POPÜLER NOVEL GÜNCELLEMELERİ

Solo Leveling Bölüm 9: 9. Bölüm

Çeviri : Lohengramm
Düzenleme : -
Okunma : 607
Tarih : 09 Ocak 2019
Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Yalnız Başıma Seviye Atlıyorum: 9. Bölüm

 

Başını bir yere falan mı çarptın?

 

Diye sordu kız kardeşi kapının eşiğinden.  Jinwoo başını sağa sola salladı.

 

Hayır.

 

Sözleri kız kardeşini rahatlatmamıştı ve endişeli bir biçimde bakıyordu.

 

Gerçekten iyi misin?

 

İyiyim dedim ya.

 

Kız kardeşi oflayıp pufladı ve bakışları sanki onu delip geçecekmiş gibiydi.  Kız kardeşinin böyle durumlara verdiği tepkilere alışmış olan Jinwoo, kız kardeşi ona vurmaya başlayınca gardını aldı.

 

Sana kendini yaralayıp durma demedim mi ben?! Ne kadar endişelendim biliyor musun?!

 

...Özür dilerim.

 

Herkes gayet iyi görünüyordu, niye yaralanan tek kişi sensin?!

 

...Özür dilerim.

 

Ona vuran eller yavaş yavaş güçlerini kaybettiler.  Jinah eninde sonunda başını eğdi ve yanaklarından yaşlar süzüldü.  Jinwoo, kız kardeşinin sırtını okşadı, onu rahatlatmak için elinden geleni yapıyordu.  Dolan gözlerinden yaş akmasın diye kendini tuttu.

 

Ölmeye hazırlanmıştım... Onu arkamda bırakacaktım sözde...

 

Sağ döndüğü için şükretti.  Şu ana dek kaç defa ölümle burun buruna geldiğini fark etti.  Sanki bir kâbusta gibiydi.

 

Jinwoo, havadaki kelimelere baktı.

 

Okunmamış mesajlarınız var.

 

Hâlâ o kâbustan uyanamamış gibiyim...

 

Sözlerin anlamını anlayamadı.  Yine de ne yapabilirdi ki? En önemli şey ailesine sağ salim dönmüş olmasıydı.

 

Ühü

 

Çok şükür kız kardeşi nihayet ağlamayı kesmişti.  Maalesef bir saat boyunca ona bağırmaya devam etti.

 

-Anladın mı?Eğer yine yaralanırsan, okulu bırakıp direkt iş hayatına atılırım, sen de Avcılık falan yapmazsın!

 

Güzel yüzündeki keskin, delici bakış, onun abisinin kardeşi olduğunu doğrular gibiydi.

 

Anladım, anladım.

 

Jinwoo pes edermişçesine kafasını salladı.  Birkaç defa doğruladıktan sonra Jinah, tatmin olmuş hâlde ayağa kalktı.

 

Nereye gidiyorsun?

 

Okula.  Seni görmek için kısa süreliğine izin aldım, ama geri dönmem gerek.

 

Ah, doğru.  Seneye üniversiteye giriş sınavları var.

 

Ona özel öğretmen tutamamıştı veya özel okullara gönderememişti, ama Jinah yine de okulundaki en iyi öğrencilerden biriydi.  Amacıysa doktor olmaktı.  Video oyunlarının başından kalkamayan minik kız, ailesi birkaç yıl evvel hastalanınca gayretli bir öğrenciye dönüşmüştü.

 

Jinwoo, kız kardeşinin hayallerinin gerçek olmasını istiyordu.

 

Dur... Video oyunları mı?

 

Gözleri aniden fal taşı gibi açıldı.

 

Ben gidiyorum.

 

Jinwoo gitmek üzere olan kız kardeşini çabucak tuttu.

 

Jinah.

 

Noldu?

 

Oyun oynarken...

 

Jinah gülümsedi. Bu aralar oyun oynamıyorum.  Son seneye kadar çok az vaktim var.

 

Biliyorum, biliyorum, ama yine de sormak istiyorum.

 

Neyi? Oppa, son zamanlarda oyun oynuyor muydun?

 

Geçmişte kalmışlardı, ama kız kardeşi oyunlarda çok iyiydi.  Bu yüzden abisinin sorusu ilgisini çekmişti.  Jinwoo havada süzülen harflere bakmaya devam etti ve sordu:

 

Eğer oyunda okunmamış bir mesajın varsa onu nasıl açıyorsun?

 

Öncelikle mesaj kutusunu açman gerek.

 

 “Mesaj kutusunu açmak mı?

 

Zırr~

 

Açılkelimesini söylediği anda, elektronik bir bip sesi çıktı ve mesaj kutusu açıldı.

 

İki tane okunmamış mesajınız var.

[Oyuncu] olmaya hoş geldiniz. (Okunmamış)

[Günlük Görev: Güçlü Olmak İçin Hazırlık] geldi. (Okunmamış)

 

Jinwoo bir anda çok neşelendi.

 

İşe yaradı!

 

Yüzündeki ani mutluluğu gören Jinah, endişeli bir şekilde sordu:

 

Ne oldu? Hangi oyundan bahsediyorsun? Yardım lazım mı?

 

Jinwoo elini sıkı sıkı salladı.

 

Hayır, bunu yalnız başıma denemek istiyorum.

 

Başına gelenleri ona anlatsaydı, kız kardeşi nasıl tepki verirdi?

 

Kız kardeşimin bana delirdiğimi söylemesini istemiyorum.

 

Bu yüzden Jinwoo laflarını yuttu ve ona elveda dedi.

 


 

Asansörle inip hastaneden çıktığını doğruladıktan sonra, Jinwoo odasına geri döndü.

 

Aynı hatayı tekrar yapamam.

 

Tık-

 

Kitler-

 

Gereksiz yere dikkat çekmemek için kapıyı kitledi.  Hazırlıklarını tamamladıktan sonra Jinwoo, yatağın ona doğru bakan kısmına oturdu ve gözünün önünde süzülen mesajları okudu.

 

[Oyuncu] olmaya hoş geldiniz. (Okunmamış)

[Günlük Görev: Güçlü Olmak İçin Hazırlık] geldi. (Okunmamış)

 

İlk mesaj ona tanıdık geliyordu.

 

Ben bunu daha evvel nerede duymuştum ya?

 

İlk mesajla başladı.

 

Açıl.

 

Zırr~

 

Bu Sistem, Oyuncunun büyümesine yardım edecek.

Sistemin talimatlarına uymamak, ceza almanıza sebep olabilir.

 

Ödülünüz alındı.

 

Ah...

 

Şimdi hatırlamıştı.  Bilincini kaybetmeden önce duyduğu laflardı bunlar.

 

O zaman da oyuncu olmaktan falan bahsediyordu...

 

Ama tıpkı o zaman da olduğu gibi, neden bahsettiğine dair hiçbir fikri yoktu.

 

Sistem.  Büyüme.  Ceza.  Ödül.

 

Açık olmayan bir sürü kelime vardı.

 

Büyümeye yardım etmek ve ödüllendirme ne?

 

Daha önce yalnızca video oyunlarında gördüğü bu kelimelere gerçek hayatta anlam katmakta zorlandı.

 

Şimdilik kelimelerin anlamını görmezden gelerek sonraki mesaja geçti.

 

[Günlük Görev: Güçlü Olmak İçin Hazırlık] geldi. (Okunmamış)

 

Yutkundu.

 

Jinwoo, mesajın şüpheli başlığını görünce yutkundu.  Kalbi hızlandı.

 

Açıl.

 

Zırr~

 

Günlük Görev: Güçlü Olmak İçin Hazırlık

100 Şınav Çek:

(Tamamlanmadı) (0/100)

 

100 Mekik Çek

(Tamamlanmadı) (0/100)

100 Defa Çömelme Hareketi Yap:

(Tamamlanmadı) (0/100)

 

10 Kilometre Koş

(Tamamlanmadı) (0/10)

 

*Uyarı: Günlük görevin tamamlanmaması durumunda Ceza Görevi alırsınız.

 

 

Jinwoo, mesajı doğruladıktan sonra inledi.

 

Off... Bu ne ya...

 

Günlük Görev.  Bir de güçlü olmak için hazırlıkmı?  Böyle bir başlığı gördükten sonra, basit egzersizlerden daha fazlasını beklemişti.  En azından görevdeki egzersizleri tamamlarsa, bedeni muhtemelen biraz gelişecekti.  Sistemin bahsettiği bu büyüme ve ödüllendirme sistemi de neydi?

 

Şimdi aklıma geldi de...

 

Daha önce bir kitapta okuduğu içten sorunları olanlar iç seslerini dinlemelidirsözünü hatırladı.

 

Sanırım bedenimin bana söylediklerini halüsinasyon olarak görüyorum.

 

Daha güçlü olma hissi o kadar güçlü olmalıydı ki artık havada anlamsız kelimeler görüyordu.  Bu o kadar komikti ki hayal kırıklığına uğramıştı.

 

Eğer böyle güçlü olunsaydı, herkes yapmaz mıydı?..

 

Kafasını salladı.  Bu mesajlarda tüm cevapları bulacağını düşündüğü için kendisine acıdı.

 

Eh, umurumda değil.

 

Jinwoo yatağa yattı.  Tavana baktı.

 

...

 

Bir şey yapmadığı hâlde zaman çabucak geçmişti.  Hastanedeki sessizliğin ağırlığını hissederken, aniden kalktı.

 

Yine de...

 

Peki ya bu değişirse? Yarı beklenti yarı şüpheyle en azından bir denemeliyimdiye geçirdi içinden.

 

Ucunda ölüm yok sonuçta.

 

Hareketlerden birini hafifçe denese ne olurdu?

 

Biraz düşündükten sonra denemeye karar verdi.

 

Yataktan kalktıktan sonra hafifçe esneyerek, yarım yamalak şınavlar çekti.  Yere yatmak yerine ayağa kalktı ve yatağı itti.

 

1,2,3...

 

Birden başlayarak hızlı hızlı şınav çekti.

 

...97, 98, 99, 100.

 

Başladığını bitirerek yüzüncü şınavınaulaştı.   Beklentisinin aksine, hiçbir şey değişmemişti.  Kolları azıcık acıyordu o kadar.

 

Şimdi ne olacak...

 

Yüzünde bir gülümsemeyle ayağa kalktı.

 

[Oyuncu] olmaya hoş geldiniz. (Oku)

[Günlük Görev: Güçlü Olmak İçin Hazırlık] geldi. (Oku)

 

Önceki okunmamışmesajlar okundudurumuna gelmişti.   Ona okunmamış mesajları olduğunu söyleyen kelimeler kaybolmuştu, ama artık bu hayallere uymaya niyeti yoktu.  Bu kadarının yettiğini düşünüyordu.

 

Hiçbir pişmanlık duymadan mesaj penceresini kapattı.

 

Esneyerek yatağına geri döndü.  Uzun süre sonra hareket ettiğinden, uykulu hissediyordu.  Dışarıdaki pencerede güneşin batışının, gökyüzünü turuncu renge boyadığını gördü.

 

Saat o kadar geç oldu mu ya?

 

Avcı Gözetleme Departmanından gelen o adam, hastane masraflarının Cemiyet tarafından karşılanacağını açıklamıştı.  O yüzden Jinwoonun hastaneden çıkmak için acelesi yoktu.

 

Belki de hastaneye tamamen sağlıklı mıyım diye bazı testler yaptırmalıyım.

 

Diye düşündü yatakta yatarken.

 

Halüsinasyonların bir süre sonra kaybolacağına eminim.

 

Göz kapakları yavaş yavaş indi.  Kısa süre sonra derin bir uykuya daldı.

 

Tik tik tik

 

Uyurken duvardaki saat çalışmaya devam etti.  Zaman geçtikçe saatin akrep ve yelkovanı eninde sonunda 11:59:57ye ulaştı.

 

tik

 

58.

 

tik

 

59.

 

tik

 

60.

 

Saat 12:00:00ı gösterdi.

 

Zırr~

 

[Günlük Görevi tamamlamakta başarısız oldunuz.  Belirli bir süre boyunca Ceza Bölgesine gönderileceksiniz.]

 


 

SALLANIR!~

 

Jinwoo gözlerini açtığında tüm bedeni çok fena sarsılıyordu.

 

D-Deprem mi?!

 

Ayağa kalktı ve yatağın ucundaki yatak çerçevesini kaptı.  Titreme o kadar güçlüydü ki, tutunmak bile güç geliyordu.

 

SALLANIR!~

 

Ama geçen her saniye sarsıntılar daha da kötüleşiyordu.

 

Aniden...

 

Pışşş~

 

Hayatını koruması için güvendiği yatak çerçevesi kırıldı.  Hayır, ellerinden kayboldu.  Ellerine baktı, yatak çerçevesinden hiçbir iz yoktu.  Onun yerine avuçlarında kumlar vardı.

 

Kum mu?

 

Pışşşşş~

 

Yataktaki çerçevelerin geri kalanı kuma dönmüştü ve sarsıntılar daha da güçlenmişti.

 

SALLANIR!~

 

Uaaahé

 

Tutunamayınca eninde sonunda yataktan düştü.  Jinwoo odasında hoplayıp zıplayarak çığlık attı.  Teker teker odadaki tüm eşyalar kuma dönüyordu.

 

Uaaaaah!

 

Çaat!

 

Jinwoo aniden kendini bir şeye gömülü hâlde buldu.  Parmak uçları, çevresindeki kumun yumuşaklığını hissetti.  Deprem durdu.

 

Püh püh

 

Ağzına giren kumları tükürürken, kafasını kaldırdı.

 

...?

 

Kendini engin bir çölün ortasında buldu.  Bedenindeki kumu dökerken, ayağa kalktı ve çevresine baktı. Her yönde ucu bucağı olmayan kum vardı, ufuğa kadar uzanıyorlardı.

 

Çöl mü?..

 

Bunun herhangi bir mantıklı açıklaması yoktu.  Daha az önce Seuldeki bir hastane yatağında dinleniyordu..

 

Eline bir avuç dolusu kum aldı ve düşüşünü izledi.  Kum doğrudan yere düştü.

 

Rüzgâr falan yok.

 

Yalnızca rüzgâr da değil, etrafına baktığıne ne güneş, ne ay, ne de yıldızları görebildi.

 

Sanki boş bir tuvale kara mürekkep dökülmüş gibi bomboş bir gökyüzü vardı.

 

İşin daha da tuhaf kısmı, etrafta herhangi bir ışık kaynağı olmadığı hâlde, çevresini görmekte hiçbir sorun yaşamamasıydı.

 

Neredeyim ben?

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.

Yorum Yap

Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.

Yorumlar (1)

2029 puan
maahhaam2 ay önce
Üye
çeviren kişi ellerine sağlık. umarım kısa zamanda mangada güncele ulaşırsınız

101 puan
Ulaş2 ay önce
Üye
@maahhaam, İnşallah