POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Solo Leveling Bölüm 5: Son Sınav

Çeviri : Lohengramm
Düzenleme : -
Okunma : 641
Tarih : 03 Ocak 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Tek Başıma Seviye Atlıyorum: 5. Bölüm

 

Jinwoonun haykırışı, tüm Avcılara ulaştı.

 

!

 

Enstrümanlar mı?!

 

Gözleri yeniden umutla doldu.  Jinwoonun onlara eğilmelerini söylediği zamanın aksine, Avcılar bu sefer tepki vermekten çekinmemişlerdi.  Tabii ki eğer Jinwoonun tahmini yanlışsa, hepsi heykellere yaklaşır yaklaşmaz katledilirlerdi.  Ama şu an Jinwoonun yönlendirmelerinden şüphelenen tek bir Avcı bile yoktu.

 

Song, enstrüman tutan heykele gelen ilk kişiydi.

 

...

 

Nefesini tutarak Song, heykele baktı.  Heykel sanki cevap verirmişçesine parmaklarını oynattı ve elindeki harpı çalmaya başladı.

 

Harika bir ses çıktı.

 

Haklıydı!

 

Enstrümanlı heykellere doğru ilerleyin!

 

Her Avcı yeniden kazandıkları umutlarıyla birlikte çeşitli enstrümanlar tutan heykellere doğru gittiler.

 

Trampetler, flütler, lirler.  Kısa zaman içinde farklı enstrümanların melodisi, bütün tapınağı doldurdu.

 

Nefesi kesilene kadar koşan Kim, bayıldı ve mandolin tutan heykelin önünde diz çöktü.

 

Tıngır~ tıngır~

 

Mandolinin melodisi havada titreşirken, Kimin peşine düşen Tanrı Heykeli yavaşlayarak durdu.  Hislerini tutamayan Kim, diz çöktüğü yerde ağlamaya başladı.

 

Uaaaah-

 

Ve Tanrı Heykeli ondan uzaklaştı.  Tapınağın geri kalanını arayarak, yeni hedefini buldu.

 

Siktir!

 

Göz göze gelir gelmez küfretti Jinwoo.  Ve koşmaya başladı, kalbi sanki patlayacakmış gibi atıyordu.  Terlemiş sırtı sırılsıklamdı.

 

Neden! Bu neden çalmıyor?!

 

Jinwoo, geldiğine pişman olduğu heykele ters ters baktı.  Elinde davul tutan heykel, hiç de çalacakmış gibi görünmüyordu.

 

BUUM!

 

BUUM!

 

BUUM!

 

Tanrı Heykeli aralarındaki farkı korkunç bir hızla kapattı.  Daha az evvel odanın öbür köşesinde olan Heykel, onlara yaklaştı ve Jinwoo yutkundu.

 

Juheeyle beraber burada olduğum için mi?

 

Yanıt bu olmalıydı.  Etrafa bakındığında başka hiçbir Avcı, heykellerle sorun yaşamamıştı.

 

Bu konu üzerine düşünecek vaktim yok.

 

Juheeyi bıraktı ve farklı bir yere koştu.

 

Jinwoo...

 

Korkmuş Juhee, onu paçasından tuttu.  Jinwoo sakin bir şekilde kulağına fısıldadı,

 

Eğer kalırsam ikimiz de öleceğiz.

 

Gözlerinin yaşlandığını gören Jinwoo, ona açıklama yapacak vaktinin olmadığını biliyordu.  Titreyen ellerini nazikçe paçalarından çekti ve tüm gücüyle başka bir heykele koştu.

 

*Ba-Bum* *Ba-Bum* *Ba-Bum*

 

O koşarken davulun sesini duydu.

 

Şükürler olsun.

 

Geriye tek bir şey kalmıştı.  O da başka bir heykele sağ salim varmaktı!

 

Jinwoo artık enstrüman tutan heykellere sığınamamış tek kişiydi.  Yani Tanrı Heykelinin tüm öfkesi ona odaklanmış hâldeydi.  Jinwoo peşindeki heykelin ezici adımlarından kaçtı ve odada depar attı.

 

BUUM!

 

BUUM!

 

Heykelin tepinmelerinden zar zor kaçınırken, nefes alışverişi gitgide daha da ağırlaşıyordu.  Savaşçı sınıfı bir Avcı olarak E Seviye avcıların en düşüğü olsa da, bedeni bu durumda ona yardımcı oldu.

 

Yalnızca biraz daha!

 

Tanrı Heykelinin adımlarının ona doğru yaklaştığını fark ettikten sonra odaklandı ve bacaklarını güçlendirdi.  Hızı arttı.  Hedef heykele ulaşmasına yalnızca birkaç adım kalmıştı.

 

HAYIR, O TARAFA OLMAZ!

 

Song ona bağırdı.

 

Şu ana kadar Tanrı Heykelinin hareketlerine odaklanan Jinwoo, gittiği heykele hiç dikkat etmemişti.

 

Ah!

 

Elinde enstrüman yok bunun!

 

Heykelin elinde enstrüman sandığı şeyin aslında bir kalkan olduğunu fark etti.  Heykel hiç acımadan elindeki heykeli kaldırdı ve yere vurdu.

 

Uah!

 

Jinwoo bedenini bir kenara attı.

 

Kiyaah!

 

Juhee çığlık attı.

 

Yerde yuvarlanırken tepeye baktı.  Tanrı Heykeli neredeyse tepesindeydi.

 

Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk...

 

Yerde attığı takladan ötürü alnı çizilmişti.  Kan gözüne aktı ve görüşünü engelledi.  Jinwoo hızlı hızlı sağa sola baktı.

 

Enstrüman... Enstrüman...

 

Ama gözüne hiç enstrüman çarpmadı.

 

Tanrı Heykeli ayağını kaldırdı.

 

Siktir!

 

BUUM!

 

Jinwoo ayağından bedenini bir kenara atarak zar zor kurtuldu.  Ama sınırlarına ulaşmak üzereydi.  Baygın hissederken nedense dengesini sağlamakta zorlandı.

 

Lütfen...

 

Eğer bir Tanrı varsa, ona dua etmek istiyordu.  O an Jinwoo, heykelin ne silah ne de enstrüman tuttuğunu fark etti.

 

Bu!

 

Son gücünü topladı ve bütün umudunu heykele koydu.  Bedenini son bir hamleyle elinde kitap olan heykelin altına attı.  Tanrı Heykelinin ona doğru geldiğini görürken, hareket edecek gücünün kalmadığını fark etti.  Ağır ağır nefes alarak Tanrı Heykelinin yüzüne baktı.  Sürekli direnmesi sanki işleri daha da kötüleştirmişcesine, heykelin Jinwooya olan öfkesi artmıştı.

 

Jinwoonun önünde durdu.

 

Bir bina kadar büyük bir devle karşı karşıya gelen Jinwoo nefes almakta güçlük çekti.

 

Sanırım köşeye sıkıştım...

 

Tanrı Heykeli bakmaya devam etti.

 

Sonum geldi...

 

Sonunun yaklaştığına emin olan Jinwoo, ona tepeden bakan gözlerde ölümünü gördü.

 

O an arkasından çok güzel ve melodik bir şarkının söylendiğini duydu.  Biraz çabayla arkasına döndü ve sesin kaynağına baktı.  Şu ana dek altında dinlendiği heykel, kutsal bir sesle şarkı söylüyordu; sesi tüm tapınakta yankılanıyordu.  Geriye bakan Jinwoo, Tanrı Heykelinin rahatlamaya başladığını gördü.  İblisimsi öfkesi kaybolan Heykelin yüzü, orijinal hissiz hâline geri döndü.

 

Heykellerin müziği biterken Tanrı Heykeli koltuğuna geri döndü ve sanki hiçbir şey olmamış gibi görünüyordu.

 

BUUM!

 

Oturan devin sesi tüm tapınakta yankılandı.

 

Hah... Hah...  Güvende... miyiz?

 

Jinwoo ağır ağır nefes alırken hafifçe gülümsedi.

 

Juhee hızlıca ona doğru koştu.

 

Jinwoo!

 

Tüm gücüyle ona koştuktan sonra Juhee, yanında gözyaşları içinde çöktü.

 

Aman Tanrım... Aman Tanrım...

 

Bütün manasını ve bildiği şifa büyülerini üstünde kullandı.  Ancak hiç etkisi yoktu.

 

Dağılmış Avcılar teker teker Jinwoonun önünde toplandılar.  Onlar da üzgün bir ifadedeydiler.

 

Olamaz... Jinwoo...

 

Acıyan bakışların ve sözlerin arasında Juhee, kesintisizce ağlıyordu.

 

Bana neden böyle bakıyorlar?

 

Jinwoo sormak istiyordu, ancak konuşacak enerjisi yoktu.  Bu yüzden gücünü toplayıp ayağa kalkmayı denedi.

 

...?

 

Oturdukları yerde bir kan havuzu oluşmuştu.  Jinwoo nihayet içinde bulunduğu durumu anlıyordu.

 

Ah...

 

Sağ bacağının dizinden aşağısındaki kısmı kaybolmuştu.

 

Kalkan tutan heykele baktı.  Heykelin altı kanla kaplıydı.

 

Altında da kayıp bacağı vardı.

 

Juheenin burnundan kan damladığını gördü.  Bedeni sınırlarına ulaşmıştı.  B seviye bir Avcının şifa büyüsü, vücut parçalarını yeniden oluşturmak için yetersizdi.  Ancak yine de devam etti, çabaları tıpkı kırık bir tasla su toplamak gibiydi.  Devam ettikçe hem manası hem de canlılığı azaldı.

 

Önemli değil Juhee.  Artık durabilirsin...

 

Hayır! Bunu iyileştirebilirim! Seni iyileştireceğim!

 

Avcılar ikiliye acıyarak bakıyordu.

 

İçeri giren on yedi kişiden yalnızca altı kişi kalmıştı.

 

Kalan altı kişiden ikisi ağır yaralanmıştı.

 

Songun kolu ve şimdi de Jinwoonun bacağı.

 

Hayatları kurtulduğu hâlde, kimse gülümseyemiyordu.

 

Aniden yıldırımımsı bir ses tüm tapınakta yankılandı.

 

Merkezindeki büyü çemberli yer yükselmeye başladı ve bir platform hâlini aldı.

 

Jinwoo son sınavın geldiğini fark etmişti.

 

İnancını Kanıtla...

 

Anlamı üzerine çoktan kafa yormuştu.

-5. Son Sınav-

 

Yükselen zemin, bel hizasında durdu.

 

Bir sunak...

 

Jinwoo bilinçsizce kendi kendine konuştu.

 

Sunak mı?

 

Az evvel sunak mı dedi?

 

Hayatlarını yalnızca bir değil tam iki defa kurtaran adam Jinwoo, yükske seviyeli bir Uyanmış[1] değil, geçmişte tepeden baktıkları E Seviye ezik bir Avcıydı.

 

Eğer Sung olmasaydı biz...

 

Avcıların hepsi aynı şekilde düşünüyordu.  Jinwoonun şu ana kadar söylediği şeyler onları hayata bağlamıştı.  Ve şimdi de bu adamın ağzından sunaklafı çıkmıştı.  Cin gibi olan Kim, ilk konuşan kişi oldu.

 

Sanırım anladım.

 

Belindeki kılıcı çekti.  Normalde büyülü hayvanları katletmek için kullanılan bu silahın bu seferki amacı farklıydı.

 

Benim gibi bir salak bile senin sunakderken neyi kastettiğini anlayabilir.

 

Avcılar, Kimin çektiği keskinlikten parlayan kılıca baktılar ve yutkundular.

 

Hey, Kim!Onu nereye götürüyorsun?

 

Önce bu mevzuyu bir konuşalım!

 

Song, C Seviye olduğundan partideki en rütbeli kişiydi.  O komisyondan çıkarsa, partideki kimse yetenekleri diğer D Seviyelerin arasında bile parlayan Kime denk olamazdı.

 

Kim, kılıcını sunağa doğrulttu.

 

Son Öğreti İnancını Kanıtlaydı ve şimdi de karşımıza bu sunak çıkıyor.

 

Kim, Jinwooya baktı.

 

Sunağa birini feda etmemiz gerek, değil mi Sung?

 

Jinwoo başını salladı.  O da öyle tahmin ediyordu.  Hayatta kalan altılıdan biri feda edilecekti.

 

Bu muhtemelen son kural...

 

Başını kaldırırken Kim, ona gözlerinde tuhaf bir bakışla yaklaştı.  Jinwoonun başından terler aktı.

 

Ahjussi... Ne yapacaksın?

 

Sen orada sessiz sessiz otur!

 

Kim, kılıcını Jinwoonun yanında oturan Songa doğrulttu.

 

Bizi buraya kim sürükledi? Şuradaki Song! O hâlde tüm bunların bedelini ödemesi gereken kişi o değil mi?!

 

Ahjussi!

 

Jinwoo bağırdı ve ayağa kalkmaya çalıştı, ama Songun elleri onu durdurdu.  Jinwoo döndü ve adama baktı.

 

...

 

Song kafasını hiçbir şey söylemeden sağa sola salladı.  Gözleri Jinwooya sessiz kalması için yalvarıyor gibiydi.  Jinwoo bir şeyler söylemek istedi, ama sözlerini yuttu.  Song yavaşça ayağa kalktı.

 

Kim haklı.  Sorumluluk almam gerek.

 

O hâlde anlaşmaya vardık ihtiyar.

 

Kim, kılıcıyla sunağı gösterdi.

 

Madem bu işte varsın, o zaman çabuk ol bakalım.  Senin yüzünden on bir kişi öldü.

 

 


Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu

[1]: Uyanmış” (각성자; gak-sung-ja): Uyanmış” gak-sung + kişija > Uyanma işleminden geçmiş kişi.   Bütün Avcılar Uyanmış kişilerdir.  Bütün Uyanmışlar Avcı olarak çalışmaz.

 


Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (1)

2029 puan
maahhaam2 ay önce
Üye
mangadan okuyunca insan biraz sıkılıyor. manga 52. bölüme gelmişti. noveli ona göre ilerden başlatsanız olmaz mı?

10037 puan
Residenttt2 ay önce
Yönetici
@maahhaam, Her bölümün altına yazman bir şey değiştirmeyecek. :( Baştan başladık ve devam ediyoruz. :)

2029 puan
maahhaam2 ay önce
Üye
@Residenttt, ilkinde cevap alsaydık yazmazdık. Kolay gelsin