The Novel's Extra

25 Mart 2020
Çeviri: Kyuuseishu
Düzenleme: Kyuuseishu
207 Görüntülenme
Bu bölümü 15 Kişi beğendi.

Yapılması Gereken - Kısım 4

Bölüm 121, Yapılması Gereken - Kısım 4

 

İz'in üç çizgisini kullanarak yaptığım ok ile ortalama seviye canavarların en zirvelerindeki bir canavarın kolunu yok etmiştim.

Oldukça iyi bir patlama gerçekleşse de sonucunu izleyecek enerjim yoktu. Anında beynim uyuştu ve gök ile toprak yer değiştirdi.

Ani baş dönmesi yüzünden ağaçtan düşmüştüm.

"...Ah."

Bu durumdayken savaş alanına baktım. Bir büyü gücü kılıcının fırladığını görebiliyordum. Bu Chae Nayun'du.

Kara Gulyabani'nin kolunun yarısı kadar büyüklüğündeki devasa kılıcını salladı. Bu güçlü darbe ile gulyabani ayakları üzerinde sendeledi ve o sırada da diğer öğrencilerden düzinelerce saldırı geldi.

Her durumda, İz'deki çizgi sayısı arttıkça büyük miktarda İz kullanımın verdiği etkiler de artıyordu.

Büyük ihtimalle bedenim büyü gücü salınımına dayanamadığı içindi.

"Ahh..."

Başım döndüğü için gözlerimi kapattım.

Güm, güm, güm.

Savaş gittikçe şiddetleniyordu ancak kulaklarıma giren ses gitgide yumuşaklaştı.

En sonunda uyuşukluk karşısında pes ettim.

***

Gözlerimi açtığımda Chae Nayun önümde duruyordu.

Yumuşak cildi ve yüz ifadesi merakla doluydu.

İnanılmaz güzelliği beni yine şaşırtmıştı.

"Ah."

Chae Nayun irkildi ve bir adım geri attı.

"...Ne?"

"U-uyandın mı?"

Ne yapıyordu da bu kadar şaşırmıştı? Yüzümü ovuştururken sordum.

"...Bana bir şey mi yaptın?"

"N-ne demek istiyorsun? Herkes savaşırken senin böyle huzurlu huzurlu uyuduğunu görünce şaşırdım o kadar!"

Chae Nayun gergin bir şekilde bağırırken yanıma oturdu.

"Ah, özür dilerim, biraz yorulmuşum."

"...Öhöm. Ama yaptığın şey harikaydı. Bu senin bitirici hareketin miydi? Şey işte, böyle nihai hareket gibi."

Sessizce başımı onaylar anlamda salladım. Olmasını istediğim şeyin bir önemi yoktu. Bunu kullanmak beni uykuya sokuyor gibiydi, o yüzden evet, buna bitirici hamle denebilirdi.

"Kara Gulyabani'ye ne oldu?"

"Öldürdük. Senin sayende kolay oldu."

"Bunu duymak güzel."

O sırada, önümüzde hologramdan bir pencere belirdi.

[Etabı tamamladınız!]

[Şimdi katkı puanları verilecek. En iyi üç katkı sağlayan kişi şunlar.]

[Chae Nayun: 68 puan]

[Kim Hajin: 39 puan]

[Yi Jiyoon: 33 puan]

[Katkı listesinin en üstündeki %30'luk kısım 2 saatlik dinlenmenin ardından üst aşamaya taşınacak.]

[Onların altında bulunan %30'luk kısım bir düşük aşamaya taşınacak.]

[Kalan %40'lık kısım ise tekrar deneme şansı verilecek.]

Uyarıları görünce, sonunda bu Kule'nin nasıl çalıştığını anladım.

Bunun gibi etapları tekrarlayarak öğrenciler ya aşağı iniyor, ya yukarı çıkıyor ya da aynı seviyede kalıyorlardı. Puanlar da sınav bittiğinde buna göre verilmeliydi.

"Ah~ Demek böyle çalışıyor."

Chae Nayun da anlamış olmalıydı ki alkış yapıyordu.

Ardından omzumu dürttü.

"Hey, benimle takım ol."

"Takım mı?"

"Evet, grup özelliği var. Bak."

Chae Nayun akıllı saat ekranını gösterdi. Tıpkı son girdiğimiz final sınavı gibi, öğrencilere sınav için özel akıllı saatler verilmişti. İlk başta bu sınav akıllı saatinin yalnızca zamanı gösterdiğini düşürmüştüm ancak artık bir "grup" özelliği vardı.

"...Bu ne ya?"

"Takım kuralım hadi."

Chae Nayun'a baktım. Parlayan gözleri altında baskı altında hissedip bakışlarından kaçındım. Ardından Chae Nayun kolumu tuttu.

"Seninle takım olmak istiyorum."

"Bırak beni."

"Hadi ama, takım olalım. Lütfen?~"

Kolumu çekiştirip sevimle davranmaya çalışıyordu... Ancak ben beynimin sarsıldığını hissedebiliyordum. Sanki beni yakamdan tutup sarsıyor gibi.

"Hey, dur, bırak. Kusacağım."

"Kabul edersen bırakırım. Çabuk."

Tişörtümü yırtacak kadar güçlü çekiştiriyordu.

Başka bir seçeneğim olmadığı için başımla onayladım.

"Tamam, tamam."

Chae Nayun'un sıkboğazı, resmi olarak grup kurana kadar devam etti.

***

Ardından Chae Nayun ile birlikte iki etap daha yaptık.

Bir ormanda bir NPC'yi koruduk, bir kolezyumda başka öğrencilere ya da canavarlara karşı savaştık.

Dürüst olmak gerekirse, Chae Nayun resmen beni taşıyordu. Yetenekleri işte bu kadar eziciydi.

Bir kere Chae Nayun'un uzmanlığı uzun süren savaşlardı. İnanılmaz büyü gücü kapasitesi yüzünden Kim Suho bile onun iyileşme hızına dayanamazdı. Doğal olarak da Chae Nayun'du, bir Kule'ye tırmanma gibi enerji gerektiren olaylarda parlıyordu.

Elbette her ne kadar Chae Nayun beni taşısa da puanlar bireysel olarak veriliyordu.

Şansım olduğu zamanlarda puanlar topladım ve her etapta ilk %30'da kaldım.

[Bu son etap.]

En sonunda bir mağara olan son aşamaya gelmiştik.

Bu etapta ancak en iyilerin en iyileri vardı.

Chae Nayun omzumu dürttü ve konuştu.

"Hey, bu bölüm sonu canavarı etabı olmalı. Önümüzde bir şey var mı diye bir baksana."

"Tamam tamam."

Gözlerimi açtım ve odaklandım.

Görüş alanım genişledi ve pek kayda değer bir şey bulamadım.

Ancak sonra, birini gördüm.

—Huaam.

Taş bir duvarın önünde çömelmiş, esnemekte olan bir kız vardı.

Bu Rachel'dı.

Onu gördüğüme sevindiğimden gülümsedim.

"İleride biri var."

"Cidden mi?"

"Evet, görünüşe göre yalnız gidemeyeceksin. Gidelim."

"Peki."

Chae Nayun ile ilerledik.

Adımlarımızı duyan Rachel hemen ayağa fırladı. Ardından meçini kaldırıp gardını aldı.

Bağırdım.

"Rachel-ssi!"

"Ne? Rachel mı?"

Chae Nayun birden koşmayı bıraktı. O sırada Rachel da meçini bırakarak bize doğru koşmaya başladı.

Karşılaşmamız pek uzun sürmemişti.

"Hajin-ssi?.."

Rachel neşeli bir ifade ile ismimi söyledi ve bu da yanımda duran Chae Nayun'un yüzünün katılaşmasına sebep oldu.

"...Chae Nayun?"

"Ne, prenses neden burada?"

Chae Nayun ve Rachel birbirlerine hoşnutsuz bir şekilde baktılar.

Elimi Rachel'a uzattım. Rachel elimi sıktı, sonra Chae Nayun'a bakmaya devam etti.

Bir rakibe sahip olmak böyle bir şeydi demek.

Önümüzdeki beş yıl boyunca, medya sürekli olarak onları karşılaştıracak ve onları savaşmaya teşvik edecekti. İkisi de aynı cinsiyettendi, ikisi de aynı yaştaydı ve ikisi de kılıç ustasıydı. Doğal olarak da bu onları, Kahraman muhabirlerinin, yani ünlü avlayan muhabirlerden bile daha ekstrem olan muhabirlerin hedefi yapıyordu.

"Şey, Rachel-ssi, neden burada yalnızsın?"

"Ha? Ah, yalnız giremeyeceğimi söyledi, ben de başkalarını bekliyordum."

Bu final sınavı Rachel için tehlikeliydi. Lancaster'ın etkisi hala nispeten küçük olduğu için ortalama üstü seviyenin üstündeki canavarlar birden ortaya çıkmayacaktı, ancak Rachel asıl diğer öğrenciler tarafından tehlike altındaydı.

"Bunu duymak güzel. O zaman beraber girelim."

"Tamam, beni takip edin."

Rachel yolu tıkayan taş duvara dokunduğu anda birden duvar yükseldi ve bir koridor ortaya çıktı. Rachel bizi içeri soktu, ben de onun yanında yürüdüm. Chae Nayun bize arkadan baktı ve koşup yanıma geldi.

Üç dakika kadar yürüdükten sonra...

"Hey, Prenses."

Bir süre Rachel'a baktıktan sonra Chae Nayun sonunda çenesini açtı.

“Kimseyle takım kurmadın mı?”

"...Hayır, yalnızdım."

Rachel kısaca yanıtladı.

“Ah, öyle mi~? Sınavın puan kriterlerinde takım çalışması da olmalı. O konuda sıfır alacaksın o zaman."

Chae Nayun kıs kıs gülüp Rachel'ı kışkırtsa da Rachel sessiz kaldı. Ardından Chae Nayun elini omzuma koydu ve konuştu.

"Ama sen ve ben mükemmel puan alacağız."

"Ne demek istiyorsun?"

"İlk etaptan beridir birlikteyiz. Ayrıca, ben bir savaşçıyken sen bir keskin nişancısın. Mükemmel bir kombanasyon."

"Ah... Iıı, peki."

Rachel, Chae Nayun'a baktı.

"Kombanasyon değil, kombinasyon."

"...Aynı şey işte."

Üç dakika kadar daha sessizce yürüdükten sonra Rachel sanki aklına bir şey gelmiş gibi ellerini birbirine vurdu.

"Ah, doğru, Hajin-ssi, kış tatilinde takım mücadelesindeki diğer üyelerle birlikte İngiltere'ye gelmek ister misin? Clancy Adası'nda büyük bir festival var."

"Clancy Adası'nda mı? Olur, kulağa harika geliyor."

Bir ara gitmeyi istiyordum ancak davetim olmadığı için gidemiyordum. Her ne kadar Rachel için biraz üzülsem de kumarhanede yasaklanmadan önce biraz daha para kazanmak istiyordum.

"Harika, o zaman Hoseung-ssi, Bokgyu-ssi ve Jamer-ssi ile birlikte gelirsin."

Rachel gülümsedi.

Jamer.

Tomer'in takma adını uzun zamandır ilk defa duyunca birden ne yaptığını merak ettim. O anda Chae Nayun yandan mırıldandı.

"Oyalanırsanız geride kalacaksınız~"

“....”

Bir an, Rachel'ın gözleri keskin bir şekilde daraldı. Ancak, Chae Nayun gibi insanlar bu tür tepkilerden hoşlanırdı. Beklediğim gibi, Chae Nayun zafer kazanmış şekilde gülümsedi.

"Yoo Sihyuk'u duydunuz mu, Prenses? Yoo Sihyuk Kampı'nı ya da? Kahraman klanlarının girmek için milyarlarca won verdiği kamp. Kışın oraya gideceğim. Yakında kılıç ustalığı konusunda seni geçebilirim."

Chae Nayun'un küçümsemesi karşısında Rachel nefes verdi ve benimle konuşuyormuş gibi davrandı.

"Eğitimde verimli olmanın birçok yollu vardır Hajin-ssi. Aptal insanlar genelde onlara öğretilen şeyleri anlamadığından onlar normal eğitimlerde verimli olamayabiliyor."

"...Ne? Sen beni—"

"O yüzden bence ben oldukça verimli idman yapıyorum."

Rachel kesinlikle benimle konuşmuyordu.

"Yakın zamanda elementaller elementaller ile biraz yakınlaştım."

Chae Nayun'un sözleriyle kışkırtıldığı için midir bilinmez, Rachel, 'elementaller' kelimesini vurgulamıştı. Tıpkı Evandel'in bana "Hajin Hajin" demesi gibi aynı kelimeyi iki kere söylemişti.

"...Elementaller mi?"

"Evet, elementaller elementaller."

"Ne? Ne diyor bu?"

Chae Nayun kaşlarını çattı. Gözlerinin bir rekabet duygusu ile yandığını görebiliyordum.

"Ah, benim hatam. Bunun bir sır olması gerekiyordu."

Rachel biraz gururlu bir ifadeyle elini ağzına koydu. Yanakları, sanki kahkahasını tutmaya çalışıyormuş gibi şişmişti.

Genelde böyle biri değildi...

Sanırım Chae Nayun, etrafındaki insanları da çocukça davranmaya teşvik etme yeteneğine sahipti.

"Ağzına fare mi girdi?"

Chae Nayun dalga geçerek mırıldanırken başka bir taş duvara ulaştık.

Açmak için enerji sarf etmemize gerek kalmamıştı. Üçümüz yürüdüğü anda kendiliğinden açılmıştı.

"Bu kadar mı?"

Taş duvarın ötesinde yatan şeyin dışarısından bir farkı yoktu.

Ama düz bir koridor yerine, çok daha büyük olan dairesel bir odaydı bu.

"...Bir dakika."

Kollarımı kaldırıp ikisinin durmasını sağladım. Çünkü uzaklarda birini görebiliyordum.

Tüm bedenini kaplayan bir siyah cüppe giymişti ve inanılmaz şüpheli gözüküyordu.

"İleride biri var."

"Merhaba, harbiyeliler."

Önce adam bize yaklaştı.

"Ben Heuk Jeon, final etabının sınav sorumlusu."

Adamın gözlerine, özellikle de kıvrılan siyah göz bebeklerine baktım.

Ne kadar düşünürsem düşüneyim yaydığı aura bir sınav gözetmenine göre bir aura değildi. Daha spesifik olarak, ondan korkunç bir kan kokusu ve aurası hissedebiliyordum.

Görünüşe göre Chae Nayun'un ve Rachel'ın da benzer şüpheleri vardı.

"Cidden bir sınav gözetmeni misiniz?"

"Elbette. Ama bu etaba katılmadan önce geride kalmanız için birinizi seçmem gerekiyor. Aynı anda yalnızca iki kişi katılabilir."

Kendine gözetmen diyen adam bir zar çıkardı.

"1 ve 4 gelirse erkek öğrenci, 2 ve 5 gelirse kısa saçlı öğrenci, 3 ve 6 gelirse sarışın öğrenci."

Tak.

Zar yerde yuvarlandı.

"Zarın üzerinde sayınız belirirse bu etaba katılamayacaksınız."

Çıkan sayı beklendiği gibi 5'ti.

Chae Nayun kaşlarını çattı ve sınav gözetmeni konuştu.

"Kısa saçlı öğrenci."

"...Ne?"

Gözetmen parmağını şıklattı. Ardından gökten birden bir kafes düştü ve Chae Nayun'u güçlü bir büyü gücü ile içine çekti.

"Ah! Bu ne?!"

"Şimdilik orada kal. Yakında bitecek."

"Ah! Dur! Ah, uaaaaah..."

Gözetmen tekrar parmağını şıklattı ve kafes hızla yukarı geri çekildi.

Bunu gören Rachel tedirgin bir şekilde mırıldandı.

"Hajin-ssi, o kişi..."

"Evet, bence de bir Cin."

Rachel başını iki yana sallayıp beni düzeltti.

"...O, Kara Ay Topluluğu'ndan."

"Kara Ay mı?"

"Evet, cübbesindeki sembole bak."

Siyah bir kadeh ve üstünde soluk bir ay.

Kara Ay Topluluğu.

Rachel dişlerini sıktı.

"...Özür dilerim, benim yüzümden."

"Ha? Ah, hayır..."

Kara Ay Topluluğu o kadar mı harikaydı?

Kaşlarımı çattım.

Bu topluluğun yazdığım hikayenin bir parçasıymış gibi hissediyordum ama ne olduğunu bir türlü bulamıyordum.

"Pekala, sınava başlayalım mı?"

Ancak düşüncelerim uzun sürmedi.

Heuk Jeon bize bakarak büyü gücünü saldı.

GÜÜÜÜM!

Birden zemin titremeye başladı.

Yerde yavaş yavaş büyüyen çatlaklar belirmeye başladı.

"Sınav oldukça basit."

Heuk Jeon'un arkasından onlarca hançer fırladı.

Yaydığı öldürme isteği gerçekti.

"Aşağıda bir düello arenası var."

Heuk Jeon bir çatlaktan atladı. Zemin parçalanmaya devam ederken, Heuk Jeon'un sesi aşağıdan yankılandı.

—Eğer 10 dakika boyunca yukarıda kalabilirseniz etabı tamamlamış sayılacaksınız ve sınav bitecek.

O anda birden üzerimde ağır bir basınç hissettim. Aynı anda altımdaki zemin parçalanmaya başladı ve basacak bir yer bulamadım.

"Ah!"

Rachel hemen atlayıp elimden tuttu.

"Hajin-ssi, iyi misin?!"

"Bu..."

"Bir yer çekimi alanı. Gel... yukarı... ah."

Rachel beni yukarı çekmeye çalışırken ben de tırmanmaya çalıştım.

Ancak sonraki anda bedenim daha da ağırlaştı. Rachel'ın bile zorlandığını görünce bunun çok yoğun olduğunu anladım.

Ben ise zar zor nefes alabiliyordum.

—Ama biriniz bile düşerse...

Heuk Jeon'un sesi yankılandı.

—O kişiyi öldüreceğim.

Öldürmek.

Bu kelimenin arkasındaki niyet ürpertici ve dürüsttü. Rachel'ın suratında korku yayıldı.

—Ah, korkmayın, biriniz düştüğü anda yer çekimi alanı kaybolacak. Bu arada, ikinizin birden 10 dakika boyunca bu alanda hayatta kalma ihtimali %0. Bu yerçekimi alanı güçlenmeye devam edecek ve benim bile dayanamayacağım bir noktaya gelecek, o yüzden birinizin vazgeçmesi gerek.

Dediği gibi yerçekimi gitgide güçleniyordu ve zemin artarak parçalanmaya devam ediyordu.

“....”

“....”

Rachel ile birbirimize baktık.

Sonunda niyetinin ne olduğunu anladım.

Hayatta kalmak için birbirimizle savaşmamızı ya da kendimizi feda etmemiz için birbirimizle savaşmamızı istiyordu.

Birden Rachel'ın ifadesi ciddileşti.

"Hajin-ssi, garip düşüncelere kapılma."

"Ne... Garip... Düşüncesi..."

Düşmenin eşiğinde olduğumu gören Rachel iki eliyle elimi tuttu.

"Sakın bırakmaya çalışma. Gücünü eline ver. Çabuk!"

"...Hayır."

Hayır, senin aksine... Ben kendi irademle gücümü elime veremiyorum.

İçten içe kendime gülerken çekim alanı dayanılmaz bir hale geldi. Kütlemizin onlarca katı üstüme bir öküz gibi çökmüştü ve gözlerimi açık tutmakta bile zorlanıyordum.

"Ah, ah, Hajin-ssi, garip düşüncelere kapılma da çık yukarı!"

“....”

Rachel umutsuzca adımı bağırıyordu.

Ama burada daha fazla kalırsam öleceğimi düşündüğümden Rachel'ın elini şiddetli bir şekilde bıraktım.

"Ah, aah, hayır!"

Düştüm.

Ölüme gitmekten çok, özgürleşmiş gibi hissettim.

"Kim Hajin!"

İsmimi bağıran Rachel da aşağı atladı. Ancak birden yokluktan beliren şeffaf bir bariyer onun düşüşünü durdurdu.

Ben düşmeye devam ederken Rachel bariyeri yumruklamaya başladı.

***

Pat.

"Ahh..."

Sırtım yere çarptı ancak dejavu olmuşum gibi, Aether yüzünden hasar almamıştım.

Ancak bu sefer durum farklıydı.

Çabucak ayağa kalktım.

Kendine gözetmen diyen elemanı benden oldukça uzakta dururken görebiliyordum.

Konuştu.

"Beklediğim gibi geldin demek."

Eğer Rachel'ın dediği doğruysa Kara Ay Topluluğu'ndan olması gerekiyordu. Her ne kadar böyle bir organizasyon hatırlamasam da en azından ortalama seviye bir Kahraman seviyesinde olmalıydı.

Kalbimin titrediğini hissettim.

Sınavın başından beri uğursuz bir şeyler olduğunu hissediyordum zaten. Görünüşe göre sezgilerim yanılmamış.

"...Ee, seninle savaşmak mı zorundayım şimdi?

Ama onu yenemesem bile kaybetmemek konusunda kendimden emindim.

Göğsümde saklanan Hayalet Kurt'u bilmiyordu.

Sürpriz saldırıların tercih edilmesinin bir nedeni vardı. Gardını indirip bana saldırdığı anda Hayalet Kurt boynunu koparacaktı.

"Kendine güveniyor musun?"

Heuk Jeon sordu.

Ona cevap vermeden öğrenci tabancamı çıkarttım.

Tak tak tak tak tak.

Tüm şarjörü bir saniyeden kısa sürede boşalttım. Ancak tek bir mermi bile ona ulaşamadı. Arkasında yüzülen hançerlerin hepsi onları kesti.

“Ne yazık ki, seni gerçekten öldüreceğim.”

Oldukça konuşkandı.

Ve tam olarak istediğim de buydu.

Harbiyeli tabancayı ona fırlattım. Hançerlerinden biri ileri doğru uçtu ve tabancayı ikiye böldü.

"Silahından vaz mı geçiyorsun? Sence de teslim olmak için biraz erken değil mi?"

"Evet, biraz erken."

Kolumu uzattım.

Kolumun üst kısmından büyü gücü fırladı ve elimde bir tabanca oluşturdu.

"Bak ben oldukça teçhizatlı gezen biriyimdir."

Desert Eagle.

Önce onu taarruz tüfeği moduna çevirdim.

Bana yaklaşmaya niyeti olmadığına göre onu zorla yaklaştırmam gerekiyordu.

Heuk Jeon hâlâ gülümsüyordu.

Ben de gülümseyerek onu daha da kışkırttım.

"Elinden geleni ardına koyma. Yoksa pişman olursun."

“....”

Dediğim gibi gülüşü sertleşti.

Dişlerini sıktıktan sonra giydiği cüppeyi fırlattı ve büyü gücünü saldı.

Ancak, dikkatimi çeken şey kolunun üst kısmındaki garip dövmelerdi.

Siyah bir kadeh ve soluk bir ay.

Şimdi bu sembolü tekrar görünce onu tanıdığımı hissettim.

"Kara Ay Topluluğu..."

"...Ah? Bir velete göre bilgilisin demek."

Adam gururlu tebessüm etti. Kuruluşunun ünlü olduğunu bilmek onu mutlu etmiş gibiydi.

Bu üç kelimeyi düşündüm.

Orijinal hikayedeki rolleri neydi?.. Dilimin ucunda gibi hissediyordum.

"AH!"

Kafamda bir ampul yandı.

Basitçe söylemek gerekirse bu elemanlar... Bukalemun Topluluğu'nun birçok dalkavuğundan biriydi.

 

Lütfen okuduğunuz bölüme yorum yapmayı unutmayınız. Unutmayın ki yaptığınız her yorum çevirmenleri cesaretlendirir ve mutlu eder. İyi okumalar.
Yorum Yap
Üyelik girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için tıklayın.
Yorumlar
maahhaam (4109 puan) Üye
2020-03-26 14:53:54
Ceviri icin tesekkurler
Milamber (1325 puan) Üye
2020-03-26 11:30:01
Bölüm için teşekkürler
Farazgul (246 puan) Üye
2020-03-26 04:42:35
Çeviri için teşekkürler.
manyetikkarpuz (1408 puan) Üye
2020-03-26 01:20:31
Bolum icin tesekkurler
Shin (18 puan) Üye
2020-03-26 01:04:57
elinize sağlık , fontları arial yapabilirmisiniz acaba okunmuyo time romansda
Melih (1362 puan) Üye
2020-03-26 00:30:27
Rachel ve Chae Nayun aşk rakibi oldular resmen :D
Labaroka (1509 puan) Üye
2020-03-25 23:15:46
Patronun haberi yok sanırım. Hajine birşey olmasına izin vereceğini sanmıyorum.
Kyuuseishu (3267 puan) Yönetici
2020-03-25 22:46:14
Bu bölüm diğer bölümlerden çok daha uzun olduğu için biraz gecikti, kusura bakmayınız ^^
Labaroka (1509 puan) Üye
2020-03-25 23:14:48
@Kyuuseishu, teşekkürler. Bölümü beğendim.
YE Qui (66 puan) Üye
2020-03-26 01:03:43
@Kyuuseishu, çok teşekkürler elinize sağlık.
Farazgul (246 puan) Üye
2020-03-26 04:43:26
@Kyuuseishu, emeklerin için çok sağol.
maahhaam (4109 puan) Üye
2020-03-26 14:53:32
@Kyuuseishu, ellerine sağlık