POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Solo Leveling Bölüm 6: Altıncı Bölüm

Çeviri : Lohengramm
Düzenleme : -
Okunma : 648
Tarih : 04 Ocak 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Tek Başıma Seviye Atlıyorum: 6. Bölüm

 

Verilen zayiatlardan biri Kimin arkadaşı Park

 

Tabii ki ekip Çifte Zindana girmeden evvel bu konuyu oylamıştı. Kimse sonuca itiraz edemezdi.  Ancak tüm akıl mantığını kaybeden Kim için bu, yalnızca silinmiş bir anıydı.

 

Kendi isteğimle gideceğim, şu kılıcı çekebilir misin?

 

Song, Kime sordu.

 

Tüm bu olanlardan sonra sana nasıl güvenebilirim? Konuşmayı kes de yürü.

 

İç çeken Song, sunağa doğru yürüdü. Peşinde de kılıcını sırtına doğrultmuş Kim vardı.

 

Jinwoo onları izlerken dudağını ısırdı.

 

Bu Songun hatası değil...

 

Sonuçta hepsi bu kararı oylamayla vermişti.  Jinwooya göre yaşadıkları her şeyden sonra suçu Songa atmak, korkaklığın daniskasıydı.

 

Ama...

 

Jinwoonun Kimi durduracak gücü yoktu.  Seviyesinin en iyilerinden olan bir D Seviye ve kendi seviyesinin tiplerinde olan bir E Seviye.  Aradaki güç farkı çok fazlaydı.  Üstüne üstlük bacaklarından biri de yoktu.  Eğer bir şekilde çabalasaydı bile, yalnızca o değil, onu iyileştiren Juhee bile Kimin öfkesinin hedefi olabilirdi.

 

Siktir.

 

Jinwoo gözlerini kapattı.  Güçsüzlüğüne hiç etmediği kadar küfretti.

 

Bu arada Song, sunağın tepesine çıkmıştı.

 

Vooşş~!

 

Buna yanıt olarak sunağın bulunduğu orta bölümün kenarlarından kırmızı bir alev yandı.  Toplanan herkes daha sonra ne olabilecekler için hazırlanırken yutkundular.

 

Ancak hiçbir şey olmadı.

 

Yalnızca alev çıktı.

 

...?

 

Bir süre geçtiği hâlde hiçbir şey olmayınca Kim ve diğerleri endişelenmeye başladılar.

 

Hey, adın Sungtu, değil mi?

 

Kim, Jinwooya sordu.

 

Emin değilim...

 

Jinwoo Üçüncü Öğretinin bir kişi sunağın tepesine çıkınca gerçekleşmesini beklemişti.

 

Kurban istemiyor mu?

 

Jinwoo için o kadar da kötü bir haber değildi bu.  Eğer adak teorisi yanlışsa, o zaman Songu kurtarmanın bir ihtimali olabilirdi.  Jinwoonun yüzü parladı.  Ayağa kalkmaya çabalarken Jinwoo iki Avcıdan ona yardım etmelerini istedi.

 

Beni sunağa çıkarabilir misiniz?

 

Jinwoo, yaran...

 

Juhee de Jinwooyla ayağa kalktı.  Manasının çoğunu harcadığından solgun ve zayıf görünüyordu.  Yardımı sayesinde Jinwoo en azından yaralarının acısını atlatabilmişti.

 

Acele etmem gerek.

 

Juheenin şartı.  Kimin öfkesi.  Diğer Avcıların dehşeti.

 

Zamanı azalıyordu.

 

Diğer iki Avcının yardımıyla Jinwoo sunağa vardı.

 

Hadi sunağa çıkalım.

 

Yardımcı olan iki Avcı bir an ikilemde kaldılar, ama Jinwooya inandılar ve onu sunağa çıkardılar.

 

Karşılık olarak orta bölgenin kenarlarından üç alev daha çıktı.

 

Vooşş~!

 

Vooşş~!

 

Vooşş~!

 

Jinwoonun gözleri fal taşı gibi açıldı.

 

Tepedeki kişi sayısıyla aynı.

 

Song, iki yardımcı ve kendisi.  Orta bölgede çember oluşturuyormuş gibi duran dört alev yandı.

 

Yerleşimlerine bakılırsa, çemberi tamamlamak için iki kişiye daha ihtiyacımız var.

 

Bu yüzden kalan kişilerin de sunağın tepesine çıkması gerekiyordu.

 

Biz beklerken biri gelip biri kurtarır mı sence?

 

Diye sordu Jinwoo, Songa.

 

Song kafasını hayır anlamında salladı.

 

Bugün, Kapının açılışının yedinci günü.  Destek güçleri gelmeden önce muhtemelen o şeyler harekete geçerler.

 

D Seviye bir Kapıya göre kesinlikle çok fazla açık kalmıştı.

 

Cemiyet işi sonuçta...

 

Kapı, bir hafta sonra tamamen açılacak.  Bunun yaşanmasını engellemek Avcıların işi.  Kapıyı kapatmak için Zindandaki bölüm sonu canavarını kapatmak gerek, Baskının esas amacı bu.  Eğer bunu vaktinde gerçekleştiremezlerse, Zindanın içindeki bütün büyülü hayvanlar Kapıdan çıkmakta özgür olacak.  Bir Zindan Kaçışı.

 

Jinwoo çevresine baktı.  Tanrı Heykeli koltuğunda oturuyordu, partiye tepeden bakıyordu.

 

Eğer o şeyin buradan çıkmasına izin verilirse...

 

Yaşanacak yıkımı tahmin bile edemiyordu.  Eğer heykeller odadan çıkma özgürlüğü kazanırsa, tabii ki ilk önce partileri katledilirdi.  Bu yüzden Jinwoo yardım için bekleyemeyeceklerini fark etti.

 

Jinwoo Juheeye ve Kime seslendi.

 

Siz de buraya çıkabilir misiniz?

 

Juhee talimatlarına uydu.  Endişeli Kim bile çabucak dediğini yaptı.

 

İki ateş daha yandı ve çember tamamlandı.

 

Vooşş~

 

Avcıların nefesi kesildi.

 

Ha?

Neler oluyor?

 

Jinwoonun beklendiği üzere bir şeyler oluyordu.

 

Geliyor.

 

Orta bölgedeki çemberin dışında minik mavi alevler yanmaya başladı.  Teker teker yandılar ve orta bölgenin çevresinde bir çember oluşturdular.

 

34... 35... 36...

 

Jinwoo otuz altı tane mavi alev saydı.

 

Kişi sayısıyla kırmızı alev sayısı aynıydı.  Mavi alevlerin sayısıyla 36ydı.  Bu numaraların bir anlamı var mı?

 

O anda...

 

Gıcırt~

 

Çıkışı kapatan kapı, bir anda açıldı.  Avcılar tepki olarak irkildiler.

 

Ah!..

 

Her biri çıkışa doğru koşmak istediler, ama şarkı söyleyen Avcılar hâlâ akıllarındaydı, bu yüzden kimse harekete geçmedi.  Sunağı ilk terk edecek kişiye ne olacağını bilmiyorlardı.  Sanki bir cevap bekliyormuş gibi hepsi sessiz sessiz duran Jinwooya baktı.

 

...

 

Bir sonuca varmak için çok erkendi.  Açılan kapı bir tuzak mıydı yoksa Zindanın onlara Son Öğretiyi yerine getirdiklerini söyleme şekli miydi bilmiyordu.

 

Avcılar Jinwoonun talimatlarını beklerken, odanın köşesinden kötü haberler ileten sesler geliyordu.

 

Gııııırçç

 

Gaaarççç

 

Altısının da kafası aynı anda sese doğru döndü.

 

Neler oluyor?!

Yak... Yaklaşıyorlar!

 

Hepsi harekete geçtiler!

 

Avcılar hızlı hızlı nefes almaya başladılar.  Yalnızca yaklaşan insanlara tepki veren heykeller, bir anda birkaç adım yaklaşmışlardı.  Bu kısa sürede Jinwoo durumu tamamen kavramıştı.

 

Hayır, heykeller hareket etmedi.  Heykellerin altındaki tabanlar hareket etti.

 

Az önceki kayma sesi, taş tabanların zemine sürtme sesiydi.

 

...Hareket etmeyi bıraktılar mı?

 

Kim, kaşındaki teri sildi.  Herkes heykellere odaklanmışken, Jinwoo çevrelerindeki mavi alevlere baktı.  Teker teker kayboluyorlardı, üç tanesi çoktan sönmüştü bile.

 

Gııııırçç

 

Gaaarççç

 

Ne, ne?!Nerede bu?!

 

Biri bağırdı.  Jinwoo başını kaldırdı, ses onun olduğu taraftan geliyordu.  Ona bakan heykeller yaklaştı.

 

Neden sadece bana?..

 

Başka yöne baktığı için mi?

 

Jinwoo, teoriyi test etmek için gözlerini kapattı.

 

Gırç

 

Garç

 

Lanet olsun, neden?!

 

Şimdi ne yapacağız?!

 

Yenilenen anlayışıyla Jinwoo, diğerlerine bağırdı.

 

Heykellerden başka yere bakmayın!

 

Şimdi aklına gelmişti de, heykel tabanlarının ilk hareketi muhtemelen milletin ondan rehberlik için bakmasından ötürüydü.

 

Piç kuruları biz onlara bakarken hareket etmiyorlar.

 

Bir mavi alev daha söndü, ama heykellerden bir yanıt gelmedi.

 

Yoksa?..

 

Gözlerini heykellerden ayırmayan Jinwoo, dikkatlice kollarını kaldırdı ve saatine baktı.

 

Tıpkı düşündüğüm gibi.

 

Mavi alevler her dakika kayboluyorlardı.

 

Mavi alevler saat.

 

Jinwoo, Son Öğretinin 36 mavi ateş kaybolana kadar sunağın tepesinde beklemek olduğunu tahmin etti.  Hepsi bütün heykellere baktıkları sürece güvende olacaklardı.  Bu son sınavda kimsenin ölme ihtimali yoktu.

 

Jinwoo kalan süreyi hesaplamak için saatine ve mavi alevlere baktı.

 

30 tane kaldı...

 

Yalnızca yarım saat daha beklemeleri gerekiyordu!

 

Ancak Jinwoo bir hata yapmıştı.  Mavi alevleri sayarken heykellerden başka yönebakması gerekiyordu, bu yüzden tekrar ona doğru hareket etmeye başladılar.

 

Gıırç

 

Gaarç

 

B-Bunu yapamam!

 

Jinwoonun çaprazındaki adam çığlık attı ve açık kapıya doğru koştu.  Arkalarından gelen sesten ötürü korkan ve arkasına dönemeyen adam, tüm cesaretini kaybetti ve kaçmaya karar verdi.  Sunaktan atlar atlamaz kırmızı alevlerden biri kayboldu.

 

Hayır, yapma!

 

Diye bağırdı Jinwoo.

 

Ama tüm gücüyle koşan adam onu görmezden geldi ve açılan kapıdan güvenle geçti.

 

N-Ne? Az önce ne oldu Sung? Sağ salim çıktı!

 

Kapılara doğru dönemeyen Jinwoo, neler olduğunu bilmiyordu.

 

Bir değişiklik oldu mu?

 

Kapı... Azıcık içe doğru hareket etti.

 

Şu an kapanıyor mu?

 

Hayır, hayır... Adam geçtikten sonra biraz kapanır gibi oldu, ama şu an kımıldamıyor.

 

Jinwoo, adam sunağı terk ettikten sonra kaybolan kırmızı alevi hatırladı.

 

Tabii ki!

 

Kalbi, midesine çöktü.  Sunağa çıkarken aklını kurcalayan bilmecenin cevabını nihayet bulmuştu. 

 

Bunun neresi Tanrıya İnancını Kanıtlamaktı? Cevabı bulmuştu.

 

Ancak başkasının yardımıyla yürüyen biri için bu muhtemelen en kötü cevaptı.

 


 

Açık kapıbir tuzaktı.  Onları kandırmak için sahte bir umuttu!

 

Eğer bütün parti kapıyı açık görür görmez çıksaydı, kapı anında kapanırdı ve bütün parti katledilirdi.  Sunak güvenli bölgeydi.  Eğer tepesinde bekleyip heykelleri izlerken mavi alevlerin sönmesini beklerlerse, bu, güvenliklerini garanti altına alırdı.

 

Görebildikleri bir sahte umut, göremedikleri bir söze karşıydı.

 

Bu kişinin İnancını Kanıtlamayoluydu.   Bu, yaklaşan tehlikeye rağmen özgürlük arzularını aşmaları için bir sınavdı.

 

Bu durumda iki tane değişkenleri vardı.

 

İlki.  Jinwoonun varlığı.

 

Onları sonuna götürecek olan açık kapıya gitmek yerine, parti kaldı ve Jinwooyu dinledi, ölümden kurtuldular.

 

Şanslıyız.

 

Bunun tek sebebi İki Öğretiyi gözlerinin önünde çözüp hayatlarını kurtardığından onların güvenlerini ve dikkatlerini kazanmış olmasıydı.

 

Ancak ikinci değişken pek de hoş değildi.

 

Birinin partiyi güvenlikten ötürü terk etmesi gerekti.

 

Geriye kalanlar bu umut ihtimaline nasıl tepki verecek?

 

Cevap belliydi.

 

Jinwooyu destekleyen adam, kapıdan çıkan ikinci kişiydi.  Song çabucak tepki verdi ve düşen Jinwooyu yakaladı.  İkinci koşucunun ardından bir kırmızı alev daha söndü ve kapı kapanmaya biraz daha yaklaştı.

 

Hey, hey!

 

Kim, ikinci koşucuya parmağını salladı, ama adam da tıpkı ilki gibi kapıdan güvenle geçti.

 

Kalan alevlerin sayısına bakan Jinwoo bağırdı.

 

Lütfen hareket etme! Burada kimseyi kaybetmeyi göze alamayız!

 

 

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm
Çevirmen Notu



Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (2)

11 puan
mustafabukulmez2 ay önce
Üye
güzel bölümdü. teşekkürler.

101 puan
Ulaş2 ay önce
Üye
O durumda olsam ne yapardım bilmem ama hayatımı kurtaran kişiyi arkamda bırakıp kaçmazdım :(