The Novel's Extra

23 Mart 2020
Çeviri: Kyuuseishu
Düzenleme: Kyuuseishu
221 Görüntülenme
Bu bölümü 15 Kişi beğendi.

İlk Karşılaşma - Kısım 3

Bölüm 117, İlk Karşılaşma - Kısım 3

 

Sevk edilen Kahramanlar ve polis, Disneyland'da kargaşaya neden olan tüm kaçakçıları tutukladı.

Yarının manşetleri "Sonuca Varılamayan Anlaşma Kaçakçıların İçinde Savaşa Yol Açtı" gibi şeyler olacaktı.

Bu kargaşanın arkasındaki asıl kişiler olan Jin Sahyuk'un grubu yetkililer gelmeden önce ortadan kaybolmuştu ve Kim Suho ile Chae Nayun da iksirlerim sayesinde iyileşmişti.

“....”

Şu anda Kim Suho yıkılan asfalt parçaları arasında oturuyordu. Arkasından yürüdüm ve elimi başının üstüne koydum. Saçları oldukça yumuşaktı.

Kim Suho arkasını döndü ve beni görünce gülümsedi. Ben de gülümsedim ve yanına oturdum.

"İyi misin?"

"Evet, sayende. İksirin parasını ödeyeceğim."

"Gerek yok. O kızla nasıl bir bağlantın var?"

Cevabı zaten bilsem de, yine de sordum. Kim Suho uzak ufka baktı ve mırıldandı.

"Tanıdığım biri diyelim."

"Anlıyorum."

Daha fazla sormadım.

Bir süre sessizce gece gökyüzüne baktık.

“...Hajin.”

Sonra birden Kim Kimho adımı ciddi bir ses tonuyla söyledi.

"Evet?"

Mümkün olduğunca yumuşak konuştum. Kim Suho yana döndü ve benimle doğrudan yüz yüze geldi. Gözleri, kelimelerle tarif edilmesi zor duygularla doluydu.

Ne hissettiğini hem anlıyor hem de anlayamıyordum.

Evini kaybetmek. Bu yalnız duygusuyla empati kurabilirdim ana benim aksime Kim Suho'nun geri dönem umudu yoktu.

"...Neyse, boş ver."

"Ezik."

Güldüm ve havayı neşelendirdim.

Kim Suho da bunu sessiz bir gülümseme ile kabul etti.

"Bu arada, onu yenen sensin değil mi?"

"Hayır, kendi kendine kaybetti."

"...O ne demek ya?"

Kalktım ve elimi Kim Suho'nun omzuna koydum.

"Beni küçümsedi demek."

“....”

Kim Suho bana açık gözlerle baktı.

Kim Suho'nun birkaç cazipliği olduğunu fark ettim. Çoğu zaman güvenilir, neşeli bir adam olsa da bugün üstünde melankolik bir hava vardı.

Ben gidiyorum. O kızın senin neyin olduğunu bilmiyorum ama bu kadar da alaşağı olma."

"Alaşağı değilim..."

Kim Suho, bariz bir yalan söylerken zorla gülümsedi.

Onun bu halini görmeyi biraz tatsız bulduğumdan saçlarını şiddetle karıştırdım.

"A-ah! N-ne yapıyorsun?!"

"Şimdi cidden gidiyorum."

"Ne? Hey!"

Saçları kuzu gibi şişmiş olan Kim Suho yarı güler bir ifadeyle bana baktı. Ben de otele geri yürürken neşeli bir gülümseme ile ona baktım.

**

Busan lüks otelinin iki kişilik odası.

Yoo Yeonha şu anda derin düşüncelere dalmıştı.

Bugün özellikle karmaşık bir geceydi. Gerçekte, dün gece bayıldığı için bu gece, gerçeği bulduktan sonra tecrübelediği ilk geceydi.

“…Ona söyleyemedim.”

Mırıldandı.

Kim Hajin'e gerçeği söylemeye kararlı olmasına rağmen, tereddüt ettiği için şansını kaçırmıştı.

—O zaman söylemene gerek yok.

Yoo Yeonha hala ona ne dediğini hatırlıyordu. Ancak o, edeceği itirafın ne olduğunu bilmiyordu. Dahası, onu söylemese bile, Yoo Yeonha itiraf edememe şansının olduğunu hissetti.

Korkmuştu.

Bir gün gerçeği öğrendiğinde, silahını ona doğrultacaktı. Hayatında ilk kez "müttefik" olarak gördüğü adam, şu anda hayatındaki en büyük tehdit hâline gelmişti.

Onu hem korkutan hem de üzen şey buydu.

“Ah~ bu harika hissettirdi~”

O anda Chae Nayun duştan çıktı ve Yoo Yeonha'nın kasvetli düşüncelerini kesintiye uğrattı. Yoo Yeonha ona baktı. Chae Nayun iç çamaşırını giymekle meşguldü.

Yoo Yeonha sordu.

"...Bir yerin acıyor mu?"

“Ha? Ah, sorun yok. Görünüşe göre acil tedavi iyiymiş."

Bedeninin sertliği ve hemen iksir tüketmek, iç yaraların kolayca iyileşmesini sağlamıştı.

"Oh."

Chae Nayun iç çamaşırı dışında hiçbir şeyi olmadan yatağının kenarına oturdu. Yoo Yeonha ona baktı. İç çamaşırında bir kedi çizimi vardı ancak mükemmel bedeni yüzünden çocukça görünmüyordu.

Chae Nayun kıyafet giymek yerine akıllı saatini aldı. Hologram klavyeye yazdığını gören Yoo Yeonha sordu.

"Ne yapıyorsun?"

“Hımm? Ah, Kim Hajin'e mesaj atıyorum. Ona teşekkür etmem gerektiğini düşündüm.”

“....”

Yoo Yeonha onu sessizce izledi.

Chae Nayun, büyükbabası Chae Joochul'a saygı duyuyordu.

Ancak Chae Joochul, Kim Hajin'in yaşadığı trajedide Yoo Jinwoong'dan daha büyük bir rol oynamıştı.

Tabii ki Chae Joochul, çirkin tarafını torununa göstermezdi. Bununla birlikte, Chae Joochul "iyi büyükbaba" rolünü ne kadar uzun süre oynarsa Chae Nayun gerçeği öğrendiğinde daha fazla ihanete uğramış hissedecekti.

Ona Kim Hajin'in geçmişini anlatmalı mıyım? Kim Hajin'in ailesini öldürenin, onu ailesinden koparıp yalnız başına yaşamaya zorlayan kişinin, en çok takdir ettiği kişi olan Chae Joochul olduğunu?

Yoksa sessiz mi kalmalıyım?

…Yoo Yeonha ismini söyledi.

"Nayun."

"Evet?"

Chae Nayun, Kim Hajin'in karışık geçmişiyle ilgili hiçbir şey bilmiyordu.

Ve mümkünse... Yoo Yeonha onun öğrenmemesini istedi.

Yoo Yeonha, Chae Nayun'u iyi tanıyordu. Ailesinden birini kaybetmenin acısını bilen biri olarak, Chae Nayun şüphesiz Yoo Yeonha'dan bile daha suçlu ve üzgün hissedecekti.

"..O kişi kimdi?"

"Ne demek istiyosun?"

"Sana saldıran kişi."

"Ah. Bilmiyorum."

"Polise söylemedin mi?"

"Çok tembeldim ne yapayım."

Chae Nayun polise saldırıya uğradığını söylememişti. Büyük ihtimalle babasının bunu öğrenip olay çıkarmasından korkuyordu.

Tap tap tap.

Chae Nayun'un gözleri ve parmakları, akıllı saatinin ekranına odaklanmıştı.

Yoo Yeonha ona dikkatle baktı, sonra az önce dediğine ekleme yaptı.

"…Nazik ol."

“Hımm?”

“Ona mesaj attığında. Rahatsız edici değil, nazik ol."

"…Ne?"

"Beni dinle de sonra pişman olma."

"Ne? Kafan mı güzel senin?"

Chae Nayun sessizce yatağa giren Yoo Yeonha'ya şaşkınlıkla baktı. Başını eğen Chae Nayun, Kim Hajin'den yeni aldığı mesaja baktı ve kaşlarını çattı.

[Yat uyu.]

**

İki gün sonra. 11.00 Pazar.

Evandel ve Hayang ile Küp'ün yurt odasına döndüm. Hafta sonu boyunca tadını çıkarttığım Seul'deki apartman dairem ve lüks otel odamın aksine Küp'ün yurt odası çok küçük ve sıkışıktı.

Neyse ki sonraki sene daha büyük bir oda verilecekti. Eğer dayanamazsam her zaman yurttan çıkıp okula gidebilirdim.

“Tavuk ~ tavuk ~ tavuk, tavuk, tavuk ~”

Aldığım üç kızarmış tavuk ile mutfağa doğru yürürken Evandel ve Hayang mutfak masasında endişeyle bekliyordu.

"Hayang sadece but ve kanat yediğinden..."

Evandel, Hayang'a iki tavuk kanadı ve but verdi. Uzun süre kavga ettikten sonra Evandel sonunda paylaşma kavramını öğrenmiş gibiydi.

Gülümseyerek onların yemek yemesini izledim, ardından yatak odasına gidip bilgisayarımı açtım.

[433 HP kazandınız!]

[Şans devreye girdi! %22 bonus HP kazandınız!]

Dün gece yaşanan olayla oldukça HP kazanmıştım. Sadece şans bonusu bile 100 HP'ye yakındı.

Yeterince biriktirdiğim için kullanmanın zamanı gelmişti.

“Mm...”

Düşündüğüm Fiziklerden birini yazdım.

[Tıbbi Bellek Fiziği]

Son zamanlarda aklıma gelen bir şeydi. Bundan böyle çok fazla ilaç tüketecek gibi gözüktüğümden etkileri kalıcı hale getirecek bir Fizik bulmuştum.

===

*Bellek

—Aynı özellik ve etkiye sahip ilaç tüketirken bedenin tıbbi etkinin bir kısmını ezberler. Miktar şansa bağlıdır.

*Tekrar Üretim

—Vücut %100 ezberlediği tıbbi etkileri doğal olarak üretecektir. Miktar şansa bağlıdır.

—Üretilen tıbbi etkinin etkisine bağlı olarak farklı 'üretim bekleme süreleri' olacaktır.

*Uyum ve Gelişim

—Tıbbi etki, tekrarlanan tüketim ve üretim ile artacaktır. Miktar ve sıklık ve şansa bağlıdır.

===

[1000 HP harcanacak. Kaydetmek ister misiniz?]

"Siktir."

Beklediğim gibi, kalıcı bir istatistik artışı ile ilgili değişiklikler oldukça pahalıydı.

Ama pahalı olması da maliyetine değdiği anlamına geliyordu. Asura ile savaşım ve Jin Sahyuk'un saldırı yüzünden de çok rahatlıkla ödeyebileceğim kadar HP'm vardı.

[Ayar değiştirildi.]

[Şans devreye girerek Tıbbi Bellek Fiziği'nin genel işlevselliğini artırdı!]

“Hımm.”

Sonra, bir ginseng hapı yemeyi denedim.

[Bir ilaç tüketerek güç, yaşam gücü, dayanıklılık ve büyü gücü istatistikleriniz yavaşça artıyor.]

[Bedeniniz ginseng hapının istatistik artışı etkisinin %4'ünü ezberledi.]

%4.

Artışın doğrusal olduğunu varsayarsak, vücudumun üretimi öğrenmesi için sadece 25 hap tüketmem gerekiyordu.

“Bu hiç de fena değ—”

Sonra aniden, üst kolum ağrımaya başladı.

Beklediğim bir acı olmasına rağmen pek dört gözle beklediğim söylenemezdi.

Hemen üstümdeki tişörtü çıkartıp koluma baktım. X şeklindeki İz'in üzerine hilal şeklinde bir çizgi çekiliyordu.

İnlememek için dişlerimi sıktım.

Evandel şu anda dışarıdaydı. Sebepsiz yere benim için endişelenmesine izin veremezdim...

Alışması imkansız olan bu yanma hissinin altında bilincim kaybolmaya başladı.

**

"Aah!"

Gözlerimi açtığımda saat 11 idi.

Dahası, Rachel ile buluşmaya söz verdiğim gün olan Pazar'dı.

"Siktir, sıçtım."

Oturma odasına gittim ve Evandel ile Hayang'ın uyuduğunu gördüm.

Önce akıllı saatimi kontrol ettim.

[Cevapsız arama - 6:34]

Saat 6:34'te cevapsız bir çağrı vardı.

Yoksa?..

"Ahh."

Kolum hala acısa da hemen odamdan çıktım ve Rachel ile buluşacağım yere gittim.

Beş dakika içinde geldikten sonra yakındaki bir çalıya saklanarak Rachel'ı aradım.

“....”

Düşündüğüm gibi, Rachel hala beni bekliyordu. Yalnızlığını gidermek için olsa gerek, bir sokak kedisinin yanında duruyordu.

Rachel kedinin sırtını okşadı ve gökyüzüne baktı. Ağzı yavaşça hareket etti. Bir, iki, üç…. Yıldızları sayıyor gibiydi.

Çok üzülmeme rağmen ilk önce bileziği kolunda mı diye kontrol ettim. Onsuz, ona yardım edebilmemin hiçbir yolu yoktu.

Neyse ki, bileziği takıyordu.

Kafamı kaşırken ona yaklaştım.

"Şey... Rachel-ssi?"

Rachel beni gördü, sonra sessizce kafasını eğdi.

Hiçbir haber almadan beş saat bekleyen birine göre çok kızgın görünmüyordu. Ancak, hafifçe çıkıntılı dudakları ve keskin, kedi benzeri gözleri bana üzgün olduğunu açıkça belli ediyordu.

Onu suçlayamazdım. Sonuçta beş saat beklemişti.

"Üzgünüm, geciktim. Bir sorun çıktı da."

Yavaşça ona doğru yürüdüm.

Rachel beni hafif bir gülümsemeyle karşıladı.

"Yeni uyanmış gibisin."

Rachel saçlarıma baktı. Saçıma dokundum. Uykudan yeni uyanmışım gibi kabarmıştı.

"Ama sorun değil, ben de yeni geldim."

"...Ha? Ah... Öhöm. Özür dilerim."

Sesi kesinlikle üzgün geliyordu. Biraz garip hissederek kolumu kaşıdım.

"Geç kaldığım için direkt sadede geliyorum. Şey, Rachel-ssi, Bariyer öğrenmek istemiştin değil mi?"

Rachel sessizce başını salladı.

"Ama sana Bariyer'i öğretmen önce... Neden benim eğitim yöntemimi denemiyorsun?"

"Ha?"

"Şey işte, insanların farklı eğitim yöntemleri olur. Duvara takıldığında bunun üstesinden gelmenin en iyi yolu eğitim yöntemini değiştirmektir. Benim kullandığım yöntem senin için de uygun olabilir, Rachel-ssi."

Aceleci ve huysuz sesimi duyan Rachel şüpheyle bana baktı.

"Neden yarın ağırdan almıyoruz?.."

"Hayır, hayır, sadece meditasyon yapıyormuş gibi otur."

Rachel ne demek istediğimi anlamamış gibi başını eğdi.

"Benim gibi otur."

"Ah, peki."

Rachel yere bağdaş kurup oturdu.

"Ardından büyü gücünü bedenine yay. Buna akupunktur noktalarının kırılması denir..."

Savaş sanatı romanlarından hatırladığım bazı uydurma kelimeler mırıldandım. Neyse ki Rachel şikayet etmeden büyü gücünü kontrol etmeye odaklanmıştı. Hafif mavi bir parıltı vücudunu sarmaya başladı.

"Güzel, devam et."

Çok şüpheli bulmayacağını umarak onu cesaretlendirdim.

"Sonra tüm büyü gücünü sol bileğine odaklamayı dene. Sonra tüm vücudunda dolaşmasını sağlayacağız."

En önemli kısım buydu.

Büyü gücü sol bileğindeki bileziği açtığında bu işe yaramaz eğitim yöntemi en iyi eğitim yöntemine dönüşecekti.

"Sol bileğine güç ver, sanki büyü gücü yayıyormuş gibi."

Fışşş.

Bilezik, büyü gücü ile titremeye başladı. Ancak Rachel'ın suratı domates gibi kızarırken Kelebek Fidesi Tozu'nun çalışmaya niyeti yoktu gibi.

"Daha da zorla, sanki bileğindeki bileziği kırmak istiyormuşsun gibi..."

Rachel'ın titremesi daha da güçlendi. Büyü gücü hareketi de daha şiddetli hale geldi ve en sonunda...

Tak—

Bilezik ortadan ikiye yarıldı.

İçindeki Kelebek Fide Tozu sonunda dökülmeye başladı.

 

Çevirmen Notu

Yeni serimiz İçin Tıkla

Yeni serimiz "Cephenin Kralı"na bir göz atmayı unutmayın ;)

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
Melih (1362 puan) Üye
2020-03-25 05:39:03
Chae Nayun ve Yoo Yeonha'yı her bölüm daha çok seviyorum :D
Farazgul (245 puan) Üye
2020-03-25 02:45:37
Çeviri için teşekkürler.
Shin (18 puan) Üye
2020-03-24 21:42:29
elinize sağlık
Shin (18 puan) Üye
2020-03-24 21:41:53
bölüm için teşşekürler yeni seri hakkında üstad Kyuuseishu eğer senin gibi sorumluluk sahibi biri iseler ve seriyi bırakmazsalar okuruz tabikide Bu arada bazı bölümlerine beğen atmıyom unuttuğumdan kusruma bakma
YE Qui (66 puan) Üye
2020-03-24 01:26:17
Bölüm için teşekkürler elinize sağlık
manyetikkarpuz (1408 puan) Üye
2020-03-23 23:49:08
bölüm için teşekkürler
maahhaam (4109 puan) Üye
2020-03-23 20:08:30
Çeviri için teşekkürler
Shin (18 puan) Üye
2020-03-24 21:43:48
@maahhaam, knk bişi sorcam bu puanlar her yorumda 1 artıyo ya ciddi ciddi 4053 yorum mu attın cidden çok merak ettim
maahhaam (4109 puan) Üye
2020-03-24 23:24:52
@Shin, hayır tabiki :) overlord ve solo leveling premiumları aldım. Premium alınca ekstra puan kazanıyorsun
Labaroka (1509 puan) Üye
2020-03-23 19:56:39
Efsane bir bölümdü.
Ulaş (1234 puan) Üye
2020-03-23 19:30:12
Ellerinize sağlık