt!

 

Metalin metalle çarpışma sesi gürültüyle yankılandı.  Hançer hedefini delmedi.

 

Zırh mı?

 

Jinwoo şaşırmıştı.  Düşmanın kimliğini doğruladıktan sonra, çabucak geri çekildi.

 

İnsan mı?

 

Karşısında tam zırhla kaplı bir şövalye vardı.  Yüzü bile miğferle kaplıydı.  Ne olur ne olmaz diye Jinwoo onlara seslendi.

 

Hop!

 

Şövalye, Jinwooya doğru saldırarak yanıt verdi.

 

Çatırt! Çatırt! Çatırt! Çatırt!

 

Şövalye omuzlarını kullanarak Jinwooya vurmaya çalıştı, ama Avcı saldırıdan kaçınmak için bedenini kolayca büktü.  Şövalye kendini durduramadı ve durmadan evvel biraz daha koştu.

 

İnsan değil mi?

 

Algısını biraz daha genişlettikten sonra, Jinwoo emin olmuştu.  Şövalyenin kalbi atmıyordu. Büyülü hayvan değil de, daha evvel hiç görmediği bir canavardı.  Baştan aşağı zırhla kaplı bir canavar olması.

 

Yani...

 

Tıpkı başka bir insanla kapışıyormuş gibiydi. 

 

çiiink!

 

Şövalye arkasına döndü ve kılıcını çekti.  Tıpkı Jinwoonun düşündüğü gibi, onu sağ bırakmaya niyeti yoktu.  Birbirlerine düşman olduklarını doğruladıktan sonra, Jinwoonun gözleri daha da keskinleşti.

 

Depar!

 

Hareket hızınız %40 arttı. 

 

İlk saldıran kazanacaktı!

 

Şövalye ona ulaşamadan, Jinwoo menziline girdi.

 

Keser-!

 

Avcı, panikleyerek yaptığı saldırıyı savuşturdu ve zırhına hançerini sapladı.

 

Çatırt! Çatırt!

 

Ama herhangi bir hasar veremedi.

 

Zırhı çok kalın.

 

Yalnızca kalın değildi, aynı zamanda kaygandı da.  Hançerini zırha her sapladığında elinden kayıyordu ve sapıyordu.  Şövalye kılıcını dikeylemesine savurdu.

 

Keser-!

 

Jinwoo kaçınmak için başını çabucak eğdi.  Kılıç başının yalnızca birkaç santimetre üstünden geçmişti.  Saldırı güçlüydü, fakat bir o kadar büyük açık da veriyordu.  Jinwoo fırsatı kaçırmadı.  Hâlâ saldırı menzilinde olduğundan, Jinwoo tüm gücünü hançerine odakladı.

 

Hayati Bıçaklama

 

Çatırt!

 

Hançer zırhı delip geçti.

 

İşe yaradı mı?

 

Ancak sanki hiç hasar vermemiş gibi şövalye, hançeri görmezden geldi ve kılıcını yanlamasına savurdu.

 

Keser-!

 

Jinwoo bedenini geri attı.

 

Çatırt!

 

Kılıcın vurduğu yerden kıvılcımlar çıktı.

 

...

 

Jinwoo kendisini düzeltti ve geri birkaç adım attı.  Casakanın Zehirli Dişi hâlâ şövalyeye saplanmış hâldeydi.

 

Hıh.

 

Jinwoo diliyle cık cık diye ses çıkardı.

 

Pek güçlü sayılmaz.

 

Bu doğruydu.  Zırhından ötürü şövalye yavaştı.  Ayrıca saldırı düzeni de oldukça basitti.  Esas sıkıntı, zırhını aşmaktı.

 

Jinwoo kollarını sıyırdı.

 

Eğer bıçakla delinmeyecek bir zırhsa, o konuda biraz deneyimliyim.

 

Sakinliğini korudu.  Büyü gücü işlenmiş çelik kılıcı kolayca kıran bölüm sonu canavarının pullarını hatırladı.  O devasa yılanı nasıl yendiğini düşündü.

 

Casakaya kıyasla bu piç bir halt değil...

 

Karşısında zafer kazandığı ilk bölüm sonu canavarını düşününce, Jinwoo nostaljik hissedip güldü.

 

Çatırt! Çatırt! Çatırt! Çatırt!

 

Zırhına güvenen şövalye, Jinwooya bir kez daha saldırdı.

 

Beklediğim gibi, o kadar da zeki değil.

 

Jinwoo şövalyenin saldırısından kolayca kaçındı ve sırtına atlayıp ona kafa kilidi çekti. 

 

Çatııırt!

 

Boynu da zırhlı olduğundan, böyle boğulmayacaktı.

 

Çatıııııırt!

 

Jinwoonun kolları esnedi ve damarları ortaya çıktı.  Şövalyeyi boğmaya çalışmıyordu.  Dişini sıktı ve gözleri alevlendi.

 

ÇATIRT!

Miğfer iğrenç bir sesle çıkmıştı.  İşte bu, 100ün üzerindeki güç puanının gücüydü.  Kafasını kaybeden şövalye, yere düştü.

 

Çatırt!

 

Şövalyeyi yendiniz.

 

Mesaj dövüşün bittiğini işaret ediyordu.  Şövalyenin cesedinden bir şey düştüğünü işaret eden bir ışık çıkıyordu, ama Jinwoonun odağı başka yerdeydi. 

 

Ne? İçi boş muymuş?

 

Miğferin içinde kafa falan yoktu.  Ayrıca diz çökmüş zırha da baktı, ama o da boştu.

 

O hâlde ben hareket eden bir zırhla mı savaşıyordum?

 

O bu sonuca varır varmaz, köşeden iki şövalye daha çıkmıştı.  Görünüşe göre nihayet bir dövüş olduğunu fark etmişlerdi.

 

Çink, çink!

 

Jinwooyu gören iki şövalye, aynı anda kılıçlarını çıkardı.

 

çiiink!

 

çiiink!

 

Jinwoo miğferi bir kenara attı ve boynuyla omuzlarını esnetti.  Artık onları yenme yöntemini biliyordu.

 

Başlayalım mı?

 

Çatırt! Çatırt! Çatırt! Çatırt!

 

Jinwoo yaklaşan şövalyelere gülümsedi.

 

Görev şu ana dek sıkıntısız ilerliyordu.

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (2)

4 puan
Murion2 hafta önce
Üye
Ellerinize sağlık

2029 puan
maahhaam2 hafta önce
Üye
Çeviri için teşekkürler