Tate no Yuusha no Nariagari - Bölüm 21: Anlaşmazlık Uygulaması

Çeviri : SunFlower
Düzenleme : Lohengramm
Beğeni : 0
Okunma : 106
Tarih : 2 Eylül 2018 16:09:24

Anlaşmazlık Uygulaması

 

  Kalenin bahçesi, düello alanına döndü.

  Birçok insan, kahramanlar arasındaki savaş için heyecanla bahçeye doluşurken, etrafta meşaleler yakılmıştı.

  Ama sonucun çoktan belli olduğu düşünülüyordu.

  Kendimle olan savaşımın, Kalkan Kahramanı ya da Mızrak Kahramanı Motoyasu’yla bir ilgisi yoktu.

  Görünen Kalkan Kahramanı ve Mızrak Kahramanı tarafları arasında bir savaş olsa da… aslında olan bu değildi. Bu sadece Motoyasu ve benim aramdaydı, teke tek.

  Tahmin edilebileceği gibi Motoyasu’nun kibirli oluşu kendi tarafına dayanmasına izin vermedi ve kendi işini kendi halletsin diye olay düelloya döndü.

  Herkes sonucu az çok tahmin edebilirdi.

  Etkinliklerde genelde duyulan iddialaşma sesleri bile yoktu, sonuca kesin gözüyle bakılıyordu. 

  Kalede sadece soylular değil aynı zamanda dalgada mücadele eden maceracılar da yaşıyordu.

  Yani normalde burada herhangi bir iddialaşma olmaması mümkün değildi.

  Bir başka deyişle herkes benim kaybedeceğimden oldukça emindi.

  Ren ve Itsuki de kalenin terasında gülerek etrafa bakınıyordu.

  Yenilmem, kölemi kaybetmem… herkes bunu bekliyor gibi görünüyordu..

 

  Kahretsin! Kahretsinkahretsinkahretsinkahretsin!

 

  Hepsi beni hiç düşünmeden sahip olduğum ne varsa benden almak istiyordu.

  Dalgada bile üzerime ateş yağdırılmıştı.

  Tüm bu dünya benimle alay eden düşmanlarla doluydu.

  …İyi. Yenilmek tek seçeneğim gibi duruyor. Ama bu, o kadar kolay olmayacak.

  Bana bak Motoyasu. Sana karşı olan kinim bastırılamaz.

 

  Kral: “O halde, Kalkan Kahramanı ve Mızrak Kahramanı arasındaki düello başlasın! Sonuç, bitiş düdüğünün çalmasına yakın zamanda ya da taraflardan biri pes ettiğinde belli olacak.”

 

  Gevşetmek için bileklerimi oynattım, parmaklarımı şıklattım ve kendimi hazır hale getirdim.

 

  Naofumi: “Mızrak ve Kalkan Kahramanı arasındaki savaşı kim kazanacak? Bunun cevabı… bariz değil mi?”

 

  Motoyasu göz ucuyla kibirle bakarak beni küçümsediğini belli ediyordu.

  Aman ne hoş.

 

  Naofumi: “Pekâlâ o zaman…”

 

  Motoyasu, savaşların sadece rakibini yenmekten ibaret olmadığını sana göstereceğim.

  Etraftakiler tartışmaya başlar, çelişki kelimesi hakkında konuşur; bir tüccar en güçlü mızrak ve en güçlü kalkanı dolaşarak satmaya çalışsa, ikisi arasından hangisi gerçekten daha güçlüdür? Çelişki, bir şeylerin birbirine uymadığı anlamına gelen bir kelimedir.

  Her ne kadar ben çelişkinin kendi içinde çelişkili olduğunu düşünsem de.

  Sonuçta maçın sonucunu ne belirleyecekti?

  Durum Shogi ve Go ile aynıydı.

  Mesela, oyunda kötü bir elin olsa, ne yapardın?

  Silah ve mızraklar rakibi öldürmek için tasarlanmıştır.

  Kalkanlar ise kullanan kişiyi koruma amaçlı tasarlanmıştır.

  Daha da açmak gerekirse, eğer en güçlü mızrağı durdurmayı başarırsa, kalkan kazanır; tam da istendiği gibi.

  Kalkan ve mızrağın amaçları temel olarak farklıdır.

 

  Kral: “Savaş!”

  Naofumi: “UUOOOOOOOO!”

  Motoyasu: “HOBAAAAAAAAAAA!”

 

  Büyük bir yumruk atacak gibi Motoyasu’ya doğru koştuğum sırada o, elinde hareketsiz duran mızrağıyla aynı şekilde koşuyordu ve belli belirsiz şekilde beni bir yokladı.

  Mesafe iyice daraldığında Motoyasu mızrağını sıkıca tuttu ve bana doğru salladı.

  Beklenmedik bir yerden gelecek saldırı, baş edilemeyecek bir saldırıdır.

 

  Motoyasu: “Karmaşa Saldırısı!”

 

  Motoyasu’nun mızrağı anında kopyalarıyla çoğaldı.

  Bu bir beceriydi! Birden ileri doğru hücum ettiler.

  Saldırımı durdurdum.

  Geri giderken başımı korudum.

  Bumbum!

  Daan!

  Oov… Ağrı bir omzumdan diğer tarafa geçti.

  Sadece biraz kaşıntı olmasına rağmen bir kahramandan gelen bunca saldırıdan sonra katlanılması zor hale gelmişti.

  Motoyasu’nun kullandığı beceri, bitirme hareketiydi yani belli ki Motoyasu, sakinleşme noktasına gelmişti.

 

  Motoyasu: “Al bakalım!”

 

  Motoyasu, hâlâ mızrağını bana doğru sallıyordu.

  Mızrak ya da şu anki haliyle baltalı kargı güçsüzleşmeye başlamıştı.

  Rakip, uzun silahın daha etkili olduğu savaş alanının orta bölümünü geçtikten sonra silahı kullanmak zorlaşır.

  Bu yüzden rakibin yaklaşmasına izin vermeden onun işini bitirmekte bu silahlar daha etkilidir. Ama iş bana gelince küçük bir darbe kalkanımı devirmek için yeterli olmayacaktır.

  Motoyasu’nun bıçağından kağıt kalınlığı kadar ince bir sınırla kurtuldum, tüm ağırlığımı öne verdim ve eğildim.

  Yumruğumu Motoyasu’nun yüzüne doğru yönelttim.

 

  Dan!

  Pf! Zarar vermem imkansızdı.

  Yine de saldırım bununla sınırlı kalmadı.

  Motoyasu’nun takımı, ataklarım bir yaraya hatta kaşıntıya bile sebep olmayacağı için alay ediyordu.

 

  Bu durumu ne kadar sürdürebilirsin?

 

  Pelerinimin altından öldürücü silahımı çıkardım ve Motoyasu’nun yüzüne doğru fırlattım.

  Tadaa!

 

  Motoyasu: “Oouuv!”

 

  Kahrolası dalga sırasında şiddetli ateş yağmuruna uğradığım için tehdit etmek amacıyla kaleye giderken yanıma tehlikeli bir şeyler aldım.

 

  Motoyasu: “Aa? Aaa?!”

 

  Hehehe... Motoyasu şaşkınlık içinde saçma sapan sesler çıkarıyordu.

  Namnamnam!

 

  Motoyasu: “Ouv, ouuv!”

 

  Motoyasu, o değerli yüzü ısırılırken acı içinde kıvranıyordu.

  Görüldüğü gibi ataklarım o kadar da boş değil.

  Balon uzmanı denen biri için bunlar gerçekten uygun silahlar.

 

  Naofumi: “Oraoraora!”

 

  Yüzünde 2 balon varken Motoyasu, ayakla bastırılıyordu ki ayağa kalkamasın ve balon başka yerlere gitmesin.

 

  Seyirci: “B-Balonlar neden?”

 

  Seyircilerin bağırışları iyice şiddetlendi.

  Ama onlar zaten biliyordu!

  Vücudumun tüm ağırlığını verdim ve balonları tekmeleyerek onun bacakları arasında git gel yaptırmaya devam ettim.

 

  Motoyasu: “Aah… sen! Sen ve böyle bir şey yapmak!”

  Naofumi: “Eğer konu kazanmaksa ne kadar kötğ olursa olsun her şeyi yaparım! Hedef, bir jigolonun hayatı gibi olan yüzün ve erkek olmanın kanıtı olan hayalar! Berbat bir yüz ve hayalarla ağlayıp sızlanan birine dönüşürsün, seni çirkin otaku!”

  Motoyasu: “Ne!? Durdur şunuuuuuuuuuu!”

  Naofumi: “Yapamaaaam!”

 

  Şiddetli bir güçle bıkmadan Motoyasu’nun hayalarına vurmaya devam ediyordum.

  Motoyasu, sonunda yüzüne yapışan balonları kesmek için sıkıca mızrağını tuttu ve hâlâ yerdeyken yüzüne doğru vurmaya başladı.

  Bu sebeple yüzündeki balonlar birer birer bölünmeye başlayınca sakladığım diğer balonları ona doğru atıyordum.

  O sırada yapabileceğim her şekilde onu rahatsız ediyordum.

  Sonuçta kaybedecek gibiydim bu yüzden tüm gücümle Motoyasu’ya vurup ona en yüksek seviyede travma yaşatacaktım.

 

  Naofumi: “Oraoraora!”

  Motoyasu: “Aah! Yapma şunuuuuu!”

 

  Tüm vücudumla yerden kalmaya çalışan Motoyasu’ya baskı yaptım ve şiddetli saldırışım devam etti.

  Hu-hu-huu!

  Nasıl dinlendirici! Biraz daha acı dolu çığlık!

  Kahkahayla birlikte içten bir gülümseme geldi.

 

  Naofumi: “Ooov…!”

 

  Birden arkamdan güçlü bir itiş geldi ve sendeledim.

  Sendelememe sebep olan şeyi görmek için o tarafa doğru baktım.

  İşte orada, tam orada, o kadın yer mayını!

  Mine hızla kalabalığın arasında karıştı ve elini bu tarafa doğru uzattı.

  Bu muhtemelen rüzgarın büyüsüydü.

  Eğer yanılmıyorsam bu Wingblew adı verilen, yumruk boyutunda hava topu yollayan rüzgar büyüsüdür.

  Hava topu şeffaftır. Eğer tüm dikkatinizi vermezseniz onu göremezsiniz.

  Mine, yüzünde hain bir gülümseme ve kısık göz kapaklarıyla dilini çıkararak benimle alay ediyordu.

 

  Naofumi: “Seeeeeeeeeen!”

 

 Şoke etmek için attığım çığlık, üstündeki baskı kaybolunca ayağa kalkabilen Motoyasu tarafından bastırılmıştı.

  Zar zor nefes alan Motoyasu’nun omzumdan çekmesiyle yere yapıştım, mızrak boynunun arkasında kaldı. Tüm balonlar çoktan yok olmuştu.

 

  Motoyasu: “Haa… Haa… Zafer benim!”

 

  Motoyasu, felaket dalgasındaki acılı ifadesiyle mızrağını havaya kaldırdı ve zaferini ilan etti.

 

        Shogi > Japon satrancı

        Go > Tahta üzerinde oynanan iki kişilik bir strateji oyunu

        Otaku > Saplantı halinde japon anime/manga tutkunu insan

 

 

Önceki Bölüm Sonraki Bölüm

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.